Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1325 E. 2026/1354 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1325
- Karar No
- 2026/1354
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1325
KARAR NO:2026/1354
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:22.05.2026 tarihli ara karar
NUMARASI:2026/432 Esas (Derdest)
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında cari hesap esasına dayalı ticari mal ve hizmet alışverişi gerçekleştirildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı şirketin müvekkili şirkete toplam 65.415,53 USD tutarında borçlu olduğunu, davalı şirketin taraflar arasındaki ticari ilişkiyi e-posta ile yaptığı yazışmalarda ikrar ettiğini, anılan yazışmalar değerlendirildiğinde; davalı tarafın dava konusu borcun varlığını, miktarını ve muacceliyetini açık şekilde kabul ettiğini, borç tutarı bakımından taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, ihtarlara rağmen davalı tarafından hiçbir ödeme gerçekleştirmemesi üzerine müvekkili şirket tarafından İstanbul 8. İcra Dairesi’nin .... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı şirket, borcun varlığını bilmesine ve daha önce açıkça kabul etmiş olmasına rağmen, müvekkilini zarara uğratmak ve icra takibini sonuçsuz bırakmak amacıyla kötüniyetli şekilde borca itiraz ettiğini ve takibin durmasına sebebiyet verdiğini, davalı tarafın itirazının tamamen tahsili engellemeye yönelik olup icra inkâr tazminatını gerektirdiğini, somut olayda davalı tarafın itirazının herhangi bir hukuki veya ticari gerekçeye dayanmadığını, İİK m.67 kapsamında açık kötü niyet teşkil ettiğini, davalı şirketin malvarlığını azaltma ve tahsili imkânsız hale getirme riski nedeniyle ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğunu, alacağın tahsilinin ciddi şekilde tehlikeye düşme ihtimali bulunduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zorlaşacağından veya imkânsız hale geleceğinden endişe edilmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı şirketin malvarlığını azaltma, üçüncü kişilere devretme veya alacağın tahsilini güçleştirecek işlemler gerçekleştirme ihtimali mevcut olduğunu, müvekkilinin alacağının güvence altına alınabilmesi amacıyla davalı şirkete ait banka hesapları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulması zorunlu olduğunu belirterek; İstanbul 8. İcra Dairesi’nin .... sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline,icra takibinin asıl alacak, işlemiş faiz ve tüm ferileriyle birlikte devamına,davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle İİK m.67 uyarınca asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine,HMK m.389 ve devamı hükümleri uyarınca davalı şirkete ait banka hesapları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 22.05.2026 tarihli ara kararla; "...Dava; İİK.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılan, ilamsız icra takibine karşı davalının vaki itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile ihtiyati tedbir talebine ilişkindirHukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389 ve devamı maddelerine göre; “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. "şeklinde düzenleme bulunmaktadır.Aynı yasanın 390/3 maddesi ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Somut davada, dosyaya sunulan mail ve yazışmalar incelenmiş, maillerde hesap mutabakatlarının bulunmadığı anlaşılmıştır. Dava dosyasında mahkemeye kanaat verici bir somut delil bulunmadığı, iddialar ile alacağın miktarının varlığı yargılamayı gerektirdiğinden bu aşamada davacının İhtiyati tedbir talebinin HMK 389.maddesi gereği reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalı tarafın dava konusu borcu açıkça ikrar etmiş olmasına rağmen mahkemece yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığının kabulünün hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında uzun yıllardır devam eden ticari ilişki kapsamında cari hesap esasına dayalı ticari faaliyet yürütüldüğünü, davalı şirketin müvekkili şirkete 65.415,53 USD tutarında borçlu olduğunun taraf kayıtları ile sabit olduğunu, dosyaya sunulan yazışmalarda davalı şirkete ait resmi mutabakat mail adresinden“bakiyemizi teyit ediyoruz” şeklinde beyanda bulunulduğunu, davalı tarafın açık ikrarını içeren yazışmalar karşısında yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğinden söz edilmesinin mümkün olmadığını, dosyaya sunulan yazışmaların içeriği incelendiğinde davalı tarafın borcu kabul ettiğinin tartışmasız olduğunu, borcunu kabul eden davalının sonradan icra takibine itiraz etmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ihtiyati tedbir kurumunun amacı, yargılama sonunda verilecek kararın etkisiz kalmasını önlemek olduğunu, tedbir talebinin reddi, müvekkilin alacağına kavuşmasını imkânsız hale getirebileceğini, dosya kapsamındaki deliller karşısında en azından teminat karşılığında tedbir kararı verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve talebin kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satıma ilişkin açık hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yöneltilen itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine; istinaf, dava içinde ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, davacının davalıya yaptığı satışlara istinaden davalı şirketten cari hesap alacağı bulunduğunu, İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borçlarını ödemediğini ileri sürmüştür. HMK'nın 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir gelişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanun'un 391. maddesine göre, mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.Görüldüğü üzere kanun hükmü, tedbirin sadece dava konusu olan şey hakkında verilebileceğini düzenlemiştir. Davanın konusu olmayan şeyler hakkında tedbir kararı verilemez. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olmasında sonucu itibariyle usule ve yasaya aykırılık görülmediğinden, davacı vekilinin ihtiyati tedbire yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Öte yandan uyuşmazlık konusu davanın açılmış olması zaten yargılamanın yapılması gerektiğini göstermektedir. Yargılamayı gerektirir bir konuda ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğine dair kabul şekli, yasal düzenlemenin konuluş amacına ve niteliğine uygun düşmediğinden bu konudaki gerekçe eleştirilmekle yetinilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 09.07.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.