Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/37 E. 2026/1379 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/37
Karar No
2026/1379
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/37 Esas 2026/1379 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/37 KARAR NO : 2026/1379

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/09/2023 NUMARASI : 2022/940 Esas 2023/942 Karar DAVA : Hisse Devrinin İptali ve Tescili, Müdür Atama İşleminin Yoklukla Malul Olduğunun Tespiti, Şirkete Kayyım Atanması DAVA TARİHİ : 07/09/2022 KARAR TARİHİ : 15/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2026

Taraflar arasındaki hisse devrinin iptali ve tescili, müdür atama işleminin yoklukla malul olduğunun tespiti, şirkete kayyım atanması istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketi dava dışı ... ile eşit hisseli olarak kurduklarını, ...'un hissesini müvekkilinin oğlu olan ...'a devrettiğini, 2007 yılından sonrada müvekkilinin şirket işlerinin tamamına devrettiğini, bu tarihten sonra şirkette yönetici olmayıp, hissedar olduğunu, 2018 yılı haziran ayında müvekkili ...'un oğlu ...'ın gelerek işlerin artık toparlayamayacağı seviyede olduğunu, avukatı ile plan yaptıklarını, vekaletname bıraktığını, şirketi davalı ... ve ... isimli kişilere devredeceklerini, bu kişilerin arkalarının sağlam olduğunu, tefeciye pabuç bırakmayacaklarını, işler toparlandığında şirketin piyasaya olan borçlarını ödeyip kalan karı paylaşacaklarını anlattığını, aynı şekilde kayyım atanan şantiyeden gelecek daireler olduğunu, 1 yıla kadar işlerin yoluna gireceğini anlatıp, şirketi acil olarak bu kişilere devretmesini istediğini, bu görüşmeden sonra ...'un ortadan kaybolduğunu, 4 yıldır bulunamadığını, hakkında uzun zamandır yakalama kararı olduğunu, bu konuşmadan sonra şirketin ve ...'un o tarihteki vekilinin müvekkili ...'u arayarak devir için çağırdığını, yaptıkları konuşmada, ...'ın geniş kapsamlı bir vekaletname verdiğini, şirketi davalılar ... ve ...'a devredeceklerini, borçların ödenmesini kendisinin takip edeceğini, 1 yıla kadar işler rahatlayınca ve çekler ödenince ...'ın gelip işlerin başına geçeceğini ve sıkıntıların böylece çözülmüş olacağını anlattığını, aynı gün 27.06.2018 tarihinde şirket defterinde karar alındığını, noterde hisse devri yapıldığını, noter senedinde ve şirket defterinde toplam 750.000,00 TL gösterilen devir bedelinin ödenmediğini, devirden 2-3 hafta sonra avukatın müvekkilini arayıp, evraklarda eksiklik olduğunu beyan edip bir imza daha istediğini, müvekkilinin tekrar imza verip vermediğini hatırlamamakla birlikte sonradan yapılan araştırmalarda şirketi devralan davalı gerçek kişilerin devri tescil ettirmediklerini, 18.07.2018 tarihinde davalı ...'ı şirketin eski sahipleri ... ve ... imzaları ile şirket müdürü atayıp 24.07.2018 tarihinde ticaret sicil gazetesine tescil ettirdiklerinin görüldüğünü, şirketi ... adına 27.06.2018 tarihinde noterden devreden vekilin 16.07.2018 tarihinde bu sefer yine ... adına vekaleten imza atarak davalı ...'i şirket müdürü yaptığının görüldüğünü, belgedeki imzası gösterilen müvekkilinin imzayı atmamış olabileceğini beyan ettiğini, davalı ...'ın usulsüz bir şekilde şirket müdürü atanıp tescil edilmesinin ardından kısa süre sonra 17.08.2018 tarihinde tefecinin de içinde bulunduğu arsa sahiplerince ... ... Ltd. Şti.'ne karşı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi için dava açıldığını, davanın 02.10.2018 tarihli ön inceleme duruşmasında şirket müdürü ...'ın vekaletname verdiği başka avukat tarafından dava kabul edildiğini, ...'in müdür olur olmaz tefeci ile anlaşıp menfaat karşılığında sözleşmeyi feshettiğini, 27.06.2018 tarihinde yapılan şirket hisse devri iptal edilmesi gerektiğini, müvekkilinin kendi hisselerini avukatın bu işi sonuna kadar takip edeceği, işlerin çözülüp borçların ödeneceği ve ...'ın sonra şirketin başına geçeceği beyanlarına istinaden bedelsiz olarak devrettiğini, dava dışı ...'un hisselerinin devri için de ödeme yapılmadığını, vekilin asil ...'un talimatına uygun davranıp davranmadığının da belli olmadığını, 27.06.2018 tarihinde yapılan tüm hisse devirlerinin muvazaa, hile, dolandırıcılık, inançlı işlem ve bedellerin ödenmemesi nedenleri ile iptal edilerek şirket hisselerinin önceki sahiplerine tescil edilmesi gerektiğini, devrin geçerli bir devir olduğu kanaatine varıldığında ise müvekkiline ödenmeyen 375.000,00 TL devir bedelinin denkleştirici adalet ilkesi gereği karşılığı olan bedelin dava tarihine göre hesaplanması ve dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesi gerektiğini, 18.07.2018 tarihli şirket müdürü atanması işleminin müvekkili ...'un imza eksikliği bahanesi ile çağrıldığını hatırladığı, ancak karar için imza atıp atmadığını hatırlamadığını, 18.07.2018 tarihli müdür atama işlemine dava dışı ... yerine vekaleten avukatın imza attığını, limited şirket hisse devrinin noter işleminin ardından tamamlandığını, ticaret sicilinde devrin tescil edilmesinin kurucu değil bildirici niteliğe sahip olduğunu, 27.06.2018 tarihinde noterde hisse devri yapıldıktan sonra, hukuken görünürde şirket hisselerinin sahibinin davalılar ... ve ... olduğunu, hisse devrinden sonra şirkette hissedar olmayan kişilerin şirkete müdür ataması işleminin yok hükmünde olduğunu, 18.07.2018 tarihinde alınan ve 24.07.2018 tarihinde ticaret sicil gazetesinde tescil edilen şirket müdürlüğüne ilişkin kararın yok hükmünde bulunduğunu, ya da 18.07.2018 tarihli kararın iptal edilmesi gerektiğini, şirketin organsız kalması ve kayyım atanması talebi yönünden ise ticaret sicil gazetesinden anlaşılacağı üzere, usulsüz olarak şirkete müdür olarak atanan ve bir kaç ay için şeklen müdür görünen davalı ...'ın görev süresinin 01.12.2018 tarihinde dolduğunu, müvekkili ve dava dışı ...'u kandıran ... ile ...'ın haksız işlemlerini bir kaç ayda bitireceklerini hesap edip 4,5 aylık bir süre için ...'i müdür olarak atadıklarını, davalı şirketin hali hazırda temsile yetkili müdürünün olmadığını, 15.03.2021 tarihinde davalı şirket karar defterine müvekkili ... ve oğlu ... adına sahte imzalar atılarak davalı ...'ın tekrar şirket müdürü olması yönünde karar alındığını, kararın noterde tasdik ettirilip, sicile teslim edildiğini, sicilin imza uyumsuzluğu nedeni ile kabul etmediğini belirterek organsız kalmış olan şirkete kayyım atanmasına, 27.06.2018 tarihinde yapılan tüm hisse devirlerinin iptal edilmesine ve şirket hisselerinin önceki sahiplerine tescil edilmesine, satışın geçerli olduğu kanaati hasıl olursa 27.06.2018 tarihinde ödenmeyen satış tutarının denkleştirici adalet ilkesi gereği dava tarihine göre hesaplanacak bedelinin ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, 18.07.2018 tarihli ...'ın müdür atanması işleminin butlan, yoklukla malul olduğunun tespitine ya da söz konusu işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili nezdinde gerçekleştirilen işlemlerin usulüne uygun olarak yapıldığını, hileli işlemin söz konusu olmadığını, iddia edilen hileli işlemleri gerçekleştirenin davacının oğlu ... ve bizatihi davacının kendisi olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. Diğer davalılara dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen anılan davalılar davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalılardan ...'a ve ...'ya yapılan hisse devirlerinin hile ve baskı ile muvazalı olarak yapıldığı ve bedel alınmadığının kanıtlanamadığını, devir işlemlerini yapan davacı ...'un oğlunun ... olduğu, dinlenen davacı tanıklarının da ...'un borçları ve yapmış olduğu iş nedeniyle bu hisselerin devredildiğini söyledikleri, hisselerin muvazaalı bir şekilde devredildiği ve bedelin ödenmediğine vicdanen kanaat getirilmediği, davacının bu yöndeki iddialarının soyut bir iddia olarak kaldığı, dinlenen tanıkların da doğrudan hisselerin muvazaalı bir şekilde yada baskı altında bedelsiz olarak devredildiğini gördüklerini söylemedikleri, davacı tarafın davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili 17/11/2023 tarihli istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları gözetilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, organsız kalmış olan davalı şirkete kayyım atanmasına, 27.06.2018 tarihinde yapılan davalı şirketin tüm hisse devirlerinin iptal edilmesi ve davalı şirket hisselerinin önceki sahiplerine tescil edilmesi, satışın geçerli olduğu kanaati hasıl olursa 27.06.2018 tarihinde ödenmeyen satış tutarının denkleştirici adalet ilkesi gereği dava tarihine göre hesaplanacak bedelinin tahsili, davalı şirketin 18.07.2018 tarihli ...'ın müdür atanması işleminin butlan, yoklukla malul olduğunun tespiti ya da söz konusu işlemin iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Anayasanın 141,III hükmüne göre, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” HMK'nun 297. maddesinde de mahkeme kararının içeriğinde bulunması gereken öğeler açıklanmıştır. Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece mahkemesindeki yargılamayı tekrarlamak ve esas hakkında karar vermek yetkisine sahiptir. Ancak ilk derece mahkemesi yargılaması usul hukukuna uygun yürütülüp karar da gerekçesi yazıldığında iki dereceli yargılama sistemi uygulanmış olacaktır. Diğer bir anlatımla, ilk derece mahkemesi yargılamasının tekrarlanması gereken ağır bir usul hatası varsa HMK'nun 353. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesi gerekir. Yukarıda anılan Anayasa ve yasa hükümleri ile yapılan açıklamalar karşısında istinafa konu mahkeme kararı incelendiğinde; davacı tarafından işbu davada organsız kalmış olan davalı şirkete kayyım atanmasına, 27.06.2018 tarihinde yapılan davalı şirketin tüm hisse devirlerinin iptal edilmesi ve davalı şirket hisselerinin önceki sahiplerine tescil edilmesi, satışın geçerli olduğu kanaati hasıl olursa 27.06.2018 tarihinde ödenmeyen satış tutarının denkleştirici adalet ilkesi gereği dava tarihine göre hesaplanacak bedelinin tahsili, davalı şirketin 18.07.2018 tarihli ...'ın müdür atanması işleminin butlan, yoklukla malul olduğunun tespiti ya da söz konusu işlemin iptali isteminde bulunmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verildiği halde hükmün gerekçesinde sadece hisse devrinin iptali istemine dair açılan davaya ilişkin gerekçe yazılmıştır. Dava dilekçesinde yer alan hisse devrinin geçerli olduğu kanaatine varılması halinde hisse devir bedelinin tahsili, organsız kalmış olan davalı şirkete kayyım atanması, davalı şirketin 18.07.2018 tarihli ...'ın müdür atanması işleminin butlan, yoklukla malul olduğunun tespiti ya da söz konusu işlemin iptali istemine ilişkin açılan dava hakkında ise davanın hangi gerekçe ile reddedildiği yazılmamıştır. Bu durum ise, mahkeme kararının anılan talepler yönünden gerekçesiz olmasına sebebiyet verdiğinden kamu düzenine aykırılık teşkil eden bu husus re'sen gözetilmiştir. Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 355. maddesi gereğince kamu düzenine aykırılık gözetilerek kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve taktiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6, 355. maddeleri gereğince KISMEN KABULÜNE, 2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/09/2023 tarih ve 2022/940 Esas 2023/942 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı hakkında verilen adli yardım kararı nedeniyle istinaf harcı yatırılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşamasında davacının adli yardım kararı nedeniyle suç üstü ödeneğinden karşılanan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g.maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/10/2026

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/37, K. 2026/1379, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-37-e-2026-1379-k-859e6efc381c