Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/367 E. 2026/690 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/367
- Karar No
- 2026/690
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/367
KARAR NO:2026/690
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/12/2020
NUMARASI:2015/568 Esas, 2020/716 Karar
DAVA:Menfi Tespit
DAVA TARİHİ:16/04/2015
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN
2017/234 ESAS SAYILI DOSYASINDA:
DAVA:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ :14/05/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Asıl dosyada davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında müvekkilinin inşa etmekte olduğu ... Kadıköy adresinde bulunan ... pencere ve doğrama işlerinin imalat ve montajının anahtar teslim olarak yapılacağı hususunda 12/09/2014 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşmede işin anahtar teslim olarak teslim tarihi sözleşmenin imzalanmasından 60 gün sonrası 15/11/2014 olarak belirlendiğini, sözleşme ile teslim ve montaj tarihi olarak 15/11/2014 tarihi belirlendiğini, buna rağmen davalı şirketin edimlerinin bir kısmını ayıplı olarak sözleşmede yer alan şartlara aykırı olarak yerine getirdiğini, bir kısmını ise henüz yerine getirmediğini, yetkilileri ile sürekli görüşmeler yapılmasına rağmen davalı şirket edimlerini yerine getirmemekte ısrar ettiğini, bu hususta davalıya 02/01/2015 tarihinde teslime dair bir ihtarname fax aracılığı ile davalıya ait ... nolu fax numarasına gönderildiğini, dava tarihi itibariyle halen işlerin yerine getirilmediğini, müvekkili şirket yetkilileri tarafından tespit edildiğini, bu hususun tutanakla imza altına alındığını, sözleşmeye göre müvekkili şirket tarafından karşı tarafa toplam 122.338,55 Euro ödeme yapılması kararlaştırıldığını, müvekkili şirket ödeme hususundaki edimlerini yerine getirdiğini, iş karşılığı verilen senetlerden 15 Şubat 2015 vade tarihli 15.500 Euro bedelli senet 18/02/2015 tarihinde 15 Mart 2015 vade tarihli 15.500 Euro bedelli senet ise 18/03/2015 tarihinde ödendiğini, toplam 31.000 Euro ödeme yapıldığını, vadesi gelmeyen senetler bulunduğunu, sözleşmede belirtilen vadeye rağmen edimlerini yerine getirmeyen davalıya önceden verilmiş bulunan senetlerden 05/12/2014 düzenleme ve 15/04/2015 vade tarihli 15.500 Euro bedelli senet için diğer 2 adet ve toplam 31.000 Euro tutarındaki senetler için olası bir icra takibinin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini ve senetlerin tahsilata konu yapılmaması için borçlu bulunmadıklarının tespiti hususunda karar verilmesini talep ettiklerini, davanın kabulünü ile davalı tarafa borçlu bulunmadıklarının tespitini, senetlerle ilgili olarak öncelikle teminatsız olarak uygun görülmemesi halinde mahkeme tarafında uygun kılınacak bir teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararının dosya üzerinden verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; müvekkili şirket ile davacı arasında yapılan 12/09/2014 tarihli sözleşme gereğince müvekkili şirket üzerine düşen bütün yükümlülükleri yerine getirmiş olduğunu, davacı söz konusu sözleşme gereğince müvekkili şirketin bir kısım işleri hiç yapmadığını, bir kısım işleri ise sözleşme gereğine uygun yapmadığını, işin geç teslim edildiğini ileri sürdüğünü, davacının ileri sürdüğü hususların gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince işin yapılacağı yer olan iş yeri ... Kadıköy/İstanbul adresinde bulunan ... isimli iş sözleşmenin imzalandığı tarihten bir ay sonra müvekkili şirkete teslim edildiğini, müvekkili şirket davacının kusuru ve gecikmesi ile işe bir ay geç başlamak durumunda kaldığını, Aralık ve Ocak aylarında şiddetli, yoğun kar yağışlı kış nedeniyle belli bir süre şantiyede çalışabilmenin mümkün olmadığını, yoğun ve etkin kış şartları düzelir düzelmez işe başlanıldığını, kalan işlerinde eksiksiz bir şekilde yapılarak tamamlandığını, şiddetli kar, fırtına, yağmur, sel, heyelan, yangın sıkıyönetim v.b gibi durumların mücbir sebep olduğunu, mücbir sebepler nedeniyle işin yapılamamış olması işin yapılmadığı, geç yapıldığı, işin geç teslim edildiği anlamına gelmediğini, davacının sözleşme gereğince ödemesi gereken meblağı ödemesine engel teşkil etmediğini, müvekkili şirketin işi eksiksiz bir şekilde tamamladığını, davacı tarafın işi teslim almadığını, işi teslim almamak için direndiğini, sırf işi teslim almamak yeni sözleşme gereğince ödemesi gereken meblağı müvekkili şirkete ödememek için iş bu davayı açtığını, müvekkili şirketin 12/09/2014 tarihli sözleşme gereğince bütün işleri tam ve eksiksiz bir şekilde yaptığını, davacı şirket, işin 15/11/2014 tarihinde teslim edilmesi gerekirken geç teslim edildiğini, bir kısım işlerin eksik yapıldığını, bu nedenle de 15/04/2015 vade tarihli ve 15.500,00 Avro bedelli 15/05/2015 vade tarihli ve 15.500,00 Avro bedelli 15/06/2015 vade tarihli ve 15.500,000 Avro bedelli üç adet bononun ödenmemesi gerektiğini ileri sürdüğünü, müvekkili şirket vadesi gelmiş olan 05/12/2014 düzenleme tarihli 15/04/2015 vade tarihli ve 15.500,00 Avro bedelli bononun ödenmesini sağlamak için İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2015/711 Esas sayılı ile ihtiyati haciz istemli dava açtığını, davanın açılmasından kısar bir süre sonra davacı şirket müvekkili şirketten 30/05/2015 tarihine kadar beklenilmesini istediğini, davacı şirket müvekkili şirket aleyhine davacı şirket müvekkili şirket aleyhine dava açtığı halde müvekkili şirketi arayarak süre istediğini, bu hususun müvekkili şirketin iyiniyet ve hoşgörü çerçevesinde hareket ettiğinin kanıtı olduğunu, haksız ve dayanaktan yoksun iş bu davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen dosyada davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı firma arasında gerçekleşen ... istinaden imzalanan sözleşmede çek olarak belirtilmiş olmasına rağmen davalı borçlu şirketten kıymetli evraka bağlanmayan ve 17/11/2015 tarihi itibariyle bakiye alacaklarının 53.156,81 Euro için İstanbul Anadolu 4.İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası üzerinden alacaklarının tahsili amacıyla icra takibi başlattıklarını, İstanbul Anadolu 4.İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrine 22/02/2016 tarihinde hiçbir haklı sebebe dayanmaksızın, haksız ve kötü niyetli olarak alacaklarını sürüncemede bırakmak amacıyla itiraz edildiğini, borçlu tarafından sözleşme gereği verilmesi gerekli kıymetli evrak davacı alacaklı müvekkili şirket edimleri yerine getirmiş olmasına rağmen alamadığını, söz konusu işin yapılmış olmasına rağmen müvekkili şirket alacakları ödenmediği ve borçlu şirket vekili tarafından hiçbir haklı sebebe dayanılmaksızın, usul ve yasaya aykırı olarak alacaklarını sürüncemede bırakmak amacıyla itiraz edilen itirazın iptali ile takibin devamını, takibe haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğini, bu nedenle İstanbul Anadolu 4.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapılan haksız, usul ve yasaya aykırı itirazın iptalini, icra takibinin devamını, haksız ve kötüniyetli itiraz edildiği için takip konusu alacağın % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama masrafları, faiz ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; müvekkili şirketin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, bu nedenlerle de davaya konu icra dosyasına itiraz edildiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında görülmekte olan iki davanın bulunduğunu, İstanbul Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/568 Esas sayılı dosyası ile davalı tarafa borçlu olmadığının tespiti talepli davanın açıldığını, yargılamasının devam ettiğini, davacının üstlendiği işi eksik ve ayıplı yaptığı bu dosyadan alınan bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, İstanbul Anadolu 9.Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1387 Esas sayılı dosyasıyla ise davacının işi teslim etmemesi sebebiyle sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın tahsili talepli dava açıldığını, yapılan yargılama neticesinde bilirkişi tarafından her ne kadar 180.000,00 Euro alacaklarının olduğu belirtilmiş ise de davanın reddine karar verildiğini, bu karara istinaf başvurusunda bulunacaklarını, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkete avans borçlusu olduğunu, haksız ve hukuka aykırı açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretini davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; Her iki davada da incelenmesi gereken hususun; sözleşme kapsamında davalı tarafından yapılan işlerin tespiti, eksik ayıplı iş bulunup bulunmadığı, ayıplı iş varsa süresinde ihbar yapılıp yapılmadığı, davalı yüklenicinin yaptığı işlere karşılık ne kadar ücrete hak kazandığı, davacı tarafından yapılan ödemelerin tespiti ile davalı yüklenicinin bakiye alacağının kalıp kalmadığı hususu olduğu, inşaat ve makine mühendisi bilirkişiler tarafından yerinde inceleme yapılmak suretiyle hazırlanan kök ve ek raporlara göre; davalı yüklenici tarafından montajı yapılan pencere, kapı doğramaları ve panjurların halihazırda sözleşme hükümlerine, normal standartlara uygun tam olarak eksiksiz ve kusursuz normal bir şekilde kullanılabilecek durumda olmadıkları, işçiliğin iyi olmadığı, davalı taşeron firmanın taahhüdü altındaki işi sözleşme süresi içinde bitirmediği, yaptığı işi sözleşme hükümleri çerçevesi içerisinde eksiksiz ve kusursuz teslim etmediği, işin eksik ve kusurlu tutarı sözleşme bedelinin % 5'i oranında tespit edildiği, sözleşme bedelinden % 5 nefaset farkı olarak hesaplanması gerektiği, buna göre (122.338,55 EUR x % 5) nefaset farkının 6.116,90 EUR olarak hesaplandığı, bu meblağın davalı alacağından kesilmesi gerektiğinin belirtildiği, alınan bu raporun ve yapılan hesaplamanın hüküm kurmaya elverişli ve denetlenebilir olması nedeniyle hükme esas alındığı, toplam iş bedelinden % 5 nefaset indirimi yapılması gerektiği anlaşılarak, işin böylece 116.221,65 Eurosunun yapıldığı ve davalının bu bedele hak kazandığı, davacı tarafından davalıya gönderilen 02.01.2015 tarihli ihtarnamede; işin süresinin 15.11.2014 tarihinde bittiğinin, ancak işin bitmediğinin, 3 gün içerisinde işin bitirilerek şantiye şefine teslim edilmesinin, aksi halde sözleşme hükümlerinin uygulanacağının ihtar edildiği, davacı işveren firma yetkilisi tarafından 14.04.2015 tarihli bir tutanakla; işin sözleşme süresinde bitmediğinin, 150 günlük bir gecikme olduğunun, günlük ceza ve toplam iş bedelinin % 50 bedel zarar ve kar kaybı olmak üzere toplam 213.169,00 Euro ceza uygulanacağı hususunun davalı yüklenici taşeron firmaya bildirildiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 474. maddesi uyarınca iş sahibi eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre eseri gözden geçirmek ve ayıbı varsa bunu uygun süre içinde yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, davacı tarafından davalıya usulüne uygun ayıp ihbarı yapıldığı, eksik işlerin ise nelerden ibaret olduğu tespit edilerek bu eksik işler için ihbar yapılmaksızın zamanaşımı süresi içinde talepte bulunulabileceği gözetilerek iş teslimi 15/11/2014 tarihi olup asıl davada davacı tarafından dava süresinde açıldığından asıl dosya davalı tarafın zaman aşımına yönelik itirazın reddine karar vermek gerektiği, Asıl dava yönünden, son duruşmada her iki taraf vekili karşılıklı olarak sulh olduklarını ve yargılama gideri ile vekalet ücreti talep etmediklerini beyan ettiklerinden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, Birleşen davada; birleşen dosya davacısının sözleşme kapsamında yapılan işler karşılığı ödenmeyen bakiye bedeli talep ettiği, nefaset indirimi sonucu birleşen dosya davacısının toplamda 116.221,65 Euro alacağının bulunduğu, birleşen dosya davalısı tarafından ödenen 15/02/2015 vade tarihli ve 15/03/2015 vade tarihli 2 adet senet karşılığı 31.000,00 Euro'nun, asıl dava konusu olan ve tarafların anlaştıkları 15/04/2015, 15/05/2015 ve 15/06/2015 vade tarihli 3 adet senet karşılığı 46.500,00 Euro toplamı 77.500,00 Euro'nun toplam alacaktan mahsup edilmesi sonucu birleşen dosya davacısının bakiye 38.721,62 Euro (116.221,65 Euro - 77.500,00 Euro = 38.721,62 Euro) alacağının kaldığı, taraf defterlerinin incelenmesi sonucu birleşen dosya davacısı tarafından davalı aleyhine düzenlenen 21/11/2014 tarihli ... nolu 47.809,00 TL bedelli faturanın her iki taraf defterinde de kayıtlı olduğu, davalı tarafça ödendiği görülmekle bu husus taraflara sorulduğunda; taraf vekilleri bu faturanın asıl ve birleşen davayla ve sözleşmeyle alakası olmadığını beyan ettiklerinden bu faturanın dikkate alınmadığı, bu nedenle birleşen davaya konu takibe yönelik itirazın 38.721,62 Euro bedel yönünden iptali ile bakiye talebinin reddine karar vermek gerektiği, alacak yabancı para alacağı olduğundan asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4a maddesi uyarınca faiz işletmek gerektiği, alacağın likit olmadığı anlaşıldığından inkar tazminat talebinin reddine karar verildiği gerekçesiyle, asıl dava yönünden; davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 4.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 38.721,62 Euro asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4-a maddesi uyarınca faiz işletilmesine, bakiye talebin reddine, birleşen dava yönünden davacı tarafın inkar tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.
Davacı-birleşen davalı vekili istinafında;
1-)Müvekkiline usulüne uygun şekilde tebligat yapılmadığını, 19.06.2018 tarihli ön inceleme duruşması ve diğer tüm duruşma tutanaklarının hukuka aykırı şekilde T.K. Madde 35'e göre müvekkilinin ticari faaliyette bulunmadığı adrese gönderildiğini, yapılan bu usule aykırılık sebebiyle müvekkilinin savunma hakkının ihlal edildiğini ve gıyabında yargılamaya devam edildiğini,
2-)Müvekkili şirkete işlerin teslim edildiği fakat işlerin teslim alınmadığı iddiasının yerinde olmadığını, nitelik itibariyle pvc yapım ve montaj işlerinin kabul edilmemiş olmasının mümkün olmadığını,
3-)İşlerin bir ay geç başlatıldığı iddiasının doğru olmadığını, davalı tarafın bu hususta yemin deliline başvurduğunu, ancak şirket adına yemin teklifini kabul veya reddetmelerinin mümkün olmadığını, yoğun kış şartlarının mücbir sebep sayılmasının pek de mümkün olmadığını, zira basiretli bir tacirin kış şartlarının zorlu geçeceğini öngörmesi gerektiğini, kaldı ki teamüllerle oluşan fors major haller arasında kış şartları da bulunmadığını,
4-)Müvekkili şirketin ödemelere devam etmekte olmasının tek sebebinin ise şirketin mali prestijinin devamının sağlanması olduğunu, işlerin tam ve ayıpsız olarak teslimi gerektiği halde teslim yapılmamasına rağmen iyi niyetle ödemelere devam edildiğini,
5-)Ayrıca işlerin geç ve ayıplı olarak teslim edildiğine dair taraflarınca yaptırılan bir tespit bulunduğunu belirterek,birleşen davanın kısmen kabul kısmen ret kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı-birleşen davalı iş sahibi, davalı-birleşen davacı yüklenicidir.Taraflar arasında "davacı-birleşen davalının inşa ettiği ... tüm PVC pencere ve doğrama işlerinin davalı-birleşen davacı tarafından imalat ve montajının anahtar teslim olarak yapılması" hususunda 12/09/2014 tarihli sözleşme bulunmakta olup, sözleşmede işin süresi 60 gün, işin başlama tarihi 15/09/2014, işin bitim tarihi 15/11/2014, işin toplam bedeli 122.338,55 Euro olarak kararlaştırılmış, ayrıca, malzemelerin tümü şantiyeye geldiğinde kör kasa kompozit imalatı bittiğinde toplam bedellin % 75'nin 60/90/120/150/180/ günlük süreler ile yapılacağı, % 25'lik kısmının ise işin teslimi ve testler bitiğinde aynı vade ile yapılacağı belirtilmiştir.Davacı-birleşen davalı tarafından davalı-birleşen davacıya bu iş kapsamında keşidecisi davacı-birleşen davalı.... A.Ş, lehtarı davalı-birleşen davacı ...Şti olan, "malen" kaydı bulunan her biri 15.500,00 Euro bedelli olmak üzere 15/02/2015, 15/03/2015, 15/04/2015, 15/05/2015, 15/06/2015 vade tarihli toplam bedeli 77.500,00 Euro olan 5 adet senet verilmiş olup, bu senetlerden 15/02/2015 ve 15/03/2015 vade tarihli olan 2 adedi ödenmiş, diğer senetler ise ödenmemiştir.Asıl dava, davalı-birleşen davacı yüklenici şirketin sözleşmeye konu edimlerinin bir kısmını ayıplı olarak ifa ettiği, bir kısmını ise henüz yerine getirmediğinden bahisle, davalı tarafa verilip de bedeli ödenmeyen her biri 15.500,00 Euro bedelli 15/04/2015, 15/05/2015, 15/06/2015 vade tarihli toplam 46.500,00 Euro bedelli 3 adet senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.Birleşen dava, davalı-birleşen davacının sözleşme kapsamında yapılan işler nedeniyle kıymetli evraka bağlanmayan 17/11/2015 tarihi itibariyle bakiye alacaklarının 53.156,81 Euro olduğundan bahisle, bu meblağın tahsili için İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasından başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Mahkemece, asıl davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın ise kısmen kabulüne dair verilen karara karşı sadece davacı-birleşen davalı tarafça ve sadece birleşen davaya ilişkin verilen hüküm bakımından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bu sebeple, HMK'nın 355/1. Maddesi gereğince Dairemizce istinaf incelemesi sadece birleşen dava yönünden yapılacak olup, asıl davaya ilişkin verilen karar yönünden bir inceleme ve değerlendirme yapılmayacaktır.Birleşen davaya yönelik olan istinaf başvurusu değerlendirildiğinde;Birleşen davanın, yüklenici tarafından iş sahibine karşı açılan bakiye iş bedeli talebine ilişkin olduğu, davacı-birleşen davalı tarafça birleşen davaya cevap dilekçesinde sadece; asıl davadaki eksik ve ayıplı iş iddiası ile taraflar arasında İstanbul Anadolu 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1387 Esas sayılı dosyasında görülen "davalı-birleşen davacının işi teslim etmemesi sebebiyle sözleşmede kararlaştırılan ifaya ekli cezai şartın tahsili talebine" dayanıldığı, yani asıl davadaki ve 2015/1387 Esas sayılı davadaki alacak taleplerine göre borçlu değil alacaklı konumunda olduğunu savunduğu,Davacı-birleşen davalı tarafça ileri sürülen eksik ve ayıp iddiasının asıl davaya ilişkin olarak alınan bilirkişi raporuyla tartışılıp değerlendirildiği ve kısmen yerinde görüldüğü, bakiye iş bedeli borcunun da buna göre belirlendiği, ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetlenen bu rapor dosya kapsamına ve usulüne uygun olduğundan davacı-birleşen davalının bu yöne ilişkin istinaf itirazının yerinde olmadığı,İfaya ekli cezai şart talebinin ise İstanbul Anadolu 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1387 Esas sayılı dosyasına konu olduğu, o davada verilen kararla, teslim sırasında ihtirazi kayıt mevcut olmadığından bu talebin reddedildiği, davacı-bireşen davalı vekili birleşen davaya cevabında o davanın istinaf sürecinde olduğunu belirtmiş ise de söz konusu 2015/1387 Esas sayılı dosya aslı işbu dosyanın ekinde mevcut olup, gerekçeli kararın halen daha tebliğe çıkartılmadığı, davacı-birleşen davalının ifaya ekli cezai şarta ilişkin talep ve iddialarını o davada verilen karara karşı başvuracağı kanun yolunda ileri sürmesi gerektiği, buna göre davacı-birleşen davalının bu yöne ilişkin istinaf itirazının da yerinde olmadığı,Ayrıca, davacı-birleşen davalı tarafından birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesi sunulmuş ve delilleri toplanmış olmakla tebligat usulsüzlüğüne ilişkin istinaf itirazının da yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı-birleşen davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/12/2020 tarih ve 2015/568 Esas, 2020/716 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı-birleşen davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 9.992,30 TL nisbi istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.512,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.480,30 TL harcın birleşen 2017/234 esas sayılı dosya davalısından alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Birleşen 2017/234 esas sayılı dosya davalısı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 14/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.