Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1148 E. 2026/2277 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1148
- Karar No
- 2026/2277
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1148 KARAR NO : 2026/2277
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/04/2023 NUMARASI : 2022/1077 Esas 2023/286 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 15/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 15/10/2026
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1077 Esas ve 2023/286 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı taraf vekili duruşmada tekrar ettiği dava dilekçesi ile özetle; Müvekkilinin ... isimli iş yerinin yetkilisi olup, cathering hizmeti veren ve bu iş kolunda faaliyet gösteren firmalardan biri olduğunu, davalı şirketin, 2021 ve 2022 yıllarında müvekkilinden cathering hizmeti aldığını ve buna istinaden müvekkilinin de 04.02.2022 tarihinde KDV dahil 47.003,76 TL tutarında GIB2022000000020 nolu E-Arşiv faturayı keserek davalı tarafa ilettiğini, müvekkilince tanzim edilen faturayı alan davalının, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda da bulunmadığından fatura içeriğini kabul etmiş sayıldığını, davalı şirketin müvekkiline ödeme yapmadığı gibi her ay ödeme sözü vererek bugüne kadar müvekkilini oyaladığını, alacağını bu şekilde tahsil edemeyeceğini anlayan müvekkilinin de davalı / borçlu şirket aleyhine İzmir 1. İcra Dairesinin 2022/3450 Esas sayılı dosyası ile 7 Örnek ilamsız takip başlattığını, davalının icra takibine ilişkin olarak borca itiraz ettiğini, borçlu /davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın haksız ve hukuka aykırı olup, borca itirazın yerinde olmadığını, bu nedenle itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini, arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, mahkemece tespit edilecek davalıya ait taşınır, taşınmaz mal, şirket hissesi, banka hesabı ve sair mal varlıklarına ihtiyati haciz konulmasını talep ettiklerini, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla ; davalı / borçlunun İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2022/3450 Esas sayılı icra takibine itirazının iptali ile asıl alacak, işlemiş ve işleyecek faiz yönünden takibin devamına, borçlu aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, borçlunun mallarını kaçırma ihtimali mevcut olduğundan ileride doğabilecek telafisi imkansız zararların olmaması ve alacaklının alacağını güvence altına almak nedeniyle borçlu adına kayıtlı tüm araç ve taşınmazlara dava sona erinceye kadar ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf vekili duruşmada tekrar ettiği cevap dilekçesi ile özetle; davacının müvekkili şirketle 2021 ve 2022 yıllarında hizmet ilişkisi olduğundan ve bu ilişkiden doğmuş bir alacak bulunduğundan söz ettiğini, ancak bu alacağın varlığını ispatlayacak herhangi bir delil ileri süremediğini, nitekim dava dilekçesine ek olarak sunulmuş 04.02.2022 tarihli 47.003,76 TL tutarındaki faturanın da gerçeğe aykırı olarak kesildiğini, müvekkili şirketçe davalıdan 47.003,76 TL tutarında hizmet alımı yapılmadığını, davacının böyle bir alacağı var ise bunu dosyaya sunacağı irsaliyelerle ispatlaması gerektiğini, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının sunmuş olduğu fatura bedeli ile dava değerinin aynı tutar olmadığını, tüm bu nedenle hem fatura bedeli olarak talep edilen 47.003,76 TL alacağın hem de dava dilekçesinde belirtilen 47.374,64 TL dava değerinin kabulünün taraflarınca mümkün olmadığını, ayrıca davacının müvekkili şirkete karşı başlatmış olduğu icra takibinin ve açılan işbu davanın tamamen kötüniyetli olup müvekkilinden haksız kazanç elde etme amacı güttüğünü, takibe ve davaya dayanak teşkil eden faturanın içeriğinin gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle müvekkili şirket aleyhine başlatılan takibe itirazlarının hukuka aykırılığından bahsedilmesinin mümkün olmadığını, davacının 10.01.2023 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunmuş olduğu sipariş fişlerinin dava konusu alacağın varlığını ispatlar nitelikte olmadığını, söz konusu fişlerin gerçeği yansıtmadığı gibi alınan yemek hizmetinin niteliğinin, ne kadar alınmış olduğunun ve tutarının da açıkça yazılmadığını, hatta sipariş fişlerinin bir kısmında davacının iddia ettiğinin aksine müvekkili şirketin kaşesi yerine "... Şti'nin" kaşesinin bulunduğunu, bu nedenle taraflar arasındaki alacağın tespiti açısından işbu sipariş fişlerinin herhangi hak veya alacağı ispat niteliğini haiz olmadığını, izah olunan ve mahkemece re'sen göz önünde bulundurulacak sair nedenlerle, haksız ve kötüniyetli olarak açılmış işbu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Fatura : Takibe ve davaya konu faturanın davacı tarafından davalı adına düzenlenen 04/02/2022 tarihli GIB2022000000020 fatura nolu 47.003,76-TL bedelli fatura olduğu görülmüştür. İcra Dosyası : İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2022/3450 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının davalı borçlu aleyhine 47.003,76- TL. fatura alacağına istinaden 47.003,76-TL. asıl alacak 370,88- TL geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 47.374,64-TL alacak için ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçlu şirkete 22/03/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu şirket vekilinin 28/03/2022 tarihli dilekçesi ile ödeme emrinde yer alan tüm taleplere itiraz ettiği, takibin 30/03/2022 tarihinde durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. BA/BS Formları : Gaziemir Vergi Dairesi Müdürlüğünün 05/01/2023 tarihli cevabi yazısı içeriğinden dava ve takip konusu faturanın davalının 2022/02 dönemine ait BA formlarında bildirildiği anlaşılmıştır. Dava; yemek alım satım ilişkisi kapsamında bir adet faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Davacı gerçek kişi yönünden tacir olup olmadığına dair araştırma yapılmış, bilanço usulüne göre defter tuttuğu ve 1. sınıf tacir olduğu tespit edildiğinden tacir sıfatını haiz olduğu, davalı tarafın ise TTK'da sayılan şirketler arasında yer aldığı görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı, eldeki davanın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiği anlaşılmakla mahkememizin davaya bakmaya görevli olduğu kanaatine varılmıştır. Somut olayda; davalı takibe itirazında borca itiraz etmiş, herhengi bir sebep bildirmemiştir. Davalı cevap dilekçesinde ise faturanın tek başına hukuki ilişkiyi ve teslimi ispata elverişli olmadığı, davacıdan takip konusu faturaya dayanak yemek hizmetinin verilmediğini savunmuştur. Teslime ilişkin olarak getirtilen BA formlarının incelenmesinde takip konusu dava konusu faturanın davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, davalının bu faturayı kabul edip matrahını da KDV ve kurumlar vergisi açısından indirim konusu yapmasının malın kendisine teslim edildiğine karine teşkil ettiği, bu halde ispat yükünün yer değiştirerek davalıya geçtiği, dava ve takip konusu faturadaki yemeğin kendilerine teslim edilmediği ve bu faturaya dayalı bir ticari ilişkinin bulunmadığını ispat yükünün davalıda olduğu, davalının cevap dilekçesinde yalnızcatanık ve bilirkişi incelemesine dayandığı, fatura bedeli dikkate alındığında HMK’nun 200. Maddesi uyarınca yazılı delille ispat zorunluluğu olduğundan tanık dinlenilmesinin mümkün olmadığı, davalının gerek davacı tararfın gerekse kendisinin ticari defterlerine açıkça delil olarak dayanmadığı, yine cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmadığından mahkememizce bu yönde bir hatırlatma yapılmadığı, davalı tarafın takip konusu faturaya ilişkin yemeği davacıdan satın aldığı BA formu ile sabit olup, davacı tarafça ticari defterlere delil olarak dayanılmış ise de ispat yükü kendisine düşen davalının ticari defterlere delil olarak dayanmaması ve davalının ödeme savunmasının da bulunmaması dikkate alındığında ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasının sonuca etkili olmayacağı değerlendirilmekle ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesinın yapılmadığı, davalının 04.02.2022 tarihli faturadaki yemeğin teslim edilmediğine ilişkin usulüne uygun delil sunmadığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan bu fatura nedeniyle alacaklı olduğu kanaiten varılmıştır. Davalı tarafça işlemiş faize de itiraz edilmiş ise de; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 1530. maddesi gereğince davalının temerrüde düşürülmesi için önceki kanuni düzenlemelerdeki gibi mutlaka bir temerrüt ihtarının gönderilmesine gerek bulunmadığı, 6102 sayılı TTK'nın 1530/4. Fıkrasının bentlerinde belirlenen sürelerin geçmesiyle borçlunun kendilinden temerrüde düşeceği, dosya kapsamından somut olayda ödeme süresi tayin edilmemiş ise de yukarıda ifade edildiği üzere, faturanın davalı tarafından teslim alınmasından tiibaren 30 günlük sürenin sonunda davalının temerrüde düşürülmüş sayılması gerektiği, 6102 sayılı TTK'nın 1530/4. Maddesi uyarınca faturanın BA formu uyarınca davalı tarafından teslim alındığı sabit olduğundan faturanın teslim alındığı tarihe 30 gün ilavesiyle davalının 07.03.2022 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, (Yargıtay 23. HD'nin 2016/2860-2783 esas- karar sayılı kararı, Yargıtay 11. HD'nin 2016/1007 esas, 2017/3634 karar sayılı kararı, 2016/3422 esas, 2017/2120 karar sayılı kararı ), 07.03.2022 temerrüt tarihinden 11.03.2022 takip tarihine kadar işlemiş yasal faiz miktarının (47.003,76 x 9 yasal faiz x 4 gün / 36500)=46,36 TL olduğu, davacının ise takipte 370,88 TL talep ettiği, davalının işlemiş faize yönelik itirazında kısmen haklı olduğu..." gerekçesi ile, davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalının, İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2022/3450 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile 47.003,76.TL asıl alacak ile 46,36.TL işlemiş faiz olamak üzere toplam 47.050,12.TL alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına, hüküm altına alınan 47.050,12.TL TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme yapıldığını, davacının iddiasını ispatlaması için dosyaya irsaliye sunması gerektiğini, faturanın tek başına yemek hizmeti verildiğini ve teslim edildiğini ispatlayacak nitelikte olmadığını, davacının alacağını ispat edemediğini, delilleri arasında bilirkişi incelemesi olmasına rağmen, ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmamasının usule aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, yemek hizmetinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için yapılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davalının BA formlarında takibe dayanak faturanın yer almasına, takip konusu alacağın likit ve belirlenebilir olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/04/2023 tarih ve 2022/1077 Esas 2023/286 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 3.213,99.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 803,50.TL harcın mahsubu ile bakiye 2.410,49.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 15/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.