Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1824 E. 2026/1841 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1824
Karar No
2026/1841
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1824

KARAR NO : 2026/1841

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ARA KARAR TARİHİ: 16/09/2026

NUMARASI : 2026/319 Esas (Derdest)

DAVA: Tapu İptali Ve Tescil

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/10/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... Limited Şirketi vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

TALEP: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı ... Şirketi vekili dilekçesinde özetle; Mahkemenizce verilen 20.04.2026 tarihli söz konusu ara kararın, gerek ihtiyati tedbirin maddi şartları gerekse teminatsız tedbir bakımından kanunun aradığı sıkı ölçütleri karşılamadığını, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yalnızca dava açılmış olması veya davanın ayni hakka ilişkin bulunması yeterli olmadığını, HMK m. 392’ye göre ihtiyati tedbir talep eden tarafın, haksız çıkması hâlinde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık kural olarak teminat göstermek zorunda olduklarını, teminat alınmaması ancak talebin resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanması veya durum ve koşulların bunu gerçekten gerektirmesi hâlinde mümkün olduğunu,, dava dışı ... tarafından işbu davanın davacısı ...'e karşı açılmış olan benzer bir tapu iptal ve tescil talepli davada İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi ancak 2.500.000,00-TL teminat karşılığında taşınmazın üçüncü kişilere devrinin engellenmesi adına ihtiyati tedbir koyulmasına karar verildiğini, huzurdaki uyuşmazlıkta da bu şekilde kişilerin mülkiyet hakkını kısıtlayacak bir ihtiyati tedbire hükmedilecekse bunun taşınmazın değeri uyarınca uygun bir teminat karşılığında olması gerektiğini, tedbir kararının hatalı olduğunu beyanla, tedbire ilişkin itirazın kabulüne, dava konusu İstanbul İli, ... İlçesi, ... Bölge/Köyü, ... Ada, ... Parsel sayılı taşınmaz üzerine konulan “satılamaz, devredilemez” şerhi şeklindeki ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, Mahkemece tedbirin tümden kaldırılmaması ihtimalinde, en azından teminatsız tedbire ilişkin kısmın kaldırılarak HMK m. 392 uyarınca davacıdan taşınmazın değerinden az olmamak üzere teminat alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İhtiyati tedbire itiraz eden davalı ... Gayrimenkul vekili dilekçesinde özetle; Dava konusu taşınmaz, diğer davalı ... tarafından 10.12.2014 tarihinde müvekkili ... Gayrimenkul'e tapuda usulüne uygun ve resmi şekilde devredildiğini, müvekkilinin satış bedelini eksiksiz ödemiş; taşınmazı kanunun aradığı tüm koşullara uygun olarak iktisap ettiğini, Satış işleminin üzerinden davanın açıldığı tarihe kadar 11 yılı aşkın süre geçmesine karşın davacı; satışa, satış bedeline, ortaklık yapısına veya şirket kararlarına karşı hiçbir hukuki yola başvurmadığını, davacı ile davalı şirket temsilcileri arasındaki kardeşlik-yeğenlik derecesindeki yakın akrabalık gözetildiğinde, işlemlerden haberdar olunmadığı iddiası hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığını, 11 yıllık bu suskunluk; davacının kötüniyetle hareket ettiğini ve muvazaa iddiasının, müvekkilinin emek ve sermayesiyle değerlendirdiği taşınmazı haksız biçimde ele geçirme amacı taşıdığını açıkça ortaya koyduğunu, HMK 389. Maddesi kapsamında tedbir şartları oluşmadığını, davada somut zarar tehlikesinin olmadığını, HMK 390/3 kapsamında yaklaşık ispat şartının yerine getirilmediğini, davacının somut olayda yaklaşık ispat ölçütünü karşılayan tek bir maddi delile dayanmadığını, tedbir kararının verilmesinin müvekkilini ciddi zarara uğratmakta olduğunu, teminatsız şekilde karar verilmesinin HMK 392 Maddesine aykırı olduğunu, muvazaa için iki tarafın gizli amacı paylaşması gerektiğini, müvekkilinin gizli amacı davacı tarafından ortaya konulmadığını, davacının tutumunun hakkın kötüye kullanılması yasağını ihlal ettiğini beyanla, 20/04/2026 tarihli ara karar ile verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...Davanın tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olduğu, devreden şirket ile devralan şirket ortaklarının akraba olduğu, satışın tapuda baba oğul tarafından şirketleri temsilen yapıldığı, davacının devreden şirketin ortağı olduğu, taşınmazın kullanılmasına yönelik bir tedbir kararı verilmediği, mahkememizce tapu kaydına konulan tedbir şerhinin bu aşamada zarara neden olacak bir kayıt olmadığı, bu nedenle teminat alınmadığı, teminat alınmasını gerektiren bir hal ileri sürülmediği, taşınmazın mevcut durumunun korunmasında davacının hukuki yaranının bulunduğu, henüz delillerin toplanmadığı, bu nedenle tedbirin devamının yerinde olduğu, ileride şartların değişmesi halinde tedbirin kaldırılmasının mümkün olduğu anlaşılmakla, itirazların reddine," karar verilmiştir.

Dairemizin 2026/1529 esas 2026/1633 karar sayılı ilamı ile; 15/06/2026 tarihli ara kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca usulden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesinin 16/09/2026 tarihli ön inceleme duruşmasında; taşınmazın değeri için rapor alınmasına karar verilmiş, ayrıca şimdilik takdiren 500.000 TL teminat karşılığında ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile tapu müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı ... Limited Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı ... Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin 500.000 TL teminat kararı, BAM 43. Hukuk Dairesinin 10.09.2026 tarihli kaldırma kararının gerekçesini karşılamadığını, 500.000 TL teminatın hangi objektif ölçüte göre belirlendiğinin ara kararda açıklanmadığını, mahkemenin kendi ara kararının 500.000 TL'nin yeterli olduğunun henüz belirlenemediğini zaten ortaya koyduğunu, 500.000 TL'nin, 2014 tarihli satış bedeliyle karşılaştırıldığında da sembolik düzeyde olduğunu, BAM kararının doğru uygulanması için önce değer tespiti, sonra teminat, daha sonra tedbirin infazı gerektiğini, yeni tedbir kararında HMK m. 389 VE 390 yönünden bağımsız ve güncel bir gerekçe de bulunmadığını, ön incelemeyle uyuşmazlığın muvazaa iddiası olarak belirlenmesinden sonra, yaklaşık ispatın da artık bu uyuşmazlık çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, 22.07.2026 tarihli ortaklar genel kurulu kararının ön inceleme celsesinde dosyaya alınan ve yeni tedbir kararının dayanağını doğrudan etkileyen yeni bir gelişme olduğunu, akrabalık ve baba-oğul temsilinin, tek başına TBK m. 19 anlamında ortak muvazaa iradesinin yeterli ispatı olmadığını, tam tasarruf yasağı yerine daha hafif bir koruma yolunun neden yetersiz olduğunun tartışılmadığını, teminatın ileride artırılabileceği gerekçesinin, bugünkü yetersiz teminatı hukuka uygun hâle getirmeyeceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, dava konusu taşınmaz payının dava tarihindeki gerçek rayiç değerinin mahallinde keşif ve uzman bilirkişi incelemesiyle belirlenmesine, tedbirin süresi, davalının taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunamaması, finansman ve yatırım olanaklarının kısıtlanması ve diğer muhtemel ekonomik zararlar dikkate alınarak HMK m. 392 ve m. 87 kapsamında anılan taşınmazdaki davacı payının güncel değerinin %25’inden aşağı olmamak üzere- muhtemel zararları gerçekten karşılayacak yüksek ve gerçekçi bir teminatın belirlenmesine, bu teminat davacı tarafından tam olarak yatırılmadan ihtiyati tedbirin infaz edilmemesine, daha önce 500.000 TL yatırılarak infaz edilmiş olması hâlinde eksik teminatın verilen kesin sürede ikmal edilmemesi durumunda tedbirin kaldırılmasına, tam “devir ve tasarruf yasağı” yerine ölçülülük ilkesi uyarınca, taşınmaz üzerindeki uyuşmazlığı üçüncü kişilere görünür kılacak “davalıdır” kaydı/dava şerhi veya dairenizce uygun görülecek daha hafif bir koruma tedbiriyle yetinilmesine, karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Talep; derdest tapu iptali ve tescil davasında ihtiyati tedbir verilmesi istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilerek uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerine " tedbirin niteliği dikkate alınarak" teminat alınmaksızın satış ve devrinin önlenmesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmiş, davalılar vekilleri tarafından söz konusu karara itiraz edilmiş, itirazın reddi yönündeki 15/06/2026 tarihli ara karara karşı davalılar vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurmuş, dairemizin 2026/1529 esas 2026/1633 karar sayılı ilamı ile "Somut olayda; davacının iddiası, ortağı bulunduğu ... Ltd. Şti.'ne ait taşınmazın genel kurul kararı olmadan önemli miktarda mal varlığının satışının geçersizliği, satış yapan müdürün yetkisizliği, ve terditli olarak ta satışın muvazaalı olması nedeniyle tapunun iptali ile satış yapan şirket adına tescili istemine ilişkindir. Satış yapan ve yapılan şirket yetkililerini baba oğul oldukları iddia edilmektedir. Yine taraflar arasında genel kurul kararının iptaline ve eldeki davanın davacısının davalı olduğu bir başka tapu iptali ve tescili davası bulunduğu anlaşılmaktadır. Davanın konusu, taraflar arasındaki ilişkiler, ihtiyati tedbirin konusu ve dosyaya sunulan evraklardan yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesinin yerinde oluğu anlaşılmaktadır.

Ancak mahkemece HMK'nın 392. Maddesinde ihtiyati tedbir talep edenin haksız çıkması ihtimalinde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminata hükmetmemiş olması isabetli olmammıştır.

İlk derece mahkemesince gerekirse sadece dava konusu taşınmazın dolayısıyla dava değerini belirlemek üzere mahallinde keşif yapılarak dava değeri belirlenmeli, karşı tarafın ve 3. Kişilerin ihtiyati tedbir uygulanması nedeniyle uğrayacakları muhtemel zararları karşılar nitelikte teminatın HMK 392 ve HMK 87 maddesine göre takdir edilerek bir karar verilmesi gerekirken teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi isabetli görülmemiştir." gerekçesi ile karar kaldırılmıştır.

İlk derece mahkemesince yapılan ön inceleme duruşmasında taşınmazın değeri için rapor alınmasına karar verilmiş, ayrıca şimdilik takdiren 500.000 TL teminat karşılığında ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile tapu müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.

Kaldırma kararı sonrası sadece teminata ilişkin hüküm kurulmuş olduğu, ihtiyati tedbirin verilmesine ilişkin şartlarda bir değişiklik bulunmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbire itiraz eden ... Limited Şirketi vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-İhtiyati tedbire itiraz eden ... Limited Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-İhtiyati tedbire itiraz eden ... Limited Şirketi tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-İhtiyati tedbire itiraz eden ... Limited Şirketi tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 15/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1824, K. 2026/1841, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1824-e-2026-1841-k-ce856aeb06d7