Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1290 E. 2026/1351 K. – İstirdat

Konu: İstirdat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1290
Karar No
2026/1351
Karar Tarihi
Konu
İstirdat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1290

KARAR NO:2026/1351

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:KÜÇÜKÇEKMECE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:14.04.2026 tarihli ara karar

NUMARASI:2026/509 Esas (Derdest)

DAVANIN KONUSU:Çek istirdadı

Taraflar arasındaki istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile dava dışı ... .... A.Ş arasındaki ticari ilişkiye istinaden satım ilişkisinden dolayı borca karşılık keşidecisinin .... A.Ş olan ... Bankası ... Şubesi'ne ait ... seri nolu 121.863,00TL bedelli çekin kargo yolu ile ... Ambalaj şirketine gönderildiğini, ancak söz konusu çekin gönderim aşamasında kaybolduğunu ve kargo poşetinin boş çıktığını, konu ile ilgili olarak Büyükçekmece CBS'nin 2025/25097 soruşturma sayılı dosyası ile şikayette bulunduklarını, ayrıca söz konusu çek için Manisa ATM'nin 2025/275 E. Sayılı dosyası ile iptal talebinde bulunulduğunu, sözü edilen mahkeme tarafından mezkur çek yönünden istirdat davası açmaları için süre verildiğini iş bu davanın bu nedenle açıldığını, çekin ... ambalaj ile müvekkili arasındaki gerçek ilişkiye dayandığını gerek görülmesi halinde bu hususta gerekli belgelerin mahkemeye sunulacağını, çeki bankaya ibraz eden davalı ile çekin teslim edilmek istendiği ciranta arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını beyanla dava konusu çekin hamilinin müvekkili olduğunun tespitine ve çekin davalıdan istirdatına aksi takdirde çekin iptaline karar verilmesini ayrıca söz konusu çekin icra takibine konu edilmesinin veya bankaya ibraz edilerek tahsil edilmesinin önüne geçilmesi adına ödeme yasağı kararı verilmesini ihtiyati tedbir yolu ile talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Bilindiği üzere ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır. 6100 Sayılı HMK 389/1. Maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir. Kural olarak bir davada tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaların ispatı için tahkikat yapılması ve delillerin toplanması gerekir. Hakim tüm delilleri inceleyip değerlendikten ve tam bir karara ulaştıktan sonra nihai kararını verir. Bu husus asıl davanın kabulü için geçerli olup, bu nedenle tam ispat aranır. İhtiyati tedbirlerde ise tam değil yaklaşık ispat yeterli olacağı 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesinde düzenlenmiştir. Değişik ifade ile ihtiyati tedbire karar verebilmek için iddia olunan vakıanın subutu yönünde gerçeğe yakın bir ispatın olması yeterlidir. Salt iddia ile ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği açıktır. Yine, HMK 389/1. maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebi ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Kanundaki emredici hükümden de anlaşılacağı üzere, ihtiyati tedbir kararı, ancak taraflar arasındaki ihtilafa ilişkin olan, kanundaki ifadesi ile uyuşmazlık konusu olan şey ile ilgili olarak verilebilir. Davacı talebi ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekilinin dava konusu çeke ilişkin ödeme yasağı kararı verilmesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin yasal şartlarının ve yaklaşık ispat koşullarının somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmakla " gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kargoda kaybolan çeklerin iptalinin TTK’nın 818. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken 757. maddesi uyarınca müvekkili şirket tarafından talep edildiğini, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/275 Esas, 2026/190 Karar sayılı ve 12.03.2026 tarihli kararı ile, keşidecisi .... Şti. olan 41.290,00 TL bedelli çekin iptal edildiğini, buna karşılık, keşidecisi .... A.Ş. olan 121.863,00 TL bedelli çek yönünden istirdat davası açılması için süre verildiğini, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen çek iptal davası sırasında, 121.863,00 TL bedelli çekin ilgili bankaya davalı tarafından ibraz edildiğinin anlaşıldığını, Nitekim, yerel mahkemece ilgili bankaya yazılan müzekkereye verilen cevapta, çekin davalı tarafından ibraz edildiğinin bildirildiğini, buna karşın çek üzerinde ödeme yasağı olduğundan dolayı herhangi bir işlem yapılmadığının tespit edildiğini, dava konusu çekin bankaya ibraz edildikten sonraki görüntülerinden de açıkça anlaşılacağı üzere, çek üzerindeki ciranta zincirinin bozulduğunu, çalınan ve çek iptal davasına konu edilen iki farklı bedelli çekten biri halen kayıp olup mahkemece iptaline karar verildiğini, daha yüksek bedelli olan ve işbu davaya konu edilen çekin ise, taraflar arasındaki mevcut ticari ilişki kapsamında tedavül etmekteyken, herhangi bir ticari ilişkisi bulunmayan davalı şahsın eline geçtiğini, davalı ..., keşidecisi .... A.Ş. (VKN: ...) olan, ... Bankası ...O. ... Şubesi’ne ait ... IBAN numaralı hesaptan işleyen, ... seri numaralı, 15.04.2025 keşide tarihli ve 121.863,00 TL bedelli çeki kötüniyetle iktisap ettiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, TTK'nın 792. maddesi uyarınca çek istirdadı istemine; istinaf ise, ihtiyati tedbir istemininin reddi ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 14.04.2026 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, müşterisi tarafından teslim edilen çekin kargoda çalındığını, davalının haksız ve kötüniyetli olarak çeki eline geçirdiğini, gerçek hamil olmadığını, çek bedelinin ödenmesinin telafisi imkansız zararlara sebep olacağını ileri sürerek, çek istirdadı talepli eldeki davayı açmış, takibin durdurulması ve icra dosyasına dosyasına yatırılacak paranın davalıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Dava konusu çekin, ... Bankası ... Şubesi'ne ait keşidecisinin .... A.Ş, ... seri nolu 121.863,00 TL bedelli çek olduğu, lehtarın davacı şirket olduğu, çekin sırasıyla .... AŞ., .... Şti, ....Şti. ne ciro edildiği, davalı tarafından bankaya ibraz edildiği, ödemeden men yasağı sebebiyle davalıya çek bedelinin ibraz edilen banka tarafından ödenmediği görülmüştür.HMK'nın 389/1.maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. '' hükmünü, 390/3.maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1.maddesi ise '' Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" hükmünü içermektedir. HMK'nın 390/3.maddesinde de belirtildiği üzere ihtiyati tedbire karar verebilmek için yaklaşık ispat gerekli ve yeterli görülmüştür. TTK'nın 792. maddesinde, ''Çek, herhangi bir surette hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu taktirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. '' hükmü yer almaktadır.Somut olayda davacı, TTK'nın 792. maddesi uyarınca, öncelikle çekin meşru hamili iken elinden çıktığını ve ardından davalının çeki iktisapta kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Aynı şekilde ihtiyati tedbir talebine ilişkin olarak da 390/3. maddesi gereğince davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmelidir. Davacı taraf, çek örneğini, kargo şirketi tarafından tutulan tutanağı ve savcılıka hitaben yazılan dilekçeyi sunmuştur. Dosyadaki mevcut deliller itibariyle, davacının bu konulardaki iddialarını bu aşamada yaklaşık olarak ispat etmiş olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu nedenle, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,

3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 09.07.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1290, K. 2026/1351, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1290-e-2026-1351-k-3fc04442d02c