Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1285 E. 2026/1336 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1285
Karar No
2026/1336
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1285

KARAR NO:2026/1336

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:06/03/2026

NUMARASI:2026/148 D.İş- 2026/141 K.

DAVANIN KONUSU:İhtiyati Haciz

Taraflar arasında görülen değişik iş dosyasında ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin kabulü kararı sonrasında verilen 02.04.2026 ve 04.05.2026 tarihli ara kararlara karşı, borçlu vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan değişik iş dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

İhtiyati haciz talep eden/alacaklı vekili, talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... AŞ isimli şirketin kurucusu ve sermayesinin %50'sini temsil eden hisselerin sahibi olduğunu, karşı tarafın ise ... ... AŞ'de müvekkili ile hissedar olduğunu ve %50 oranında hissenin sahibi olduğunu, bu sebeple müvekkili ile karşı taraf arasında pay sahipleri sözleşmesi imzalandığını, karşı tarafın sözleşmeyi ihlal eden birtakım fiilleri sebebiyle sözleşme kapsamında müvekkilinin cezai şart, maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğunu, karşı taraça bu taleplerin reddi üzerine, İstanbul Tahkim Merkezi nezdinde karşı taraf aleyhine başvuruda bulunulduğunu, ... numarası ile görülen tahkim yargılamasında, karşı tarafın sözleşmeyi ihlal ettiği tespiti ile müvekkili lehine cezai şart olarak 194.162.660,46 TL'nin 14 Haziran 2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte ödemesine karar verildiğini, ihtiyati haciz için bu başvurunun yapıldığı tarih itibarıyla Hakem Kararı'na konu alacak ve işleyen ticari temerrüt faizinin toplamda 409.018.272,95 TL olduğunu, karşı tarafın hakem kararına rağmen müvekkiline olan vadesi gelmiş borcunu ödemekten imtina ettiğini, karşı tarafın hakem kararına karşı 16 Haziran 2025 tarihinde iptal davası açtığını, iptal davasına bakan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 43. Hukuk Dairesinin iptal talebini reddettiğini, bu karara karşı Yargıtay nezdinde temyiz yoluna başvurduğunu, temyiz incelemesinin devam ettiğini, gerekçeli karar ile iptal davası reddedildikten sonra karşı tarafın Türkiye'deki malvarlığını yakın zamanda devretmeye başladığını, bu sebeple, işbu başvuruyu yapma zarureti hasıl olduğunu, müvekkilinin karşı tarafın giriştiği malvarlığı devir işlemlerinden ötürü büyük bir tehlike ve tehdit altına girdiğini, müvekkilinin tespit edildiği üzere sözleşmeden kaynaklanan (bu ihtiyati haciz başvurusunun yapıldığı tarihe kadar işleyen faizi ile birlikte) 409.018.272,95 Türk Lirası tutarında vadesi gelmiş bir alacağı olup, söz konusu alacağın rehinle temin edilmediğini, bu durumda İİK madde 257(1) kapsamında ihtiyati haciz talebinin koşulları olayda oluştuğunu, hakem kararına istinaden ihtiyati haciz kararı verilebileceğine ilişkin emsal Konya BAM 6. Hukuk Dairesinin 7.10.2022 tarihli ve 2020/2332 E., 2022/1558 K.sayılı kararı bulunduğunu, ihtiyati haciz talebinin kaynağı olan muaccel alacağın hakem kararı ile tespit edildiğini, ilam niteliğinde bir belge olduğunu, İİK madde 259/3'de "Alacak ilâm mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata lüzum olup olmadığını takdir eder." denildiğini, Türkiye’de verilen bir hakem kararının herhangi bir tenfiz aşamasına gerek duymadığından İİK m. 38 bağlamında ilam hüviyetinde olduğunu, bu sebeple karşı tarafın tüm taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişiler ve bankalar nezdindeki tüm hak ve alacakları üzerine teminatsız ihtiyati haciz kararı vermesi gerektiğini ileri sürerek, 409.018.272,95 Türk Lirası tutarında alacak bakımından teminatsız olarak ve karşı tarafa tebligat yapılmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 06.03.2026 tarihli değişik iş kararında; " ... İhtiyati haciz talebinin kabulü ile alacağın rehinle temin edilmemiş olması ve mevcut kanıtlara göre istem kanuna uygun görülmüş olmakla; (194.162.660,46-TL) alacak yönünden alacağın %15'ine tekabül eden (29.124.399,06-TL) teminat karşılığında İİK'nun 257/1 maddesi gereğince borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarından borca yetecek miktarının İcra İflas Kanunun koyduğu sınırlar içinde İHTİYATEN HACZİNE," karar vermiştir.Bu karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili tarafından, İİK'nın 265. maddesi uyarınca, süresinde itiraz edilmiştir.İhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili, itiraz dilekçesinde özetle;dayanak tahkim kararının MTK hükümlerine tabi olduğunu, halihazırda iptali istemiyle yargılamasının devam ettiğini, icra edilebilir nitelikte olmadığını, alacağın kesin ve muaccel olmadığını, kesinleşmemiş ve icra edilebilir olmayan ve muaccel hale gelmemiş bir tahkim kararına dayanılarak ihtiyati haciz kararı verilmesinin ihtiyati haciz kurumunun amacına, hukuka, yerleşik yargı kararlarına açıkça aykırı olduğunu, diğer taraftan, hukuka, yerleşik içtihatlara ve kanuna açıkça aykırı olan bu karar, müvekkil şirket telafisi güç zararlara yol açtığını, teminat sunulması nedeniyle itirazları sonuçlanıncaya kadar hacizlerin kaldırılması gerektiğini, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydı ile mahkemeye sunacak oldukları teminat mektubu sonrasında İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına müzekkere yazılarak icra dosyası üzerinden müvekkili şirket aleyhine konulan tüm hacizlerin kaldırılmasına ve ihtiyati haciz kararının kesinleşmesine kadar geçecek sürede bu teminat mektubunun bloke olarak tutulmasına karar verilmesini, davacı tarafından varlığı iddia edilen alacak ne likit ne de muaccel olduğunu, aynı zamanda ihtiyati hacze konu hakem kararının iptali için halen yargılama devam ettiğinden İİK'nın 257. maddesinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının hiçbirisi gerçekleşmediğini, ayrıntılı olarak arz ve izah edilen nedenlerle yoksun kalınan kar da dahil fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile ihtiyati haciz kararının öncelikle yetki yönünden iptaline/kaldırılmasına ve dosyanın yetkili Ankara Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, mahkemenin 06.03.2026 tarihli ihtiyati haciz kararına yaptıkları itirazın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARI VE ARA KARARI ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi, itirazı değerlendirdiği 02.04.2026 tarihli ek kararında; "...Mahkememizin 06/03/2026 tarihli kararı ile itiraz eden aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmiştir.2004 sayılı İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haczin şartları düzenlenmiştir. Buna göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır. (Yargıtay 19. HD 2016/18235 E. 2018/731 K.) İhtiyati hacze itiraz üzerine, itirazın değerlendirilmesi için duruşma günü verilmiş, taraflara tebliği sağlanarak duruşma sırasında tarafların beyanları alınmıştır.İhtiyati hacze itiraz İİK 265. maddesinde düzenlenmiştir. İİK 265. maddesinde ihtiyati hacze itiraz nedenleri sınırlı olarak sayılmış ve bunların ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve alınan teminata ilişkin olabileceği belirtilmiştir.İİK'nın 258/2 maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için kanaat verecek delillerin dosyaya ibrazı yeterlidir. Somut olayda, sunulan hakem kararı içeriğinden talep edenin alacağının varlığı, miktarı ve muaccel olduğu hususu bakımından yaklaşık ispatın sağlandığı, koşullarda bir değişik oluşmadığı anlaşıldığından ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. " gerekçesiyle, ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.İlk Derece Mahkemesi, 04.05.2026 tarihli ara kararında; "...MTK 15/b maddesi gereğince iptal davasının reddine dair kararın kesinleşmesinden sonra ilgili Mahkemeden ilamın icra edilebilir olduğuna dair belge alındıktan sonra nihai hakem kararının infazı mümkün olacağından; İİK 264/3 kapsamında kararın icra edilebilir hale gelmesinden sonra takibe geçilmesi gerektiğinden ve ihtiyati haciz geçerliliğini koruyacağından ihtiyati haczin hükümsüz kaldığının tespiti talebinin bu aşamada reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, karşı taraf vekilinin ihtiyati haczin hükümsüz kaldığının tespiti talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, borçlu vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Karşı taraf/borçlu vekili, 04.05.2026 tarihli ara karara karşı sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından İcra İflas Kanunu’nun 264. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmenin eksik, hukuka aykırı ve kanunun yanlış yorumlanması olduğunu, ihtiyati haciz talep eden tarafın İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasına da işbu dosyaya sunduğu dilekçedeki beyanlarını içerir bir talepte bulunduğunu, ilgili talepte yine icra takibinin İİK m. 264/3 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade ettiğini, buna karşın icra dosyasında, icra müdürü tarafından verilen 06.04.2026 tarihli kararda ''Dosyanın incelenmesinden alacaklı tarafından talebi ekinde İstanbul 1. Ticaret Mahkemesi E.2026/148 D.İş sayılı dosyasına ilişkin ihtiyati hacze yapılan itirazın reddine ilişkin duruşma tutananığının sunulduğu ancak müdürlüğümüz tarafından ihtiyati haczin hukuka uygun ve geçerli olup olmadığının denetiminin yapılmasının mümkün olmadığı, İİK. 264. maddesinin açık olduğu ve takibe dayanak ihtiyati haciz kararının devam eden bir yargılama üzerinden verilmediği görüldüğünden alacaklı vekilinin talebinde belirtmiş olduğu İİK. 264/3 maddesinin uygulanmasının mümkün olmaması nedeniyle alacaklı tarafın talebinin reddine karar verildi.'' denildiğini, görüldüğü üzere, icra müdürlüğünün ihtiyati haciz kararının devam eden bir yargılamada verilen bir karar olmadığını açık ve net bir şekilde görüp ifade ettiğini, ancak mahkemenin ihtiyati haciz kararının icrası konusunu İİK m. 264/3 kapsamında değerlendirmesinin abesle iştigal olduğunu, ilk derece mahkemesinin icra dosyasını dahi celp etmeden salt ihtiyati haciz talep eden tarafın beyanlarını esas alarak ara karar tesis ettiğini, sadece bu nedenle dahi kararın bozulması gerektiğini, 09.04.2026 tarihinde sundukları beyanda ihtiyati haciz talep edenin tamamlayıcı merasime geçmemesinin İİK m. 264/1 kapsamındaki yasal sürelerin kaçırılmasına ve bu nedenle ihtiyati haczin kendiliğinden hükümsüz kalmasına ilişkin olduğu, bu durumun, teknik bir usul hatası olup tarafların beyanına gerek duyulmaksızın sadece icra dosyalarındaki tarihler incelenerek mahkemece tespit edilebileceğinin beyan edildiğini, ihtiyati haczin geçici bir tedbir olması, borçlu üzerindeki bu baskının belirsizce sürmemesi için dosya üzerinden hızlıca karar verilmesinin talep edildiğini, ancak bu talebin mahkemenin 14.04.2026 tarihli ara kararı ile reddedildiğini, İİK m. 264/1 uyarınca tamamlayıcı merasim süresinde yapılmadığından ihtiyati haczin hükümsüz kaldığını, bu sebeple müvekkili şirketin malvarlığı üzerindeki tüm hacizlerin kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen 217.662.660,46 TL tutarlı teminatın müvekkiline iadesine, alacaklı tarafça dosyaya sunulan 29.124.399,06 TL tutarlı teminat mektubunun, ikame edecekleri tazminat davası sonuçlanıncaya kadar iade edilmemesine ve dosyada alıkonulmasına karar verilmesi gerektiğini, 04.05.2026 tarihli kararın da usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu 04.05.2026 tarihli ara kararının kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, bu ara kararın kaldırılmasına, ihtiyati haczin hükümsüz kaldığının tespitine, haciz kararının kaldırılmasına, müvekkili şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen 217.662.660,46 TL tutarlı teminatın müvekkiline iadesine, alacaklı tarafça dosyaya sunulan 29.124.399,06 TL tutarlı teminat mektubunun, ikame edecekleri tazminat davası sonuçlanıncaya kadar iade edilmemesine ve dosyada alıkonulmasına karar verilmesini istemiştir.Karşı taraf/borçlu vekili, 02.04.2026 tarihli ek karara karşı sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ihtiyati hacze yapılan itirazın reddi kararının sebebinin açıkça ve denetime elverişli şekilde ortaya konulmadığını, yaklaşık ispatın nasıl oluştuğunun anlaşılamadığını, ihtiyati haczin şartlarının oluşmadığını, vadesi gelmiş bir alacak bulunmadığını, dayanak hakem kararının kesinleşmediğini, bu sebeple icra kabiliyetine sahip olmadığını, mahkemece dayanak alınan hakem kararının Milletlerarası Tahkim Kanununa tabi olup, anılan kararın iptal davasının derdest olduğunu, bu durumda söz konusu kararın kesinleşmiş bir ilam olmadığını, icra kabiliyeti olmayan ve kesinleşmemiş hakem kararına dayalı ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini, alacağın muaccel ve likit olmadığını, MTK'nın 15/A-4 hükümüne göre iptal davasının açılmasının kendiliğinden hakem kararının icrasını durduracağını, emredici bu hüküm sebebiyle kendiliğinden duran kararın, icra edilemeyen bir karar için ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini, icra edilebilirliği kanunla durdurulmuş bir alacak için "ihtiyati haciz" yoluyla dolaylı yoldan icra imkanı tanınmasının, kanuna karşı hile olduğunu, hakem kararında, gerek karar içeriğinden, gerek karara dayanak pay sahipleri sözleşmesinin 19.2 maddesinden ve gerekse yine dilekçe ekinde sunmuş oldukları taraflarca ve hakemlerce imzalanmış görev belgesinden de açıkça görüleceği üzere, tahkim yargılaması MTK hükümlerine tabi olduğunu, MTK m. 15/A-4 hükmü uyarınca icrası kendiliğinden durmuş ve yargısal denetimi devam eden kesinleşmemiş bir hakem kararına dayalı alacağın muaccel olmadığını, MTK uyarınca alınan hakem kararlarının ihtiyati hacze dayanak olabilmesi için para alacağına ilişkin hakem kararı hakkında icra edilebilirlik belgesi alınmış olması gerektiğini, çünkü, 4686 sayılı MTK m. 15/B uyarınca iptal davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra asliye hukuk mahkemesinin, hakem kararının icra edilebilir olduğuna ilişkin bir belgeyi istemde bulunan tarafa vereceğini, bu belge verilmeden hakem kararının icraya konulamayacağını, bu sebeple de MTK uyarınca alınan hakem kararlarına istinaden İİK m. 264’te yer alan ihtiyati haciz tamamlayan işlemler kapsamında ilamlı takip yapılamayacağını, MTK uyarınca alınan hakem kararına istinaden istenen ihtiyati haciz talebinin reddi gerektiğini, 4686 sayılı MTK m. 15/B uyarınca mahkemenin icra edilebilir olduğuna ilişkin belge vermediği hakem kararı icra kabiliyeti taşımayacağını,Yargıtay kararlarında, kesinleşmeden kararın infazı mümkün olmayan alacaklar hakkında İİK'nın 257. maddesinde öngörülen koşullar yoksa ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğinin belirtildiğini,müvekkili hakkında uygulanan ihtiyati haciz işlemleri ticari faaliyetleri doğrudan etkilemekte ve şirketin finansal hareket kabiliyetini kısıtlamakta olduğunu, henüz kesinleşmemiş bir tahkim kararına dayanılarak verilen ihtiyati haciz kararının devamı müvekkil şirket açısından ölçüsüz ve ağır sonuçlar doğurduğunu, bu nedenle ihtiyati haczin kaldırılması gerektiğini, tüm bunlara ek olarak İİK madde 264 maddesi kapsamında alacaklının İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 7 günlük yasal sürede esas takibe geçmeyerek ihtiyati haczin hükümsüz kalmasına sebebiyet verdiğini, bunun bile ihtiyati haciz kararının kaldırılması için başlı başına yeterli bir sebep olduğunu, bu nedenlerle, MTK m. 15/B uyarınca mahkemenin icra edilebilir olduğuna ilişkin belge vermediği hakem kararı hakkında İİK madde 257’de öngörülen koşullar gerçekleşmedikçe verilmiş olan ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerekeceğinden müvekkilin mevcut zararlarının artmasının önlenmesini teminen itirazın reddi ek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Talep, İİK'nın 257 ve devamı hükümleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine; istinaf ise ihtiyati hacze borçlu karşı tarafın yaptığı itirazın reddi ek kararı ile ihtiyati haczin hükümsüz kaldığının tespiti talebinin reddi ara kararına ilişkindir.İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin kabulü kararı sonrasında verilen 02.04.2026 tarihli itirazın reddi ek kararı ile 04.05.2026 tarihli, ihtiyati haczin hükümsüz kaldığının tespiti talebinin reddi ara kararına karşı, karşı taraf borçlu vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. 04.05.2026 tarihli ara karar yönünden yapılan istinaf incelemesi sonunda;HMK'nın 341/1. maddesi hükmüne göre, ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara ve yüze karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir.Karşı taraf borçlu vekilinin istinaf talebine konu 04.05.2026 tarihli ara kararın; karşı taraf borçlu vekilinin İİK'nın 264/1 maddesi uyarınca, ihtiyati haczin tamamlayıcı merasiminin yapılmadığının tespitine, ihtiyati haczin kaldırılmasına ve yatırdıkları teminatın iadesi taleplerine ilişkin olduğu, mahkemenin bu ara karar ile ihtiyati haczin hükümsüz kaldığının tespiti talebinin reddine karar verdiği anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesinin istinaf konusu ara kararı, İİK'nın 264/1-3 maddesi uyarınca verilmiş bir ara karardır. Yukarıda açıklandığı üzere, HMK'nın 341.maddesinde, İİK'nın 258/3 ve 265/5.maddelerinde ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz konusunda istinaf yoluna başvurulabilecek kararları sayılmıştır. Bunlar arasında, mahkemenin İİK'nın 264/1-4 ve 266.maddeleri uyarınca verdiği kararlar sayılmamıştır. Bu hukuki açıklamalara göre, karşı taraf borçlu vekilinin istinaf başvurusuna konu ettiği 04.05.2026 tarihli ara karar istinafı kabil karar değildir. Bu sebeple,HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,4.05.2026 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunun usulen reddi gerekmiştir. 02.04.2026 tarihli ek karar yönünden yapılan istinaf incelemesi sonunda;İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili, karşı taraf aleyhine İstanbul Tahkim Merkezinin 16/05/2025 tarihli, ... nolu dosyasında hakem tarafından verilen karar kapsamında hükmedilen alacak bakımından ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesince 06.03.2026 tarihli kararı ile talebi 194.162.660,46-TL alacak yönünden alacağın %15'ine tekabül eden (29.124.399,06-TL) teminat karşılığında kabul etmiştir. Karşı taraf borçlu vekilince söz konusu karara yapılan itiraz, mahkemece duruşma açılarak incelenmiş ve itirazın reddine dair 02.04.2026 tarihli ek karar verilmiştir.İİK'nın 257.maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise, iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.Yukarıda da belirtildiği gibi, İİK'nın 258/2 maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve miktarı konusunda kanaat verecek delillerin dosyaya ibrazı yeterlidir. Somut olayda, tahkime başvuran ... tarafından tahkim heyetinden, karşı taraf ...'ın ''Pay Sahipleri Sözleşmesi''nin 9.1.1 maddesini ihlal etmesi sebebiyle; (i) ... ile kurduğu ortaklık bakımından 246.105.920,00 TL cezai şart, (ii) ... Kart bakımından 271.517.433,00 TL cezai şart, 9.1.ii maddesini ihlal etmesi sebebiyle 263.105.730,00 TL cezai şart, karşı tarafın eylemleri sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, hakem heyetince 194,162,660,46 TL'nin, faizi ile ödenmesine, diğer tazminat taleplerinin ...'ın muhalefeti nedeniyle oyçokluğu ile kabulüne karar verildiği görülmektedir. Söz konusu karar karşı, borçlu karşı taraf vekilince iptal davası açıldığı, bu davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesinin 06.11.2025 tarihli ve 2025/5 Esas, 2025/6 Karar sayılı kararı ile iptal davasının reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Hakem kararı içeriğine göre muaccel alacağın varlığı hususunda kanaat verici delil bulunduğu hususunda duraksama yoktur. Bir diğer deyişle, alacağın varlığı ve miktarı konusunda kanaat verecek delil tahkim kararı sebebi ile mevcuttur. Milletlerarası Tahkim Kanununun 6.maddesinde "Tahkim yargılaması öncesi veya tahkim yargılaması sırasında taraflardan birinin istemi üzerine mahkemece verilen ihtiyatî tedbir ya da ihtiyatî haciz kararı, hakem veya hakem kurulu kararının icra edilebilir hale gelmesiyle ya da davanın hakem veya hakem kurulu tarafından reddedilmesi halinde kendiliğinden ortadan kalkar." hükmü yer almaktadır. Tahkim yargılamasından sonra verilen ihtiyati haciz kararının da, kararın icra edilebilir hâle gelinceye kadar devam edeceği, bu sebeple karşı taraf borçlu vekilinin ihtiyati hacze itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 346/1, 352, 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, karşı taraf borçlu vekilinin 04.05.2026 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunun usulden reddine; istinafa konu 02.04.2026 tarihli ek karar ise usul ve yasaya uygun olup, ek karara yönelik ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, borçlu vekilinin 02.04.2026 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-Karşı taraf borçlu vekilinin, 04.05.2026 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 346/1 ve 352 maddesi uyarınca usulden reddine,

2-Karşı taraf borçlu vekilinin 02.04.2026 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca esastan reddine,

3-İhtiyati hacze itiraz eden borçlu tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına,

4-İhtiyati hacze itiraz eden borçlu tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.09.07.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 265/son maddeleri gereğince karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1285, K. 2026/1336, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1285-e-2026-1336-k-c3ffa4c97751