İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/329 E. 2026/455 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/329
- Karar No
- 2026/455
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/329 Esas KARAR NO : 2026/455
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/05/2025 KARAR TARİHİ : 13/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Davacı ... A.Ş.’nin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ... sicil numarası ile 03.01.1983 tarihinde tescil edilmiş olup; elektrik, elektronik, elektromekanik, pnömatik ve mekanik araç ve gereçler başta olmak üzere geniş kapsamlı mal ve ekipmanların üretimi, ticareti, ithalatı ve ihracatı alanlarında faaliyet göstermekte olduğunu, Davacı şirket ile davalı/borçlu arasında ticari faaliyet kapsamında mal alım-satımına dayalı bir ticari ilişki kurulmuş olduğunu; bu ilişki çerçevesinde davalı tarafın, davacıdan muhtelif elektrik malzemeleri satın aldığını, Taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde davalı/borçlunun, davacı şirkete 735.969,30 TL tutarında borçlu olduğunu, bu alacağın dayanağı olarak: Davacı tarafından davalı adına düzenlenen 28.06.2024 tarihli, ... numaralı, 767.332,80 TL bedelli e-arşiv faturadan kaynaklanan bakiye alacağı (735.969,30 TL) ve buna ilişkin cari hesap ekstresinin sunulmuş olduğunu, Davacının söz konusu alacağının kendi ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğunun görülebileceğini, alacağın tahsil edilememesi üzerine davacı tarafından, davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak davalı/borçlu tarafın takip konusu borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet vermiş olduğunu, söz konusu itirazın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ve icra takibini sürüncemede bırakma amacı taşıdığını, Dava şartı kapsamında arabuluculuğa başvurulmuş olup: 2025/46611 arabuluculuk dosya numarası ile başvuru yapılmış, 25.04.2025 tarihli tutanak ile taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, arabuluculuğa ilişkin son tutanaüın dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, Davacı taraf alacağın: para alacağı niteliğinde olduğunu, rehinle teminat altına alınmadığını, vadesinin geldiğini belirterek, İcra ve İflas Kanunu m.257 hükmü uyarınca ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, bu kapsamda Davalı/borçlunun taşınır ve taşınmaz malları, üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerine, teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasını talep ettiklerini, Uyuşmazlık; taraflar arasındaki ticari satış ilişkisinden kaynaklanan 735.969,30 TL tutarındaki alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, yukarıda açıklanan ve resen göz önüne alınacak nedenlerle; davalarının kabulü ile; öncelikle, rehinle temin edilmemiş, muaccel olan alacağın tahsili için açılan takibe sırf zaman kazanmak ve alacaklı şirketi zarara uğratacak tasarruflarda bulunmak gayesi ile kötüniyetle itiraz ederek işbu davanın açılmasına sebebiyet veren davalı/borçlu hakkında işbu davada verilecek kararın ifa edilebilir olması ve sonuçsuz kalmaması için davalı/borçlu tarafın taşınır, taşınmaz malları ile alacaklarının teminat mukabili ihtiyaten haczine, davalı/borçlu tarafından takibe yapılan haksız tüm itirazların iptali ile takibin takip talebinde ve ödeme emrinde belirtilen şartlarla devamına, Davalının/borçlunun dava konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmelerine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı tarafa tahmiline karar verilmesini bilvekale arz ve talep ettiklerini bildirmişlerdir.
Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Davalı, itirazın iptali davalarında alacaklının icra takibinde dayandığı belgelerle bağlı olduğunu, takipte dayanılmayan belge ve delillerin dava aşamasında ileri sürülemeyeceğini, bu hususta, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 11.02.2020 tarih 2017/2076 E. 2020/117 K. kararı olduğunu, bu karar göre; Alacaklının, takip talebinde dayandığı “düzenlenen faturalardan kaynaklanan bakiye cari hesap alacağı” ile bağlı olduğunu, Takipte yer almayan başkaca sözleşme, ticari defter veya farklı belgelerin dava aşamasında ileri sürülemeyeceğini, ayrıca taraflar arasında yasal anlamda kurulmuş bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, itirazın iptali davalarında ispat yükünün davacı alacaklıya ait olduğunu, bu kapsamda yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 11.02.2020 tarih 2017/2076 E. 2020/117 K. kararı doğrultusunda; Davacının, müvekkili borçlandıran bir hukuki ilişkiyi, bu ilişkiye dayalı olarak mal veya hizmetin eksiksiz ifa edildiğini ispat etmek zorunda olduğunu, ticari defter ve kayıtların, tek başına işin yapıldığını veya teslimin gerçekleştiğini ispatlamayacağını, faturaların tek başına sözleşmenin varlığını ve ifasını kanıtlamayacağını, faturaların ancak: Geçerli bir sözleşme ilişkisine dayanması halinde ve bu sözleşmenin ifasının gerçekleştiğinin ayrıca ispat edilmesi şartıyla hukuki sonuç doğurabileceğini, bu çerçevede, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 29.05.2000 tarih 2000/4885 E. 2000/5011 K. Kararı uyarınca; Faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemiş olmasının, o yalnızca faturanın içeriğinin (bedel ve miktar) kabulü anlamına geleceğini, o malın teslim edildiğini veya hizmetin ifa edildiğini göstermeyeceğini, Dolayısıyla davacının: Faturaya konu malın teslim edildiğini, bu teslimin borç doğurucu bir hukuki ilişkiye dayandığını ayrıca ve kesin delillerle ispat etmesi gerektiğini, Davalı taraf, davacı ile aralarında: Yazılı bir sözleşme bulunmadığını, Faturaların dayanağı olacak bir hukuki ilişki kurulmadığını, bu nedenle, davacının alacak iddiasının hukuki temelinin bulunmadığını, Davalı taraf ayrıca: Faturalara konu mal veya hizmetin müvekkiline teslim edilmediğini, Davacı tarafından yetkili temsilciye yapılmış bir teslimin ispatlanamadığını, Bu doğrultuda, davacının: teslim olgusunu ispat yükünü yerine getirmeden, yalnızca faturalara dayanarak alacak iddiasında bulunmasının hukuken sonuç doğurmayacağını, Davalı taraf, tüm bu gerekçelerle davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Yukarıda açıklanan ve re'sen dikkate alınacak sair nedenlerle; Davacının davasının reddine, Dava değerinin %20 'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten arz ve talep ettiklerini bildirmişlerdir. .... İcra Müdürlüğünün 2024/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine toplam 735.969,30-TL borcun ödenmesi amacıyla 28/08/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 01/10/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 14/10/2024 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Mali Müşavir Bilirkişinin 24.04.2026 Tarihli 8 Sayfadan İbaret Raporunda Özetle; "Huzurdaki davanın somut olayında, Uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari satış ilişkisinden kaynaklanan 735.969,30 TL tutarındaki alacağın tahsili amacıyla başlatılan .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... Esas sayılı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, Davacının 28.06.2024 tarihli ve ... numaralı 767.332,80 TL bedelli e-arşiv faturaya dayalı olarak bakiye 735.969,30 TL alacağının bulunduğunu, bu alacağın ticari defter ve kayıtlarla sabit olduğunu, davalının borca haksız şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, Dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak 25.04.2025 tarihli tutanak ile anlaşma sağlanamadığı, itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve alacağın temini amacıyla ihtiyati haciz kararı verilmesine karar verilmesini talep ettikleri dava dosyası için; Yapılan mali incelemede; Davacı tarafın 2024 yılı defter ve dayanak belgeleri incelenmiş olup, ibraz edilen yasal defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK’nın 64. maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğu, sahipleri lehine delil niteliklerinin bulunduğu, Davalı ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiş olduğundan ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamamıştır. 24.01.2024 tarihinden itibaren taraflar arasında bir cari hesap ilişkisi olduğu, Davacının Davalıya 2024 yılında aşağıdaki cari hesap ekstresinde gösterildiği şekilde dava konusu fatura dahil toplam tutarı 2.102.849,00 TL tutarında 4 adet elektrik malzemeleri faturaları düzenlemiş olduğu ve bu faturaları Davalı cari hesabına borç kaydetmiş olduğu, Dosya kapsamı itibarıyla, dava konusu malların davalı tarafından sipariş edildiğine ilişkin yazılı bir sözleşme veya sipariş formuna rastlanmamış; malların e-irsaliye ile davacı tarafından sevk edildiği, ancak irsaliyelerde teslim alındığına dair imza bulunmadığı, Davalının davacıya 2024 yılında cari hesaba mahsuben toplamda 1.400.000,00TL tutarlı çek ile ödeme yapmış olduğu, Davacının bu ödemeleri Davalı cari hesabına alacak kaydetmiş olduğu, Davacının ticari defterlerinde Davalının 735.969,30 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Tensip zaptı, dava dilekçesi ve defter & belge ibrazı da dahil tüm ara kararlar Tebligat Kanununa uygun şekilde tebliğ edilmiş olmasına rağmen davaya katılmayan, defter & belge ibraz etmeyen davalıya göre, Davacı tarafından ibraz edilmiş olan defterlerin TTK 64, 65. Maddeye uygun tutulduğu, alacağa ait tüm ticari işlemlerin defterlerinde kayıtlı bulunması karşısında, davacının davalıdan dava tarihi itibarıyla asıl alacak yönünden 735.969,30 TL alacaklı olduğunun da kabul edilebileceği, " şeklinde sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLER: Davacı vekili tarafından sunulan; .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... esas sayılı dosyası, 28.06.2024 tarihli ... nolu satış tipli 767.332,80 TL bedelli E-arşiv faturadan bakiye 735.969,30 TL ile cari hesap ekstresi, davacı müvekkil şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, ticaret sicil ve vergi dairesi kayıtları, 25.04.2025 tarihli arabuluculuk son tutanak aslı -Davalı vekili tarafından sunulan; Vergi dairesi kayıtları, sözleşmeler, ödeme belgeleri, Ticari defter kayıt ve belgeleri. -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki ticari mal satış ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... Esas sayılı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; davacı tarafından davalıya satılıp teslim edildiği ileri sürülen elektrik malzemeleri nedeniyle davalının takip tarihi itibarıyla davacıya borçlu olup olmadığı, takip konusu 735.969,30 TL tutarındaki alacağın mevcut bulunup bulunmadığı ve davalının icra takibine yaptığı itirazın haklı olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... Esas sayılı takip dosyası, tarafların iddia ve savunmaları, e-arşiv fatura ve e-irsaliye kayıtları, cari hesap ekstresi, ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiştir. .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 735.969,30 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalının süresi içerisinde borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, eldeki davanın ise İİK’nın 67. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce tarafların ticari kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmış olup, dosyada mevcut 24.04.2026 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin 2024 yılı ticari defterlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 64 ve devamı maddeleri ile HMK’nın 222. maddesine uygun şekilde tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, kayıtların birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliğini haiz olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi incelemesinde ayrıca, taraflar arasında 2024 yılı içerisinde ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından davalı adına dava konusu 28.06.2024 tarihli ve ... numaralı 767.332,80 TL bedelli e-arşiv fatura da dahil olmak üzere toplam 2.102.849,00 TL tutarında elektrik malzemesi satışına ilişkin faturalar düzenlendiği, bu faturaların davacı ticari defterlerinde davalı cari hesabına borç kaydedildiği, davalının ise aynı dönem içerisinde toplam 1.400.000,00 TL tutarında ödeme yaptığı ve bu ödemelerin davacı kayıtlarında davalı hesabına mahsup edildiği belirlenmiştir. Bilirkişi tarafından davacı ticari defterlerinde davalının takip tarihi itibarıyla 735.969,30 TL bakiye borçlu olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafça dosyaya ibraz edilen 28.06.2024 tarihli ... numaralı e-arşiv faturanın incelenmesinde, dava konusu alacağın dayanağını oluşturduğu görülmüştür. Ayrıca davacı tarafından, anılan faturaya konu malların sevk ve teslim edildiğini gösterir 28.06.2024 tarihli ve ... numaralı e-irsaliye de dosyaya sunulmuştur. Söz konusu e-irsaliyenin incelenmesinde, teslim alan kısmında teslim alan kişiye ait imzanın bulunduğu görülmüştür.
Ticari satışlarda sevk irsaliyesi ve teslim belgeleri, malın alıcıya veya onun adına teslim almaya yetkili kişiye teslim edildiğini gösteren yazılı deliller arasında yer almaktadır. Dosyada mevcut imzalı e-irsaliye, dava konusu faturaya konu malların davalı tarafa teslim edildiğine ilişkin güçlü bir yazılı delil niteliğindedir. Davalı tarafça irsaliyede yer alan imzanın kendisine veya yetkili temsilcisine ait olmadığı yönünde herhangi bir inkârda bulunulmadığı gibi, imzanın sahteliğine yönelik bir iddia veya inceleme talebi de ileri sürülmemiştir. Bu nedenle irsaliyede yer alan teslim kaydının ve teslim alan imzasının aksi ispat edilinceye kadar geçerli kabul edilmesi gerekmiştir. Davalı taraf, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, faturaların tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığını ve malların teslim edilmediğini savunmuş ise de, dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde bu savunmaların yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Gerçekten de yerleşik yargısal uygulamalarda tek başına faturanın alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı kabul edilmekte ise de, somut olayda davacının iddiası yalnızca faturaya dayanmamaktadır. Davacı tarafından usulüne uygun tutulmuş ticari defterler, cari hesap kayıtları, dava konusu e-arşiv fatura, teslim olgusunu gösteren imzalı e-irsaliye ve davalının gerçekleştirdiği ödemeler dosyaya sunulmuştur. Özellikle davalının aynı ticari ilişki kapsamında toplam 1.400.000,00 TL tutarında ödeme yapmış olması, taraflar arasında gerçek ve süreklilik arz eden bir ticari ilişkinin bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Davalı tarafından yapılan bu yüksek tutarlı ödemelerin hangi hukuki sebebe dayandığı açıklanamadığı gibi, dava konusu ticari ilişki dışında başka bir sebebe dayandığı da ispat edilememiştir. Mahkememizce söz konusu ödemeler, yalnızca taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığını değil, aynı zamanda davacı tarafından düzenlenen faturaların gerçek ticari işlemlere dayandığını gösteren güçlü bir emare olarak değerlendirilmiştir. Hayatın olağan akışına göre, herhangi bir ticari ilişki veya mal teslimi bulunmaksızın davacı şirkete toplam 1.400.000,00 TL tutarında ödeme yapılması olağan kabul edilemez. Diğer taraftan davalı taraf, mahkememizin ticari defter ve belgelerin ibrazına ilişkin ara kararlarına rağmen ticari defter ve kayıtlarını dosyaya sunmamış, bilirkişi incelemesine ibraz etmemiştir. HMK’nın 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin ibrazından kaçınan tarafın bu davranışı delillerin değerlendirilmesinde aleyhine sonuç doğurur. Somut olayda davalı, uyuşmazlığın çözümüne doğrudan etki edecek nitelikteki kendi ticari kayıtlarını incelemeye sunmayarak, dava konusu faturaların kayıtlarında yer alıp almadığının ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin kapsamının ortaya çıkarılmasını engellemiştir. Bu nedenle davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınması, davacı iddialarını zayıflatan değil, aksine güçlendiren bir olgu olarak değerlendirilmiştir. Mahkememizce, usulüne uygun tutulduğu bilirkişi raporuyla tespit edilen davacı ticari defterleri, dava konusu e-arşiv fatura, teslimi gösteren imzalı e-irsaliye, cari hesap kayıtları, davalının gerçekleştirdiği 1.400.000,00 TL tutarındaki ödemeler ve davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınması birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu mal satışlarının gerçekleştiği, malların davalı tarafa teslim edildiği ve davacının takip tarihi itibarıyla 735.969,30 TL alacaklı olduğu kabul edilerek davacı tarafından başlatılan .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın haksız olduğu anlaşıldığından, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin 735.969,30 TL asıl alacak üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir. İcra inkâr tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede; takip konusu alacak belirli, hesaplanabilir ve likit nitelikte olup dava konusu fatura ve cari hesap kayıtlarına dayanmaktadır. Davalının borca yönelik itirazının haksız olduğu sabit olduğundan, İİK’nın 67/2. maddesi uyarınca hüküm altına alınan 735.969,30 TL asıl alacağın %20’si oranındaki 147.193,86 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; Davanın KABULÜ ile; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın İPTALİNE, takibin 735.969,30-TL asıl alacak olmak üzere devamına, 2-Alacak niteliği itibari likit ve belirlenebilir olduğundan asıl alacağın %20'si olan 147.193,86-TL icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile davalıdan tahsiline, 3-Alınması gereken 50.274,06-TL harcın, peşin alınan 8.888,67-TL harçtan mahsubu ile bakiye 41.385,39-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcının ve 8.888,67-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.335,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 116.395,40-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 13/05/2026
Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır