İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/705 E. 2026/810 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/705
Karar No
2026/810
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/705 Esas KARAR NO:2026/810

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:02/10/2025 KARAR TARİHİ :29/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ortaklığın "... ... ..." isimli işletmenin sahibi olduğunu, davalı şirket ile aralarında 02.11.2020 tarihli sözleşme akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca davalının hizmet verdiği "..." isimli site üzerinden rezervasyon yapan misafirlere müvekkili tarafından konaklama hizmeti sunulduğunu, davalının ise bu hizmetten komisyonunu mahsup ederek kalan ödemeyi müvekkiline göndermeyi taahhüt ettiğini beyan etmiştir. Müvekkili şirket tarafından verilen hizmetler karşılığında düzenlenen faturalar üzerinde taraflar arasında mutabakat sağlanmasına rağmen davalının ödeme yapmadığını, alacağın tahsili amacıyla önce ... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının yetki itirazı üzerine dosyanın gönderildiği .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında davalının borca ve ferilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi sebebiyle takibin durduğunu, zorunlu arabuluculuk sürecinde davalının toplantıya mazeretsiz katılmaması nedeniyle sürecin anlaşamama ile sonuçlandığını, alacağın likit ve net olduğunu belirterek; davalının .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasını reddettiklerini, davacı tarafın adi ortaklık olması ve tüzel kişiliğinin bulunmaması sebebiyle taraf ehliyetinin olmadığını, ortaklığı oluşturan tüm kişilerin dilekçede ayrı ayrı gösterilmesinin zorunlu olduğunu ileri sürerek davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, ayrıca tarafların tacir değil esnaf olduğunu, uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşımadığını iddia ederek mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin "..." alan adlı web sitesinin sahibi olduğunu, davacı ile internet ortamında online sözleşme akdedildiğini, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, faturanın tebliğ edilmiş ve itiraz edilmemiş olmasının hizmetin tam ve eksiksiz verildiği anlamına gelmeyeceğini, hizmetin verildiğine ilişkin ispat yükünün davacı tarafta olduğunu ve davacının bu iddiayı destekleyen bir delil sunmadığını, müvekkili şirketin de davacıdan komisyon ve fatura alacakları bulunduğunu belirterek bu alacaklar yönünden takas-mahsup talebinde bulunduklarını, ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılması neticesinde davanın reddine, haksız icra takibi başlatan kötü niyetli davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce, .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... E. sayılı dosyası dosyamız arasına alınarak tetkik edilmiş, tarafların bağlı bulundukları Vergi Dairesine müzekkere yazılarak BA-BS formlarının bir örneği celp edilmiş, deliller toplanmış, taraf defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi marifeti ile inceleme yapılmasına karar verilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır. Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yanın faturaya dayalı cari hesap alacağına ilişkin olarak öncelikle ... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. sayılı dosyası ile takip başlattığı, yetki itirazı üzerine dosyanın gönderildiği .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... E. sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine ilamsız takip yürütüldüğü, davalının icra takibine vaki itirazı üzerine takibin durduğu, bu sebeple eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, gerek takip dosyasında, gerekse eldeki dava dosyasında alacaklı / davacının gerçek ya da tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklık şeklinde görterildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere adi ortaklık, belli bir amacı gerçekleştirmek isteyen kimselerin bir araya gelerek oluşturdukları, ayrı bir tüzel kişiliği bulunmayan, kuruluş ve işleyişlerinde sıkı şekil kurallarına tabi olmamaları ve basit bir yapıya sahip bulunmaları nedeniyle uygulamada sıkça karşılaşılan özel borç ilişkisi mahiyetindeki birlikteliklerdir. 6098 sayılı Kanun'un 620/1 inci maddesinde adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme olarak tanımlanmıştır. Bu kapsamda bir ortaklık kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, adi ortaklık sayılır. (6098 sayılı Kanun md. 620/2) Adi ortaklığın 4721 sayılı Kanun'un 47 ve devamında düzenlenen hükümler çerçevesinde tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Bu sebeple adi ortaklığın 4721 sayılı Kanun'un 48 ve 49 uncu maddeleri anlamında hak ve fiil ehliyeti mevcut değildir. Adi ortaklığın taraf ehliyetinin mevcut olup olmadığı ise 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenecektir. Zira taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usuli hukuki ilişkinin sujesi olabilme yeteneği olup maddi hukuktaki medeni haklardan istifade (hak) ehliyetinin medeni usul hukukundaki görünümüdür. Buna göre medeni haklardan istifade ehliyeti bulunan her tüzel kişi (4721 sayılı Kanun md. 46) davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir (6100 sayılı Kanun md. 50). Gerçek veya tüzel kişiliği olmayan kuruluş yahut toplulukların taraf ehliyeti de bulunmadığından adi ortaklığın da davalarda taraf ehliyetleri bulunmamaktadır. Bu durum icra takipleri için de geçerlidir. Zira icra takiplerinde de alacaklı veya borçlu taraf olarak yer alabilmenin ilk koşulu; taraf ehliyetinin mevcudiyetidir. Dolayısıyla adi ortaklığın taraf ehliyeti mevcut olmadığından, icra takiplerinde de alacaklı veya borçlu olarak yer alamazlar. Bu nedenle, adi ortaklık için yahut ortaklığa karşı dava açılacak ise adi ortaklığı oluşturan her bir gerçek veya tüzel kişiye dava dilekçesinde veya icra takip talebinde yer verilmesi zorunludur ve adi ortaklık tarafından açılacak davaların yahut icra takiplerinin de el birliği mülkiyeti kuralları gereğince (6098 sayılı Kanun md. 638., 4721 sayılı Kanun md. 702) bütün ortaklar tarafından mecburi dava arkadaşı olarak (6100 sayılı Kanun md. 59) birlikte hareket edilmesi gerekir. Taraf ehliyeti 6100 sayılı Kanun'un 114/1-d maddesi gereğince dava şartlarından biri olup aynı zamanda icra takipleri bakımında da bir takip şartıdır. Bu sebeple hem davalarda hem de icra takiplerinde taraf ehliyeti, davalarda mahkemece, icra takiplerinde ise takip hukukunun doğasına uygun ölçüde icra memurunca/mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Aynı zamanda bu durum, taraflarca takibin/davanın her aşamasında ileri sürülebilen bir takip şartı olarak değerlendirilmelidir (6100 sayılı Kanun md. 115/1). Zira bu husus aynı zamanda kamu düzenine ilişkindir. 6100 sayılı Kanun'un 115/2 nci maddesi gereğince Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Taraf ehliyeti HMK. md. 114,1-d gereğince dava şartıdır. Hukuk davalarında taraf ehliyetinde olduğu gibi icra takibinin taraflarının (alacaklının ve borçlunun) da taraf ehliyetine sahip olmaları gerekir. Gerçek ve tüzel kişilerin hak ehliyeti (MK. md.8 ve md.48 ) ve dolayısı ile taraf ehliyeti vardır. Adi ortaklık gibi tüzel kişiliği olmayan toplulukların taraf ehliyeti yoktur (TBK.md.620). Taraf ehliyeti olmayanların talebi üzerine (veya taraf ehliyeti olmayanlara karşı) başlamış ve devam edilmiş icra takipleri ve işlemleri geçersizdir. İcra müdürü ve icra mahkemesi bu işlemlerin geçersizliğini kendiliğinden gözetir. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup süresiz şikayet yolu ile icra mahkemesinden takibin iptali istenebilir. Tüm bu hususular ve yasal düzenlemeler birlikte dikkate alındığında, somut olayda takipte alacaklının "... Adi Ortaklığı" olarak gösterildiği, eldeki dava dosyasında da davacı olarak aynı adi ortaklığın yer aldığı, ne var ki, sözü edilen adi ortaklığın taraf ehliyetinin bulunmadığı, taraf ehliyeti olmayanların talebi üzerine başlatılan icra takibinin geçerli bir takip olduğundan söz edilemeyeceği, itirazın iptali davasının görülebilmesi için öncelikle ortada geçerli bir icra takibinin bulunması gerektiği, itirazın iptali davasının niteliği gereği icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olduğu, itirazın iptali davasında icra takibinin geçersizliği hususunun resen dikkate alınması gerektiği, zira geçerli bir takibin bu davalar için aynı zamanda bir dava şartı olduğu anlaşılmakla, taraf ehliyeti bulunmayan "... Adi Ortaklığı" tarafından başlatılan ve geçersiz olduğu anlaşılan takip sebebi ile davanın HMK.'nın 114/2 ve 115/2 hükümleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, yasal şartları bulunmadığı anlaşıldığından davalının kötüniyet tazminatına yönelik talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davanın geçerli bir takibin yokluğu sebebi ile HMK.'nın 114/2 ve 115/2 hükümleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2- Davalı yanın kötüniyet tazminatına yönelik talebinin reddine, 3-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40 TL harçtan, alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcının mahsubu sonucu bakiye 116,60- TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/2 maddesi gereğince takdir olunan 35.271,01-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Arabuluculuk Kanunu m.18/A-(13) uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, taraflardan herhangi birisinin mahkememize başvurusu üzerine gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içerisinde, mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başkaca denk bir mahkemeye verilecek dilekçe ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 29/09/2026

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/705, K. 2026/810, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-705-e-2026-810-k-a35ba09e0e3f