İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/467 E. 2026/491 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/467
- Karar No
- 2026/491
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/467 Esas KARAR NO : 2026/491
DAVA : Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/06/2026 KARAR TARİHİ : 08/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, taraf olduğu hukuki süreçlerin takibi amacıyla davalı ...’e vekaletname verdiğini, bu kapsamda davalı avukatın, ... 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyasında temyiz dilekçesi sunması ve ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin...E. sayılı dosyasını açıp yürütmesi kararlaştırıldığını, müvekkilinin davalı avukatı yalnızca şekli işlemleri yerine getirmesi için değil, mesleki bilgi, tecrübe, şahsi emek ve güven ilişkisine dayanarak vekil tayin ettiğini, avukatlık ilişkisi, niteliği gereği karşılıklı güvene dayalı bir ilişki olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin, hak ve menfaatlerinin davalı avukat tarafından gereği gibi korunacağına inandığını; taraflar arasında avukatlık sözleşmesinin imzalanmasının hemen ardından, davalı avukata duyduğu güven nedeniyle herhangi bir gecikmeye mahal vermeksizin hızlı şekilde ve iyi niyetle ödeme yaptığını, müvekkilinin, davalı avukat tarafından düzenlenen 24.08.2023 tarihli faturaya binaen toplam 2.711.130,00 TL’yi davalı avukata ödediğini, ancak davalının, 2025 yılı Ağustos ayında rüşvet ve diğer suçlar şüphesiyle tutuklanarak cezaevine girdiğini, davalının tutuklanmasıyla birlikte, kendisine verilen dosyaları bizzat ve gereği gibi takip etme imkanı ortadan kalktığını; müvekkilinin davalıya duyduğu güven de tamamen sarsıldığını, bu nedenle müvekkilinin davalı avukatı 05.01.2026 tarihinde haklı nedenle azlettiğini, azil işlemi keyfi, haksız veya kötü niyetli olmadığını, davalı avukatın tutuklanması, dosyaları gereği gibi takip edemeyecek hale gelmesi, müvekkilini yanlış bilgilendirmesi ve güven ilişkisinin ortadan kalkması nedeniyle zorunlu hale geldiğini, davalı avukatın tutuklanması nedeniyle vekalet sözleşmesinin ifasının fiilen imkansız hale geldiğini, davalı avukatın rüşvet suçu şüphesiyle tutuklanması, vekalet ilişkisinin temeli olan güven unsurunu ortadan kaldırdığını, davalı avukatın müvekkilini yanlış bilgilendirdiğini, üstlendiği taahhütleri yerine getirmediğini ve mesleki özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, haklı azil nedeniyle davalı avukatın aldığı ücretleri iade etmesi gerektiğini, taraflar arasında ... arabuluculuk numaralı dosya kapsamında gerçekleştirilen arabuluculuk görüşmeleri anlaşamama ile sonuçlandığını, işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, izah edilen nedenlerle, taleplerinin değer artırım dilekçesi ile artırma hakları saklı kalmak kaydıyla, HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini, işbu davada sair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 150.000,00-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini, 24.08.2023 tarihinden itibaren yasal faizi işletilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE Davacının davasının alacak istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. .(... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi ...Esas ... Karar) Avukatlık ücret sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın giderilmesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu tarafından talep edilmesi üzerine; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 12/07/2018 tarih ...Esas, ... Karar sayılı kararı ile "Gerçekten de; TBK'ya göre daha özel bir Kanun konumunda olan Avukatlık Kanunu'nda, kamu hizmeti gören avukatların hak ve sorumluluklarına ve avukatlık sözleşmelerinin hüküm ve sonuçlarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Ancak, bu yöndeki bir belirleme, özel hukuk hükümlerine göre avukat – müvekkil arasında yapılan sözleşmelerin, TBK 502 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekalet sözleşmelerinden ayrı bir sözleşme türü olduğu sonucunu doğurmayacaktır. Yürürlükteki 6502 sayılı TKHK'da Tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden ... gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, ... vekâlet, ... her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, ... ifade eder." şeklinde tanımlandığına göre, artık Kanunun bu tanımından hareketle, avukat – müvekkil arasındaki vekalet sözleşmesinden kaynaklı ilişkinin niteliğinin buna göre belirlenmesi gerekeceği açıktır. Hal böyle olunca, Vekil-Müvekkil arasında vekalete dayalı sözleşmesel bir ilişki kurulduğu gözetilerek, sözleşmesel ilişkinin temelindeki işlemin, tüketici işlemi olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre mahkemelerin görevli olup olmadıklarının belirlenmesi gerekeceği tartışmasızdır. Bu açıklamalar ışığında daireler arasındaki uyuşmazlıkların giderilmesine karar verilmesi gerekmiştir." avukatlık ücret sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda sözleşmesel ilişkinin temelindeki işleme göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir. ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi...Esas... Karar) Somut olayda davacı şirketin, vekili olan davalı avukata, kendisinin taraf olduğu ... 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi ... Esas sayılı dosyasının takibi konusunda vekalet verdiği görülmüştür. Eldeki dosyada davacının ticari şirket olduğu ve ticari faaliyetleriyle ilgili olarak davacıdan hizmet aldığı, bu nedenlerle davalının 6502 sayılı Kanun anlamında tüketici kabul edilemeyeceği, avukat olan davalının mesleki faaliyette bulunan kişi olması nedeniyle tüketici konumunda olmadığı ve bu olgunun sonucu olarak eldeki davanın genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla davacının davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; Davacının davasının mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİ İLE DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN REDDİNE, Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, HMK'nın 331/2 maddesi gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, Kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde dosyasının görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi için Mahkememize başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına, Dair, davacı vekili ile davalı asilen yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 08/06/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır