İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/823 E. 2026/897 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/823
- Karar No
- 2026/897
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/823 Esas KARAR NO : 2026/897
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/11/2025 KARAR TARİHİ : 14/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasında 2014 yılından itibaren ticari ilişki bulunduğunu, tarafların 2017 yılı Mayıs ayında bir araya gelerek bu tarih itibarıyla davalının 680.955,66 TL tutarında cari hesap borcu bulunduğu hususunda mutabakata vardıklarını, taraflarca imzalanan 05.05.2017 tarihli sözleşme uyarınca cari hesap borcunun USD’ye endekslendiğini ve en geç 14.07.2017 tarihinde 182.608,15 USD olarak ödenmesinin kararlaştırıldığını, ayrıca sözleşmenin 3. maddesi uyarınca temerrüt halinde borcun üç katı tutarında cezai şart ödeneceğinin hüküm altına alındığını, davalının 14.07.2017 tarihine kadar borcunu ödememesi üzerine tarafların 21.08.2017 tarihinde yeniden bir araya geldiklerini ve 14.07.2017 tarihli sözleşmeden doğan cezai şart borcunun ödenmesi hususunda mutabakata vardıklarını, davalının bu mutabakat kapsamında müvekkiline 21.08.2017 düzenleme tarihli, 182.608,15 USD bedeli ve sırasıyla 10.12.2017, 10.06.2018 ve 10.01.2019 vadeli üç adet senet teslim ettiğini, ancak teslim edilen senetlerin de vaktinde ödenmediğini, Müvekkilinin, davalının ve dava dışı şirket ortağı ...’un mal kaçırdığını haricen öğrenmesi üzerine söz konusu senetlere istinaden ... 3. İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, davalının ise takibe ve borca itiraz ettiğini belirterek; Davanın kabulüne, icra dosyasına yapılan itirazın şimdilik 5.000 USD’lik kısmının iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı tarafça davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLER : ... 3. İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası, ticari kayıt ve belgeler, fatura örnekleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı tarafından açılan dava, İİK 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilaf, Davacının ... 3. İcra Dairesi ...Esas sayılı takip dosyasında 5.000,00 Usd yönünden davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı hususundadır. ... 3. İcra Dairesi’nin ...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine carih hesap, bonolar ve taahhüt sözleşmesi kaynaklanan 547.824,15 Usd cezai şart, 436.657,43 Usd geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 982.481,58 Usd alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun yasal süresi içerisinde sunduğu itiraz dilekçesi ile takibin durduğu, davacı alacaklının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı, geçerli haciz yolu ile ilamsız genel takip bulunduğu, borçlu tarafından yasal süresi içerisinde yapılmış ve takibi durdurmuş geçerli bir itiraz olduğu, davanın bir yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı, itirazın iptali davasının koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda ön görülen istisnalar dışında karşı taraf kanuni karinenin aksini ispat edebilir. (HMK M.190). İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. Borçlu itirazın iptali davasına karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir, borçlu her türlü borca itirazını ödeme emrine itirazından bağımsız olarak ileri sürebilir. Deliller toplandıktan sonra, tarafların ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulup tutulmadığı, kapanış tasdiklerinin yasaya uygun yapılıp yapılmadığı, talep edilen alacaklarının ticari kayıtlara işlenip işlenmediği, takip talebindeki alacak ve faizin yerinde olup olmadığı, davacının ... 3. İcra Dairesi ... Esas sayılı takip dosyasında davalıdan 5.000,00 Usd yönünden alacaklı olup olmadığı ve miktarı hususlarında iddia, savunma ve icra dosyası ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek rapor hazırlanması için dosya mali müşavir bilirkişi ...'ya tevdi edilmiş, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu raporunda özetle; "...Sonuç: a) Davalı şirketin davaya cevap dilekçesi sunmadığı, ancak 2017 yılı ve devamı 2025 yılına kadar olan ticari defter kayıtlarını USB ortamında incelemeye ibraz ettiği, yapılan incelemede ticari defter kayıtlarında davaya konu bonolara ilişkin herhangi bir yevmiye kaydının bulunmadığı, ayrıca davalı şirket ile davacı arasında ticari ilişki bulunduğunu gösterir herhangi bir fatura kaydına da rastlanmadığı, b) Davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu beyanda müvekkilinin ticari defterinin bulunmadığını beyan ettiği, bu nedenle inceleme kapsamında herhangi bir ticari defter ibraz etmediği, c) Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibinde; - 547.824,15 USD cezai şart, - 434.657,43 USD takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 982.657,43 USD (38.860.192,18 TL) alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %10 faiz ile birlikte tahsilinin talep edildiği, d) Yapılan incelemede davalı şirketin ticari defter kayıtlarında davaya konu bonoya ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı, ayrıca davacı ile davalı arasında cari hesap veya ticari ilişki bulunduğunu gösterir bir kayıt da tespit edilemediği, e) Davaya konu bononun zamanaşımına uğramış olduğu, bu nedenle takip öncesi işlemiş faiz talep edilemeyeceği, f) sayın mahkemece takip öncesi işlemiş faiz talep edileceği benimsenirse işlemiş faizin 383.527,14 USD hesap edildiği, g) Yine Sayın Mahkemece davacının bonoya dayalı olarak davalıdan cezai şart alacağı bulunduğunun kabul edilmesi halinde, davacının davalıdan 547.824,15 USD (21.666.445,13 TL) alacaklı olabileceği ve bu alacağa takip tarihinden itibaren, 3095 sayılı Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği..." görüş ve kanaate varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi Raporu dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişlidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK 222/4) Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Ayrıca bu durum HMK 222/5’te taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacağı şeklinde ifade edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. Maddesine göre; bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; Taraflar arasında cari hesap mutabakat metnine istinaden 14/07/2017 tarihli sözleşme akdedildiği, bu kapsamda 182.608,15 USD borçlanıldığı, sözleşmenin "Temerrüt ve Cezai Şart" başlıklı 3. Maddesi gereğince; "Borçlu şirket, yukarıda belirtilen borcun, kararlaştırılan vade olan "15.07.2017 tarihine kadar" tamamen ödenmemesi halinde, herhangi bir ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşeceğini ve borç tutarının üç (3) katı oranında cezai şart ödemeyi peşinen kabul eder. Bu kapsamda cezai şart tutarı 547.824,45 USD olup, bu bedel ayrıca tahsil edilmek üzere alacaklı tarafından yasal yollara başvurulabilecektir. Borçlular, borcu vadesinde ödemedikleri takdirde yıllık %10 faiz ile birlikte ödeyeceklerini kabul, beyan ve taahhüt ederler." şeklinde düzenlendiği, akabinde taraflar arasında 21/08/2017 tarihinde 2. Bir sözleşme imzalandığı, bu sözleşmede de cezai şart ile ilgili olduğu, sözleşmesi uyarınca 547.824,45 USD borcuna karşılık alacaklıya üç senedin teslim edildiği ve cezai şart için yapılan ödeme takviminin; 1. Taksit: 10.12.2017 tarihinde 182.608,15 USD 2. Taksit: 10.06.2018 tarihinde 182.608,15 USD 3. Taksit: 10.01.2019 tarihinde 182.608,15 USD şeklinde olduğu, ... 3. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının dayanağının; 05/05/2017 tarihli cari hesap borç mutabakatı sözleşmesi, 21/08/2017 tarihli senet ve ödeme şartlarına ilişkin taahhüt sözleşmesi, 21/08/2017 tanzim tarihli, 10.12.2017 – 10.06.2018 – 10.01.2019 vadeli ve 182.608,15 USD bedelli bonolar gereğince tahakkuk ettiği iddia edilen 547.824,15 USD asıl alacak ve geçmiş gün faizi olduğu, davacı tarafça genel haciz yoluyla takip başlatıldığı, taraflar arasında akdedilen ve itiraza konu olmayan sözleşme kapsamında borcun varlığının ispat edildiği, kambiyo senetlerine mahsus takip başlatılmadığından ayrıca bonoların zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tartışma konusu yapılmadığı, kaldı ki takip dayanağında sözleşmelere de yer verildiği, davalı tarafça da ödeme olgusu ispat edilemediğinden; harçlandırılan ve davaya konu edilen asıl alacak üzerinden davanın kabulü ile; ... 3. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına, davalının itirazının iptali ile takibin taleple bağlı kalınarak 5.000,00 USD üzerinden aynı koşullarla devamına, hükmedilen alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Kabulü ile; ... 3. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına, davalının itirazının iptali ile takibin taleple bağlı kalınarak 5.000,00 USD üzerinden aynı koşullarla devamına, 2-Hükmedilen alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanununca alınması gerekli 14.406,57 TL ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.791,179 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 140,00 TL tebligt ve müzekkere giderleri olmak üzere toplam 9.370,80 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/10/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır