İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/614 E. 2026/556 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/614
- Karar No
- 2026/556
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/614 Esas KARAR NO: 2026/556
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/08/2025 KARAR TARİHİ : 02/07/2026 YAZIM TARİHİ : 31/07/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında geçmişe dayanan ticari ilişkiler kapsamında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, tarafların bu ilişki çerçevesinde dönemsel olarak mal ve hizmet alım satımında bulunduğunu, her iki tarafın da cari hesaba dayalı işlemler gerçekleştirdiğini, müvekkilinin, davacıdan olan 87.543.46 TL'lik alacağının tahsili amacıyla 17/03/2025 tarihinde İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlattığını, ancak davalının borca süresinde itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu, davalı borçluya gönderilen ödeme emrine davalı borçlunun haksız şekilde itirazda bulunarak icra takibinin durmasına sebebiyet verdiğini, davalı borçlunun, borcunun 107.543.46 TL'lik borcunun 20.000.000 TL'lik kısmını havale yoluyla ödediğini, bu durumun da davalı borçlunun müvekkilinden alışveriş yaptığının göstergesi olduğunu, davalının kötü niyeti dikkate alınarak takip konusu alacağın %20 oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, itirazın iptali davalarının kabulüne, davalının .... Dairesi'nin .... esas sayılı dosyasının asıl alacak ve tüm ferileri yönünden yaptığı itirazın iptaline, icranın kaldığı yerden devamına, alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir. DELİLLER: -... Genel İcra Dairesi'nin .... esas sayılı icra takip dosyası, -Davacı ticari defter ve kayıtları, fatura, yazışmalar, -Bilirkişi raporu: 11/05/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; taraflar arasında 2024 ağustos ayından beri süregelen ticari işlemler olduğu, davalının belli aralıklarla herhangi bir faturaya karşılık gelmeyen ödemeler yaptığının görüldüğü, davacı tarafça icra takibinde takip talebi ekindeki cari ekstrede 87.543,46 TL alacaklı olduğunu belirtmiş olmasına karşın, davalının sisteme bildirimlerini yaptığı incelenen e-defterlerinde, 2025 yılı Ocak ayı itibariyle davacının bakiye alacağının 62.558,53 TL olduğu, davacı tarafından, icra takibi öncesinde davalıya borcunu ödemesi için ihtar yapıldığına ilişkin dosyaya veya incelemeye herhangi bir belge sunulmadığı, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere icra takibine yapılacak itirazın iptali kararı verilmesi halinde, davacının davalıya düzenlemiş olduğu faturaların ödenmemiş bakiye alacağı için icra takip tarihi itibariyle avans faizi uygulamasında bulunulabileceği belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL: Dava, faturaya dayalı cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. İtirazın İptali Davası; herhangi bir icra takibinde, borçlu tarafından sunulmuş olan "itirazın geçersiz kılınması", borçlu itirazı ile devam edilemeyen ilamsız takibe konu "alacağın varlığının tespiti" ile "icra takibinin devamına karar verilmesi" talebi ile ilgili olup; bu doğrultuda, takibe konu alacağın borçludan tahsilini temin amacı taşımaktadır. İtirazın İptali Davasını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. (3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (4) ... (5) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (6) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." Yukarıda belirtilen Kanun hükmünden de anlaşılmakta olduğu üzere, "İtirazın İptali Davası" açılabilmesi için: a) İlamsız takip yapılmış olması, b) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, c) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde Mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere alacaklı; ilgili icra dosyasında, borçlu/borçlular tarafından sunulan "ödeme emrine itiraz beyanının" kendisine tebliğini müteakiben bir (1) sene içerisinde açabileceği "itirazın iptali" davası kapsamında; borçlu/borçlular tarafından ileri sürülmüş olan itirazın, (genel hükümler uyarınca "alacağının varlığını" ispat etmek suretiyle) iptalini talep edebilir. İtirazın iptali davası ile ilgili olarak belirtilen bir (1) senelik süre, hak düşürücü nitelikte olup; anılan süre içerisinde "itirazın iptali davası" açılmaması halinde dahi alacaklı, genel hükümler çerçevesinde dava açmak suretiyle alacağını talep edebilecektir. İtirazın iptali davası; yargılama usulü bakımından "genel hükümlere" tâbidir. Davalı/borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da, bu dava içinde kendisine tanınan yasal cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Yasal cevap süresi içinde davalı/borçlu tarafından ileri sürülmeyen itirazlar, Mahkeme tarafından re'sen dikkate alınamaz ve takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapılır. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi bulunduğundan; "ispat yükü" normal bir alacak davasında kabul edilecek "ispat yükü" ile aynıdır. Bu açıklamadan hareketle; 6100 sayılı HMK.'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, "iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa" aittir. Bu genel kuralın dışında bazı istisnai hâllerde, ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Neticeten; davacı ya da davalı, iddiasını ya da savunmasını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen hükümler uyarınca ispat külfeti altındadır. Buna göre yürütülecek yargılama sonucunda Mahkeme tarafından verilecek karar; "dava konusunun esası" hakkında, söz konusu uyuşmazlığı "kesin hükümle sonuçlandıran" bir nihai karar olup, "icra takibinin devamı" hususunda da takdir içermektedir. Hemen belirtmek gerekir ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve ... sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir alacak için fatura düzenlenmiş olması, alacağın varlığını ispata yeterli bulunmayıp, fatura, tek başına akdi ilişkinin kanıtı niteliğinde bulunmamaktadır buna göre davacı taraf, kural olarak akdi ilişkinin varlığını, malın teslim edildiğini veya bedelin ödendiğini, davalı taraf ise bedelin ödendiğini veya malın teslim edildiğini kanıtlama mükellefiyeti altındadır. Taraflara HMK'nın 222. maddesi kapsamında ticari defterin ibrazı için usulüne uygun olarak ibraz emri gönderilmiş, davacı tarafça ticari defterler ibraz edilmiş, bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmıştır. Yapılan ihtara rağmen davalı tarafından ticari defter yerleri bildirilmemiş ve defterler ibraz edilmemiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir. Davacı, davalı ile aralarında mal alımına ilişkin sözleşme bulunduğunu, malların teslim edildiğini; ancak alacağını tahsil edememesi nedeniyle başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Dosya arasına alınan fatura ve kayıtlar ile davacının ticari defterlerinden, davacının edimini ifa ettiği kabul edilmiştir. Davacı ticari defterlerindeki kayıtların incelenmesi sonucu bilirkişi raporu tanzim edildiği, davacı ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu, süresinde tasdiklerinin yapıldığı görülmüştür. Bu haliyle davalının davacıya 62.558,53 TL borçlu olduğu kabul edilmiştir. Yapılan incelemede davacı ile davalı arasındaki ilişkinin satış sözleşmesinden kaynaklandığı, hükme esas alınan davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan 62.558,53 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Alacağın likit ve belirlenebilir olması sebebiyle hükmedilen 62.558,53 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın kısmen kabulüne, ... Genel İcra Dairesinin .... esas sayılı icra takibine vaki itirazın 62.558,53 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin aynı koşullarda devamına, Hükmedilen 62.558,53 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Bu karar nedeniyle alınması gerekli 4.273,37 TL harçtan peşin alınan 1.057,31 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.216,06 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 4.600,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davanın kabul ve ret oranına göre; 3.287,16 TL'sinin davalıdan, 1.312,84 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 6.187,50 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre taktiren 4.421,59 TL'si ile 615,40 TL başvurma, 1.057,31 TL peşin harç toplamı 6.094,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dair, Davacı Vekili Av. ....'nin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/07/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır.
Hakim ... ¸e-imzalıdır.