İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1191 E. 2026/482 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1191
Karar No
2026/482
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/1191 Esas - 2026/482 T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2025/1191 KARAR NO: 2026/482

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/12/2025 KARAR TARİHİ : 11/06/2026 K. YAZIM TARİHİ : 22/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ticari bir hizmet ilişkisi bulunduğunu, davalıya verilen vinç işletmeciliği hizmeti karşılığında 30.04.2025 tarihli, ....... seri numaralı ve 86.400,00 TL bedelli e-Arşiv faturanın düzenlenerek davalıya tebliğ edildiğini, takip konusu alacağın taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi kapsamında mahsuplar sonrası kalan 59.000,00 TL tutarındaki bakiye alacak olduğunu, davalının borcun bir kısmını ödeyerek borcu ikrar ettiğini ancak bakiye kısmı ödemeyerek temerrüde düştüğünü, bu alacaklarının tahsili amacıyla Ankara Batı İcra Dairesi'nin .... E. Sayılı dosya ile başlattıkları icra takibine davalı tarafça haksız olarak itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin de anlaşamama ile sonuçlandığını beyan ederek davalının Ankara Batı İcra Dairesi'nin .... E. sayılı dosyasına yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalının icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamış, duruşmalara katılmamıştır. DELİLLER : Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, vergi dairesi kayıtları, tarafların ticari defter ve belgeleri, BA-BS formları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, faturadan kaynaklı başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Sincan Vergi Dairesinin 29/12/2025 tarihli cevabi yazısı ile; davacı .....'ın 23/12/2024 - 30/09/2025 tarihleri arasında faaliyet göstermiş olup, "Vinç Ve Benzeri Diğer İnşaat Ekipmanlarının Operatörü İle Birlikte Kiralanması (özel Bir İnşaat Çeşidinde Yer Almayan)" işi ile iştigal ettiği, mükellefin işletme esasına göre defter tuttuğu bildirilmiş, dolayısıyla tacir sıfatına haiz olduğu tespit edilmiştir. Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davacı (alacaklı) vekili tarafından davalı (borçlu) şirket aleyhine 15/09/2025 tarihli ödeme emri ile 59.000,00 TL asıl alacak 7.903,98 TL işlemiş faiz olmak üzere 66.903,98 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 17/09/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 18/09/2025 tarihli dilekçeyle itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, eldeki davanın 15/12/2025 tarihinde yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı şirket, icra takibine de konu ettiği faturadan kaynaklanan toplam 66.903,56 TL bakiye alacağının davalı tarafından ödenmediğini iddia etmekte, davalı şirket ise takip dosyasına sunduğu dilekçeyle davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunmaktadır. Taraflara ticari defter kayıtların dosyaya sunumu veya bulundukları yerin bildirilmesi için kesin süre verilmiş, davacı vekili tarafından müvekkili şirketin ticari defterlerinin bulundukları adres bildirilmiş, meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen davalı tarafça ticari defter ve kayıtlar dosyaya sunulmadığı gibi bulundukları yerle ilgili olarak da herhangi bir bildirimde bulunulmamıştır. Dosyaya kazandırılan 20/05/2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davacının defter beyan sistemine tabii olduğu ve işletme defteri tuttuğu, takip ve dava konusu faturanın defterde kayıtlı olduğu, davacının BA/BS bildirim zorunluluğu bulunmadığı, işletme defter kayıtlarından borç/alacak tespitinin teknik olarak mümkün olmadığı, Davalı taraf defterlerinin incelenemediği ancak dosyaya celp edilen BA formlarında takip konusu fatura kaydının mevcut olduğu ve davalı tarafça yapılmış herhangi bir ödeme belgesinin dosyaya sunulmadığı, takipte işlemiş faiz talep edilmiş ise de, dosya kapsamında davalının temerrüdüne yönelik bir belgeye rastlanılmadığı, İİT. yönelik hukuki değerlendirmenin sayın Mahkemeye ait olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Uyuşmazlık, davacı yanın takip çıkışı kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı hususundadır. Tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden uyuşmazlık dönemine ait BA-BS formları HMK m.221 uyarınca resen celp edilmiştir. Dava konusu alacak, faturaya dayalı hesap alacağına dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı yan faturadan kaynaklanan bakiye alacağının bulunduğunu iddia etmiş, incelenen davacı yan defter ve kayıtları ile tarafların dosyaya kazandırılan Ba - Bs formlarındaki bildirimlerinin örtüştüğü görülmüştür. Davalı yanın Ba formuyla davacı adına uyuşmazlık dönemine ilişkin 3 adet fatura karşılığı mal alım bildiriminde bulunduğu tespit edilmiştir. Basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davalının, hayatın olağan akışına göre teslim almadığı faturaya konu mallara ilişkin bildirimde bulunmaması gerekmekte olup davalı tam tersine uyuşmazlık dönemine ilişkin davacı adına davacı kayıtları ile örtüşecek şekilde Ba formuyla vergi dairesine bildirimde bulunmuştur. Bu itibarla taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı ve mal teslimi yönündeki davacı iddiaları kanıtlanmıştır. Davalı yana verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlar sunulmadığından ve adresi de bildirilmediğinden yapılan ihtar uyarınca davacı defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yapılmış olması ve davacı lehine delil olma vasfına haiz olması hususları gözetilerek davacı defter ve kayıtları HMK madde 222/3 (Değişik:22/07/2020 - 7251/23.m.) uyarınca davacı lehine delil olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06.12.2021 tarih ve 2021/421 E., 2021/2017 K. sayılı ilamı:"...bb-) Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olması: TTK'nın 222/4. maddesi gereğince açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Ticari defterleri aleyhine delil olarak kullanan taraf defterlerindeki kayıtların aksini iddia ve ispat edebilir. Ancak karşı tarafın kendi aleyhine delil olan ticari defterlerindeki kayıtların aksini sadece kesin delillerle ispatı gerekmektedir. Yine bir tarafın ticari defterlerinin tamamı kanuna ve usulüne uygun tutulmakla birlikte içerdikleri kayıtlar yönünden karşı tarafın iddialarını doğrulaması halinde bu kayıtlarda sahibi aleyhine delil teşkil eder. Örneğin, satım sözleşmesinde satıma konu faturanın alıcı defterlerinde kayıtlı olması faturaya konu emtianın ve faturanın alıcıya teslim edildiği iddiası bakımından defter sahibi aleyhine teşkil eder. Bunun aksini defter sahibinin başkaca kesin delillerle ispatı gerekir..."şeklindedir.) Davacının hukuki ilişkiyi, malın teslimini ve alacağının varlığını kanıtlaması karşısında davalı yanın iddia edilip ispatlanmış bir ödeme savunması bulunmamaktadır. Bu itibarla alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere davacının takip tarihi itibariyle davalıdan takip çıkışı olan 59.000,00TL kadar alacaklı olduğu, davalının itirazının haksız olduğu ve iptalinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulüne, Ankara Batı İcra Dairesinin .... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacak miktarı likit olduğundan ve davalı takibe haksız itiraz ettiğinden alacak miktarının %20'si kadar icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı taraf TTK 1530. Maddesine dayanarak her ne kadar fatura tarihinden itibaren yasal faiz talep etmişse de ve icra takibine işlemiş faiz üzerinden girişmişse de; Türk Borçlar Kanunu'nun 117. Ve devamı maddeleri gereğince faiz alacaklının faiz talebinde bulunabilmesi için borçlunun temerrüde düşmüş olması gerekmektedir. TBK 117. Maddesi gereğince borcun ödeneceği gün belirli değilse borçlu alacaklının ihtariyle temerrüde düşer. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. Maddesinin 2-3-4 ve 5. Fıkralarında yer alan; (2) Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer. (3) Mütemerrit borçlunun alacaklısı sözleşmede öngörülen tarihten ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren, şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır. (4) Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır: a) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda. b) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınma tarihi belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda. c) Borçlu faturayı veya eş değer ödeme talebini mal veya hizmetin tesliminden önce almışsa, mal veya hizmetin teslim tarihini takip eden otuz günlük sürenin sonunda. d) Kanunda veya sözleşmede, mal veya hizmetin kabul veya gözden geçirme usulünün öngörüldüğü hâllerde, borçlu, faturayı veya eş değer ödeme talebini, kabul veya gözden geçirmenin gerçekleştiği tarihte veya bu tarihten daha önce almışsa, bu tarihten sonraki otuz günlük sürenin sonunda; şu kadar ki, kabul veya gözden geçirme için sözleşmede öngörülen süre, mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz günü aşıyor ve bu durum alacaklının aleyhine ağır bir haksızlık oluşturuyorsa, kabul veya gözden geçirme süresi mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz gün olarak kabul edilir" düzenlemesi gereğince alacaklı tarafından herhangi bir ihtar çekilmese bile borçlu, sözleşmede belirtilen ödeme tarihinde, ödeme tarihi belli değilse faturanın veya faturada belirtilen mal veya hizmetin alındığı tarihten itibaren 30 günlük sürenin sonunda mütemerrit sayılır. Dava konusu somut olayda borcun ödeneceği gün taraflarca belirlenmediği gibi takip tarihinden önce borçluya gönderilmiş bir ihtar da bulunmamaktadır. Ayrıca faturanın borçlu tarafından alındığı tarih de belirli değildir. Hal böyle iken; davacı tarafın temerrüde düşürmesinden bahsedilemeyeceği için işlemiş faiz talebi yersiz olduğundan takibin işlemiş faiz olmaksızın takip tarihi itibariyle takip talebindeki talep gibi avans faizi işletilerek 59.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE ; Davalının, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin işlemiş faiz olmaksızın 59.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-59.000,00 TL asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 4.030,29 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 808,03 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 3.222,26 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 4.600,00 TL'nin, 4.056,59 TL sinin davalıdan, 543,41 TL sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yatırılan 808,03 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı, 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.510,93 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 288,90 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 8.288,90 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre takdir edilen 7.309,70 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın red oranına göre takdir ve hesap edilen 7.903,56 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.11/06/2026

Katip .... e-imza Hakim .... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1191, K. 2026/482, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1191-e-2026-482-k-44aa4029a4cd