İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/360 E. 2026/521 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/360
- Karar No
- 2026/521
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/360 Esas - 2026/521 TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/360 Esas KARAR NO : 2026/521
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/05/2025 KARAR TARİHİ : 25/06/2026 YAZIM TARİHİ : 24/07/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı-borçlu şirket 09.12.2024 tarihinde toplam 160 çift ... model iş güvenliği ... bot sipariş ettiğini, ... model 160 çift iş güvenliği ... botun; 30.12.2024 tarihinde davalı-borçlu şirketin ürünleri teslim almak için göndermiş olduğu ... plakalı aracın şoförü olan ...'a teslim edildiğini, işbu teslime ilişkin .... numaralı irsaliye ve .... numaralı irsaliye düzenlendiğini ve imzalandığını, bu satış işlemine istinaden 31.12.2024 tarihli 94.139,38TL bedelli ... numaralı fatura ve 31.12.2024 tarihli 67.820,866TL bedelli ... numaralı fatura düzenlenmiş olup işbu faturalara karşı davalı-borçlu tarafça itiraz edilmediğini, bu hususa ilişkin olarak "TTK Madde 21: Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." şeklinde düzenlendiğini, davalı-borçlu tarafından faturaların içeriğine yönelik bir itiraz bulunmadığından anılan madde gereği faturaların içeriğini kabul etmiş sayıldığını, faturaların vade tarihinin 30.01.2025 tarihi olup toplam 161.960,24TL bedelli olduğunu, vadesi gelmesine rağmen ödenmeyen fatura bedellerine ilişkin olarak .... Esas numaralı dosyası ile takip başlatılmış olup davalı-borçlunun haksız itirazı neticesinde takibin durduğunu, davalı-borçlu tarafın itirazı üzerine takip durdurulduktan sonra taraflarınca uyuşmazlığın çözümü için Ticari Dava Şartı Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, herhangi bir anlaşmaya varılamadığını, .... Esas numaralı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve icra takibinin takip tarihindeki koşullarla devamına, müvekkili şirket lehine, davalı-borçlunun asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ekinde kendilerine herhangi bir belge tebliğ edilmediğini, davacının icra takibinde sadece alelade bir "cari hesap dökümü" başlıklı fotokopi niteliğinde belge ibraz ettiğini, dava dilekçesinde de açıkça talebinin sebebini ve dayanağını ifade etmediğini, müvekkili ile davacı arasında imzalanmış bir cari hesap sözleşmesine rastlanılmadığını, dava dilekçesindeki dayanak ilişkinin yani bir mal teslimi veya hizmet ifası var ise bunların ifa edildiğinin ispatının gerektiğini, .... numaralı Yargıtay kararlarında belirtildiği gibi salt faturanın varlığı bir ticari ilişkinin ve alacak hakkının göstergesi olmadığını, kanuni olarak mal ve hizmetin tesliminden/tamamlanmasından önce de fatura düzenlenmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki davacının karşılıklı olarak yapıldığını belirttiği anlaşma neticesinde işin eksiksiz bir biçimde ve usulüne uygun olarak yerine getirildiğini yazılı delille ispatlaması gerektiğini, bir cari hesap alacağı var ise bu kez de tarafların mutabakatına ihtiyaç olduğunu, bu türden bir mutabakat metni yada teklifi hazırlanmaksızın ve karşı tarafa sunulmaksızın geçmişten gelen bir cari ilişkinin ödenmediği iddiasında bulunmak, bu talepli bir dava/takip sürecine girmek iyi niyetli olmadığını, salt fatura tanzimi malın teslim edildiğini veya hizmetin yerine getirildiğini ortaya koymayacağını, dolayısı ile faturayı düzenleyen tarafın aradaki ilişkiyi ve hizmetin eksiksiz ifa edildiğini ispat yükümlülüğü olduğunu, davacının hizmetin eksiksiz ve kusursuz yerine getirildiğini ispata yarar bir evrak sunmadığını, davacının öncelikli ispat konusu; teslimdir ve davacı teslimi sunduğu belge ve beyanlarla ispatlayamadığını, bilindiği gibi ne ticari defterler ne de BA-BS formları tek başlarına alacağın varlığı hususunda kesin delil olarak nitelendirilemeyeceğini, bu formlar ile ticari defterler, faturaların alım satım tutarını ve belge adedini yansıtmakta ise de sadece bu belgeler ile ihtilaf ispat edilmiş sayılamayacağını, fatura konusu mallara ilişkin yapılan ödemelerin, cari hesap mutabakatının , makbuz yada banka dekontuna bakılarak doğru bir borç ve alacak ilişkisinin belirlenmesi ve net tutarlarında bu inceleme ile tespit edilebilecek olması, ayrıca satılan malın teslimi/verilen hizmetin eksiksizliği için irsaliye düzenlenip düzenlenmediğinin ve malın ve faturanın kime hangi tarihte teslim edildiğinin, teslim alanın teslim alma yetkisinin de tespiti gerekli olduğunu, davacının bu yönleri ispatlar bir delil sunabilmiş olmadığını, dava dilekçesine ekli fotokopi niteliğinden öte gidemeyen tek taraflı olarak hazırlanıp sunulan, delil niteliği taşımayan belgelere itibar edilemeyeceğini, sunulan fotokopi niteliğindeki belgeleri ve içeriklerini kabul etmeyeceklerini, bu görüntülerde yasal olarak müvekkili şirketi temsile yetkili kişilerin imzasının dahi bulunmadığının düşünüldüğü, davacının talep etmiş olduğu faize ve türüne de itiraz etiklerini, davacının bir ihtarname göndermiş bulunmadığını, bu bakımdan temerrüt dahi oluşmadığını, bulunamayacağı açık olan davacının işleyecek faiz talebinin ise yasal faizi aşamayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER: -.... Esas numaralı icra takip dosyası, -Faturalar, taraflar arasındaki yazışmalar, taraf ticari defter ve kayıtları, -Bilirkişi raporu: 03/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalının 2024-2025 yılı resmi defterleri usulüne uygun olarak tuttuğu, envanter defterinin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak yasal süresi içinde noter onayının yapılmış olup, yevmiye defteri ve defteri kebir yönünden e-defter mükellefi olup, yasal süresinde mevzuata uygun şekilde e-beratların oluşturulduğu, davalının resmi kayıtlarına göre davalının davacıya; takip tarihi 26.03.2025 ve dava tarihi 14.05.2025 itibariyle 161.960,24 TL borcu bulunduğu belirtilmiştir. 06/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı vekili müvekkilinin davalıya yaptığı ticari mal satışından kaynaklı düzenlemiş olduğu iki adet fatura bedelinin tahsili için icra takibi başlattığını, dava dosyası, icra dosyası, davalı ticari defterleri üzerinde yapılmış bilirkişi raporu, davacı ticari defterleri üzerinden yapılan inceleme sonucunda; davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş 31.12.2024 tarih ve ... numaralı 67.820,86 TL'lik, 31.12.2024 tarih ve ... numaralı 94.139,38 TL'lik e-fatura muhteviyatı malzemelerin davalıya teslim edilmiş olduğu, her iki tarafın mevzuata uygun şekilde oluşturulmuş olan ticari defter kayıtlarının davaya konu faturalar konusundu birbirleriyle uyumlu oldukları, tarafların ticari defter kayıtlarının; fatura toplamları 161.960,24 TL tutarında davacının alacaklı, davalının borçlu olduğunu gösterdiği, davacının .... Esas dosyasında davalı hakkında 161.960,24 TL alacağı için başlatmış olduğu icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali, takibin devamı kararı verilmesi talebinin Mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL: Dava, taraflar arasında ticari satımdan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. İtirazın İptali Davası; herhangi bir icra takibinde, borçlu tarafından sunulmuş olan "itirazın geçersiz kılınması", borçlu itirazı ile devam edilemeyen ilamsız takibe konu "alacağın varlığının tespiti" ile "icra takibinin devamına karar verilmesi" talebi ile ilgili olup; bu doğrultuda, takibe konu alacağın borçludan tahsilini temin amacı taşımaktadır. İtirazın İptali Davasını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. (3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (4) ... (5) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (6) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." Yukarıda belirtilen Kanun hükmünden de anlaşılmakta olduğu üzere, "İtirazın İptali Davası" açılabilmesi için: a) İlamsız takip yapılmış olması, b) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, c) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde Mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere alacaklı; ilgili icra dosyasında, borçlu/borçlular tarafından sunulan "ödeme emrine itiraz beyanının" kendisine tebliğini müteakiben bir (1) sene içerisinde açabileceği "itirazın iptali" davası kapsamında; borçlu/borçlular tarafından ileri sürülmüş olan itirazın, (genel hükümler uyarınca "alacağının varlığını" ispat etmek suretiyle) iptalini talep edebilir. İtirazın iptali davası ile ilgili olarak belirtilen bir (1) senelik süre, hak düşürücü nitelikte olup; anılan süre içerisinde "itirazın iptali davası" açılmaması halinde dahi alacaklı, genel hükümler çerçevesinde dava açmak suretiyle alacağını talep edebilecektir. İtirazın iptali davası; yargılama usulü bakımından "genel hükümlere" tâbidir. Davalı/borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da, bu dava içinde kendisine tanınan yasal cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Yasal cevap süresi içinde davalı/borçlu tarafından ileri sürülmeyen itirazlar, Mahkeme tarafından re'sen dikkate alınamaz ve takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapılır. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi bulunduğundan; "ispat yükü" normal bir alacak davasında kabul edilecek "ispat yükü" ile aynıdır. Bu açıklamadan hareketle; 6100 sayılı HMK.'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, "iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa" aittir. Bu genel kuralın dışında bazı istisnai hâllerde, ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Neticeten; davacı ya da davalı, iddiasını ya da savunmasını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen hükümler uyarınca ispat külfeti altındadır. Buna göre yürütülecek yargılama sonucunda Mahkeme tarafından verilecek karar; "dava konusunun esası" hakkında, söz konusu uyuşmazlığı "kesin hükümle sonuçlandıran" bir nihai karar olup, "icra takibinin devamı" hususunda da takdir içermektedir. Hemen belirtmek gerekir ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve .... . sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir alacak için fatura düzenlenmiş olması, alacağın varlığını ispata yeterli bulunmayıp, fatura, tek başına akdi ilişkinin kanıtı niteliğinde bulunmamaktadır buna göre davacı taraf, kural olarak akdi ilişkinin varlığını, malın teslim edildiğini veya bedelin ödendiğini, davalı taraf ise bedelin ödendiğini veya malın teslim edildiğini kanıtlama mükellefiyeti altındadır. Taraflara HMK'nın 222. maddesi kapsamında ticari defterin ibrazı için usulüne uygun olarak ibraz emri gönderilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş, bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir. Davacı, davalı ile aralarında mal alımına ilişkin sözleşme bulunduğunu, malların teslim edildiğini; ancak alacağını tahsil edememesi nedeniyle başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Dosya arasına alınan fatura ve kayıtlar ile davacının ticari defterlerinden, davacının edimini ifa ettiği kabul edilmiştir. Taraf ticari defterlerindeki kayıtların incelenmesi sonucu bilirkişi raporu tanzim edildiği, taraf ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu, süresinde tasdiklerinin yapıldığı görülmüştür. Taraf ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, bu haliyle davalının davacıya iki faturadan kaynaklı 161.960,00 TL borçlu olduğu kabul edilmiştir. Davalı her ne kadar faturaya konu mallarla ilgili ayıp iddiası ileri sürmüşse de iddiasını ispatlar delilleri dosyaya bildirmemiştir. Yapılan incelemede davacı ile davalı arasındaki ilişkinin satış sözleşmesinden kaynaklandığı, hükme esas alınan taraf ticari defterlerine göre davacının davalıdan 161.960,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Alacağın likit ve belirlenebilir olması sebebiyle hükmedilen 161.960,00 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KABULÜNE, .... esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptaline, takibin aynı koşullarda devamına, Hükmedilen 161.960,24 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Bu karar nedeniyle alınması gerekli 11.063,50 TL harçtan peşin alınan 2.765,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.297,62 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 4.600,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan harçlar dahil 12.698,78 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair, Davacı Vekili Av. .... , Davalı Vekili Av. .... 'ın (e-duruşma) yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/06/2026
Katip .... ¸e-imzalıdır.
Hakim .... ¸e-imzalıdır.