İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1223 E. 2026/975 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1223
Karar No
2026/975
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1223 Esas KARAR NO : 2026/975

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/12/2025 KARAR TARİHİ : 09/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın davalı firmaya 2025 Nisan ayından Eylül ayı sonuna kadar haşere kontrol hizmeti verdiğini, bu işlemlere istinaden düzenlenen toplam 18.240,00 TL bedelli son 8 adet fatura alacağının davalıdan talep edilmesine rağmen ödenmediğini, alacağın tahsili için ....İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalının kötüniyetli itiraz ettiğini belirterek takibe yapılan haksız itirazın iptalini ve takibin devamını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı alacaklı tarafından müvekkil şirket aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyasında başlatılan takipte ödeme emrinin müvekkil şirkete tebliğ edildiğini, müvekkil şirketin konkordato süreci kapsamında takip yasağını ileri sürerek takibin durdurulmasını talep ettiğini, bu talep doğrultusunda icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, İcra Müdürlüğü’nün işleminin tamamen hukuka uygun olduğunu, zira müvekkil şirket hakkında .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/... E. sayılı dosyasında yürütülen konkordato davası kapsamında 24.03.2022 tarihinde kesin mühlet kararı verildiğini, 28.03.2023 tarihinde mühlet süresinin 6 ay süreyle uzatıldığını ve 28.09.2023 tarihli kararla konkordatonun tasdik edildiğini, davacı tarafın icra takibine konu alacağın konkordato tasdik kararından sonra doğduğunu ileri sürerek takip yasağı kapsamında olmadığını savunduğunu ancak bu iddianın konkordato hukukunun sistematiğine ve ilgili mahkeme kararlarının açık hükmüne aykırı olduğunu, konkordato sürecinde verilen tasdik kararının kesinleştiği anda bağlayıcı hale geleceğini ve bu durumun İcra ve İflas Kanunu’nun 308/c maddesinde açıkça düzenlendiğini, tasdik kararı verilmiş olsa dahi bu karar kesinleşmediği sürece borçlunun konkordato korumasının devam ettiğini, nitekim .... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 28.09.2023 tarihli konkordatonun tasdikine dair kararda tüm tedbirlerin tasdik kararının kesinleşmesine kadar devamına hükmedildiğini, Yargıtay içtihatlarının da tasdik edilen konkordato kararının kesinleşmediği sürece alacaklının takibe geçmesinin mümkün olmadığını net bir şekilde ortaya koyduğunu, somut uyuşmazlıkta takip tarihi olan 27.06.2025 itibariyle konkordato tasdik kararının henüz kesinleşmediğini, bu nedenle icra müdürlüğünce takibin durdurulması kararının kanun hükümlerine ve mahkeme kararına tamamen uygun bulunduğunu, ayrıca müvekkil şirketin davacı alacaklıya herhangi bir borcu bulunmadığından ödeme emrinde yer alan borç, faiz, fer’iler ve diğer tüm takip unsurları yönünden süresi içinde tam itirazda bulunulduğunu belirterek alacaklının müdürlük işleminin iptali isteminin reddini talep ve dava etmiştir. DELİLLER : .... İcra Dairesi ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi yazı cevabı, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, başlatılan .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir. .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 18.240,00 TL asıl alacak tahsili için faturaya dayalı cari hesap açıklamalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi 18.05.2026 tarihli raporunda; Bilirkişiye verilen görev çerçevesinde yapılan tespit ve açıklamalar ışığında; Davacı Açısından: Taraflar arasında TTK’nın 89. maddesi anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesine rastlanmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin açık hesap ilişkisi niteliğinde olduğu, açık hesap ilişkisinin önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen ticari ilişkinin devam etmesi durumunu ifade ettiği, Davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun şekilde tutulduğu, bu haliyle davacı lehine delil niteliği taşıdığı, davacının elektronik sistemine kayıtlı faturaları e-fatura sistemi üzerinden “Ticari Fatura Senaryosu” ile gönderdiği, bu kapsamda düzenlenen faturaların alıcısına tebliğ edilmiş sayıldığı, davacının ticari defter kayıtlarında davalıdan takip tarihi itibarıyla 18.240,00 TL alacak kaydının bulunduğu tespitinin yapılmış olduğunu, davacı tarafın .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile başlatmış olduğu ilamsız takipte 18.240,00 TL asıl alacağın tahsilini talep ettiği, Yapılan inceleme ve hesaplamalar kapsamında davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan 18.240,00 TL alacak talep edebileceği, bu alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun gereği %42,25 orandan başlayacak değişen oranlarda faiz uygulanması gerekeceği, Davalı Açısından : Davalı şirket hakkında .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/... E. sayılı dosyasında yürütülen konkordato davası kapsamında 24.03.2022 tarihinde kesin mühlet kararı verilmiş, 28.03.2023 tarihinde mühlet süresi 6 ay süreyle uzatılmış, 28.09.2023 tarihli kararla konkordato tasdik edilmiş olduğunu, Davalı şirket hakkında yürütülen konkordato sürecine ilişkin olarak verilen kesin mühlet ve akabinde konkordatonun tasdik edilmiş olduğu anlaşılmakla birlikte, konkordato hükümlerinin kapsamı itibarıyla yalnızca başvuru tarihinden önce doğmuş borçlara yönelik bir koruma sağladığı, borçlunun bu süreçteki faaliyetleri kapsamında sonradan doğan borçların ise konkordato kapsamında değerlendirilemeyeceği, Somut olayda davacı alacağının 2025 yılında doğduğu dikkate alındığında, söz konusu alacağın konkordato kapsamında kalan borçlar arasında yer almadığı, bu nedenle İcra ve İflas Kanunu’nun konkordatoya ilişkin hükümleri uyarınca öngörülen takip yasağından yararlanamayacağı, davacının bu alacak yönünden genel hükümler çerçevesinde davalı aleyhine icra takibi başlatabileceği sonuç kanaatine varıldığını bildirmiştir. İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, icra dosyası, bilirkişi raporu içeriğine göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4) Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay 15.H.D. 2016/2310 Esas, 2017/2537 Karar sayılı kararı)

İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; eldeki davanın mahiyeti gereği mahkememizce tarafların dayandıkları ticari defterlerin incelenmesine ilişkin ara karar kurulduğu ve ancak belirlenen gün ve saatte davalı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere ibraz etmediği, davalı usulune uygun yapılan tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmış olup ticari defterlere delil olarak dayanan davacının usulüne uygun ve alacağın kaynağını oluşturan kayıtları içeren ticari defterlerinin lehine delil teşkil ettiği, incelenen ticari defterlerine göre davacının, davalıdan 18.240,00 TL alacaklı olduğu, davalının faturaya itiraz etmediği, alacağın konkordatodan sonra doğduğu anlaşılmış olup, ticari defter ve kayıtların kesin delil olarak kabul edildiği hususu göz önüne alındığında, dava konusu edilen alacak yönünden davalı tarafın defter ve belge ibraz etmeyerek HMK m. 222/3 hükmü gereği davacı tarafın defterlerinde yer alan kayıtları kabul etmiş sayılması gerekeceği sonuç ve kanaati ile davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiştir. Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi faturadan kaynaklanan hesap alacağının tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KABULÜ ile; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ....İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takibin aynı şartlarda devamına, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 inkar tazminatı olan 3.648,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 615,40 TL harcın mahsubuyla bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 615,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 10.040,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-AAÜT gereğince hesap edilen 18.240,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair,6100 sayılı HMK'nun ilgili maddeleri gereğince dava değerinin istinaf/temyiz sınırının altında kalması nedeniyle kesin olmak üzere verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/10/2026 09/10/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1223, K. 2026/975, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1223-e-2026-975-k-081b30241634