Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/801 E. 2026/950 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/801
Karar No
2026/950
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/801

KARAR NO:2026/950

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:22.01.2026

NUMARASI:2024/476 Esas - 2026/45 Karar

DAVA:Tazminat (CMR Konvansiyonun'dan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin talebi üzerine dava dışı ... Şirketi'ne ait emtianın 12.05.2021 tarihinde davalının sorumluluğundaki ... plakalı araç ile taşınmaya başlandığını, 17.05.2021 tarihinde davalı şirket tarafından müvekkili şirkete iletilen mailde aracın kaza yaptığı ve emtianın ... plakalı araca aktarıldığının bildirildiğini, kaza veya aktarım sırasında taşınan emtiada oluşan hasara davalının sebep olduğunu, araç değişimi yapılırken de davalı şirketçe emtiaya hasar verilmiş olabileceğini, her iki halde de hasardan davalı şirketin sorumlu olduğunu, davalı şirketçe müvekkiline gönderilen 25.08.2022 tarihli mail ekinde yer alan ... Sigorta'nın vermiş olduğu cevapta hasara ilişkin kazadan bahsedilmediğini, emtianın depodan hasarlı yüklendiği yönünde evrak düzenlenmiş olduğunu, hasarlı bir yükleme söz konusu olması halinde yüklemeyi yapan davalının yüklemeden önce hasarlı ürünlerinin fotoğraflarını çekilmiş olması gerektiğini, yükleme yapılırken herhangi bir hasar olmadığını, emtianın hasarlı yüklendiğine ilişkin çekince veya bildirim bulunmadığını, hasarsız olarak yüklenilen ürünlerin kaza sonucu hasarlandığını, bu zararlardan müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, zira hem emtiayı yükleyen hem de taşıyanın davalı taşımacı olduğunu, yük ilgilisinin hasar nedeniyle isteği 4.980,80 Euro ve 3.678,99 TL'nin istenmesine rağmen davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 3.975,32 TL ve 4.980 Euro'nun 27.04.2023 tarihinden faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın açıldığı 25.09.2024 tarihi itibariyle bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, 12.05.2024 tarihinde dava dışı ... Şti'ne ait emtianın taşımasının, alt taşıyıcı olarak ... firması tarafından yapıldığını ve müvekkilinin bu davanın muhatabı olmadığını, ... firması tarafından ... plakalı araçla taşınan emtianın, tır dorse tavanının köprüye sürtmesi sebebiyle ... plakalı araca yüklendiğini ve taşımanın bu araç ile yapılarak emtianın nihai varış yerine götürüldüğünü, taşımanın usulüne uygun bir şekilde yerine getirildiğini, hasar, zayi veya geç teslim bulunmadığını, hasarın kaza sebebiyle değil kötü ambalajlanma sebebiyle hasar oluştuğunu ve CMR'nin 17.maddesine göre ambalajdan kaynaklanan hasardan müvekkilinin sorumlu olmadığını, taşınan emtianın, araca gönderici adına hareket eden ... tarafından hasarlı olarak yüklendiğinin ... Sigorta tarafından eksper tarafından tespit edildiğini ve hasarın taşıma esnasında meydana gelmediğini savunarak, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından incelendiğinde; davacı, Almanya’dan Türkiye’ye taşıma sırasında meydana geldiği ileri sürülen zararın CMR konvansiyon hükümlerine göre tazmini amacı ile talepler yöneltilmiştir.Taşıma senedi incelendiğinde, gönderilen dava dışı ... Şirketi olduğu, gönderenin dava dışı ..., taşıyıcı ise dava dışı ... Lojistik olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, dava dışı gönderilen ... firmasının uğradığı hasarın giderilmesine ilişkin tadilat/tamir onarım masrafları ile nakliye sebebi ile doğan zarar tutarı 4.980,80 Euro ve 3.678,99 TL tutarını dava ve talep etmektedir. CMR taşıma senedinde hasar notu yer aldığından CMR m.17/1 gereği hasarın taşıma sürecinde meydana geldiği kabul etmek gerekmektedir. Ancak davacının bu hasar nedeni ile tazminat talep edebilmesi için 29/09/2025 tarihli raporun 12. ve 14. Sayfalarında da tespit edildiği gibi tazminat ödemesini yapmış olması gerekmektedir. Şöyle ki davacının davalı taşıyıcı veya fiili taşıyıcıya rücu hakkı ile iş bu davayı ikame edebilmek için önce taşıma kaynaklı hasar zararını tazmin etmesi gerekmektedir. Ancak davacı tarafından bu kapsamda yapılan bir ödeme dekontu dosyaya sunulmamış ve ödemenin yapılmadığı celse arası kurulan ara karar neticesinde 25/12/2025 tarihli beyan dilekçesinde de beyan edilmiştir. Bu hali ile davalının zamanaşımı yönündeki itirazları, rapordaki kusura ilişkin tespitlerden önce davacının iş bu davayı açmakta aktif husumeti bulunmadığı..." gerekçesiyle, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Taraflar arasındaki uyuşmazlığın uluslararası taşıma faaliyetinden kaynaklandığını, müvekkilinin talebi üzerine dava dışı ... Şirketi’ne ait emtianın Almanya’dan Türkiye’ye taşınmak üzere davalının sorumluluğundaki araç ile taşımaya başlandığını, taşımanın 12.05.2021 tarihinde davalının sorumluluğundaki ... plakalı araç ile başladığını, ancak taşıma sürecinde aracın köprüye çarptığını, durumun davalı tarafından müvekkiline gönderilen 17.05.2021 tarihli e-posta ile bildirildiğini, malide aracın kaza yaptığı ve taşınan emtianın ... plakalı araca aktarıldığının belirtildiğini, kaza ve aktarım işlemleri sırasında taşınan emtiada hasar oluştuğunu, yük ilgilisinin hasar nedeniyle davacıdan 4.980,80 Euro tamir gideri ve 3.678,99 TL nakliye zararı talep ettiğini, müvekkilinin de bu zarar için zarar sorumlusu olan davalıya başvurduğunu, davalının ödemeyi reddetmesi üzerine bu davanın açıldığını, mahkemenin hatalı gerekçe ile davacının, yük ilgilisine zarar ödemesi yapmadığı ve bu nedenle davalıya karşı rücu hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddettiğini, Oysa davacı ile davalı arasında taşıma ilişkisi bulunduğunu, davacının akdi taşıyıcı, davalının ise alt taşıyıcı olduğunu, taşıma sırasında meydana gelen hasar nedeniyle davacının, yük ilgililerine karşı sorumluluk altına girdiğini, akdi taşımacının alt taşımacıya rücusunun yalnızca ödeme yapılması şartına bağlı olmadığını, nitekim CMR'nin 17.maddesine göre taşıyıcının, eşyanın teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçen süre içinde meydana gelen hasardan sorumlu olduğunun belirlendiğini, hasarın taşıma sırasında köprüye çarpma şeklinde oluştuğunu, emtianın başka araca aktarılması sırasında hasar oluştuğunu, davalı tarafça kazanın varlığının mail yazışmaları ile teyit edildiğini, bu durumda davalının taşıma sözleşmesine aykırılık nedeniyle oluşan zarardan müvekkiline karşı sorumlu olduğunu, taşıma hukukunda akdi taşıyıcının, taşımanın ifasında yararlandığı alt taşıyıcıların fiillerinden sorumlu olduğunu, bu nedenle akdi taşıyıcının alt taşıyıcıya karşı talepte bulunması taşıma sözleşmesinden doğan bir hak olduğunu, davacının talebinin yalnızca rücu ilişkisine dayanmadığını, aynı zamanda taşıma sözleşmesine aykırılığa dayandığını ve aktif dava ehliyeti bulunduğunu, mahkemece mail yazışmalarının değerlendirilmeden karar verildiğini, öğretide ve Yargıtay uygulamasında taşıyıcılar arasındaki sorumluluk ilişkisinde, zarara ilişkin sorumluluğun doğması için fiili ödemenin yapılmasının aranmadığını, rücu ilişkisinde zararın doğmuş olması ve sorumluluğun belirlenmesinin yeterli olduğunu, taşıma sırasında aracın köprüye çarpması, emtianın başka araca aktarılması, elleçleme sırasında hasar oluşması nedeniyle CMR kapsamında taşıyıcının sorumlu olduğunu ve davanın esasının incelenerek karar verilmesi gerektiğini, bilirkişilerin rücu hakkı, zamanaşımı, taraf sıfatı gibi hukuki konularda görüş bildirmelerinin HMK'nın 266.maddesine aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, CMR Konvansiyonu kapsamında Almanya'dan Türkiye'ye taşınan emtiada taşıma sırasında oluştuğu belirtilen hasarın akdî taşıyıcı olan davacı tarafından fiili taşıyıcı olan davalıdan tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamındaki deliller, taşıma senetleri ve bilirkişi raporuna göre, dışı ... Şirketi’ne ait emtianın Almanya’dan Türkiye’ye taşınması işinin akdi taşımacı olarak davacı tarafından üslenildiği, taşımanın12.05.2021 tarihinde davalının sorumluluğundaki ... plakalı araç ile başladığı, taşıma sürecinde aracın köprüye çarpması üzerine durumun davalı tarafından 17.05.2021 tarihli e-posta ile davacıya bildirildiği, kaza sonucu emtianın ... plakalı araca aktarıldığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesindeki açıklamalara göre kaza ve aktarım işlemleri sırasında taşınan emtiada hasar oluştuğu, yük ilgilisi ... Şirketi'nin bu hasar nedeniyle davacıdan 4.980,80 Euro tamir gideri ve 3.678,99 TL nakliye kaynaklı zarar talep ettiği, davacının da akdi taşıyıcı olarak bu miktarları fiili taşıyıcı olan davalıdan talep ettiği, ödenmemesi üzerine eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.Davacı, akdi taşımacının CMR'nin 17.maddesine göre sorumlu olması nedeniyle, taşıma sırasında oluşan zararı fiili taşıyıcıdan talep edebileceğini ileri sürmektedir. Hasarın talep edilmesi için akdi taşımacının ödeme yapması gerekip gerekmediği uyuşmazlık konusudur. Uyuşmazlığa ilişkin olan CMR'nin 37.maddesine; "Bu Sözleşme hükümleri gereğince tazminat ödemiş taşımacı, bu tazminat üzerinden ödediği faiz ve yaptığı sarflarla birlikte tazminatı, taşımaya katılmış olanlardan şu koşullara göre geri almak hakkına sahiptir.

a) Ziyan ve hasardan sorumlu olan taşımacı ister kendisi ister başka bir taşımacı tarafından

ödensin, tazminatı tek başına yüklenmek zorundadır.

b) Ziyan veya hasar iki veya daha çok taşımacının fiilinden ileri geldiği zaman bunlardan her biri sorumluluktaki hissesi oranında bir meblağı ödeyecek, taşıma ücreti oranında sorumlu olacaktır.

c) Ziyan ve hasar için sorumluluğun hangi taşımacıya yükleneceği belirlenemez ise, tazminat tutarı b) fıkrasında öngörüldüğü üzere bütün taşımacılar arasında paylaştırılacaktır." düzenlemesi bulunmaktadır. Görüldüğü gibi maddenin ilk fıkrasında, tazminat ödemiş taşımacının geri alma hakkından söz edilmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, taşıma sırasında oluşan hasarın CMR senedine yazıldığı ve CMR'nin 17 ile 30. maddelerine göre taşımacının sorumlu olduğu belirlenmiştir. Raporda ayrıca CMR'nin 37 ve 39. maddesindeki zamanaşımı hükümleri değerlendirilmiştir. CMR'nin anılan hükmüne göre, akdi taşımacı olan davacının kendi akidi olan alt ve fiili taşımacıdan talepte bulunması için kendi mal varlığında, bu taşıma nedeniyle bir zarar oluşması gerekmektedir. Taşımacının bir ödeme yapmadan, mal varlığında bir azalma oluşmadan, fiili taşımacıdan talepte bulunması, esas itibariyle akdi taşımacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacaktır. Esasında davacı akdî taşımacı olarak, davalı ise fiili taşımacı olarak taşımadan kaynaklanan zararlardan sorumludur. Gönderen tarafından bu zarar akdî veya fiilî taşıyıcıdan talep edilebilir. Ancak taşımacılar arasındaki rücu ilişkisinde CMR'nin 37. maddesinde ödeme şartı bulunmaktadır. Davacı/ akdî taşımacı, taşımadan kaynaklanan bir zararı yük ilgililerine ödediğini kanıtlayamadığından, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 14.05.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/801, K. 2026/950, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-801-e-2026-950-k-904ae3475c1c