Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/126 E. 2026/974 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/126
Karar No
2026/974
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/126 KARAR NO : 2026/974

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2023 NUMARASI : 2022/644 Esas - 2023/869 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 05/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/06/2026

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/11/2023 tarih 2022/644 Esas 2023/869 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; KTK'nın 110/2 maddesi kapsamında kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde dava açtıklarını, olayın 06/09/2021 tarihinde davacı tarafa ait .... plakalı sayılı araç ile .... plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davacı tarafa ait ... model aracın onarımının ekonomik olmamasından dolayı pert/total çalışması yapılmış olduğunu, sovtaj değerinin 7.000,00 TL olarak davacı tarafından satılmış olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından davacı tarafa herhangi bir ödeme yapılmadığını, rayiç bedel konusunda şirket ve davacı tarafın tam olarak uzlaşamadığını,.... plaka sayılı aracın 113729588 numaralı ZMMS poliçesiyle davalı sigorta şirketine kayıtlı olduğunu, meydana gelen kaza neticesinde davacı tarafın aracında oluşan maddi zararın davalı sigorta şirketi tarafından limiti ile sınırlı olmak üzere karşılanması gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 500,00 TL hasar bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, hasar dosyasının incelenmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunun tespit edilerek ödeme yapılamadığını, davalı sigorta şirketinin ancak poliçe limiti ve sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, bilirkişi raporundaki hasar bedelinin fahiş ve kabul edilemez nitelikte olduğunu, anlaşmalı tamirhane iskontosunun uygulanması gerektiğini, aracın yaşına göre eşdeğer parça kullanımına uygun olduğunu, temerrüt tarihi iddiasını kabul etmediklerini, faiz başlangıç tarihinin temerrüt tarihi değil güncel eksper hesabının yapıldığı tarih olarak kabulü gerektiğini, davalı sigorta şirketinin dava açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinden de sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 12/01/2023 tarihli bilirkişi heyet raporu ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/43794 Soruşturma dosyasındaki bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek terditli ihtimallerden sigortalının kusurlu olduğu yönündeki tespite üstünlük tanındığı, Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihli iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre zarar görenin tazminat kapsamının belirlenmesinde kullanılacak yöntem ve ölçütler konusunda kısıtlama bulunmadığından yerel piyasa koşulları, yedek parça ve servis maliyetleri, kazalı parça ve işçilik maliyetleri, KDV dikkate alınarak davacıya ait araçta kaza nedeniyle meydana gelen hasarın giderim bedelinin 27.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, zarar veren araç ticari nitelikte bulunmadığından haksız eylemin de TTK'nın 4. maddesi uyarınca ticari iş niteliği taşımamasına göre temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu, kazanın sigortalı aracın şerit değişikliğini tamamlamasının ardından davacıya ait aracın çok hızlı gelmesi ve şerit değişikliği yapan sigortalı aracı görmesine rağmen yavaşlayamayarak ona arkadan çarpması sonucu meydana geldiğini, her iki raporda da davacı aracının hızına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, pert/total tespitinin hatalı yapıldığını, önce hasarsız rayiç bedelin belirlenmesi, ardından hasar bedelinin bunun %70'i ile karşılaştırılması gerektiğini, bilirkişi raporunda aracın hasarsız rayiç bedelinin gerçeği yansıtmadığını, eşdeğer parça bedelleri yerine davacının eksper raporundaki parça bedellerinin birebir esas alındığını, makul iskonto uygulanmadığını, faiz başlangıç tarihinin temerrüt tarihi olan 18.01.2022 değil güncel eksper hesabının yapıldığı tarih olması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, trafik kazası nedeniyle araçta meydana gelen maddi zararın tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat davalarında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddeleri uyarınca "gerçek zarar" ilkesi geçerlidir. Kural olarak zararı ve zarar verenin kusurunu ispat yükü zarar görene aittir. Zarar gören, haksız fiil sonucunda malvarlığında meydana gelen eksilmeyi talep edebilir. Ancak Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; bir araçta meydana gelen onarım masraflarının, aracın kaza tarihindeki hasarsız ikinci el rayiç değerinin %50'sini aşması durumunda, o aracın tamirinin ekonomik olmadığı kabul edilir ve araç "pert total" (tam hasarlı) sayılır. Tam hasarlı araçlarda talep edilebilecek gerçek zarar tutarı, aracın kaza anındaki rayiç bedeli ile kazadan sonraki hasarlı (sovtaj) bedeli arasındaki farktır. Araç tam hasarlı kabul edildiğinde, aracın piyasa değerinde başkaca bir eksilme söz konusu olmayacağından, ayrıca değer kaybı tazminatı talep edilemez. Davalı vekilinin kusur dağılımına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde, dava konusu trafik kazasının gerçekleşme şekline ilişkin taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu, davalının sigortalısı araç sürücüsü ...'ın soruşturma aşamasında "önümde ... plakalı araç seyir halinde idi, ben bu .... plakalı aracı solladım ve önüne geçtim, arkamdan gelen motosikletten dolayı hızımı kesmek zorunda kaldım" şeklinde beyanda bulunduğu, sigortalı araç sürücüsü beyanıyla şerit değiştirme kurallarına riayet edilmediğinin tevil yollu ikrar edildiğinin kabulü gerektiği anlaşılmakla kusur dağılımına yönelik mahkeme kabulünde bir hukuka aykırılık görülmediğinden aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Hükme esas alınan hasar raporunda araçta meydana gelen onarım masraflarının ve değer kaybı zararıyla birlikte aracın sovtaj değerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde onarımın ekonomik olmadığı ve davacının gerçek zararının 27.000,00-TL olduğu tespit edilmiştir. Rapor içeriğinin incelenmesinde piyasa araştırmasına dayalı olarak rayiç değer, onarım bedeli ve aracın onarılması halinde oluşacak değer kaybı zararı miktarı da dikkate alınarak onarılmasının ekonomik olmayacağı yönünde bildirilen görüşün yerleşik yargısal uygulamalara aykırı bir yönünün bulunmadığı, onarım bedelinin KDV dahil ve iskontosuz serbest piyasa rayiçlerine göre belirlenmesinin yerinde olduğu, bu şekilde gerçekleştirilen fiyatlandırmalar üzerinden pert total uygulanması yönündeki değerlendirme ve kanaatin yerinde olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekilinin istinaf itirazlarının açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.876,61 TL'den peşin alınan 461,09 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.415,52 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 05/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/126, K. 2026/974, T. 05.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-126-e-2026-974-k-fcb54dce9e37