İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/508 E. 2026/451 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/508
Karar No
2026/451
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/508 Esas KARAR NO :2026/451

DAVA:İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:11/07/2025 KARAR TARİHİ:13/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Davacının turizm sektöründe faaliyet gösterdiğini ve “... ...” isimli oteli işlettiğini, davalı şirketin ise online seyahat acentası olarak rezervasyon hizmeti sunduğunu, taraflar arasında çeşitli tarihlerde konaklama hizmetlerine dayalı ticari ilişkinin bulunduğunu, bu kapsamda davacı tarafından davalı adına; 07.11.2024 tarihli, ... no.lu, 73.132,67 TL bedelli, 18.09.2024 tarihli, ... no.lu, 101.189,90 TL bedelli, 29.08.2024 tarihli, ... no.lu, 130.497,83 TL bedelli faturaların düzenlendiğini, toplamda 304.820,40 TL alacak doğduğunu, davalı tarafından 20.845,93 TL tutarında iade faturası düzenlenmiş olup bu tutarın mahsubu sonrası bakiye alacağın 283.974,47 TL olduğunu, söz konusu alacağın tahsili amacıyla .... İcra Dairesi’nin 2025/... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının 10.03.2025 tarihinde haksız ve kötü niyetli şekilde borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin faturalar ve rezervasyon kayıtları ile sabit olduğunu ileri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; .... İcra Dairesi’nin 2025/... Esas sayılı dosyasına yapılan İtirazın İptaline, Takibin alacak, faiz ve ferileri ile birlikte devamına, Davalı aleyhine %20 oranında İcra İnkar Tazminatına Hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini fatura tarihlerinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmesini vekaleten arz ve talep ettiklerini bildirmişlerdir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Davacı tarafından açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen tüm iddia ve beyanların reddedildiğini, öncelikle görev itirazlarının bulunduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesi uyarınca bir davanın ticari dava sayılabilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olması gerektiğini, somut olayda davacının tacir değil esnaf niteliğinde olduğunu, bu nedenle uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşımadığını ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu ileri sürerek davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Esasa ilişkin olarak; Davalı şirketin “...” alan adlı internet sitesinin sahibi olduğunu, davacıya ait “... ...” isimli konaklama tesisine ait odaların bu platform üzerinden satışının yapılması amacıyla taraflar arasında online sözleşme akdedildiğini, sözleşme kapsamında komisyon oranları ve şartlarının belirlendiğini, davacının düzenlediği faturaların hizmetin eksiksiz yerine getirildiğini ispata yeterli olmadığını, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre faturaya süresinde itiraz edilmemesinin yalnızca içeriğin kabulü anlamına geldiğini, hizmetin ifa edildiğini göstermediğini, hizmetin verildiğinin ispat yükünün davacıda olduğunu, ancak davacının bu yönde herhangi bir somut delil sunmadığını, ayrıca, Davalı şirketin davacıdan komisyon ve fatura alacaklarının bulunduğunu, bu nedenle takas-mahsup taleplerinin mevcut olduğunu, bu hususun ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile ortaya çıkacağını belirterek, tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını, davanın reddini, davacının kötü niyetli olması nedeniyle %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ettiklerini, yukarıda nedenler, toplanacak deliller ve Sayın Mahkemeniz tarafından dosya üzerinde yapılacak inceleme neticesinde; Haksız ve hukuka aykırı iş bu davanın görevsizlik nedeni ile davanın usulden reddine, Davanın haksız ve hukuka aykırı davasının esastan reddine, Dava masraf ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine, Davacının haksız olarak başlattığı icra takibi nedeni ile % 20'den az olmamak üzere haksız icra tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ettiklerini bildirmişlerdir. .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine toplam 346.924,44-TL borcun ödenmesi amacıyla 24/02/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 03/03/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 03/03/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Mali Müşavir Bilirkişinin 08/04/2026 Tarihli 9 sayfadan ibaret nihai raporunda özetle; Huzurdaki davanın somut olayında, Dava, davacı tarafından başlatılan ilamsız icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali istemine ilişkin olup, Davacı, turizm sektöründe faaliyet gösterdiğini ve “... ...” isimli konaklama tesisini işlettiğini, davalı şirketin ise online seyahat acentası olarak faaliyet gösterdiğini, taraflar arasında konaklama hizmetlerine dayalı ticari ilişki bulunduğunu ileri sürülen, Bu kapsamda davacı tarafından davalı adına 29.08.2024, 18.09.2024 ve 07.11.2024 tarihli toplam 304.820,40 TL bedelli faturaların düzenlendiği, davalı tarafından 20.845,93 TL tutarında iade faturası kesildiği ve mahsup sonrası 283.974,47 TL bakiye alacak kaldığı belirtilen bu alacağın tahsili amacıyla .... İcra Dairesi’nin 2025/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğu, faturalar ve rezervasyon kayıtları ile alacağın sabit olduğu ileri sürülerek itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmesi talep edilen, Davalının ise, öncelikle görev itirazında bulunarak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. Maddesi uyarınca uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin de tacir olması gerektiğini, davacının tacir değil esnaf olduğunu, bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu belirttiği, esasa ilişkin olarak ise, taraflar arasında internet ortamında akdedilen sözleşme uyarınca davacıya ait konaklama hizmetlerinin kendi platformu üzerinden satışının yapıldığını, komisyon esaslarının belirlendiğini, ancak davacının düzenlediği faturaların tek başına hizmetin ifa edildiğini ispatlamaya yeterli olmadığını, Yargıtay içtihatlarına göre faturaya itiraz edilmemesinin yalnızca içeriğin kabulü anlamına geldiğini, hizmetin yerine getirildiğini göstermediğini, bu nedenle ispat yükünün davacıda olduğunu ve davacının bu hususu kanıtlayamadığını, ayrıca davalı, davacıdan olan komisyon ve sair alacaklarının bulunduğunu, bu nedenle takas-mahsup talebinde bulunduklarını belirttiği işbu dava konusunda yapılmış olan mal incele sonucunda; Tarafların 2024 yılı defter ve dayanak belgeleri incelenmiş olup, ibraz edilen yasal defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK’nın 64. maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olmakla birlikte, defter kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, defterlerin usulüne göre tutulmuş olup olmadığı ve sahipleri lehine delil niteliklerinin bulunup bulunmadığı hususu Sayın mahkemenin takdirinde olup, Taraf ticari defterleri birlikte ve karşılaştırmalı olarak değerlendirildiğinde; dava konusu faturaların her iki taraf kayıtlarında da yer aldığı ve davalı tarafından kabul edilmiş olduğu, uyuşmazlığın ağırlıklı olarak devir bakiye ve muhasebe kayıt farklılıklarından kaynaklandığı, Değerlendirme ve Sonuç ; Mutabık Kalemler: Dava konusu faturalar (304.820,40 TL) , yapılan ödeme/tahsilatlar (123.352,98 TL) bu kalemlerde taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık Yaratan Kalemler: Devir bakiye farkı: 87.427,73 TL , Davacı kayıt hatası: 20.497,00 TL , Dava dışı faturalar farkı: 6.082,55 TL , Toplam fark: 104.808,86 TL olup bu fark tamamen teknik/muhasebesel kayıt farklılıklarından kaynaklanmaktadır. Taraf defterlerine göre; Davacının alacaklı olduğu hususu sabittir. Dava konusu faturalar ve yapılan ödemeler yönünden ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki bakiye farkı, esasen devir bakiye ve kayıt farklılıklarından kaynaklanan teknik bir uyuşmazlık niteliğindedir. " şeklindeki değerlendirmelere sonucunda bu nedenlerle ihtilafsız kalemler yönünden davacının alacağı kabul edilebilir nitelikte olup, bakiye farkına ilişkin değerlendirmenin ise taraf defterlerinin delil niteliği, ticari teamül ve ispat kuralları çerçevesinde Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu kanaatine varılmıştır. DELİLER: -Davacı vekili tarafından sunulan; .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. Sayılı icra dosyası, faturalar, rezervasyon kayıtları, acente sözleşmesi, davacının ticari defter kayıtları, -Davalı vekili tarafından sunulan; Taraflar arasındaki sözleşme, Davalının ticari defter kayıtları, -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Tüm dosya kapsamı DELLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki konaklama hizmeti ve online rezervasyon aracılık faaliyetinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Öncelikle davalının görev itirazı değerlendirilmiştir. Dosya kapsamından davacının işlettiği konaklama tesisine ilişkin ticari faaliyet yürüttüğü, davalı şirketin ise online seyahat acentası olarak faaliyet gösteren sermaye şirketi olduğu, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri kapsamında sunulan konaklama ve rezervasyon hizmetlerinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bu nedenle uyuşmazlığın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4 ve 5. maddeleri kapsamında mutlak ve nispi ticari dava niteliğinde bulunduğu, mahkememizin görevli olduğu kanaatine varılarak davalının görev itirazının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 346.924,44 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, davalının süresi içerisinde borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, eldeki davanın ise İİK’nın 67. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık; davacı tarafından düzenlenen ve takip dayanağı yapılan faturalardan kaynaklanan alacağın mevcut olup olmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının davalıdan bakiye alacaklı bulunup bulunmadığı ve davalının takas-mahsup savunmasının yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, dosyaya sunulan 08.04.2026 tarihli mali müşavir bilirkişi raporu denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuştur. Bilirkişi incelemesinde tarafların 2024 yılı ticari defter ve dayanak belgeleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiş, dava konusu;29.08.2024 tarihli ... numaralı, 18.09.2024 tarihli ... numaralı, 07.11.2024 tarihli ... numaralı faturaların hem davacı hem de davalı ticari kayıtlarında yer aldığı ve davalı tarafından muhasebeleştirildiği tespit edilmiştir. Bu haliyle davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü, hizmetin hiç verilmediği veya faturaların hukuki ilişkiye dayanmadığı yönündeki savunmasının kendi ticari kayıtları ile dahi örtüşmediği anlaşılmıştır. Zira dava konusu faturaların davalı şirket kayıtlarında yer alması, taraflar arasında ticari ilişkinin ve faturaların varlığının kabul edildiğini göstermektedir. Bilirkişi raporunda ayrıca dava konusu faturalar toplamının 304.820,40 TL olduğu, davalı tarafından düzenlenen 20.845,93 TL tutarındaki iade faturası ve taraflarca kabul edilen ödeme hareketleri sonrasında uyuşmazlığın esas itibariyle hizmetin varlığından değil, devir bakiyeleri ve muhasebe kayıt farklılıklarından kaynaklandığı belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda; dava konusu faturalar ve yapılan tahsilatların taraf kayıtlarında mutabık olduğu, taraflar arasındaki farklılığın 87.427,73 TL devir bakiyesi, 20.497,00 TL kayıt farkı ve 6.082,55 TL dava dışı fatura farkından oluştuğu, bu kalemlerin teknik muhasebe farklılıklarından kaynaklandığı, buna karşılık davacının alacaklı olduğu hususunun her iki taraf kayıtları itibarıyla sabit bulunduğu açıkça ifade edilmiştir. Dosya kapsamındaki ticari kayıtlar, bilirkişi incelemesi ve taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu faturaların taraflar arasında ihtilafsız olduğu, davalı tarafından kayıt altına alındığı, tarafların hizmet ilişkisini inkâr etmedikleri, uyuşmazlığın yalnızca bakiye hesaplamasına ilişkin bulunduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı icra takibinde 283.974,47 TL bakiye alacak talep etmiş ise de, bilirkişi raporunda ortaya konulan teknik muhasebe incelemesi sonucunda dava konusu ve taraflarca mutabık kabul edilen kalemler esas alındığında davacının takip tarihi itibarıyla 281.674,94 TL alacaklı olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Mahkememizce bilirkişi raporu dosya kapsamındaki ticari kayıtlar ve taraf defterleri ile uyumlu, denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli görülmüş; davalının 2023 yılı ve öncesi kayıtların incelenmesine yönelik itirazlarının uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlamayacağı, mevcut ihtilafın dava konusu faturalar ve bunlara ilişkin muhasebe kayıtlarından kaynaklandığı değerlendirilerek itirazlar yerinde görülmemiştir. Bu nedenle davacının alacağının 281.674,94 TL tutarında ispatlandığı, bu miktarı aşan kısmın ise dosya kapsamındaki delillerle yeterli şekilde ortaya konulamadığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile davalının .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 281.674,94 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir. İcra inkâr tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede; takip konusu alacak taraf ticari defterleri, muhasebe kayıtları ve faturalar üzerinden belirlenebilir nitelikte olup likit alacak mahiyetindedir. Davalı tarafından dava konusu faturaların kendi kayıtlarında da yer aldığı, buna rağmen borcun tamamına itiraz edilerek takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle İİK’nın 67/2. maddesi uyarınca hüküm altına alınan 281.674,94 TL asıl alacağın %20’si oranındaki 56.334,98 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın KISMEN iptaline, takibin 281.674,94-TL asıl alacak olmak üzere devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Alacak niteliği itibari likit ve belirlenebilir olduğundan icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'si olan 56.334,98-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihi itibari ile alınması gereken 19.241,21-TL harçtan, peşin alınan 4.189,99-TL harç mahsup edilerek kalan 15.051,22-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 4.805,39-TL peşin harç ve 615,40-TL başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.067,99-TL (kabul miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00-TL (red miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.090,00-TL yargılama gideri kabul ve red durumuna göre takdiren oranlayarak 7.380,40-TL'lik kısmının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine; arda kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair,gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 13/05/2026

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/508, K. 2026/451, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-508-e-2026-451-k-a26ed4b2c3db