İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/761 E. 2026/445 K. – ...... kayıtları da

Konu: ...... kayıtları da hukuka aykırı delil olduğundan

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/761
Karar No
2026/445
Karar Tarihi
Konu
...... kayıtları da hukuka aykırı delil olduğundan

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/761 Esas KARAR NO : 2026/445

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/08/2025 KARAR TARİHİ : 08/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/06/2026 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalının taraflarınca başlatılan Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı ilamsız icra takibine itiraz ederek, icra takibinin durdurulmasına sebebiyet vermiş olduğunu, borçlunun itirazlarının haksız olup, müvekkilinin alacağına kavuşmasını geciktirmek gayesiyle kötü niyetli olarak yapıldığını, müvekkili şirketin ticari firmalara yemek satışı yapan tacir vasfında olduğunu, müvekkilinin dükkan komşusu olan davalı ..... Şirketinin, yıllardır personellerinin yemeklerini müvekkili şirketten temin ettiğini, davalı şirketin bahse konu yemek siparişlerini, davacı şirketin sahibi ..... 'e ait 0..... numaralı telefon görüşmeleri ve ..... yazışmaları ile gerçekleştirmekte olduğunu, davalı tarafın bizzat kendisi ve personelleri tarafından verilen yemek siparişine ilişin ..... yazışmalarını işbu dilekçe ekinde sunuyor olduklarını, söz konusu siparişler neticesinde, ürünlerin satım bedellerini konu alan birçok fatura düzenlenmiş, faturaların sistem üzerinden davalı tarafa tebliğ edilmiş olduğunu, taraflar, arasındaki ticari teamül gereği açık hesap çalışmakta olduğunu, düzenlenen faturalara konu bedellerin belli bir süre sonra davalı tarafından ödenmekte, yapılan kısmi ödemelerin cari hesaplara kaydedilerek ticari ilişkinin sürdürülmekte olduğunu, ancak, müvekkili şirketten yemek alımına devam eden, davalı tarafın 28/03/2025 tarihinden bu yana hiçbir ödeme yapmamış olduğunu, fatura tarihlerinin üzerinden aylar geçmesine rağmen ödeme yapmayan davalı hakkında, ticari faturalara dayalı cari borç ilişkisini konu alarak icra takibi başlatılmış olduğunu, davalının kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, davalının borcunu ödemeyip icra takibine itiraz etmesinin ve müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla zaman kazanmaya çalışmasının, kötü niyetli yaklaşımını açıkça ortaya koymakta olduğunu, davalının dava sürecinde varlıklarını elden çıkararak müvekkilinin alacak tahsilini imkansız hale getirebileceğinden endişe duyulduğunu beyanla; telafisi imkansız zararların önüne geçebilmek için, teminatsız ve duruşmasız olarak davalının taşınır ve taşınmaz mallarına ve 3.kişilerdeki hak ve alacaklarına duruşmasız ve teminatsız ihtiyati haciz konulmasına, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline takibin takip tarihinden itibaren TTK Md. 1530 ticari temerrüt faizi ile devamına, davalı aleyhine alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Faturaların tek başına alacağın olduğu anlamına gelmediğini, dava dilekçesinin ekindeki konuşmalarda dava konu hiçbir husus belirtilmediğinden delil başlangıcı sayılamayacağını, müvekkilinin mal kaçırdığına ilişkin hiçbir delil bulunmadığını, davacının ispata delil olarak değindiği faturaların müvekkile teslim edildiğine ilişkin bir fatura sunmadığından ve üçüncü kişiler ile arasındaki ...... kayıtları da hukuka aykırı delil olduğundan davasının ispatlayamadığından davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyası ile faturaya dayalı cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine, davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 165.745,15-TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "ticari faturaya dayalı cari borç" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı tarafın iddiası "yemek satış hizmeti verildiği" hususuna dayanmakta iken davalı tarafın fatura ve ticari ilişkiye konu ürünlerin teslim edilmediğini iddia etmektedir. -Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. -Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi "Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması" başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 01/03/2026 tarihli raporda özetle; davacı tarafından incelemede 2023-2024 yılı 2025/9 dönemi defterleri ibraz edildiği, 2023-2024 yılı noter onaylı defterlerin yasal sürede tasdik ettirildiği, 2025/9 dönemi yevmiye ve kebir defterinin Gelirler İdaresi Bilgi Sistemineyasal süre içerisinde yüklendiği, defterlerin davanın esasını kapsayan kısımların birbiriyle uyumlu olduğu ve denetim ve tespit yapmaya elverişli olduğu, muhasebe teknik usullerine uygun tutulduğu, inceleme gününe davalıca katılan olmadığı gibi yerinde inceleme yetki talebinin de dosya muhteviyatı itibariyle yapılan incelemede görülmediği, dava konusu cari hesap alacağını oluşturan tüm faturaların davalı vergi dairesine davalı BA formunda beyan edildiği, taraflar arasındaki ticari ilişki 2023-2024-2025 yıllarına ve öncesine dayandığı, incelenen cari hesabın dayanağı faturalarda davacı, davalının personel yemek hizmetini üstlendiği, davalıya hizmet bedellerini e-arşiv faturayla yansıttığı, İş budavanın konusu cari hesap alacağını oluşturan tüm e -arşiv faturalar 433 sayılı VUK ve devam eden maddelerindeki mevzuat hükümleri gereği elektronik ortamda davalıya otomatik tebliğ edildiği, faturalara; TTK.21-2 maddesince davalıca noter huzurunda veya iade fatura şeklinde düzenlenerek yasal 8 gün süre içerisinde bir itirazın olmadığı, davacı şirketin davalı firma ile ilgili faturaları ve ödemeleri 2023-2024-2025 yılı defter, kayıtlarına muhasebe teknik ve usullerine uygun olarak işlediği, davacının; raporun tespitler kısmında yer verilen yevmiye kayıtları ile detayı verilen tüm faturalardan ve ödemelerden sonra 04.06.2025 takip tarih itibariyle 165.745,15 TL'sı defter ve kayıtlarında davalıdan alacaklı gözüktüğü, dava tarihi itibariyle de davacının alacağının aynı tutarda olduğu, 2025 yılında davacı davalı adına 20 adet toplamı 216.051,00 TL'sı tutarında faturaları düzenlediği, davacı alacak bakiyesini 2025 yılı faturaladan kalan kısmi alacak tutarın oluşturduğu ve alacağın likit olduğu, netice İtibariyle; Huzurdaki davada davacı toplam 165.745,15 TL'sı cari hesap alacağına, 04.06.2025 tarihinde Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ..... Sayılı Dosyası ile davacı tarafından icra takibi başlatıldığı, davacının alacağı usulen uygun tutulan ticari defter ve kayıtlarında ve dayanağı faturalarda, davalı BA formlarında tespit edildiği, davacının alacağının ödenebileceği, takip talebinden sonra işlemiş faiz talebinin mahkemenin görev alanında olduğundan hesap edilmediği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Ticari defterlerin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. -Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. -Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen alacağının 165.745,15-TL'lik kısmının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. -Ayrıca bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça takip konusu edilen faturaların ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması ve davalı tarafın teslime ilişkin kabulü nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı yanın sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD'nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) -Buna göre davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan fatura ve cari hesap bedellerinin 165.745,15-TL'lik kısmının usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. -Davalı tarafın takip konusu alacağın yukarıda belirtilen miktarını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından fatura, vergi dairesi ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; -Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 33.149,03 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 11.322,05-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.001,79-TL harcın mahsubu ile bakiye 9.320,26-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 2.001,79-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 615,40 TL başvurma harcı, 9.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 315,00 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 9.930,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Kabul edilen kısım yönünden davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Küçükçekmece Arabuluculuk Bürosu'nun ...... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/05/2026

Katip ..... e-imzalıdır

Hakim ....... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/761, K. 2026/445, T. 08.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-761-e-2026-445-k-793ca626077e