İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/82 E. 2026/426 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/82
- Karar No
- 2026/426
- Karar Tarihi
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/82 Esas - 2026/426 T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/82 Esas KARAR NO : 2026/426
HAKİM : .... KATİP : ...
DAVACI : ... ..... VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... ..... VEKİLİ : Av.......
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/01/2025 KARAR TARİHİ : 22/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin aldığı ihale kapsamında ... Belediyesi Turizm İşletmeleri A.Ş.'ye yapılacak bir kısım işlemlerin devamı mahiyetindeki başka bir ihaleyle ilgili olarak, müvekkili şirket yetkilileri davalı şirket yetkilileriyle irtibat kurduğunu, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında şifahen bir anlaşma sağlandığını, müvekkili şirketin refere olması neticesinde dava dışı ... Belediyesi Turizm İşletmeleri A.Ş. İle davalı şirket arasında 05/01/2024 tarihli ".... Sistem Alımı" sözleşmesi akdedildiğini, Davalı şirket ile . . . İşletmeleri A.Ş. arasında akdedilen sözleşme öncesinde davalı şirketin yeterli mali gücü olmaması sebebiyle müvekkili şirket tarafından davalı şirketin ... Bankası hesabına 28.12.2023 tarihinde 250.000,00 TL "iş avansı" açıklamasıyla para gönderimi yapıldığını, müvekkili şirket tarafından yapılan bir kısım iş ve işlemlerle ilgili olarak 24.04.2024 tarihinde müvekkili şirket, davalı şirket adına mal hizmet tutarı 289.200,02TL olan bir fatura tanzim ettiğini, davalı şirketin sebepsiz zenginleşmesine neden olan bu parayı müvekkili şirkete ödemediğini, tanzim edilen faturaya karşılık olarak da müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapmadığını, davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine Düzce İcra Dairesi'nin 2024/9435 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından borca ve yetkiye yapılan itiraz neticesinde takibin durdurulduğunu, davalı şirket aleyhine başlattığı ... 5. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/33392 Esas sayılı icra dosyasında davalı şirketin yaptığı itirazın haksız olduğunu, davanın kabulü ile Haksız ve dayanaksız itirazın iptaline, ... 5. Genel İcra Dairesi'nin 2024/33392 Esas sayılı dosyasındaki takibin devamına, davalı borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı şirket ile dava dışı ... İşletmeleri A.Ş. arasında imzalanan sözleşme incelendiğinde; sözleşme konusunun ''glamping çadır platformu için mal alımı'' bulunduğunu, sözleşme bedelinin 1.424.000,00 TL olduğu ve 20/12/2023 tarihinde işin teslim edileceğini, müvekkili ile dava dışı şirket ve davacı ile dava dışı şirket arasında yapılan sözleşmelerin ... Belediyesi'nin açmış olduğu ihale ile alındığını, Müvekkili şirket belediyenin açmış olduğu ihaleye usulüne uygun olarak katıldığını, belediye ile kendi başına sözleşme akdettiğini, müvekkiline iş avansı ödendiği iddiasının gerçeklikten uzak olduğunu, davacının icra takibine konu ettiği ödeme dekontunun iş avansı olmadığını, müvekkiline yaptığı başkaca işler için ödendiğini, davacının icra takibine konu ettiği faturanın ihtiva ettiği alacaktan müvekkilinin sorumlu olmadığını, davacının icra takibinde açıkça kötü niyetli olduğunu, haksız davanın reddine, davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER -Takip dosyası, -Ticari defter ve kayıtlar, -Fatura, -Dekont, -Yemin, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; bir kısmı faturadan kaynaklanan, bir kısmı ise "iş avansı" açıklamasıyla gönderilen eft/havale tutarının iadesi isteminden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı özetle; takibe konu fatura alacağı yönünden fatura içeriğinin teslim edildiğini ancak fatura bedelinin ödenmediğini ileri sürmüş, takibe konu diğer 250.000,00 TL'lik tutarın ise davalı şirkete, davalı şirketin yeterli mali gücü bulunmaması nedeniyle sözlü anlaşma çerçevesinde gönderildiği, bu bedelin herhangi hizmet veya mal karşılığı gönderilmediğini ileri sürmüştür. Davalı ise özetle, takibe konu fatura alacağı yönünden fatura içeriğinin teslim edilmediğini(faturaya konu işin yapılmadığını) ileri sürmüş, takibe konu diğer 250.000 TL'lik tutarın ise davacının sorumluluğunda bulunan dizayn, projelendirme, animasyon, görselleme, danışmanlık gibi teknik destek işi/hizmeti karşılığı ödendiğini savunmuştur. Taraflar arasında, takibe konu fatura alacağı yönünden fatura içeriği mal/hizmetin teslim edilip edilmediği, buna bağlı olarak davacının faturaya dayalı alacağının bulunup bulunmadığı para transferine konu tutar yönünden, 28/12/2023 tarihinde "iş avansı" açıklamasıyla gönderilen eft/havale tutarının neye istinaden gönderildiği, davalı tarafından yapılan iş bedeline ilişkin olup olmadığı, tutarın iade edilmemesi nedeniyle sebepsiz zenginleşme meydana gelip gelmediği uyuşmazlık konusudur. Mahkememizce deliller toplanmış, bilirkişi raporu alınmıştır. 29/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " Davacı ... ... İnşaat Otomotiv ve Müşavirlik Ticaret Limited Şirketi’nin28.12.2023 tarihli 250.000,-TL.lık havalenin ....-Verilen Sipariş Avansları(... İnşaat..) hesabına kaydedildiği, 30.04.2024 tarihinde .... nolu fatura karşılığı 289.200,02 TL.nin 120.001-Alıcılar(...) hesabına borç kaydedildiği, inceleme tarihi itibariyle 539.200,02 TL.lık davalıdan alacağının kayıtlı bulunduğu, Davalı tarafından icra takibinden sonra düzenlenen 06.03.2025 tarihli 359.664,-TL.lık faturaya itiraz edilerek iade faturası düzenlendiği, Davalı ... İ....-Alınan Sipariş Avansları(... ... İnşaat Otomotiv ve Müşavirlik Ticaret Limited Şirketi) hesabında 31.12.2023 tarihinde... açıklaması ile ... ... firmasından gelen 250.000,-TL.lık havalenin alacak kaydedildiği,30.04.2024 tarihli ve 28 nolu yevmiye kaydı ile... nolu fatura karşılığı 289.200,02 TL.nın hesaba alacak kaydedildiği, toplam 539.200,02 TL.lık alacak kalanının 2025 yılına devir ettiği,06.03.2025 tarihinde 47 nolu yevmiye kaydı ile... nolu 359.664,- TL.lık faturanın hesaba borç kaydedildiği, İnceleme tarihi itibariyle 179.536,02 TL.lık davacı tarafa borçlu bulunduğu, Davacı tarafından düzenlenen 18.03.2025 tarihli ve .... nolu 359.664,-TL.lık iade faturanın davalı tarafından itiraz ile iade edildiği ve kayıtlara alınmadığı, İcra Takibine konu edilen davacı tarafça düzenlenen 22.04.2024 tarihli ve .... nolu 289.200,02 TL.lık faturanın davalı tarafından 30.04.2024 tarihinde kayıtlara alındığı ve 31.12.2024 yılı hesap kalanının 539.200,02 TL. olduğu ve faturaya itiraz edilmediği, 28.12.2023 tarihli 250.000,-TL.lık iş avansının tarafların kanuni defter kayıtlarında yer aldığı, bu ödemenin karşılığında, davalı tarafından bir mal veya hizmet ifasında bulunduğuna ilişkin dosya kapsamında bilgi, belge ve delil bulunmadığı, Davacı tarafından düzenlenen 22.02.2024 tarihli .... nolu 289.200,02 TL.lık e-faturaya 22.04.2024 tarihinden itibaren, 28.12.2023 tarihli 250.000,-TL.lık iş avansı açıklamalı EFT’ye EFT tarihi olan 28.12.2023 tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulduğu, ancak davalı tarafa alacağın tahsili için bir ihtarnamenin dosya kapsamında bulunmadığı ve incelemelerde tarafımıza ibraz edilmediği dikkate alındığında, davacının alacağının bulunduğunun kabulü halinde faizin fatura/EFT tarihinden mi yoksa takip tarihinden itibaren mi talep edilmesi gerektiği hususu Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, " hususları belirtilmiştir. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Takibin faturaya dayalı başlatılması halinde incelemenin takip konusu fatura kapsamında yapılması gerekir.(Yargıtay 19. HD. 2015/18199E., 2016/7679K.) Fatura içeriği malların veya hizmetin teslim edildiğinin ispat külfeti satıcıya aittir. Fatura düzenlenmesi, tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz.( Y. 19 HD. 2016/7819E., 2017/2738K., Y. 19HD. 2014/12574E., 2014/16692K.) Diğer yandan taraflar tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki dava ticari dava niteliğindedir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi gereğince Mahkeme'ce ticari defterlerin resen (kendiliğinden) ibrazına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulmuş defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Uyuşmazlığa konu fatura alacağı yönünden; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21/2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin/malın bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Aynı yönde açıklamalar için bkz. Y. 23 HD. 2015/4576 E., 2016/621 K., 10.02.2016 T.) Anlatılanlar ışığında takibe konu fatura alacağı yönünden, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile dosyadaki tüm deliller doğrultusunda; taraflar arasında akdi ilişki kurulduğu sabit olup, faturanın her iki taraf defterinde kayıtlı olduğu, yine davalının alış bildirimine(ba) konu edildiği, faturaya davalı tarafından TTK'nın 21/2. Maddesi uyarınca süresinde itiraz edildiğine dair bir kayda rastlanılmadığı, gözetilerek davacı lehine olan karinenin çürütülemediği ve davacının takibe konu fatura yönünden teslim olgusunu ve alacağın varlığını ispatladığı kanaat edilmiştir. (bkz. Y. 19. HD. 2018/1358E., 2020/878 K., 08/06/2020 T; Y. 23 HD. 2015/1418 E., 2015/8313 K., 21/12/2015 T.) Bununla birlikte fatura içeriğinin "... Çadır kapı ve iç izalasyon işleri..." olarak tarif edildiği nazara alındığında olayda TTK 1530. Maddesinin uygulama alanı mümkün görülmemiş, temerrüt olgusu bakımından TBK'nın 117. ve TTK'nın 18/3. Maddeleri uyarınca yapılan değerlendirmede de davalının davadan önce usulüne uygun temerrüde düşürülmediği anlaşıldığından işlemiş faiz istemi yerinde görülmemiştir. Diğer yandan uyuşmazlığa konu 28/12/2023 tarihli dekonta konu 250.000,00 TL'lik alacak iddiası yönünden; Bilindiği üzere TBK'nın 102. Maddesi uyarınca, kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Somut olayda uyuşmazlığa konu havale açıklamasız olmayıp "iş avansı" açıklamasıyla gönderilmiş, davalı tarafça da havaleye konu bedelin davacıya verilen bir kısım teknik/danışmanlık işleri/hizmeti karşılığında yapılan ödeme olduğu savunulmuştur. Bu durumda ispat yükünü üzerine alan davalının savunmasına konu hizmeti/işi ifa ettiğini ispatlaması gerekmektedir. Toplanılan delillere ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre ise davalı tarafından davacıya bir mal veya hizmet ifasında bulunulduğuna ilişkin dosya kapsamına yazılı bir delil sunulamamıştır. Yine tarafların defter kayıtlarına göre de davalı tarafından davacıya hizmet verildiğine dair emareye rastlanılmadığından, davalının ödeme karşılığı hizmet verildiği savını ispatlayamadığı kanaat edilmiştir. Bu noktada davalının cevap dilekçesinde yemin delili de gösterilmiş olup yüksek mahkemenin istikrar kazanan içtihatları çerçevesinde yemin delili hatırlatılmıştır. Bilindiği üzere yemin, kesin delillerdendir; bir başka anlatımla yemin hakkındaki hükümlere uyulmasıyla o vakıa kesin biçimde kanıtlanmış olur. Davalı tarafından yemin deliline dayanılarak, özetle; Takibe konu 28/12/2023 tarihli 250.000 TL bedelli ve iş avansı açıklamasıyla gönderilen havale/Eft bedelinin davalı tarafından yapılan ( Dizayn, projelendirme, branda montaj, animasyon görselleme, teknik çizimler, danışmanlık gibi ) hizmet karşılığı gönderilip gönderilmediği ve hizmetin davalı tarafça ifa/ teslim edilip edilmediği hususunda davacıya yemin teklif edilmiştir. Davacı şirket temsilcisi 12/05/2026 tarihli celsede yemini eda etmiş ve özetle; " davaya konu 250 bin TL lik EFT şahsım tarafından yapılmıştır, ben aslında davalı tarafları yakından tanımam, milli parklara iş yaparken davalı tarafla tanışıklığımız meydana geldi, Düzce Belediyesinde bir ihale söz konusu olunca ben davalı tarafı Düzce Belediyesiyle irtibata geçirdim, söz konusu ihaleyi davalı alınca ihalenin bir kısım işini de benim firmama yaptıracaklardı, ihale 2 aşamalıydı, önce mal alımı ve akabinde projenin gerçekleştirilmesiydi, davalı yanın mal alımı için yeterli parası çıkmayınca ihaleyi alabilsinler diye dava konusu bedeli gönderdim, yani bu bedeli borç olarak göndermiş oldum, nitekim bahse konu ihalede kapıları bizim firmamız yaptı ve davalıya fatura edildi, dava konusu diğer fatura konusu alacakta işte buna ilişkindir, dava konusu 250 bin TLlik ödeme herhangi bir mal veya hizmet karşılığında gönderilmemiştir, kaldı ki firmamızın eski yetkilisi ve kızım olan Şeyda hanım yüksek mimardır, bu nedenle dizayn projelendirme gibi başkasından satın almama ihtiyaç yoktur, ayrıca bu bahsedilen dizayn, projelendirme, görsellendirme gibi hizmetler davalının kendi ihale konusunda kendisinin yaptığı işlemlerdir, yani benim yaptığım iş kısımlarına ilişkin değildir, ihale adı "Özel İmalat Glamping Çadır Ahşap Konstrüksiyon Üzeri Polyester Çadır Kaplama Sistemi Alımı"dır, neticeten dava konusu 250 bin TLlik tutarın tarafıma iadesi gerektiğine de yemin ederim" şeklinde beyanda bulunmuştur. Görüldüğü üzere davacı özetle, dava konusu 250.000,00 TL'lik tutarın herhangi bir mal veya hizmet karşılığında gönderilmediğine dair yemin etmiştir. Hal böyle olunca davalının havaleye konu tutarın karşılığında hizmet verildiği savunmasının yazılı deliller ile veya yemin delili ile de ispatlanamadığı anlaşılmış, havaledeki açıklamaya itibar edilmiş, neticeten avans olarak gönderilen ve karşılığında herhangi mal/hizmet alınmayan tutarın davacıya iadesi gerektiğine kanaat edilmiştir. Bununla birlikte taraflar arasındaki akdi ilişkinin sözlü olması da nazara alındığında tutarın iadesi gerektiği tarih bakımından bir vade öngörülüp öngörülmediğinin belirsiz olması ve iade hususunda TBK'nın 117. ve TTK'nın 18/3. Maddeleri uyarınca davalının takipten önce usulünce temerrüde düşürülmediği anlaşıldığından işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak uyuşmazlığa konu fatura alacağı yönünden, ispat yükü kendi üzerinde bulunan davacının teslim olgusunu ve alacağın varlığını ispatladığı; uyuşmazlığa konu eft konusu 250.000 TL'lik tutarın iadesi istemi yönünden ise havalenin avans olarak yapıldığı ancak karşılığında mal/hizmet verildiği savunmasının davalı tarafça ispatlanamadığı bu halde tutarın iadesi gerektiği kanaat edilmiş, işlemiş faiz istemleri yerinde görülmeyerek takibin asıl alacak üzerinden devamına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Yine alacağın likit olduğu değerlendirilerek icra inkar tazminatına da hükmedilmiştir. Diğer yandan davacının takipte kötüniyetli olduğu ispatlanmadığından reddedilen kısım yönünden kötüniyet tazminatına hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; ... 5. Genel İcra Dairesi'nin 2024/33392 Esas sayılı takibine davalı tarafından yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile, takibin 539.200,02-TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, -asıl alacağın 250.000,00 TL'lik kısmına takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına, -asıl alacağın 289.200,02 TL'lik kısmına takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, -fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Kabul edilen alacağın (539.200,02-TL'nin), %20'si oranında 107.840,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 36.832,75 TL karar ve ilam harcından 10.052,89 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 26.779,86 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 10.052,89 TL peşin harç olmak üzere toplam 10.668,29 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının karşıladığı 525,00 TL tebligat gideri, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.525,00 TL yargılama giderinin, haklılık oranına göre 11.472,58 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 1.052,42 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 86.272,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca .. . bütçesinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin, haklılık oranına göre hesaplanan 319,30 TL'sinin davacıdan alınarak, 3.480,70 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/05/2026
Katip ... Hakim .... BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR