İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/158 E. 2026/138 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/158
Karar No
2026/138
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2025/158 Esas - 2026/138 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/158 KARAR NO : 2026/138

.... DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/02/2025 KARAR TARİHİ : 27/02/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 25/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan; Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. I) DAVA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; davacı şirket tarafından hazırlanan 09/10/2024 tarihli iş ve fiyat teklifinin davalı yan tarafından kabul edilmesi ile taraflar arasında teklifte belirlenen işlerin 640.000,00.-TL ve KDV bedelle yapılması hususunda anlaşma sağlandığı; davacı şirket tarafından teklifte belirlenen şekli ile iş tamamlanarak teslim edildiği ve 19/11/2024 tarihli faturanın düzenlenerek fatura bedelinin davalı şirket tarafından ödendiği; teklif formunda beş direkte bir adet dayama konulacağı ibaresinin açık olmasına rağmen davalının talebi üzerine yetmiş beş adet ek dayama yapılarak davalıya teslim edildiği; müvekkili bulunan davacı şirket tarafından yapılan yetmiş beş adet ek dayama imalatı sebebiyle icra takibine konu edilen 12/12/2024 tarihli ve 108.000,00.-TL bedelli faturanın düzenlendiği ancak davalı şirket tarafından haksız ve kötü niyetli olarak faturaya itiraz edildiği; davalı tarafın borca aykırı davranarak haksız ve kötü niyetli itirazı ile davacının likit olan alacağına kavuşmasını geciktirmeyi amaçladığı beyan edilmiş olup; davalı tarafından, dava konusu icra takibine yönelik sunulan itirazının iptaline; davalı tarafın, icra takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. II) CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında özetle; davalı şirketin kiracı olduğu taşınmazın üstü açık depo alanı olarak kullanılacak kısmının çevrilmesi işi için davacı şirketten fiyat teklifi istenildiği; davacının 09/10/2024 tarihli fiyat teklifini verdiği ve davalı tarafından davacının söz konusu duvar işini en iyi şekilde yapacağı inancı ile bu teklifin kabul edildiği; davacının teklifinin anahtar teslim götürü bedel teklifi olduğu; davacının söz konusu işin yapımını tamamladığını belirterek 19/11/2024 tarihli faturayı düzenlediği; davalının bu fatura bedelinin 400.000,00.-TL kısmını 22/11/2024 tarihinde ödediği ve aynı gün sahaya gidip baktığında direklerin sallandığını görerek sağlamlaştırılmasını istediği; aynı günün gecesinde sac duvarların bazı yerlerinin rüzgar nedeniyle devrildiği; bunun üzerine davacının devrilen duvarları kaldırdığı ve ek dayamalar koyarak ayıbını giderdiği; davalının faturanın kalan miktarını 05/12/2024 tarihli havale ile ödediği; rüzgarda devrilen duvar onarıldıktan yedi gün sonra davacının 12/12/2024 tarihli ve 108.000,00.-TL bedelli faturayı düzenlediği; davalının süresi içinde bu faturaya itiraz ettiği ve haksız faturayı ticari defterlerine işlemediği; rüzgarda devrilen duvarın onarımı sırasında davalının yetmiş beş ilave ek dayama yapılması yönünde bir talebinin olmadığı; duvarın rüzgarda yıkılmaması için ek dayama konulması fen ve sanat kuralları gereği ise davacının bunu fiyat teklifinde belirtmesi gerektiği; davacının direklerin çukurlarını yeterli derinlikte açmadığı ve betonları tekniğine uygun dökmediği için duvarın devrildiği; onarım sonrası davalının duvar yıkılmasın diye direk ve dayamaların dibine ilave hazır beton dökmek zorunda kaldığı beyan edilmiş olup; davanın reddine, davacının %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. III) DELİLLER : ...Esas Sayılı İcra Takip Dosyası. 09/10/2024 Tarihli Fiyat Teklifi. 19/11/2024 Tarihli ... Numaralı E-Fatura. 22/11/2024 Tarihli 400.000,00.-TL Bedelli Dekont. 05/12/2024 Tarihli 378.000,00.-TL Bedelli Dekont. 12/12/2024 Tarihli .... Numaralı E-Fatura. 13/12/2024 Tarihli E-Fatura İptal ve İtiraz Portalı Ekran Görüntüsü. 16/12/2024 Tarihli Elektronik Posta Görüntüsü. Taraflarca Sunulan Saha ve İmalat Fotoğrafları. İnşaat Mühendisi .... Tarafından Düzenlenen 02/08/2025 Tarihli Bilirkişi Raporu. IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE : a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti : Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davac.....'ye ("davalı şirket" olarak anılacaktır) yönelik açılan Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davası olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında; "09/10/2024 tarihli fiyat teklifi uyarınca bir eser sözleşmesinin akdedilmiş olduğu; işin bedeli olarak 640.000,00.-TL ve KDV tutarının kararlaştırıldığı; davacı şirket tarafından asıl işin yapılarak teslim edildiği ve 19/11/2024 tarihli faturanın düzenlendiği; davalı şirket tarafından davacıya 810.400,00.-TL tutarında ödeme yapıldığı ve davacı tarafından yapım sahasında yetmiş beş adet ek dayama imalatının gerçekleştirildiği" hususlarında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda uyuşmazlığın konusunun; davacı şirket tarafından yapılan yetmiş beş adet ek dayama imalatının, davalının talebi üzerine yapılan yeni bir ilave iş mi, yoksa fen ve sanat kurallarına aykırı ifanın (ayıbın) giderilmesi amacıyla yüklenici tarafından yapılması zorunlu olan bir onarım işlemi mi olduğu; söz konusu ek dayama imalatları için davacının 108.000,00.-TL tutarında ilave bir ücret talep etmeye hakkı bulunup bulunmadığı ve anılan hususlar doğrultusunda .... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi ile ilgili olarak; taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesi uyarınca davacı şirketin (icra takip tarihi itibariyle) 108.000,00.-TL alacağının (asıl alacak) mevcut bulunup bulunmadığı; alacağın mevcut bulunduğunun tespiti halinde, icra takip tarihi sonrasında uygulanacak faizin türü ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı; alacağın mevcut bulunmadığının tespiti halinde, kötü niyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi :

Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının mevcut bulunup bulunmadığı” hususunda yapılan incelemede; Mahkememiz nezdinde açılan itirazın iptali davasına konu icra takibinin, geçerli bir icra takibi olduğu; 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu ve 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında "yetki" veya "tahkim" ilk itirazlarında bulunulmadığı anlaşılmakla, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır. c) İtirazın İptali Davasının Hukuki Nitelendirmesi : İtirazın İptali Davası; herhangi bir icra takibinde, borçlu tarafından sunulmuş olan "itirazın geçersiz kılınması", borçlu itirazı ile devam edilemeyen ilamsız takibe konu "alacağın varlığının tespiti" ile "icra takibinin devamına karar verilmesi" talebi ile ilgili olup; bu doğrultuda, takibe konu alacağın borçludan tahsilini temin amacı taşımaktadır. İtirazın İptali Davasını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. (3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (4) ... (5) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (6) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." Yukarıda belirtilen Kanun hükmünden de anlaşılmakta olduğu üzere, "İtirazın İptali Davası" açılabilmesi için: a) İlamsız takip yapılmış olması, b) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, c) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde Mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere alacaklı; ilgili icra dosyasında, borçlu/borçlular tarafından sunulan "ödeme emrine itiraz beyanının" kendisine tebliğini müteakiben bir (1) sene içerisinde açabileceği "itirazın iptali" davası kapsamında; borçlu/borçlular tarafından ileri sürülmüş olan itirazın, (genel hükümler uyarınca "alacağının varlığını" ispat etmek suretiyle) iptalini talep edebilir. İtirazın iptali davası ile ilgili olarak belirtilen bir (1) senelik süre, hak düşürücü nitelikte olup; anılan süre içerisinde "itirazın iptali davası" açılmaması halinde dahi alacaklı, genel hükümler çerçevesinde dava açmak suretiyle alacağını talep edebilecektir. İtirazın iptali davası; yargılama usulü bakımından "genel hükümlere" tâbidir. Davalı/borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da, bu dava içinde kendisine tanınan yasal cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Yasal cevap süresi içinde davalı/borçlu tarafından ileri sürülmeyen itirazlar, Mahkeme tarafından re'sen dikkate alınamaz ve takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapılır. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi bulunduğundan; "ispat yükü" normal bir alacak davasında kabul edilecek "ispat yükü" ile aynıdır. Bu açıklamadan hareketle; 6100 sayılı HMK.'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, "iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa" aittir. Bu genel kuralın dışında bazı istisnai hâllerde, ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Neticeten; davacı ya da davalı, iddiasını ya da savunmasını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen hükümler uyarınca ispat külfeti altındadır. Buna göre yürütülecek yargılama sonucunda Mahkeme tarafından verilecek karar; "dava konusunun esası" hakkında, söz konusu uyuşmazlığı "kesin hükümle sonuçlandıran" bir nihai karar olup, "icra takibinin devamı" hususunda da takdir içermektedir. d) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme : Mahkememiz nezdinde ikame olunan dava kapsamında; davacı vekili tarafından, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davalının talebi üzerine yapıldığı iddia edilen yetmiş beş adet ek dayama imalatı bedeli olan 108.000,00.-TL tutarındaki faturanın ödenmediği gerekçesiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ve davalı tarafın icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında ise özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin anahtar teslim götürü bedel niteliğinde olduğu; davacının işi ayıplı ve teknik kurallara aykırı yapması nedeniyle rüzgarda yıkılan duvarı sağlamlaştırmak adına söz konusu ek dayamaları yapmak zorunda kaldığı; bu nedenle davacının ek bir bedel talep edemeyeceği ileri sürülerek davanın reddine ve davacının aleyhine kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. d.1) Bilirkişi İncelemeleri : Mahkememizce, itirazın iptali istenen icra takibine konu alacağın varlığı ve miktarı hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. i. İnşaat Mühendisi ...Tarafından Düzenlenen 02/08/2025 Tarihli Bilirkişi Raporu : Anılan bilirkişi raporu kapsamında; taraflar arasında anahtar teslim götürü bedel şeklinde hazırlanan 09/10/2024 tarihli fiyat teklifinin usulüne uygun şekilde onaylandığı; davacı şirketin e-defter kayıtlarında icra takibine konu 12/12/2024 tarihli ve 108.000,00.-TL bedelli faturanın kayıtlı olduğu ve davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 899.629,00.-TL alacaklı göründüğü; davalı şirketin e-defter kayıtlarında ise söz konusu faturanın kayıtlı olmadığı, ilgili fatura için e-portal üzerinden iptal talebi oluşturulduğu ve davalı tarafça davacıya toplam 810.400,00.-TL tutarında ödeme yapılarak cari hesabın kapandığı; teknik açıdan yapılan incelemede, imalata etki eden rüzgar yükü hesaplandığında ilk imalatın rüzgar yüküne karşı zayıf kaldığı; arazi şartları değerlendirildiğinde hesaplanan tasarım yükünün yarısı dahi dikkate alınsa ilk teklifteki dayamaların yetersiz kaldığı; rüzgarın etki ettiği yüzey alanının çok büyük olması nedeniyle rüzgar etki kuvvetinin de büyük çıktığı; bu kapsamda iki dayama arasındaki mesafenin azaltılmasının teknik bir zorunluluk olduğu; imalatın ilk haliyle ayakta duramayacağı ve sonradan yapılan ek imalat ile sağlamlaşarak ayakta durabildiği; teklife ek olarak yapılan dayamaların imalatın ayakta kalması ve imalattan yararlanabilmek adına bir gereklilik olduğu düşünüldüğünden, davacı tarafça yapılan bu ek imalatlar için ilave ödeme yapılmasına yer olmadığı hususlarının rapor edildiği anlaşılmıştır. 02/08/2025 tarihli bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından 18/08/2025 tarihli dilekçe kapsamında, “sözleşmenin götürü bedel üzerinden yapılan eser sözleşmesi olduğu ve sınırlarının açıkça belirlendiği; davacı şirketin kullanılacak malzeme ve işçilik miktarına ilişkin artış riskini üstlenmediği; davalının gördüğü lüzum ve ilettiği talep üzerine gerçekleştirilen ek imalatların bedelinin talep edilmesinin yasal olduğu; şayet ek imalat gerekliliği asıl imalatın ayıplı olmasından kaynaklanıyorsa davalı yanın hiçbir ayıp ihbarı ve ücretsiz onarım talebinin bulunmadığı” gerekçesiyle; davalı vekili tarafından ise 13/08/2025 tarihinde sunulan dilekçe kapsamında “bilirkişi raporunun on üçüncü sayfasında davacının ticari defterleri incelenirken davacının 899.629,00.-TL alacaklı olduğunun belirtildiği; oysa davaya konu uyuşmazlık miktarı hariç davacının tüm fatura bedellerinin davalıca ödendiği; bu durumun davacı şirketin ticari defterlerini usulüne uygun tutmadığını açıkça ortaya koyduğu” gerekçesiyle itiraz edilmiştir. ii. Bilirkişi Raporuna Yönelik Taraf İtirazlarının Değerlendirilmesi: 02/08/2025 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak davacı vekili tarafından "sözleşmenin götürü bedelli olduğu, malzeme/işçilik artış riskinin kendilerinde olmadığı ve ek imalatların davalının talebiyle yapıldığı" hususunda sunulan itirazın değerlendirilmesinde; Borçlar Hukuku genel ilkeleri doğrultusunda "anahtar teslimi götürü bedel" sözleşmelerde, eserin fen ve sanat kurallarına uygun, tam ve ayıpsız olarak meydana getirilmesi için gereken tüm malzeme artış riskinin yükleniciye (davacıya) ait olduğunun kabulü; yüklenicinin, eksik hesaplama yapması suretiyle rüzgarda yıkılan duvar inşasının irdelenmesinde, ürünün sağlıklı kullanımı amacıyla ilave dayama yapılmasının (bila bedel), yüklenicinin akdi sorumluluğu kapsamında değerlendirilmesi lüzumu ve ayrıca, duvarın yıkılması anında derhal müdahale edilmiş olmasında şekli bir "ayıp ihbarı" yapılmadığı yönündeki savunmanın da dürüstlük kuralı (TMK m.2) ile bağdaşmayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu itirazın yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. 02/08/2025 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak davalı vekili tarafından "davacının ticari defterlerinde, davalıdan 899.629,00.-TL daha alacağı kalmış gibi bir muhasebe kaydı bulunmasının (gerçekte ihtilaflı kısım hariç tüm ödemelerin yapılmış olmasına rağmen) davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını ispatladığı" hususunda sunulan beyanın değerlendirilmesinde ise; anılan tespitin, mali kayıtların doğası ve HMK m.222 anlamında değerlendirilmesi gerekli bir itiraz niteliğinde olduğu anlaşılmakla birlikte; söz konusu itirazın, bilirkişi raporunun ulaştığı nihai teknik görüşü değiştirecek nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu itiraz beyanının da reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. iii. Bilirkişi Raporu İle İlgili Nihai Değerlendirme: Mahkememizce alınan 02/08/2025 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; raporun kendi içinde tutarlı olduğu, teknik ve mali tespitler arasında herhangi bir çelişki barındırmadığı; dava konusu 09/10/2024 tarihli fiyat teklifi/sözleşmesinden alınan yapısal verilerin (sac boyutları, direk aralıkları) rapora aktarımında bir hata bulunmadığı; bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemelerin, dosya kapsamında sunulan sözleşme, fotoğraflar ve ödeme dekontlarına uygunluk içerisinde olduğu; Mahkememize sunulan belgelere göre, duvarın yıkılması olayında asıl meselenin yüklenici tarafından yapılan statik tasarımın (dayama sıklığı ve temele atılan beton miktarı) işin amacına uygun olmaması olduğu açıkça tespit edildiğinden, bilirkişi raporunda yapılan "ek imalatların ödemeye tabi olmadığı" yönündeki nihai teknik ve mali değerlendirmenin yerinde, doğru ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğu kanaatine varılmıştır. d.2) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Nihai Değerlendirme : Mahkememizce dosya üzerinde yapılan değerlendirilmede; taraflar arasında 09/10/2024 tarihli teklif formu ile "anahtar teslimi götürü bedel" usulüne dayalı bir eser sözleşmesi akdedildiği hususunun sabit olduğu anlaşılmıştır. Eser sözleşmelerinde yüklenici (davacı), üstlendiği işi fen ve sanat kurallarına, sözleşmenin amacına ve iş sahibinin (davalının) haklı beklentisine uygun olarak, ayıpsız bir şekilde tamamlayarak teslim etmekle mükelleftir. Bilirkişi raporundaki detaylı statik inceleme ve rüzgar yükü hesaplamalarında belirtildiği üzere; davacının ilk aşamada yaptığı imalatın (5 direkte 1 dayama), kurulduğu bölgedeki doğal fiziksel şartlara (rüzgar vb.) karşı mukavemet göstermesinin teknik olarak mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda; duvarın inşasından çok kısa bir süre sonra devrilmesinin; davalının kusurundan değil, tamamen davacı yüklenicinin imalatı, işin tekniğine uygun yapmamasından (ayıplı ifa) kaynaklanmış olduğu anlaşılmaktadır. Borçlar Hukuku'nun temel prensipleri ve dürüstlük kuralı (TMK m.2) uyarınca; kendi kusuru ve hatalı mühendislik/tasarım öngörüsü neticesinde ayıplı bir eser meydana getiren yüklenicinin, işbu maddi ayıbı gidermek ve eseri amaca uygun hale getirmek maksadıyla yapmak zorunda kaldığı onarımlar nedeniyle (somut olaydaki 75 adet ek dayama) iş sahibinden ilave bir ücret talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. Kaldı ki, "anahtar teslimi götürü bedel" sözleşmelerin doğası gereği, işin eksiksiz ifası için doğabilecek riskler ve kullanılacak ilave malzeme maliyetlerinin kural olarak yüklenicinin uhdesinde olduğu da izahtan varestedir. Açıklanan hususlar doğrultusunda; davanın reddine dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. Öte yandan; davacının bahse konu faturanın delil olarak gösterilmesi suretiyle başlattığı icra takibinde, İcra ve İflas Kanunu anlamında "kötü niyetli" davrandığına dair somut ve şüpheden uzak bir delil elde edilemediğinden, salt alacak talebinin reddedilmiş olmasının, kötü niyetin varlığına karine teşkil etmeyeceği gözetilerek, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle) 1) Davanın REDDİNE, 2) Karar ve İlâm Harcı : a) Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00.-TL peşin harç miktarı ile ilgili olarak; davacı tarafından 1.304,37.-TL yatırılmış bulunduğu anlaşıldığından; fazla yatırıldığı tespit olunan 572,37.-TL harcın, kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde yatırana İADESİNE, b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 732,00.-TL peşin harç, 615,40.-TL başvurma harcı ve 87,50.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.434,90.-TL harcın; davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA, 3) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan yargılama giderlerinin, davacı üzerinde BIRAKILMASINA, b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin, davacı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde; HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, 4) Vekâlet Ücreti : Davalı tarafın, vekalet ücreti talebi bulunmadığı anlaşıldığından; davalı taraf lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA; Dair; davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı; işbu kararın kendilerine tebliğinden itibaren (2) HAFTA içerisinde (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak suretiyle) HMK'nın 391/3. ve 345. maddeleri uyarınca .... kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/02/2026

.... ¸ ¸ Gerekçeli Karar

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/158, K. 2026/138, T. 27.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-158-e-2026-138-k-d5916063fba8