İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/445 E. 2026/921 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/445
Karar No
2026/921
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/445 Esas KARAR NO : 2026/921

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/06/2024 KARAR TARİHİ : 01/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalıların adi ortaklığı "... ... ... Adi Ortaklığı Ticari İşletmesi" arasında akdedilen 25.03.2021 tarihli "... ve ... Mesh Kaplama İşleri Sözleşmesi" uyarınca, ... Artvin Havalimanı Üst Yapı Tesisleri ve Müteferrik İşler İnşaatının, Kule Kontrol Binasının yapısal ... işleri ve kule yapısının ... mesh işi ile bunlarla ilgili yangın boyası ve ... boya işlerinin müvekkil şirket tarafından yapılması hususu kararlaştırılmış olduğunu, söz konusu işlerin, sözleşmeye uygun ve eksiksiz olarak tamamlanarak teslim edilmiş olduğunu, işin bedeli yabancı para cinsinden kararlaştırılmış olup ilk hakediş sözleşmeye uygun şekilde USD cinsinden düzenlenerek fatura edilmiştir. Ancak bunun üzerine Karşı yan Adi Ortaklığı'na dahil Davalı Şirketler; hem USD hemde TL üzerinden hakkediş yapılmasını, faturaların TL üzerinden kesilmesini ve nihayetinde en son ödeme yapılacağı zaman sözleşme USD üzerinden olduğundan kur farkını ödemeyi talep ettiklerini, devam eden sözleşmesel ilişki ise davalı şirketlerin talebi gibi devam ettiğini, sözleşme gereği USD cinsinden düzenlenen ilk hakediş ile davalı şirketlerin talebi üzerine devam eden süreçlerde hem USD hem de TL cinsinden düzenlenen sair hakedişler dilekçeler ile sunulduğunu, bunun neticesinde ise; yapılan ödemelerin Türk Parası cinsinden olması, ödeme tarihlerindeki kur yükselişleri nedeniyle, müvekkil şirketin bakiye 63.647,04 USD kur farkı alacağı doğmuş olduğnu, bu nedenle de davalılar aleyhinde 18.08.2023 tarihli kur farkı faturası düzenlenmiş olduğunu, bahse konu faturanın ödenmemesi ve adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından adi ortaklığı teşekkül ettiren davalılar aleyhinde .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılmış ve davalıların itirazı üzerine takip durduğunu, müvekkili şirket, sözleşme konusu tüm edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmiştir.müvekkil şirketin alacağı, tarafların imzasını havi sözleşme kapsamında usd cinsinde olduğunu, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı talebimiz bulunmakta olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulüne, davalıların .... İcra Dairesi'nin 2023/... Esas dosyasına vaki haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptaline, takibin devamına, davalı taraflarca haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz edilmesi nedeniyle asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve masraflarının davalı üzerine bırakılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İnşaat şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın esası hakkındaki beyanlarımızın saklı kalması ve hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkilinin hak kaybına uğramasını önlemek amacıyla davacının talepleri zaman aşımına uğramış olduğunu, yasal süreler geçtikten sonra talep edilmesi zaman aşımı dolayısıyla davanın reddini gerektirmekte olduğunu, taraflar arasındaki taşeronluk ilişkisi birden fazla sözleşmeye dayandığını, sözleşme uyarınca kararlaştırılan bedeller hakkedişlere bağlandığından taraflar arasında bir cari hesap ilişkisi mevcut olduğunu, bu bağlamda her sözleşmede detaylı olarak hakkedişlerin ne şekilde yapılacağı ve hak ediş karşılığı ödemelerin vadesi de tüm sözleşmelerde kararlaştırıldığını, diğer davalının dosyaya kazandırdığı cari hesaba ilişkin tablodan da anlaşılacağı üzere davacının yaptığı hakkedişler ve davacıya yapılan ödemelere bakıldığında, teminat kesintileri dışında davacının hiçbir hakkediş alacağı kalmadığını, Taraflar arasında imzalanan sözleşmelere göre her hakkedişten belli bir oranda teminat kesileceği de kararlaştırılmış, bu doğrultuda teminat kesintisi yapıldığını, yapılan teminat kesintilerinin geri ödenmesi ise sözleşmelerin “geçici kabul kesin kabul” başlıklı maddelerinde kararlaştırıldığını, davacının her türlü resmi kurumdan borcu olmadığını ve ilişkisizlik belgesini ibraz etmesi de tarafların ibralaşması sonrası teminatların iade edileceği kararlaştırıldığını, ancak davacı SGK tarafından belirlenen asgari işçilik oranını tutturamadığından bu bedel adi ortaklık tarafından karşılanarak davacıya fatura edildiğini, ancak davacı taraf bu bedeli ödemediğini, SGK tarafından tebliğ edilen asgari işçilik oranı davacı tarafça sözleşme bedeli üzerinden tamamlanmadığından, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği söylenemeyeceğini, adi ortaklıkça SGK'ya ödenen toplam 5.548.501,46 TL’nin 595.408,55TL’si davacıya ait olduğunu, müvekkili şirketçe davacı tarafın adi ortaklık nezdinde tutulan teminatı iade edilmemiş, sözleşmede kararlaştırıldığı gibi bu bedel davacının cari hesabından mahsup edildiğini, taraflar arasındaki cari hesaba bakıldığında, adi ortaklık davacıdan 151.431,90TL alacaklı görünmekte olup, huzurdaki dava tamamen kötü niyetli olduğunu, TL cinsinden kesilen faturalar, adi ortaklık tarafında TL cinsinden ödenmiş, davacı tarafın bu hususa hiçbir surette itiraz etmemiş olduğunu, davacı tarafın talebinin hiçbir dayanağı bulunmamaktadır. Davacı tarafın, taraflar arasında imzalanan 25.03.2021 tarihli "... ve ... mesh kaplama işleri " sözleşmesi kapsamında adi ortaklığa kesilen hakkediş faturalı tarihi ile kendilerine yapılan ödeme tarihleri itibariyle oluşan kur farkı nedeniyle alacaklı konuma geldiğinin iddia etmekte olduğunu, davacının bir diğer iddiası da hakkediş faturalarının ilk başta sözleşmeye uygun bir şekilde USD olarak kesildiği ancak daha sonra adi ortaklık tarafından hem USD hem de TL üzerinden fatura düzenlenmesinin talep edildiği, oluşacak kur farkının da son ödeme yapılacağı zaman ödeneceğinin söylendiği iddiasıdır ki bu iddia da tamamen mesnetsiz olduğunu, davacının hakkediş ödemleri sözleşmede kararlaştırılan vadede, yani hakkediş onayını takiben 20-25 gün içerisinde gerçekleştirilmiş olduğunu, TBK 99 hükmü, ödemlerin belirlenen vadede yapılmaması halini düzenlediğinden, vadesinde yapılan ödemler için bu madde hükmüne dayanılarak alacak talep edilebilmesi yine mümkün olmadığını, teminat alacağını tahsil edemeyeceğini anlayan davacı, kur farkı gelirleri adı altında bir fatura keserek ticari ilişkisi sürecince kesilen teminata yakın bir bedeli huzurdaki davaya konu etmekte açıkça kötü niyetli olup, bu nedenle müvekkili lehine %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu, haksız davanın USULDEN ve ESASTAN REDDİNE, tamamen kötü niyetli olarak başlatılan icra takibi nedeniyle müvekkil lehine alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini müvekkil şirket adına talep etmiştir. Davalı ... İnşaat şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında birden fazla sözleşme ile cari hesap ilişkisi bulunmakta olup davanın tek bir sözleşme ilişkisine indirgenmesi mümkün olmadığını, davacı ile müvekkili şirketin, ilk olarak 30.03.2020 tarihinde sözleşme imzaladığını, bu sözleşme devam ederken, 22.05.2020 tarihinde ise "Yapısal ... ve Yangın Boyası İşleri" Sözleşmesi imzalandığını, son olarak ise taraflar arasında 25.03.2021 tarihli üçüncü sözleşme olan "... ve ... Mesh Kaplama İşleri" Sözleşmesi imzalanmıştır (Ek-3 ... ve ... Mesh Kaplama İşleri Sözleşmesi), yine tüm bunlara ek olarak süreç içerisinde taraflar arasında çeşitli zeyilnameler imzalandığını, (Ek-4 Zeyilnameler) taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi uzun süreli ve birden fazla sözleşmeye dayalıdır ve bir cari hesap ilişkisi bulunduğunu, müvekkil şirketin ortağı olduğu ... ... ... Adi ORtaklığının taşeronu olarak çalışan davacı tarafın iddia ettiğinin aksine, sözleşmede taahhüt ettiği yükümlülüklerini hukuka uygun olarak yerine getirmediğini, mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesinin gerektiğini, dava konusu talebin zaman aşımına uğradığını, taraflar arasındaki cari hesaba göre müvekkili şirketin alacaklı olup bu husus adi ortaklığa ait ticari defterlerin incelenmesi ile sabit hale geleceğini, SGK tarafından tebliğ edilen asgari işçilik oranı davacı tarafça sözleşme bedeli üzerinden tamamlanmadığından, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği söylenemeyeceğini, bu bağlamda, müvekkili şirketçe davacı tarafın adi ortaklık nezdinde tutulan teminatı iade edilmemiş, sözleşmede kararlaştırıldığı gibi bu bedel davacının cari hesabından mahsup edilmiş olduğunu, bugün itibariyle taraflar arasındaki cari hesaba bakıldığında, adi ortaklık davacından 151.431,90 TL alacaklı görünmekte olup, huzurdaki dava tamamen kötü niyetli olduğunu, Türk Lirası cinsinden kesilen faturalar, adi ortaklık tarafından türk lirası cinsinden ödenmiş, davacı tarafından bu hususa hiçbir surette itiraz edilmediğini, davacı talebinin dayanağının bulunmadığını, huzurdaki davada tbk madde 99 hükmünün uygulanabileceği düşünülse dahi, davacının hakedişleri sözleşmede belirtildiği şekilde süresinde ödendiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, kur farkı alacağı talebinin yabancı para cinsinden talep edilmesinin mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte kur farkı alacağına KDV işletilmesinin de mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte likit olmadığı belli olan ve yargılama gerektiren bir alacak için icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından tamamen kötü niyetle talep edildiği ortada olan haksız icra takibi için müvekkili lehine %20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının .... İcra Dairesinin 2023/... Esas sayılı takip dosyasında faturadan kaynaklanan 1.722.804,44-TL takip yapıldığı, ödeme emrinin borçlu ... İnşaat şirketine 01/09/2023 tarihinde, diğer borçlu ... İnşaat şirketine 05/09/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu ... İnşaat şirketinin 01/09/2023 tarihinde, diğer borçlu ... İnşaat şirketinin da süresi içerisinde 05/09/2023 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, dava İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Bilirkişi heyetinin 15/01/2026 tarihli, 20 sayfadan ibaret raporunda özetle; İnşaat Mühendisliği Teknik İncelemesi: Tarafların iddia, savunmaları ve aralarında akdedilen sözleşme çerçevesi içerisinde yapılan inceleme dikkate alınarak, dava konusu inşaat işi sözleşme süresi içerisinde yüklenici tarafından tamamlanarak eksiksiz kusursuz geçici ve kesin kabulleri yapılarak işveren tarafa teslim edilmiş ve eser hizmete açıldığı, teknik inceleme yönünden taraflara arasında herhangi bir uyuşmazlık ve olumsuzluk yaşanmadığı, Borçlar Mevzuatına Yönelik İnceleme Neticesinde: Davacı ile davalıların oluşturduğu ... ... Adi Ortaklığı Ticari İşletmesi arasında 30.03.2020 tarihli “Sözleşme”nin ve 25.03.2021 tarihli “... ve ... Mesh Kaplama İşleri Sözleşmesi”nin kurulduğu; sözleşmedeki irade açıklamalarına göre taraflar arasında TBK m. 470 hükmünce eser sözleşmesinin kurulduğu ve davacının “yüklenici”, davalıların da “işsahibi” sıfatını haiz olduğu; davacı tarafından üstlenilen eser meydana getirme (imal etme) edimlerinin gereği gibi ifa edildiğinin, eserin teslim edildiğinin iddia edildiği; her ne kadar sözleşmede USD cinsinden ödeme yapılacağı kararlaştırılmış olsa da davalılar tarafından yapılan ödemelerin TL. cinsinden olması ve ödeme tarihlerindeki kur yükselişleri nedeniyle 63.674,04USD’lik kur farkı alacağının doğduğunun, bunun üzerine 18.08.2023 tarihli kur farkı faturasının düzenlendiğinin, ancak bu faturanın ödenmediğinin beyan edildiği; davalı ... İnşaat ve ... İnşaat tarafından ise özetle taraflar arasında birden fazla sözleşmenin ve cari hesap ilişkisinin bulunduğunun; teminat kesintisinin yapıldığının; davacı asgari işçilik oranını tamamlamadığından sözleşmenin 5. maddesinin son paragrafı gereğince bu bedelin davalılar tarafından 05.01.2023 tarihinde SGK’ya ödendiğinin ve ödenen 5.548.501,46TL.nin 595.408,55TL'sinin davacıya ait olduğunun; davalılar tarafından süresinde TL cinsinden ödeme yapıldığının ve buna itiraz edilmediğinin; 1 yıl sonra ise kur farkı alacağının talep edildiğinin; TBK m. 99 hükmünce ve de sözleşmenin 9. maddesince TL cinsinden yapılan ödemelerin davacı tarafından kabul edilmesi dolayısıyla sonradan kur farkının, buna ilişkin KDV’nin istenemeyeceğinin beyan edildiği; davacı tarafından 29.08.2023 tarihinde davalı aleyhine T.C. .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/28475E. sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığı; asıl alacak olarak 1.722.804,44TL'lik fatura bedelinin ödenmesinin talep edildiği; “borcun sebebi” olarak “... ... Adi Ortaklığı Riza Havalimanı Projesi Kur Farkı Faturası”nın gösterildiği; davacı tarafından düzenlenen 18.08.2023 tarihli, 1.722.804,44TL.lik faturanın açıklama kısmında “kur farkı gelirleri” ifadesinin bulunduğu; 25.03.2021 tarihli “... ve ... Mesh Kaplama İşleri Sözleşmesi”nin 8. maddesinde eser bedelinin götürü bedel şeklinde ve USD cinsinden kararlaştırıldığı; dolayısıyla sözleşme özgürlüğü ilkesince sözleşmede konusu para olan borcun, TBK m. 2 hükmünce ikinci dereceden nokta olarak USD cinsinden ödeneceğinin sözleşmenin esaslı unsuru haline dönüştürüldüğü, davalılar tarafından kur farkı alacağına KDV’nin işletilemeyeceğinin savunulduğu; 25.03.2021 tarihli “... ve ... Mesh Kaplama İşleri Sözleşmesi”nin 8.1 maddesinde imalat bedelleri vs. için KDV’nin hariç olduğunun kararlaştırıldığı; ancak kur farkı hususunda KDV’nin istenemeyeceğinin açık bir şekilde yazılmadığı; uzmanlık alanımızın haricinde kalan vergi mevzuatı uyarınca KDV’nin istenip istenemeyeceği hususunu takdirin, münhasıran Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, kur farkı talebine ilişkin olarak ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E. 2024/922, K. 2025/1923, T. 12.11.2025 kararının “Öncelikle kur farkının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay 19. HD'nin 10/04/2018 tarihli 2016/17240 E, 2018/1950 K. sayılı, 19/12/2017 tarihli 2016/12505 E, 2017/8069 K. sayılı kararları). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19 HD'nin 05/12/2019 tarihli 2018/965 E, 2019/5447 K. sayılı kararı). Kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair bir yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamül bulunması gerektiği, kur farkı talebinin kur farkı faturası düzenlenmesine de bağlı olmadığı, taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebileceği, yine kur farkının dayanağı olan fatura bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemli olduğu, zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edildiği(Yargıtay 19. HD'nin 20/04/2016 tarihli 2015/16900 E, 2016/6896 K. sayılı, 14/11/2013 tarihli 2013/14587 E, 2014/17996 K. sayılı kararları).” şeklinde olduğu; aşağıdaki mali inceleme neticesinde işsahibi davalıların davacıya karşı üstlendikleri bedel ödeme edimini temerrüde düşmeksizin ödedikleri beyan edilmiş olup bu halde bile TBK m. 99/II hükmü “Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.”) şeklinde olmakla birlikte sözleşmenin 8. maddesinde “açık bir şekilde” USD ile ödeme kararlaştırıldığı için TL ile ödeme yapılmasının, hem TBK m. 99/II hem de sözleşmenin 8. maddesine aykırı olacağı kanaatine varıldığı; bununla birlikte sözleşmede kur farkının istenebileceğine ilişkin bir hükmün bulunmadığı; aşağıdaki mali inceleme neticesinde taraflar arasında kur farkı faturası düzenlenmesi hususunda bir teamülün de oluşmadığı tespit edildiği için kur farkının talep edilebileceği yönünde kanaate varıldığı; takdirin elbette TMK m. 4 ve HMK hükümleri gereğince Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, Mali Yönden İnceleme Neticesinde: Davalıların temerrüde düşmedikleri, geç ödemenin bulunmadığı; huzurdaki davadan önce, taraflar arasında kur farkının ödendiğine dair veya davacıya yabancı para borcunda USD yerine, TL cinsinden ödeme yapılmasının teamül haline geldiğine dair bir bilgiye rastlanmadığı; davacının fatura tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süreden kaynaklı 72.423,06 TL + 14.484,61 TL KDV olmak üzere toplam 86.907,67 TL ve USD teminat bedelinden kaynaklı 1.338.609,66 TL olmak üzere toplamda 1.425.517,63 TL davalıdan alacaklı olduğu, bu tutardan da davacının asgari işlik tutarındaki eksik işçilik bildiriminden kaynaklı 380.445,70 TL’nin mahsup edilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Bilirkişi heyetinin 09/08/2026 tarihli, 13 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; Borçlar Mevzuatına Yönelik İnceleme Neticesinde: Davacı ile davalıların oluşturduğu ... ... Adi Ortaklığı Ticari İşletmesi arasında 30.03.2020 tarihli “Sözleşme”nin ve 25.03.2021 tarihli “... Kaplama İşleri Sözleşmesi”nin kurulduğu; sözleşmedeki irade açıklamalarına göre taraflar arasında TBK m. 470 hükmünce eser sözleşmesinin kurulduğu ve davacının “yüklenici”, davalıların da “işsahibi” sıfatını haiz olduğu; davacı tarafından üstlenilen eser meydana getirme (imal etme) edimlerinin gereği gibi ifa edildiğinin ve eserin teslim edildiğinin iddia edildiği; her ne kadar sözleşmede USD cinsinden ödeme yapılacağı kararlaştırılmış olsa da davalılar tarafından yapılan ödemelerin TL. cinsinden olması ve ödeme tarihlerindeki kur yükselişleri nedeniyle 63.674,04USD’lik kur farkı alacağının doğduğunun, bunun üzerine 18.08.2023 tarihli kur farkı faturasının düzenlendiğinin, ancak bu faturanın ödenmediğinin beyan edildiği; Davalı ... İnşaat ve ... İnşaat tarafından ise özetle taraflar arasında birden fazla sözleşmenin ve cari hesap ilişkisinin bulunduğunun; teminat kesintisinin yapıldığının; davacı asgari işçilik oranını tamamlamadığından sözleşmenin 5. maddesinin son paragrafı gereğince bu bedelin davalılar tarafından 05.01.2023 tarihinde SGK’ya ödendiğinin ve ödenen 5.548.501,46TL.nin 595.408,55TL.sinin davacıya ait olduğunun; davalılar tarafından süresinde TL cinsinden ödeme yapıldığının ve buna itiraz edilmediğinin; 1 yıl sonra ise kur farkı alacağının talep edildiğinin; TBK m. 99 hükmünce ve de sözleşmenin 9. maddesince TL cinsinden yapılan ödemelerin davacı tarafından kabul edilmesi dolayısıyla sonradan kur farkının, buna ilişkin KDV’nin istenemeyeceğinin beyan edildiği; Davacı tarafından 29.08.2023 tarihinde davalı aleyhine T.C. .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/28475E. sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığı; asıl alacak olarak 1.722.804,44TL.lik fatura bedelinin ödenmesinin talep edildiği; “borcun sebebi” olarak “... ... Adi Ortaklığı Riza Havalimanı Projesi Kur Farkı Faturası”nın gösterildiği; Davacı tarafından düzenlenen 18.08.2023 tarihli, 1.722.804,44TL.lik faturanın açıklama kısmında “kur farkı gelirleri” ifadesinin bulunduğu; 25.03.2021 tarihli “... ve ... Mesh Kaplama İşleri Sözleşmesi”nin 8. maddesinde eser bedelinin götürü bedel şeklinde ve USD cinsinden kararlaştırıldığı; dolayısıyla sözleşme özgürlüğü ilkesince sözleşmede konusu para olan borcun, TBK m. 2 hükmünce ikinci dereceden nokta olarak USD cinsinden ödeneceğinin sözleşmenin esaslı unsuru haline dönüştürüldüğü, Davalılar tarafından kur farkı alacağına KDV’nin işletilemeyeceğinin savunulduğu; 25.03.2021 tarihli “... ve ... Mesh Kaplama İşleri Sözleşmesi”nin 8.1 maddesinde imalat bedelleri vs. için KDV’nin hariç olduğunun kararlaştırıldığı; ancak kur farkı hususunda KDV’nin istenemeyeceğinin açık bir şekilde yazılmadığı; uzmanlık alanımın haricinde kalan vergi mevzuatı uyarınca KDV’nin istenip istenemeyeceği hususunu takdirin, münhasıran Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, Kur farkı talebine ilişkin olarak ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E. 2024/922, K. 2025/1923, T. 12.11.2025 kararının “Öncelikle kur farkının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay 19. HD'nin 10/04/2018 tarihli 2016/17240 E, 2018/1950 K. sayılı, 19/12/2017 tarihli 2016/12505 E, 2017/8069 K. sayılı kararları). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19 HD'nin 05/12/2019 tarihli 2018/965 E, 2019/5447 K. sayılı kararı). Kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair bir yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamül bulunması gerekmektedir. Kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlenmesine de bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Yine kur farkının dayanağı olan fatura bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir. Zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir (Yargıtay 19. HD'nin 20/04/2016 tarihli 2015/16900 E, 2016/6896 K. sayılı, 14/11/2013 tarihli 2013/14587 E, 2014/17996 K. sayılı kararları).” şeklinde olduğu; Mali inceleme neticesinde, iş sahibi davalıların davacıya karşı üstlendikleri bedel ödeme edimini temerrüde düşmeksizin ödedikleri beyan edilmiş olup TBK m. 99/II hükmü “Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.”) şeklinde olmakla birlikte sözleşmenin 8. maddesinde “açık bir şekilde” USD ile ödeme kararlaştırıldığı için TL. ile ödeme yapılmasının, hem TBK m. 99/II hem de sözleşmenin 8. maddesine aykırı olacağı kanaatine varıldığı; Bununla birlikte sözleşmede “kur farkının istenebileceğine ilişkin” bir hükmün bulunmadığı; aşağıdaki mali inceleme neticesinde taraflar arasında kur farkı faturası düzenlenmesi hususunda bir teamülün de oluşmadığı tespit edildiği için kur farkının talep edilemeyeceği (kök raporda bu kelime sehven “edilebileceği” şeklinde yazılmıştır yönünde kanaate varıldığı; takdirin elbette TMK m. 4 ve HMK hükümleri gereğince Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, Mahkemece istenen hususlar incelendiğinde:

(1) “Kök raporda sözleşmenin 8. maddesinde bedelin "açık bir şekilde USD ile kararlaştırıldığı" tespit edilmiş, ancak aynı maddede bedelin "462.500 USD / 3.473.375 TL" şeklinde her iki para birimiyle de gösterilmiş olmasının hukuki niteliği (münhasıran yabancı para borcu mu, karma bedel mi) ve bunun TBK m. 99'un uygulanabilirliğine etkisi irdelenmemiştir.” Sözleşme özgürlüğü kapsamında taraflarca sözleşmede ülke parası hem de döviz cinsinden bedelin belirlenmiş olması, ama aynı zamanda da sözleşmede USD cinsinden ödeme yapılacağının belirtilmesi TBK m. 19/I hükmünce birlikte yorumlandığında çelişen bu ifadeler karşısında tarafların gerçek ve ortak iradelerinin açık bir şekilde tespit edilemediği; TBK m. 19/I hükmünce bu yorumun münhasıran Sayın Mahkeme’ye ait olduğu;

(2) "Sözleşmenin 9. maddesindeki "döviz kurlarında değişim olması sebebiyle sözleşme birim fiyatlarında hiçbir surette değişiklik yapılamaz" hükmü, kök raporda tespit olarak aktarılmış, ancak bu hükmün kur farkı talebini engelleyip engellemediği değerlendirilmemiştir.” Sözleşme özgürlüğü kapsamında bu hükmün varlığının, kur farkı talebini engelleyeceği kanaatine varıldığı,

(3) “Kök raporda davalıların temerrüde düşmediği tespit edilmesine rağmen, TBK m. 99/II ve 99/III fıkraları arasındaki ayrım yapılmamış; temerrüdün yokluğunun kur farkı hakkına etkisi irdelenmemiştir.” TBK m. 99/II hükmünün “Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.”; TBK m. 99/III hükmünün ise “Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.”; TBK mm. 99/II hükmünce seçim hakkı (temerrüde düşmemiş) borçluya, TBK m. 99/III hükmünce ise seçim hakkının (temerrüde düşmüş) borçluya değil, alacaklıya tanındığı; (4) “Davacının tüm faturaları TL düzenleyip tüm ödemeleri ihtirazi kayıt koymaksızın TL olarak kabul etmesinin hukuki sonuçları (zımni feragat, TL ödeme teamülü) kök raporda değerlendirilmemiştir. Kök rapor "TL ödeme teamülü oluşmamıştır" tespitinde bulunmuş, ancak bizzat kendi tespit ettiği "tüm faturaların TL düzenlendiği ve tüm ödemelerin TL yapıldığı" olgularıyla bu tespiti bağdaştırmamıştır.” Davacının TL ödemeye yönelik fatura düzenlemesi, ihtirazi kayıt koymaksızın TL ödemeyi kabul etmesi karşısında kur farkının talep edilmesinin, TMK m. 2 hükmü kapsamında düzenlenen dürüstlük kuralı gereğince çelişkili davranış oluşturabileceği kanaatine varıldığı;

(5) “Sonuç ve Kanaat bölümünün 1.h maddesinde "TL ile ödeme yapılmasının sözleşmeye ve TBK m. 99/II'ye aykırı olacağı" kanaatine varılmış; hemen ardından 1.i maddesinde "sözleşmede kur farkı hükmü bulunmadığı ve teamül de oluşmadığı" tespit edilmesine rağmen "kur farkının talep edilebileceği" sonucuna ulaşılmıştır. Her iki davalı da bu iki tespit arasındaki mantık bağının kurulmadığını itiraz konusu yapmıştır. Bilirkişi heyetinin atıf yaptığı ... BAM 7. Hukuk Dairesi kararının aradığı şartlar ile kendi tespitleri arasındaki ilişki açıklanmamıştır.” Bu hususa ilişkin olarak Sonuç-1-i maddesinde değerlendirmenin yapıldığı; kök raporda sehven kelime hatasının yapıldığı; zira anlam akışından da zaten “kur farkının talep edilemeyeceği” manasının çıkarıldığı; Mali Yönden İnceleme Neticesinde:

Davalıların temerrüde düşmedikleri, geç ödemenin bulunmadığı; Huzurdaki davadan önce, taraflar arasında kur farkının ödendiğine dair veya davacıya yabancı para borcunda USD yerine, TL. cinsinden ödeme yapılmasının teamül haline geldiğine dair bir bilgiye rastlanmadığı; davacının fatura tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süreden kaynaklı 72.423,06 TL + 14.484,61 TL KDV olmak üzere toplam 86.907,67 TL ve USD teminat bedelinden kaynaklı 1.338.609,66 TL olmak üzere toplamda 1.425.517,63 TL davalıdan alacaklı olduğu, bu tutardan da davacının asgari işlik tutarındaki eksik işçilik bildiriminden kaynaklı 380.445,70 TL’nin mahsup edilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi istemine ilişkindir. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davanın davacı ile davalıların oluşturduğu adi ortaklık ticari işletmesi arasında yapılan 25/03/2021 tarihli ... ve ... mesh kaplama işleri sözleşmesi uyarınca oluşan kur farkı alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali davası olduğu, taraflar arasında 25/03/2021 tarihinde ... ve ... mesh kaplama işleri sözleşmesinin yapıldığı, davacının bu işi taşere aldığı, sözleşmenin yapılan incelemesinde iş karşılığının yabancı para birimi üzerinden kararlaştırıldığı, davacının sözleşme gereği oluşan kur farkı alacağını talep ve dava konusu ettiği, tarafların ticari defter ve belgeleri, sözleşme ve tüm dosya kapsamı üzerinden bilirkişi incelesinin yaptırıldığı, davacının .... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı icra dosyasında kur farkından oluşan alacağını takibe konu ettiği, süresinde itiraz ve yine süresinde itirazın iptali davası açıldığı, davalının davacı ile yapılan sözleşme gereği kamu alacağı olan SGK asgari işçilik oranının davacı tarafça ödenmediğini belirttiği, bilirkişi heyetinin düzenlemiş olduğu raporda davacının fatura tarihi ile ödeme tarihleri arasında geçen süreden kaynaklı KDV dahil toplam 86.907,67-TL ve USD teminat bedelinden kaynaklı 1.338.609,66-TL olmak üzere toplam 1.425.517,63-TL alacağının bulunduğunu ve ayrıca davacının asgari işçilik tutarındaki eksik işçilik bildiriminden kaynaklı 380.445,70-TL borcunun bulunduğu rapor ettiği, İstanbul BAM 43. HD'nin 2022/1969 Esas, 2026/895 Karar sayılı ilamıyla taraflar arasında sözleşmenin yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamül olması halinde kur farkı talebinin kabul edilmesi gerektiğini belirttiği, tarafların imzalamış oldukları 25/03/2021 tarihli sözleşmenin yabancı para birimi üzerinden olması ve ayrıca düzenlenen sözleşmede KDV istenemeyeceğinin açık bir şekilde yazılmaması nedeniyle kur farkı ve bunun üzerinden hesaplanan KDV miktarının davalının sorumlu olduğu, sözleşme gereği oluşan kur farkını ödemesi gerekirken davalılar tarafınca haksız şekilde itirazda bulunulduğu, böylece itirazın reddine karar verildiği ancak sözleşme gereği yapılan işten kaynaklı oluşan asgari işçilik SGK alacağı olan 380.445,70-TL'nin davalı tarafça mahsup talebi ileri sürülmemesine rağmen zorunlu ödeme olması nedeniyle davacının alacağından mahkememizce mahsup edildiği, davalıların sözleşme gereği davacıya kur farkı ödemesi gerekirken haksız şekilde itirazda bulunmaları nedeniyle likit olan alacak dolayısıyla ayrıca icra inkar tazminatına da hükmedildiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde kısmen kabul olacak şekilde hüküm tahsis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; a-Davalının .... İcra Müd. 2023/... Esas sayılı icra dosyasında 1.045.071,93-TL yönünden yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin bu alacak yönünden aynen devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,

b-Davacının icra inkar tazminat talebinin kabulü ile 209.014,38-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

c-Reddedilen miktar yönünden de davalılar vekili lehine kötü niyet tazminat talebinin reddine, 2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 71.388,86-TL ilam harcından peşin alınan 20.807,18-TL'nin mahsubu ile bakiye 50.581,68-TL ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 20.807,18-TL peşin harç ve 427,60-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 21.234,78-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 162.760,79-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

5-Davalılar kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 107.659,88-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 93.860,00-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 56.936,50-TL'nin davalılardan müştereken ve müteslesilen tahsili ile davacıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

7-Davalı ... İnşaat şirketi tarafından yapılan 500,00-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 196,69-TL'nin davacıdan tahsili ile davalı ... İnşaat şirketine verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davalı ... İnşaat şirketi üzerinde bırakılmasına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,

Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.01/10/2026

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/445, K. 2026/921, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-445-e-2026-921-k-7a7cc7061971