Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1273 E. 2026/1334 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1273
- Karar No
- 2026/1334
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1273 KARAR NO : 2026/1334
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : Dr. NEVZAT BOZTAŞ (30766) ÜYE : FATMA BÜYÜKCAM (151495) ÜYE : ESRA PINAR ÇELİK (195865) KATİP : HÜLYA KOÇAK (96644)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KÜÇÜKÇEKMECE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07.05.2026 tarihli ara karar. NUMARASI : 2026/616 E.
İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN/ DAVACI : ÜMRAN TEZSEZER - TC -17099968616 VEKİLİ : Av. MEHDİ SALTIKALP [16925-29573-86324] UETS
DAVALI : HATİNOĞLU İNŞAAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - [25999-04530-42891] UETS VEKİLİ : Av. FURKAN SEZER [16775-77559-25859] UETS
DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
Taraflar arasında görülen şirketin feshi tasfiyesi, çıkma ve alacak talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 07.05.2026 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirketin müdürü olan Taylan Özgür Hatinoğlunun kardeş olduğunu, davacının davalı şirkette %13,75 pay sahibi, kardeşinin ise %86,25 pay sahibi olduğunu, ...'nun şirketin müdürü konumunda olup Küçükçekmece/İstanbul adresinde kain Papuli Restoran adındaki işletme faaliyeti yerine getirdiğini, ...'nun tek başına şirketi yönettiğini, müvekkilinin şirketin iş ve işleyişinden haberdar olmasına engel olduğunu, şirketin gelirinden tek başına faydalandığının davacıya engel olduğunu, şirketin işleyişinden ve gelirlerinden uzak tuttuğunu, bununla birlikte şirketin yapmış olabileceği hukuka aykırı iş ve işlemlerden sorumlu olduğunu, şirketin gelirlerinden ve elde etmiş olduğu kira vs gelirlerden şirket hissesi oranına payına düşeni davacıya ödemediğini, kar payı dağıtmadığını, şirketin gelirlerini şahsi geliri gibi harcadığını, şirket ortaklığını çekilemez hale getirdiğini, ortaklıktan çıkma talebinde bulunması için haklı sebepleri bulunduğunu, adı geçen hissedar ve müdürün eşit yaklaşım ilkesine ve dürüstlük ilkesine aykırı davrandığını, şirketin kredi kartlarını yalnızca şirketin giderlerini karşılamak için değil aynı zamanda kendi şahsi ihtiyaçlarını karşılamak için de kullandığını, davacıya şirketin mali tabloları, gelir gider beyanları, karlılığı vs hiçbir konuda bilgi vermediğini, almasına da engel olduğunu, ...'nun şirketin hesabına geçmesi gereken paraları kendi hesaplarına geçirerek, şirketin kredi kartlarını ve hesaplarını kendi şahsi giderlerini karşılamak için kullanarak aynı zamanda suç işlediği şüphesiyle Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı 2026/12636 soruşturma sayılı dosyası ile hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, savcılık dosyası halen derdest olup celbi halinde şirket müdürünün şirketin ve dolayısıyla müvekkilin zararına yapmış olduğu işlemleri bir kez daha ortaya konulabileceğini, şirketin müdürünün yalnızca kendi şahsi çıkarların gözettiğini, şirketin ve dolayısıyla müvekkilinin zararına birçok iş ve işlem yaptığını, bu durumun şirketin işleyişini etkilediği gibi müvekkilinin de zarar görmesine neden olduğunu, bu nedenle de öncelikle şirketin tasfiyesine aksi halde müvekkiline hakları ödenerek ortaklıktan çıkmasına karar verilmesi gerektiğini, dava süreci boyunca müvekkilinin hak ve menfaatlerinin korunması gerektiğini, şirket müdürünün şirketin gelirlerini kendi hesabına aktarması, şirketin kredi kartlarını ve hesaplarını kendi kişisel ihtiyaçlarını gidermek amacıyla kullanması, müvekkilinin şirketin dışında tutması, şirketin adına kayıtlı araç ve demirbaşları tek başına kullanması, dava sürecinde müvekkilinin haklarına kavuşmasına engel olmak amacıyla şirketin hesaplarını boşaltabileceği, şirketin araç ve mal varlıklarını elden çıkaracağının açıkça ortada olduğunu, ileri sürerek, davalı şirketin haklı nedenle tasfiyesine, bu talebin kabul edilmemesi halinde, müvekkilinin haklı nedenle ortaklıktan çıkmasına izin verilmesiyle birlikte müvekkilinin şirket payının gerçek değerinin (rayiç değer) tespit edilerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL (belirsiz alacak) ayrılma akçesinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, müvekkilinin ortaklık sıfatından kaynaklanan ve eşit işlem ilkesi gereği hak kazandığı, 01/02/2025 tarihinden itibaren ödenmeyen 1.000,00 TL huzur hakkı ve 1.000,00 TL aylık maaş alacakları olmak üzere, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000,00 TL'sinin (Belirsiz Alacak) ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ayrıca ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile şirketin araç ve taşınmaz kayıtları dosya arasına alınarak bu araç ve taşınmazlar ile şirketin banka hesapları için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, şirket müdürünün görevine son verilerek müvekkilin şirket müdürü olarak atanması, aksi şirketin müdürlük görevini yerine getirmek ve tarafların haklarını gözetmek üzere bir kayyum atamasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince 07.05.2026 tarihli ara kararda özetle; "...Talep; Hatinoğlu İnşaat Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'ne kayyım atanması, şirkete ait taşınır ve taşınmaz mallar ile bankada hesaplarına tedbir konulmasına ve şirket müdürünün tedbiren görevine son verilmesine ilişkindir. İhtiyati tedbir talebinin ret gerekçesinin açıklanması için ihtiyati tedbirin dayanağı olan kanun hükümlerine yer verilmelidir. İhtiyati tedbir, HMK 389 ve devamındaki maddelerde düzenlenmiştir. HMK 389'a göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK 390/3'e göre ise, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin en önemli şartı, bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır. Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm nazara alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. TTK 638'e göre, ise, şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir. Somut olayda; şirket yönetimine kayyım atanmasına ilişkin talebin şirketin organsız kaldığı yönünde bir iddia ve delilin dosya kapsamında mevcut olmaması ve dava konusu edilen hisseler dışındaki talepler yönünden ihtiyati tedbir şartlarının ve yaklaşık ispat koşullarının bulunmaması, yine şirkete araç ve taşınmazlar ile banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulması talebinin de yaklaşık ispat şartlarının yargılamanın bu aşamasında henüz sağlanamaması sebebiyle reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, davacı tarafın, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TTK m. 638/2'nin doğru uygulanmadığını, kayyım atanabilmesi için şirketin organsız kalması şartının arandığını, oysa anılan madde, şirketten çıkma davası süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarının teminat altına alınması amacıyla "diğer önlemlere" de karar verilebileceğinin açıkça hükme bağlandığını, yaklaşık ispatın oluştuğunu, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2026/12636 soruşturma numarasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, şirket müdürünün şirket hesaplarına geçmesi gereken paraları kendi kişisel hesabına aktardığı şüphesinin somut banka hesap hareketlerine dayandığını, Küçükçekmece 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 2025/436 Esas sayılı dosyasına ibraz edilen ve ...'na ait TR71 0006 4000 0011 2740 0455 16 IBAN numaralı hesabın 01/03/2025 - 30/09/2025 tarihleri arasındaki ekstrelerinde, müşteri ödemelerinin şirket hesabı yerine bu kişisel hesaba aktarıldığının açıkça görüldüğünü, 07/12/2025 tarihli genel kurul kararıyla şirketin %13,75 payla temsil edilen müvekkile eşit işlem ilkesine aykırı biçimde huzur hakkı ödenmediğini, aynı toplantıda şirket sermayesi 100.000 TL'den 12.000.000 TL'ye çıkarıldığını, bu kararın davacının hissesini eritmeye yönelik bir işlem niteliği taşıdığını, şirketin mali müşaviri Ahmet Altun, müvekkile şirket defter ve kayıtları hakkında bilgi vermekten imtina ettiğini açıkça beyan ettiğini, dava açıldıktan sonra ortaya çıkan yeni vakıalar olduğunu, şirketin araçlarının satıldığını, satış bedellerinin müdürün kendi hesabına aktarıldığını, şirket adına kayıtlı 34 HH 808 plakalı aracın şirket müdürü tarafından satıldığını, söz konusu satışın bedelinin şirket hesabına intikal ettirilmediğini, şirket müdürü satış bedelini kendi hesaplarına geçirdiğini, kendi adına 34 HTN 308 plakalı bir araç satın aldığını, bunun, şirket varlığının açıkça şahsi servete dönüştürüldüğünü, şirket adına kayıtlı Volkswagen Caddy marka aracın da satıldığını, bu araçtan elde edilen bedelin de şirket hesabına geçirilmeyerek şirket müdürünün kendi hesaplarına aktarıldığını, şirket adına kayıtlı araç ve taşınmazlar ile banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasının, şirkete bağımsız bir kayyum atanmasının, aksi halde davacının şirket müdürü olarak atanmasının elzem olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve şirket adına kayıtlı araç ve taşınmazlar ile banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasına, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 636/3 maddesi uyarınca davalı limited şirketin feshi, bu mümkün olmazsa TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının, ayrıca huzur hakkı ve maaş alacaklarının tahsili istemine; istinaf, dava içinde verilen ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 07.05.2026 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacının davalı şirketin %13,75 oranında hissedarı olduğunu, davalı şirketin diğer hissedarının ise davacının kardeşi ... olup hissesinin %86,25 olduğunu, aynı zamanda şirketin müdürü olduğunu, şirketin müdürünün davacıyı şirketin işleyişinden ve gelirlerinden uzak tuttuğunu, kar payı dağıtmadığını, şirketin gelirlerini şahsi geliri gibi harcadığını, şirket ortaklığını çekilemez hale getirdiğini, eşit yaklaşım ilkesine ve dürüstlük ilkesine aykırı davrandığını, şirketin kredi kartlarını yalnızca şirketin giderlerini karşılamak için değil aynı zamanda kendi şahsi ihtiyaçlarını karşılamak için de kullandığını, ortaklığın devamının mümkün olmadığını, şirket müdürünün şirket hesaplarına geçmesi gereken paraları kendi kişisel hesabına aktardığı şüphesi ile Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2026/12636 soruşturma numarasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, ileri sürerek, öncelikle şirketin feshine, bu mümkün olmaz ise davacının çıkma payı ödenmek suretiyle ortaklıkttan çıkmasına, maaş ve huzur hakkı alacağının ödenmesine karar verilmesini talep etmiş; ayrıca, şirkete tedbiren kayyım atanmasını, şirketin araç ve taşınmazları ile şirketin banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasını istemiştir. Mahkemece 07.05.2026 tarihli ara karar ile, yaklaşık ispat sağlanamadığından davacının ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. Davacının asli talebi davalı şirketin feshi istemine ilişkindir.TTK'nın 636.maddenin 3.ve 4.fıkrasında "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir." hükmünü içermektedir. TTK'nın 636/4. maddesinde, fesih ve tasfiye davası açıldığında mahkemece gerekli önlemlerin alınacağı belirtilmiştir. Alınacak önlemler konusunda ayrıntılı düzenleme bulunmadığından, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümleri uygulanacaktır.Davacının tali talebi ise şirket ortaklığından çıkma, çıkma payı alacağı ile maaş ve huzur hakkı alacaklarının tahsili olup, TTK'nın 638/2. maddesinde, "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." hümü yer alır. Bu maddede, çıkma talep edenin haklarının korunması için gerekli tedbir kararlarının alınacağı belirtilmiş olup, ihtiyati tedbirin koşullarının bulunup bulunmadığının yine HMK'nın 389 vd. hükümlerine göre belirlenmesi gerekir.Bir diğer deyişle, TTK'nın 638/2.ve 636/4 maddesindeki tedbirlere hükmedebilmek için, ihtiyati tedbirin koşullarının bulunması gerekir. Bu bağlamda davacı, geçici hukuki koruma kararı verilmezse telafisi güç veya imkansız zararların doğacağını ve davadaki haklılığını yaklaşık olarak ispatlamalıdır.HMK'nın 389. maddesi uyarınca; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir ". Aynı Yasa'nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Bu tespit ve bilgilere göre somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin verildiği tarihte dosya kapsamındaki deliller itibariyle yaklaşık ispatın gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu sebeple mahkemece ihtiyati tedbir isteminin reddi ara kararı yerinde olmuştur. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında toplanacak delil durumuna göre talep edilmesi ve şartların oluşması hâlinde her zaman ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olduğu da dikkate alındığında bu aşamada ihtiyati tedbirin koşulları oluşmadığından, ilk derece mahkemesi ara kararında usule ve yasaya aykırılık görülmemiş, istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddin dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.09.07.2026 KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.