İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/634 E. 2026/325 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/634
Karar No
2026/325
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/634 Esas - 2026/325 T.C. ANKARA "TÜRK MİLLETİ ADINA " 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/634 Esas KARAR NO : 2026/325

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/08/2025 KARAR TARİHİ : 22/04/2026 KARAR YAZMA TARİHİ : 27/04/2026 Mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonucunda, dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ; DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davacı(alacaklı) müvekkili ... Şirketi tarafından, davalı (borçlu) ... Şirketi ... Şubesi aleyhine; aralarındaki 30.01.2024 tarihli taşeronluk sözleşmesi uyarınca; taraflar arasında yürütülen ticari ilişkiden kaynaklı fatura ve cari hesap bakiyesinden kaynaklanan alacağına, işlemiş ve işleyecek faizlerine ilişkin olarak 25.07.2025 tarihinde, ..... E. numarasına kayıtla ilamsız takip başlatıldığı, davalı tarafın yapmış olduğu borca itiraz; haksız ve kötü niyetli olarak yapılmış olup, dilekçe ekinde sunulan 30.01.2024 tarihli taşeronluk sözleşmesi ile taraflar "..... adresinde bulunan ... İnşaat A.Ş. ... ŞB'deki otel mobilyalarının imalat, Naklive, montaj ve işçilik işlerini işbu sözleşmenin eki mahiyetinde olan teklif formunda belirtilen anahtar teslimi birim fiyatları üzerinden ve sözleşmede belirlenen kapsam dahilinde, özel malzeme temini, imalat ve montajinı teklif ve bu sözleşmeye uygun olarak yapılması" konusunda anlaşmaya vardıkları, müvekkili firma, üstüne düşen tüm edimleri yerine getirmiş olmasına rağmen sözleşmeden kaynaklanan alacağı müvekkiline eksik ödendiğini, Müvekkili firmanın alacağına ilişkin olarak en son 09.08.2024 tarih ve ..... fatura numaralı 4.348.925,74 TL bedelli e-fatura kesilmiş, işbu faturaya davalı tarafından süresi içerisinde itiraz edilmemiş ve hatta faturaya ilişkin bir kısım ödeme davalı tarafından yapılmış olduğu, taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisini gösteren cari hesap ekstresinden ve ekte sunulan faturalardan da görüleceği üzre davalının, müvekkiline olan bakiye borcu 1.250.000,02 Türk Lirası olduğu, Davalı 13.09.2025 tarihinde temerrüde düşmüş olup bu tarihten itibaren TTK Md. 1530 Uyarınca Belirlenen Temerrüt Faizi'nden de mesul olduğu, faturalara ve taraflar arasındaki ticari kayıtlara itiraz edilmemesi, yazılı sözleşmeler ve ticari kayıtlar uyarınca borcunu bilmesi ve herhangi bir ihtirazı kaydının olmaması, alacak miktarının belirli olması sebebiyle, haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ettikleri, Davalı ile arabuluculuk görüşmeleri yapılmışsa da, arabuluculuk görüşmeleri olumsuz sonuçlandığını, fazlaya ilişkin istem, dava ve faiz gibi her türlü hakkın saklı kalması kaydıyla, toplam 1.804.666,12.TL üzerinden başlattıkları borçlunun .....E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına,haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine,yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı yana yüklenilmesine, karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davacı taraf, hiçbir hukuki ve maddi dayanağı bulunmayan, tamamen haksız ve kötü niyetli bir icra takibi başlattığını, Müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, Bu icra takibi, müvekkili üzerinde baskı kurmak ve haksız kazanç elde etmek amacıyla başlatıldığını, Müvekkili şirketin kurucusu ve yöneticisi ..., uzun yıllardır inşaat ve ticaret sektöründe faaliyet gösteren, güvenilirliği ve ticari itibarıyla tanınmış bir iş insanı olduğunu, Müvekkilinin hiçbir zaman kimsenin parasını yerde bırakmamış, iş yaptığı kişi ve firmalarla olan tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmiş olduğunu, Davacının edimlerini eksik ifası:Davacı taraf ile 30.01.2024 tarihli taşeronluk sözleşmesi kapsamında işbu davaya konu mobilya imalatı, nakliye, montaj ve işçilik işleri için anlaşılmış ise de; davacı firma taahhüt ettiği işleri sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde ve süresinde yerine getirmemiş olduğunu, Teslimlerde gecikme yaşanmış, Montaj işçiliğinde ciddi kusurlar meydana gelmiş, Kullanılan malzemelerin sözleşme ve numunelere uygun olmadığı tespit edilmiş olduğunu, bu hususun yalnızca müvekkili beyanına değil, sahada tutulan iş teslim tutanaklarına, yazışmalara ve şikâyet kayıtlarına da dayandığını, Davacının kendi kusurlu edimlerini gizleyerek alacaklı gibi hareket etmesi hakkın kötüye kullanımı olduğunu, Faturalar İhtilaflı olduğu, Borç Doğurmayacağını, Davacı tarafın dayandığı faturalardan bazıları süresinde itiraz edilmesine rağmen dikkate alınmadığını, Özellikle 09.08.2024 tarihli, 4.348.925,74 TL bedelli e-fatura gerçeği yansıtmadığını, Bu faturada belirtilen kalemlerin bir kısmı hiç teslim edilmemiş, bir kısmı da ayıplı teslim edilmiş olduğunu, Dolayısıyla bu faturaya dayanılarak icra takibi başlatılması hukuka aykırı olduğu, Cari hesap ilişkisi tek taraflı düzenlenemeyeceği, Davacı taraf, kendi düzenlediği cari hesap ekstresini delil gösterdiği, Oysa Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca cari hesap ekstresi karşı tarafça kabul edilmediği sürece tek başına bağlayıcı delil niteliği taşımayacağı, Davacı taraf, müvekkilden tahsil ettiği bedelleri dikkate almadan toplam borç iddiasında bulunduğunu, Oysa kısmi ödemeler yapıldığı, ayıplı işler nedeniyle bedelden indirim hak edilmiş ve mahsup edildiği, Dolayısıyla davacının iddia ettiği gibi 1.804.666,12 TL tutarında bir borç bulunmadığını, İcra inkâr tazminatı koşulları oluşmadığı, alacağın likit olması için hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde belirli olması gerekeceği, Karşı taraf sebepsiz zenginleşme amacı taşıdığı, Davacı tarafın ayıplı imalatları, süresinde yapılmayan teslimler ve eksik işçilikler nedeniyle alacağın likit olduğundan söz edilemeyeceği, Bu nedenle icra inkâr tazminatı talebi hukuken mümkün olmayacağı,

Davacının haksız ve mesnetsiz davasının ve tüm taleplerinin tamamen reddine, davacı aleyhinde İİK m. 67/2 uyarınca %20 oranından az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini savunmuştur. Mahkememizin tensip ara kararı ile ..... müzekkere yazılarak ..... esas sayılı dosyasındaki tüm evrakların UYAP üzerinden istenilmesine, Davacı şirket ile davalı şirketin 2024 yılına ait olmak üzere, Davacı için ... BS formunun, Davalı için ... ... Dairesinden BA formunun, müzekkere ile istenilmiş gelen belgeler dosya içerisine alınmıştır. Mahkememizin öninceleme duruşmasında verilen ara karar ile taraf vekillerine, Tarafların ticari defter ve kayıtlarını sunmaları, yahut bulunduğu yer ve ilgilisinin bilgilerini bildirmesi için (2) 'şer hafta süre verilmesine, taraf vekillerine bu hususta HMK.nun 220 maddesi uyarınca ihtar edilmesine, bu süre içerisinde sunulmadığı takdirde bu delilden vazgeçmiş sayılacağı, mevcut dosya kapsamına göre karar verileceğinin ihtar edilmiş olup davacı taraf ticari defter ve kayıtlarını bildirmiş olup davalı tarafça ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı gibi, bulunduğu yer ve ilgilisinin bilgileride mahkememize süresi içerisinde bildirmemiştir. Mahkememizce tarafların delilleri toplanmış, tüm deliller toplandıktan sonra dosya davacı şirketin yerleşim yerindeki ... yazılan talimat ile dosya ... bilirkişi ...'ya tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 05/03/2026 tarihli raporda: Görevlendirme kapsamında yapılan ticari defter incelemesi neticesinde; taraf ticari defterlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre süresinde tasdik ettirildiği ve usulüne uygun tutulduğu, bu nedenle sahibi lehine delil olma vasfını taşıdığı anlaşıldığı, Davacı ... Şirketi tarafından sunulan cari hesap ekstresi ile ticari defter kayıtlarının uyumlu olduğu, dava konusu faturaların defterlerde kayıtlı bulunduğu tespit edildiği, Ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 1.250.000,02.TL alacaklı olduğu kanaati bildirilmiştir. Davalı taraf HMK.nun 220.maddesine göre verilen süre içinde ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı gibi, bulunduğu yer ve ilgilisinin bilgileri de mahkememize süresi içerisinde bildirmemiş olup davalı şirketin yeni vekilinin tekrar süre verilmesi talebi üzerine mahkememizin ara kararı ile Davalı şirket vekiline 24/12/2025 tarihli duruşmanın 2. Nolu ara kararı ile ticari defter ve kayıtlarını sunması için kesin süre verilmiş olduğundan sunulmadığından bu nedenle davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Ayrıca UYAP üzerinden yapılan kontrolde davalı ... İnşaatın ortaklarından olan ...'nun şirkete kayyum atanmasına ilişkin mahkememizin ..... sayılı karardan bir sureti uyaptan çıkartılarak dosya arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı cari hesaba davayı bakiye fatura alacağı için davalı borçlu hakkında başlatılan icra takibine davalı tarafından icra itiraz edilmesi üzerine açılan vaki itirazın iptali ile takibin devamı davasına ilişkindir. Tüm dosya kapsamı, iddia, savunma, arabuluculuk son tutanağı, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlar ile birlikte ..... Esas sayılı icra dosyası ile toplanan tüm deliller ile dosya kapsamında alınan bilirkişinin raporu birlikte değerlendirildiğinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 64/1. maddesinde ise: her tacirin, ticarî defterleri tutmak ve defterlerinde, ticarî işlemleriyle ticarî işletmesinin iktisadi ve malî durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanun’a göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu düzenlenmiş, aynı Kanun’un 64/3. maddesinde de, tacirlerin tuttuğu yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defterinin açılış onaylarının, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce yapılacağı, yevmiye defterinin kapanış onayının ise, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar yaptırılması gerektiği belirtilmiştir. Yine TTK’nın 82. maddesinde de her tacirin ticarî defterlerini 10 yıl süre ile saklamak zorunda olduğu düzenlenmiştir. Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222/5. maddesi uyarınca taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticarî defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hâllerde uygulanacaktır. Ayrıca ticarî defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır. Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (.....). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. (..... Kararı )

Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça 30.01.2024 tarihli taşeronluk sözleşmesi ile taraflar "...-.../... adresinde bulunan ... İnşaat A.Ş. ... ŞB'deki otel mobilyalarının imalat, Naklive, montaj ve işçilik işlerini işbu sözleşmenin eki mahiyetinde olan teklif formunda belirtilen anahtar teslimi birim fiyatları üzerinden ve sözleşmede belirlenen kapsam dahilinde, özel malzeme temini, imalat ve montajinı teklif ve bu sözleşmeye uygun olarak yapılması" konusunda anlaşmaya vardıkları, davacı şirketin, üstüne düşen tüm edimleri yerine getirmiş olmasına rağmen sözleşmeden kaynaklanan alacağın davacı şirkete eksik ödendiği iddia olunmuş anılan hususların ispatı için diğer deliller yanında her iki tarafın ticarî defterlerine dayanıldığı, yargılama sırasında ticarî defterlerin ibrazı için davalıya verilen süre sonrasında davalı tarafça ticarî defterlerin adresi teslimi yada muhasebecisinin adresinin bildirilmesi istenilmiş ancak verilen kesin süre içerisinde davalı şirket vekili bildirmemiş olup bu kapsamda davacı taraf yerinde incelenmesinin talep edildiği, ticari defter kayıtlarının ... da bulunduğu belirtilmesi üzerine davacı şirketin yerleşim yerindeki ... 'sine yazılan talimat ile dosya ... bilirkişi ...'ya tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 05/03/2026 tarihli raporda: Görevlendirme kapsamında yapılan ticari defter incelemesi neticesinde; taraf ticari defterlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre süresinde tasdik ettirildiği ve usulüne uygun tutulduğu, bu nedenle sahibi lehine delil olma vasfını taşıdığı anlaşıldığı, Davacı ... Şirketi tarafından sunulan cari hesap ekstresi ile ticari defter kayıtlarının uyumlu olduğu, dava konusu faturaların defterlerde kayıtlı bulunduğu tespit edildiği, Ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 1.250.000,02.TL alacaklı olduğu kanaati bildirilmiştir. Ayrıca yargılama sırasında mahkememizce celp edilen Davacı şirket ile davalı şirketin 2024 yılına ait olmak üzere, Davacı için ... BS formunun, Davalı için ... ... Dairesinden BA formları incelendiğinde, davacı şirketin BS formunda, ... (..... nolu) 07244 işlem, 65.774.749,50.TL satış tutarlı, 5 belge olarak kayıt altına alındığı.65.774.749,50.TL satış tutarlı, 5 belge olarak kayıt altına alındığı. Davalı şirketin BA formunda, ... ( ..... nolu) ..... işlem, 65.774.749,28.TL alış tutarlı, 5 belge olarak kayıt altına alındığı tespit edilmiştir. Mevcut durum itibariyle verilen hizmete ilişkin faturaların davalının ticarî defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkememizce taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmış olup davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerektiğinden, bilirkişi tarafından düzenlenen 05/03/2026 tarihli rapor ile davacının davalıdan 1.250.000,02.TL alacaklı olduğu tespit edilmek ile davacı tararf bu durumda ticari defter kayıtları ile alacağın varlığı ispatlanmıştır. Bilirkişi tarafından dosyaya sunulan rapor denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli görülmüş olup bilirkişi tarafından icra takibinde faiz talebi olmasına rağmen sehven hesaplama yapılmadığı, bu husus basit faiz hesabı olup tekrar ek rapor alınmayarak faiz hesabı mahkememizce yapılarak, davacı şirketin bilirkişi raporunda belirtildiği gibi 09.08.2024 tarih ve ..... fatura numaralı 4.348.925,74 TL bedelli e-fatura kesilmiş, işbu faturaya davalı tarafından süresi içerisinde itiraz edilmeyerek, faturaya ilişkin bir kısım ödeme davalı tarafından yapılmış olup davalının davacıya bakiye borcu ... bilirkişi tarafından 1.250.000,02.TL tespit edildiğinden, TTK Maddesi 1530 uyarınca mal ve hizmet tedarikinde belirlenen temerrüt faizinden de mesul olduğundan, davalıya e-fatura yoluyla 09.08.2024 tarihli fatura 14.08.2024 tarihinde tebliğ edilmiş olup (+ 5 e-tebligat süresi ile ) TTK.nun 1530.maddesi uyarınca 30 günlük süre sonrası 13.09.2024 tarihide dolmuş olup davalı borçlu bu tarih itibariyle temerrüte düşmüş olduğundan, TTK.nun 1530.maddesine göre, temerrüt tarihinden, 25/07/2025 icra takibi başlatma tarihi arasında temerrüt faizi 554.666,10.TL hesaplanmış olup davacı tarafın davalıdan 1.250.000,02.TL alacaklı olup 554.666.10.TL de işlemiş temerrüt faizi alacağı bulunduğu tespit edilmek ile buna göre davanın kabulü ile, davalının, icra dosyasına yöneltilmiş olan itirazının İİK.nun 67/1.maddesi uyarınca iptali ile, 1.250,000,02.TL asıl alacak, 554.666,10.TL işlemiş ticari temerrüt faizi olmak üzere toplam 1.804.666,12.TL alacağın icra takibinde belirtilen şekilde faizi ile birlikte tahsili ile takibin devamına, karar verilmiş olup ayrıca davacının alacağı, faturaya dayandığından, TTK.nun 1530.maddesi uyarınca bu alacak likit olduğundan takip tarihindeki asıl alacak üzerinden davalı taraf icra inkar tazminatına mahkum edilmiştir. Ayrıca davalı taraf kesin süreye rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkemeye ve bilirkişi incelemesine sunmadığından, ticari defter ve kayıtları incelenemediğinden cevap dilekçesinde iddia ettiği şekilde, sözleşmede belirtilen sürede iş yapılmadığına, montajda kusur ve ayıp bulunduğuna dair iddiaları da dikkate alınmayarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜ İLE, Davalının, ..... Esas sayılı ilamsız icra dosyasına yöneltilmiş olan itirazının İİK.nun 67/1.maddesi uyarınca İPTALİ İLE, 1.250,000,02.TL asıl alacak, 554.666,10.TL işlemiş ticari temerrüt faizi olmak üzere TOPLAM 1.804.666,12.TL alacağın icra takibinde belirtilen şekilde faizi ile birlikte tahsili ile TAKİBİN DEVAMINA, 2-)Asıl alacak likit olduğundan İİK'nun 67.maddesi gereğince asıl alacağın %20'si olan 250.000,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 123.276,74.TL karar ve ilam harcından, dava açılışında alınan 21.795,86.TL peşin harcın düşülmesi ile kalan 101.480,88.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-) 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 4.600,00. TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 5-) Davacı tarafından yapılan 615,40.TL başvurma harcı, 21.795,86. TL peşin harç, 575,00. TL tebligat ve posta ücreti, 7.000,00. TL bilirkişi ücreti, olmak üzere toplam 29.986,26. TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-) Davacının vekil ile temsil edilmesi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 270.653,26.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-) Kullanılmayan avansların Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatırana iadesine, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin e-duruşmada yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren, HMK.nun 345.maddesine göre 2 (iki) hafta içerisinde ..... Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı. 22/04/2026

Katip ..... ¸e-imzalıdır.

Hakim ..... ¸e-imzalıdır.

** Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır**

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/634, K. 2026/325, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-634-e-2026-325-k-a9a9f5270d5b