İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/424 E. 2025/826 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/424
Karar No
2025/826
Karar Tarihi

T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/424 Esas - 2025/826 T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/424 Esas KARAR NO : 2025/826

HAKİM : .... KATİP :...

DAVACI : .... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : .... VEKİLİ : Av... DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/05/2025 KARAR TARİHİ : 28/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının Gölbaşı (...) İcra Müdürlüğünün 2025/2566 Esas sayılı dosyası ile başlattığımız ilamsız icra takibine yaptığı itirazın iptali ile alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça icra takibine konu edilen alacağın dayanağını müvekkil firma ile davacı arasında düzenlenen mal ve hizmet alımına ilişkin faturaların oluşturduğunu, davacının edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini ve fatura bedellerinin ödenmediğini öne sürerek itirazın iptalini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmişse de bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının hizmet sözleşmesinin gereği olarak malları teslim etmediğini dolayısıyla borcun doğmadığını, müvekkile teslim edilmeyen yaklaşık toplam 300.000 TL değerindeki iki adet motor bulunduğu ve mal teslimi gerçekleşmeden borçtan bahsedilemeyeceğini, davacının TBK'nın 97. maddesi gereğince kendi borcunu ifa etmediğini, fatura içeriğinde belirtilen hizmetlerin yerine getirilmediğini ve hizmetlerin yerine getirildiğinin ispat külfetinin davacı yana ait olduğunu, davacının herhangi bir sözleşmeye veya yasal düzenlemeye dayanmaksızın müvekkile ait motorları elinde tutarak hukuka aykırı bir alıkoyma işlemi gerçekleştirdiğini, fatura düzenlenmesinin borcun varlığına tek başına ispat olamayacağını, teslim savunmasının HMK m.200 uyarınca yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, müvekkilin almış olduğu hizmete ilişkin ödemeleri daha önce yaptığını ve davacının kötü niyetli olarak icra takibi yolunu sürdürdüğünü, icra takibinde kötü niyetli olduğunu ve yerine getirmediği edimlerin bedelini istediğini, alacağın likit olmadığını ve davacının icra inkar tazminatı talebinin mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur.

DELİLLER VE GEREKÇE: Dava "Davacının, davalı aleyhine Gölbaşı (...) İcra Müdürlüğü’nün 2025/2566 Esas sayılı dosyası ile başlattığı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptali" istemine ilişkindir Talep, cevap, davalının ticari defterleri, Gölbaşı İcra Müdürlüğü'nün 2025/2566 Esas sayılı icra takip dosyası, BA/BS formları, davacının tacir araştırması için Mersin Esnaf ve Sanatlarlar Odası, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası'ndan gelen yazı cevapları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dosyamızda davacının gerçek kişi olması nedeni ile öncelikle Mahkememizin davaya bakmaya görevli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Ticari davalar ise; aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın söz konusu düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Bu bağlamda, ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar ise; her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre; bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Üçüncü grup ticari davalar ise; yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Somut olayda uyuşmazlık, davacının, davalı aleyhine Gölbaşı İcra Müdürlüğü’nün 2025/2566 Esas sayılı dosyası ile başlattığı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptali isteminden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olması için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması ve her iki tarafın da tacir olması zorunludur. Dosyamızda davacının gerçek kişi olması nedeniyle usulüne uygun olarak tacir araştırması yaptırılmış, dosyamıza intikal eden yazı cevapları incelenmiştir. Bu bilgiler ışığında dosyamıza Mersin Ticaret Sicil Müdürlüğü ve Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odası'ndan gelen cevabi müzekkerelerden; davacının gerçek kişi olarak tacir kayıtlarının olmadığı, davacının Esnaf ve Sanatkarlar Odasında kaydının bulunduğu nitekim davacı vekilinin duruşmadaki beyanda da müvekkilinin esnaf olması nedeni ile ticari defter tutma zorunluluğu olmadığına dair beyanı dikkate alındığında; davacının tacir olarak kabulüne hukuken olanak bulunmadığı, tarafların sıfatına ve uyuşmazlığın niteliğine göre somut olayda Mahkememiz görev alanında kabul edilen bir mutlak ya da nispi nitelikte ticari davanın söz konusu olmadığı, bu durumda ise; davaya bakmaya görevli Mahkemenin Mahkememiz değil; HMK 2/1.m. gereğince genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle; HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın 6100 sayılı HMK’nın 114/1-c ve 115. m. gereğince yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE, 2-)HMK 20.m. gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde talepte bulunulması halinde dosyanın davaya bakmaya görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının davacıya ihtarına, (ihtarat yapıldı) 3-)Yargılama giderlerinin davaya bakmaya görevli Mahkeme tarafından değerlendirilmesine, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde HMK 331/2.m. gereğince talep halinde yargılama giderlerinin Mahkememiz tarafından karara bağlanmasına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi.28/11/2025

Katip .... ¸e-imzalıdır

Hakim .... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/424, K. 2025/826, T. 28.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-424-e-2025-826-k-5465a197c9a2