Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1603 E. 2026/1207 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1603
Karar No
2026/1207
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1603 Esas 2026/1207 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1603 KARAR NO : 2026/1207

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/04/2023 NUMARASI : 2020/616 Esas 2023/286 Karar DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 01/12/2020 KARAR TARİHİ : 24/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/09/2026

Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı banka tarafından müvekkili Şirket hakkında Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9300 sayılı ve 2019/10306 sayılı dosyaları ile kredi sözleşmesinden dolayı icra takibi başlattığını, taraflar arasında imzalanan 07/02/2018 tarihli yatırım kredi sözleşmesi ile müvekkilinin toplam 664.424,70 TL tutarında kredi kullandığını ve bu krediye karşılık 169.000,00 TL ödeme yapıldığını, ekonomik sıkıntıya düşen müvekkilinin geri kalan borcu ödeyemediğini, ancak davalı bankanın müvekkili hakkında yapılan 169.000,00 TL'lik ödeme düşülmeksizin ve faize faiz işletilmek suretiyle icra takibi başlatıldığını, ayrıca aynı borç nedeniyle Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2018/9300 sayılı icra takip dosyasının kambiyo senedine göre, yine aynı Müdürlüğün 2018/10306 sayılı dosyasının ise ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatıldığını, sonradan başlatılan 2019/10306 sayılı icra takip dosyasında tahsilde tekerrür olmamak koşulu ile ibaresine yer verildiğini, ancak söz konusu dosyada yalnızca kredi sözleşmesinden kaynaklı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe başvurulması gerekirken kredi kart ödemesi, finans banka desteği, çek yaprak bedeli, meri teminat mektubu hususlarında da sözleşmeye aykırı bir şekilde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna başvurduğunu, yine Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2018/9300 sayılı dosyasında da kambiyo senediyle takip başlatılmasına rağmen ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna başvurulduğunu, bu sebeplerle müvekkilinin borç miktarının bu kadar olmadığının açık olduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL olmak üzere müvekkilinin ödemiş olduğu miktarın alacaktan düşülmesine, Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2018/9300 ve 2019/10306 sayılı icra takiplerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; eksik harç ikmal ettirilmeksizin davaya devam edilmeyeceğini, davacı tarafından takiplerin iptali talep edildiğinden belirsiz alacak davasının dinlenemeyeceğini, ayrıca eldeki davanın nispi harca tabi olduğunu ve eksik harcı ikmali gerektiğini, İİK'nın 167. maddesi uyarınca alacak rehinle temin edilmiş olsa bile borçlu aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu takip yapılabileceğini, müvekkili banka ile davacı arasında imzalanan kredi sözleşmesi ile davacıya kredi kullandırıldığını, davalı tarafından borçların ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek 18/06/2019 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, buna karşın borç ödenmediğinden borçlu hakkında ihtiyati haciz kararı alınarak ve tahsilde tekerrür olmamak üzere Ankara 8. İcra Müdürlüğü’nün 2019/9300 sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, yine Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/10306 sayılı dosyası ile icra takip dosya numarası de belirtilmek suretiyle tahsilde tekerrür olmamak üzere ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, davacının alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla eldeki davayı açtığını, müvekkili bankanın talep ettiği gecikme tazminatı/kar payı mahrumiyeti oranının taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine uygun olduğunu savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine % 20'den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; bilirkişi raporu ve ek raporu dikkate alındığında terditli olarak yapılan hesaplamalardan katılım bankacılığı esaslarının uygulanması gerektiğinden hareketle taraflar arasındaki sözleşme maddeleri esas alınarak, Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/10306 Esas sayılı takip dosyası bakımından takip konusu edilen asıl alacak tutarı ve fer'ileri ile birlikte takip tarihi itibariyle 861.262,03 TL olup bilirkişi tarafından yapılan hesaplama sonucu bu tutarın toplam 859.382,92 olarak tespit edilmesi nedeniyle aradaki fark tutarı olan 1.879,11 TL'den davacının davalıya borçlu olmadığı, Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9300 sayılı takip dosyası bakımından takip konusu edilen asıl alacak tutarı ve fer'ileri ile birlikte takip tarihi itibariyle 819.869,01 TL olup bilirkişi tarafından yapılan hesaplama sonucu bu tutarın toplam 800.822,47 TL olarak tespit edildiği ve aradaki fark tutarı olan 19.046,54 TL'den davacının davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9300 Esas sayılı takip dosyası kapsamında davacının davalıya 19.046,54 TL ve Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/10306 Esas sayılı takip dosyası kapsamında davacının davalıya 1.879,11 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının koşulları oluşmayan davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece gerekçeli kararda neden katılım bankacılığı esaslarının uygulanması gerektiğine ilişkin bir gerekçe yazılmadığını, faizsiz bankacılık sistemi ve sözleşme hükümleri gereği kar payı ve BSMV tutarının fon kullanım anında tahakkuk edip ana paraya ilave edileceği belirtilmiş ise de, sözleşmenin bu yönü ile geçersiz olduğunu, kar payı ve BSMV tutarının ileri tahakkuk edeceğini ve doğmamış bir alacağın talep edilmesinin kanunun emredici hükmüne aykırı olduğunu, bu şekilde yapılan hesaplamanın borcu asıl alacağın neredeyse iki katına çıkardığını, faiz miktarının asıl alacağı geçtiğini, yasal olarak faize faiz işletilmesini de mümkün olmadığını, davalı bankanın uygulaması ve sözleşme hükümlerini dikte etmesiyle kanunun arkası dolaşılarak faize faiz işletilmekte ve haksız kazanç elde edilmekte olduğunu, bu durumun hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığını, mevzuatımızda yatırım kredilerinin taksitli ticari kredi niteliğinde olduğunun düzenlendiğini, dolayısıyla yapılan her bir taksit ödemesinde taksit içindeki ana para tutarı kadar kredi borcunun azalması gerektiğini, hakkaniyet ilkesi de gözetilerek ticari banka uygulamalarına göre yapılan hesabın dikkate alınması gerektiğini, faiz miktarları ve oranları ile Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 201910309 sayılı icra takibi konusundaki talep ve iddialara gerekçeli kararda yer verilmemesinin eksiklik olduğunu, davalı banka elindeki tahsilat yollarından öncelikle kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile ilamsız takip yapmayı tercih ettiğini ve aynı borçtan dolayı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip başlatılamayacağını, sonradan başlatılan Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/10306 sayılı icra takibinin iptal edilmesi ve müvekkilinin bu icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti gerektiğini, davalı banka aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin de haksız olduğunu, tüm bilgi ve belgeler kendisinde bulunmasına rağmen müvekkili hakkında yapılan ödemeler mahsup edilmeden fazladan talepte bulunan davalının haksız ve kötüniyetli olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından 1.000,00 TL üzerinden açılan davanın 17/02/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile 273.615,04 TL olarak ıslah edildiğini, Mahkemece iki icra dosyasında toplamda 20.925,65 TL fazladan talep edildiğinin tespit edilmesine karşın ıslah harcının müvekkili bankadan tahsiline karar verilmesinin haksız olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takip dosyaları nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamındaki bilgi belgelerin incelenmesinden; ►Davacı Şirket ile davalı banka arasında 07/02/2018 tarihli 1.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, ►Sözleşmenin 6.1.1 maddesinde akdi kar payının her bir kredi veya mevzuatın kredi saydığı işlemde Bankanın işlem karı olarak tarafların mutabakatı ile belirlenen oran veya sözleşme ve/veya kredi talep formu ve sair eklerine istinaden belirlenecek oran esas alınarak hesaplanıp anaparaya ilavesi gereken tutarı ifade ettiği; 6.1.2 maddesinde gecikme kar payının ise müşterinin herhangi bir kredi borcunun kısmen dahi olsun vadesinde derhal ödenmemesi veya borcun sözleşme ile mevzuatta belirtilen nedenlerle muaccel hale gelmesi halinde alacağın muaccel hale geldiği tarihten borcun müşteri tarafından Bankaya tamamen ödenmesine kadar geçen süre içinde mahrum kalınan kar payı için sözleşmede belirtilen oran, esas ve usullere göre hesaplanarak ana paraya ilavesi gereken oranı ifade ettiğinin belirtildiği, ► Sözleşmenin 6.3.1. maddesinde krediden kaynaklanan borçların kural olarak her bir kredi için aylık, yıllık ve sair biçimde belirlenen akdi kar payları ile vergi, fon, masraf, … sair fer’ilerin eklenmesi suretiyle belirlenmiş olduğundan, kredi kullanımı ile birlikte kar payı ve yukarıdaki fer’ilerin tahakkuk ettirilerek Müşteri hesabına borç kaydedileceğinin, Bankanın niteliği ve mevzuatı gereği akdi kar paylarının kredinin kullandırılması anında tahakkuk edeceği, bu nedenle kar paylarının ileride tahakkuk edeceği iddiasında bulunulamayacağı, yine aynı nedenle muacceliyet söz konusu olduğunda anapara ile birlikte kar payları ve fer’ilerinin tamamının da muaccel hale geleceğinin düzenlendiği, ►Davalı Banka tarafından Üsküdar 32. Noterliğinin 1806/2018 tarihli ihtarnamesi ile kredi hesabının 1806/2019 tarihinde kat edildiğinin belirtilerek toplam 829.467,09 TL alacağın nakit kısmının ödenmesi ve gayrinakit kısmının depo edilmesi için 24 saat süre verildiği, ihtarnamenin davacı Şirkete 20/06/2019 tarihinde tebliğ edildiği, ►Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9300 sayılı icra takip dosyası ile davalı banka tarafından davacı Şirket ve dava dışı ... ile ... hakkında 07/02/2018 tanzim, 21/03/2019 vade tarihli ve 1.500.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak 767.828,85 TL Kurumsal Finansman Desteği Asıl Alacak, 8.665,25 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 29.383,23 TL ... Desteği Asıl Alacak, 427,09 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 10.829,92 TL Tazmin Edilen Gayri Nakdi Finansman Desteği Asıl Alacağı, 310,54 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 2.424,13 TL TTK gereği % 0.3 komisyon olmak üzere toplam 819.869,01 TL üzerinden 04/07/2019 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, ►Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/10306 sayılı icra takip dosyası ile davalı Banka tarafından davacı Şirket hakkında 749.717,80 TL Kurumsal Finansman Desteği Asıl Alacak, 8.662,60 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 29.383,23 TL ... Desteği Asıl Alacak, 1.108,41 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 12.859,92 TL Tazmin Edilen Gayri Nakdi Finansman Desteği Asıl Alacağı, 400,07 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 23.330,00 TL Deposu Gereken Çek Yaprak Bedeli Alacağı 35.800,00 TL Deposu Gereken Meri Teminat Mektubu Bedeli Alacağı olmak üzere 861.262,03 TL üzerinden tahsilde tekerrür olmamak üzere 30/07/2019 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi başlatıldığı, ►Mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkiş kök raporunda özetle; davalı Bankanın faizsiz bankacılık sisteminde faaliyet gösterdiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 6.3.1. maddesinde yapılan düzenleme ile, kar payı ve BSMV tutarlarının fon kullanımı anında tahakkuk edip anaparaya ilave edildiğine, bu bağlamda, kar payı ve BSMV tutarlarının ileride tahakkuk edeceği hususunda iddiada bulunulmayacağına dair tarafların mutabık kaldığı, her bir kredi kullanımı sırasında davalı şirket tarafından imzalanan ödeme planında, krediye konu malın, kredi tutarı, kar payı ve BSMV dahil olarak hesaplanan toplam tutar üzerinden satın alındığı ve bu tutar üzerinden davalı Bankaya borçlanıldığı konusunda beyan ve taahhütte bulunulduğu, bu bağlamda Mahkemece tacirler arası işlemlerde sözleşme ile mutabık kalınan hususların öncelikle uygulanması gerektiğine karar verilmesi halinde taraflar arasındaki sözleşmenin 6.3.1. maddesi hükmünün tatbiki ile takip tarihine göre borç miktarının; 749.466,35 TL Kurumsal Finansman Desteği Asıl Alacak, 8.662,60 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 29.383,23 TL ... Desteği Asıl Alacak, 751,18 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 12.859,92 TL Tazmin Edilen Gayri Nakdi Finansman Desteği Asıl Alacağı ,129,64 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 22.330,00 TL Deposu Gereken Çek Yaprak Bedeli Alacağı, 35.800,00 TL Deposu Gereken Meri Teminat Mektubu Bedeli Alacağı olmak üzere 859.382,92 TL olarak kabulü gerekeceği, bu halde, kurumsal finansman desteği asıl alacağının; 164.203,76 TL’lik kısmına % 26.10, 91.491,58 TL’lik kısmına % 27.00, 138.246,86 TL’lik kısmına % 42.79, 71.468,86 TL’lik kısmına % 42,79, 278.372,82 TL’lik kısmına % 42.79 oranlarında, ticari kredi kartından kaynaklı asıl alacak tutarına % 31.80 oranında, ödenen çek yaprağı garanti tutarından kaynaklı asıl alacağa % 10.26 oranında faiz işletilebileceği, Mahkemece yatırım kredilerinin taksitli ticari kredi niteliğinde olduğu ve her bir taksit ödemesinde taksit içindeki anapara tutarı kadar kredi borcunun azalması gerektiği ve takip tarihine göre alacak miktarının katılım bankacılığı dışındaki ticari bankaların uygulamalarına göre tespiti gerektiği yönünde karar vermesi halinde takip tarihi itibariyle alacak miktarının 634.686,23 TL Kurumsal Finansman Desteği Asıl Alacak, 8.662,60 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 29.383,23 TL ... Desteği Asıl Alacak, 751,18 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 12.859,92 TL Tazmin Edilen Gayri Nakdi Finansman Desteği Asıl Alacağı, 129,64 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 22.330,00 TL Deposu Gereken Çek Yaprak Bedeli Alacağı, 35.800,00 TL Deposu Gereken Meri Teminat Mektubu Bedeli Alacağı olmak üzere toplam 744.602,80 TL olarak kabulü gerekeceği, Kurumsal finansman desteği asıl alacağının; 144.919,17 TL’lik kısmına % 26.10, 80.440,35 TL’lik kısmına % 27.00, 116.016,00 TL’lik kısmına % 42.79, 58.060,32 TL’lik kısmına % 42,79, 229.568,00 TL’lik kısmına % 42.79 oranlarından, ticari kredi kartından kaynaklı asıl alacak tutarına % 31.80 oranından, ödenen çek yaprağı garanti tutarlarından kaynaklı asıl alacağa % 10.26 oranından, işlemiş faiz talep edilebileceği yönünde görüş bildirildiği, ►Tarafların itirazı üzerine alınan bilirkişi ek raporunda; hesaplamaların takiple bağlılık kuralı gereği yeniden yapıldığı belirtilerek her iki icra takip dosyası yönünden ayrı ayrı taraflar arasındaki sözleşmenin 6.3.1 maddesine ve ticari bankaların uygulamalarına göre yapılan hesaplamalara yer verilmiş, buna göre Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9300 sayılı icra takip dosyası yönünden taraflar arasındaki sözleşmenin 6.3.1 maddesi hükmü uygulandığında takip tarihine göre borç miktarının; 749.466,35 TL Kurumsal Finansman Desteği Asıl Alacak, 8.665,25 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 29.383,22 TL ... Desteğinden Kaynaklanan Asıl Alacak, 76,35 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 10.829,92 TL Tazmin Edilen G.Nakdi Finansman Desteğinden Kaynaklanan Asıl Alacak, Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti 49,39 TL, TTK Gereği %03 Komisyon 2.351,99 TL olmak üzere toplam 800.822,47 TL olduğu, katılım bankacılığı dışındaki ticari bankaların uygulamalarına göre takip tarihi itibariyle alacak miktarının; 634.686,23 TL Kurumsal Finansman Desteği Asıl Alacak, 8.665,25 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 5.669,55 TL ... Desteği Asıl Alacak, 76,35 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 10.829,92 TL Tazmin Edilen Gayri Nakdi Finansman Desteği Asıl Alacağı, 49,39 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 1.936,51 TL %0,3 Komisyon olmak üzere 661.913,20 TL olduğu, kurumsal finansman desteği asıl alacağının 144.919,17 TL'lik kısmına % 26.10, 80.440,35 TL'lik kısmına % 27, 116.016,00 TL'lik kısmına % 42.79, 58.060,32 TL'lik kısmına % 42.79, 229.586,00 TL'lik kısmına % 42.79, ... desteği asıl alacağı yönünden % 31.80 ve tazmin edilen gayrinakdi finansman desteğinden kaynaklanan asıl alacak yönünden %10.26 oranında kar mahrumiyeti talep edilebileceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.

Davacı eldeki dava ile; davalı banka ile imzalanan 07/02/2018 tarihli yatırım kredi sözleşmesi ile toplam 664.424,70 TL kredi kullanıldığını, krediye karşılık 169.000,00 TL ödeme yapıldığını, ancak bakiye borcun ödenemediğini, davalı banka tarafından 169.000,00 TL tutarındaki ödeme mahsup edilmeksizin ve faize faiz işletilmek suretiyle takip başlatıldığı gibi aynı borç nedeniyle hem kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile hem de ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını ileri sürerek ödenen miktardan şimdilik 1.000,00 TL'nin alacaktan düşülmesine ve icra takiplerinin iptaline karar verilmesini talep etmiş; 17/02/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile aynı borçtan dolayı davalı banka tarafından Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9300 sayılı dosyası ile önce kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile, ardından aynı İcra Müdürlüğünün 2019/10306 sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını ve güncel içtihatlar doğrultusunda öncelikle Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/10306 sayılı icra takip dosyası nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde 116.659,23 TL kadar davalı bankaya borçlu olunmadığının tespitine, Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9300 sayılı icra takip dosyasında 157.955,81 TL borçlu olunmadığının tespitine, davalı banka aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. 2004 Sayılı İcra İflas Kanununun 45. maddesinin birinci fıkrası "önce rehne müracaat zorunluluğu" olarak ifade edilen kuralı düzenlemektedir. İcra ve İflası hukuku sistemimize göre kural olarak alacağı rehinle temin edilmiş olan alacaklı, borcun ödenmemesi hâlinde öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorundadır. 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca rehinli alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takipte bulunmak mecburiyetinde olup, 2004 sayılı Kanun'un ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin hükümleri sadece alacaklının başka bir takip yoluna müracaat etme hakkını kapatmaktadır, ancak alacaklının alacağını dava yolu ile istemesine engel değildir (Saim Üstündağ, İcra Hukukunun Esasları, İstanbul, 2004, s. 308; Deynekli, s. 63 ). Dolayısıyla rehin alacaklısı isterse bir alacak davası açabilir, ancak bu durumda elde edilen ilam ile yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapabilir (Arslan, Yılmaz, Taşpınar Ayvaz, Hanağası, s. 428.). İcra ve İflası hukukunda kural önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması olmakla birlikte, bu kuralın istisnaları da bulunmaktadır. 2004 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası ile 167. maddesinin birinci fıkrası uyarınca alacağı bir kambiyo senedine bağlı olan alacaklı alacak rehinle temin edilmiş olsa bile, doğruca kambiyo senetlerine mahsusu haciz veya (borçlu iflasa tabi ise) iflas yoluna başvurabilir. 2004 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası hükmü nedeniyle ayrıca 167. maddesinin birinci fıkrasında "alacak rehinle temin edilmiş olsa bile" ibaresine yer verilmesi sadece bir tekrardan ibarettir. Alacaklının alacağı hem rehin ile teminat altına alınmış hem de kambiyo senedine bağlanmış ise alacaklı sıra gözetilmeksizin rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yollarına veya kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yollarından birine başvurabilir. 2004 sayılı Kanun'un 45. maddesinde önce rehne başvurulması kuralına yer verildikten sonra istisnalarına yer verilmiş olması karşısında, aynı anda tahsilde tekerrür etmek kaydıyla da olsa aynı alacaktan dolayı aynı borçluya karşı her iki takibe de aynı anda başvurulabileceği sonucuna varılamaz. Bu durumda alacaklı her iki takip yolundan birini tercih etmek bakımından serbesttir. Dolayısıyla alacaklı bu takip yollarından birini tercih ederek takip başlattığında bu icra takibi devam ederken aynı alacak için "tahsilde tekerrür olmamak" kaydı içerse bile diğer takip yoluna başvuramaz. Aksi halde aynı alacak için aynı borçluya karşı derdest bir icra takibi var iken mükerrer olarak ikinci bir takibin yapılması söz konusu olur. İcra takibinin türleri farklı olsa bile her iki icra takibinden para alacağı da aynı hukuki ilişkiden doğmuş olduğundan derdestlik meydana gelir. İcra ve İflas Kanunu sistemimizde alacaklı tarafından aynı borçlu aleyhine, aynı alacaktan dolayı tek takip yapılması asıl olup, "tahsilde tekerrür" kaydı içerse bile aynı anda iki takip yapılabileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Alacaklı tercih hakkını kullanarak rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapması durumunda bu icra takibi sonucunda rehin tutarı borcu ödemeye yetmezse kalan alacağını haciz (veya iflas) yolu ile isteyebilir. Rehinle teminat altına alınmış ve ayrıca kambiyo senedine de bağlanmış alacağın tahsili amacıyla, borçlu aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile aynı anda hem rehnin paraya çevrilmesi yolu ile hem de kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılması hâlinde borçlu şikâyet yolu ile icra mahkemesine başvurarak aleyhine başlatılan ikinci takibin iptalini isteyebilir. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, süresiz şikâyete tabidir. 2004 sayılı Kanun'un 4. maddesi gereğince icra mahkemesi, icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı yapılan şikâyetlerle, itirazları incelemeye görevli olup, takip hukukuna ilişkin kararlar verir. Borçlunun şikâyeti üzerine icra mahkemesince takibin iptaline verilecek olup, genel mahkeme gibi rehin hakkının iptali veya kambiyo senedinin iptaline hükmedilmemektedir. İkinci takibin iptali üzerine, ilk takipte alacağının karşılanamaması hâlinde alacaklı dilerse ( ilgili takip prosedürü içerisinde) diğer takip yoluna da başvurabilir. Alacaklı elindeki kambiyo senedinin zamanaşımına uğrama ihtimalini de göz önünde tutarak belirtilen takip yollarından birini tercih etmekte serbesttir. Bu tercih hakkı Kanun'da alacaklıya bırakılmıştır. Hâl böyle olunca; rehinle teminat altına alınmış ve ayrıca kambiyo senedine de bağlanmış alacağın tahsili amacıyla, borçlu aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile aynı anda ve sıra gözetilmeksizin hem rehnin paraya çevrilmesi yolu ile hem de kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır (bkz. İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 20/01/2023 tarih, 2021/2 E, 2023/1 K sayılı kararı). Bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; davacı davalı banka tarafından aynı alacak için hakkında önce Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9300 sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu, daha sonra aynı Müdürlüğün 2019/10306 sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ilamlı takip yapılmasının haksız olduğunu ileri sürmüş, davalı banka ise Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/10306 sayılı icra takip dosyasında açıkça Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9300 sayılı dosyasından tahsilde tekerrür olmamak üzere takip başlatıldığını ve takibin hukuka uygun olduğunu savunmuş ise de, davalı banka tarafından kambiyo senedine de bağlanmış alacağının tahsili amacıyla tercih hakkını kullanarak borçlu aleyhine 04/07/2019 tarihinde Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9300 sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapıldığı ve takibin kesinleştiği, bu durumda davacı banka tarafından davacı borçlu aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla da olsa ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılamayacağı anlaşılmakla Mahkemece Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 20219/10306 sayılı icra takip dosyası nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Davacının, Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9300 sayılı icra takibine ilişkin menfi tespit istemi yönünden yapılan değerlendirmede ise; mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi kök ve ek raporunda davacının yapmış olduğu ödemelerin dikkate alınmadığı yönündeki itirazının katılım bankacılığı sistemi ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 6.3.1 maddesi gereği davacının haksız olduğu, ancak ticari bankacılık uygulamaları kapsamında davacının bu itirazında haklılık payının bulunduğunun kabulü gerektiği, bu noktada davacının bu itirazının hukuki mahiyet kazandığı belirtilerek takip tarihine göre alacak miktarının "taraflar arasındaki sözleşmenin 6.3.1 maddesine" ve "katılım bankacılığı dışındaki ticari bankacılık uygulamalarına" göre olmak üzere terditli olarak hesaplanmak suretiyle takdiri mahkemeye bırakılmış, Mahkemece sözleşmenin 6.3.1 maddesine göre yapılan hesaplamalar esas alınmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Davalı banka, katılım bankacılığı esaslarına göre faaliyet göstermekte olup, bu niteliği gereği nakit kredi kullandırımı yapmamaktadır. Davalı bankanın tabi bulunduğu ve murabaha olarak anılan sistemde müşterinin talimatı ve satın alma vaadiyle bir malın yatırım ve kalkınma bankası tarafından ilk satıcıdan peşin veya vadeli alınıp, alış fiyatı veya maliyetinin üzerine belirli bir kar ilave edilerek müşteriye beyan edilmek suretiyle peşin veya vadeli olarak satılmaktadır. ... tarafından yayımlanmış olan 06/05/2021 tarihli Murabaha Standardı'nın "Standardın Muhtevası” başlığı altında, “Bu standart; katılım bankacılığındaki murâbaha işleminin mahiyetini ve işlem esnasında gözetilmesi gereken fıkhî hükümleri ihtiva etmektedir.” şeklindedir. Murabaha Standardı'nın 2.7.4 maddesinde ise, taksitlerin vadelerinde ödenmemesi durumunda tüm alacağın muaccel hale getirilebileceği yönünde sözleşmeye hüküm konulabileceği belirtilmiş iken, " ... Ancak bu şarta istinaden muaccel hale getirilen alacaklarda, henüz vadesi gelmemiş taksitlerin karları indirilir...” denilmek suretiyle, muaccel hale getirilen taksitlerden yalnızca vadesi geldiği halde ödenmemiş olan taksitlere ilişkin kar paylarının talep edilebileceği, henüz vadesi gelmemiş taksitlere ilişkin karların ise talep konusu edilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Anılan düzenleme katılım bankaları dışında faaliyet gösteren ticari banka uygulamaları ile paralellik göstermektedir. Somut olayda; davalı banka tarafından davacıya muhtelif tutarda toplam 601.100,00 TL kredi kullandırıldığı ve bu kredilerin kar payı ile BSMV dahil toplam geri ödeme tutarının 865.487,30 TL olduğu, davalı bankanın takip talebinde 767.828,85 TL Kurumsal Finansman Desteği Asıl Alacağı talep ettiği, buna göre davalı bankanın davacı tarafından yapılan ödemeleri toplam geri ödenecek borç miktarından mahsup ettiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 6.3.1 maddesi düzenlemesi ile kar payı tutarının yasal yükümlülükleri ile birlikte fon kullanımı anında tahakkuk edeceği ve muacceliyet anında anaparanın yanında kar paylarının da muaccel hale geleceği kararlaştırıldığı, ne var ki Muhabaha Standardı'ının 2.7.4 maddesi ile muaccel hale getirilen taksitlerden yalnızca vadesi geldiği halde ödenmemiş olan taksitlere ilişkin kar paylarının talep edilebileceği ve vadesi gelmemiş taksitlere ilişkin karların talep edilemeyeceğinin düzenlenmesi karşısında davalı bankanın yapılan ödemeleri toplam geri ödenecek borç miktarından mahsup edemeyeceği, olması gerekenin her bir taksit ödemesinin miktarına isabet eden tutar kadar kredinin anapara alacağından düşülmesi suretiyle kalan kredi borcunun hesaplanması olduğu dikkate alındığında yargılama sırasında alınan bilirkişi raporundaki terditli hesaplamalardan katılım bankacılığı dışındaki ticari bankacılık uygulamalarına göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Buna göre bilirkişi ek raporunda taleple bağlılık gereği yapılan hesaplama esas alındığında takip tarihi itibariyle borç turarı; 634.686,23 TL Kurumsal Finansman Desteği Asıl Alacak, 8.665,25 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 5.669,55 TL ... Desteği Asıl Alacak, 76,35 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 10.829,92 TL Tazmin Edilen Gayri Nakdi Finansman Desteği Asıl Alacağı, 49,39 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 1.936,51 TL %0,3 Komisyon olmak üzere 661.913,20 TL'dir Davalı bankanın ise icra takibinde (767.828,85 TL Kurumsal Finansman Desteği Asıl Alacak, 8.665,25 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 29.383,23 TL ... Desteği Asıl Alacak, 427,09 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 10.829,92 TL Tazmin Edilen Gayri Nakdi Finansman Desteği Asıl Alacağı, 310,54 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 2.424,13 TL TTK gereği % 0.3 komisyon olmak üzere) 819.869,01 TL talep ettiği, buna göre davacının söz konusu icra takip dosyası nedeniyle 133.142,62 Kurumsal Finansman Desteği Asıl Alacağı, 23.713,68 TL ... Desteği Asıl Alacağı, 350,74 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 261,15 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti ve 487,62 TL %3 komisyon nedeniyle olmak üzere 157.955,81 TL borçlu olmadığı anlaşılmakla Dairemizce ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davacının Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9300 sayılı takip dosyası yönünden 157.955,81 TL borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile kar payı mahrumiyetinin kurumsal finansman desteği asıl alacağının 144.919,17 TL'lik kısmına %26,10, 80.440,35 TL'lik kısmına %27, 116.016,00 TL'lik kısmına %42,79, 58.060,32 TL'lik kısmına %42,79 ve 229.568,00 TL'lik kısmına %42,79 oranlarından, ticari kredi kartından kaynaklı asıl alacak tutarına %31,80 ve tazmin edilen gayri nakdi finansman desteğinden kaynaklı asıl alacağa %10,26 oranları üzerinden hesaplanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Söz konusu talep dava dilekçesinde açıkça yer almasa da eldeki davanın menfi tespit davası olduğu ve takip tarihinden sonra işleyecek faiz yönünden fazla talep edilen kar mahrumiyeti oranlarının da menfi tespit davasına dahil olduğu değerlendirilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu ile takipte kurumsal finansman desteği asıl alacağının 144.919,17 TL'lik kısmına % 26.10, 80.440,35 TL'lik kısmına % 27, 116.016,00 TL'lik kısmına % 42.79, 58.060,32 TL'lik kısmına % 42.79, 229.586,00 TL'lik kısmına % 42.79, ... desteği asıl alacağına % 31.80 ve tazmin edilen gayrinakdi finansman desteğinden kaynaklanan asıl alacağa %10.26 oranında kar mahrumiyeti talep edilebileceği tespit edilmiştir. Alınan bilirkişi raporu ile belirlenen kar payı oranları gözetildiğinde takipte talep edilen kurumsal finansman desteğinden kaynaklanan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 47.79 oranı talep edildiği, bu talebin kurumsal finansman destek alacağının 144.919,17 TL'lik ve 80.440,35 TL'lik kısmı yönünden yerinde olmadığı, 144.919,17 TL'lik kısım yönünden % 26.10 oranında ve 80.440,35 TL'lik kısım yönünden % 27 oranında kar mahrumiyeti talep edilebileceği anlaşılmakla; davacının 144.919,17 TL'lik kısım için % 16,69 oran yönünden, 80.440,25 TL'lik kısım için % 15.79 orana ilişkin borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Yine ... asıl alacağı yönünden takip tarihinden % 31.80 oranında kar mahrumiyeti talep edilebileceği, takip talebinde ise % 36.80 talep edildiği anlaşılmakla 5.669,55 TL ... desteğinden kaynaklanan asıl alacak yönünden % 5.06 oranına ilişkin borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan, dava dilekçesinde her iki icra takibinin iptaline karar verilmesi talep edilmiş olmakla, davacının her iki takip dosyası nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini talep ettiği ve 1.000,00 TL üzerinden harç yatırdığı, bilahare sunduğu ıslah dilekçesi ile Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9300 sayılı dosyası yönünden 157.955,81 TL borçlu olunmadığının tespitini talep ederek harcı bu miktar üzerinden ikmal ettiği, dava dilekçesindeki talep gözetildiğinde davacının bu icra takip dosyası yönünden talebini daralttığı ve dava dilekçesinin talebin esas alınması gerektiği değerlendirilmekle Dairemizce Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9300 sayılı icra takip dosyası yönünden menfi tespit isteminin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin istinaf itirazları yönünden yapılan değerlendirmede ise; Dairemizce ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden davanın esası hakkında hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle kararın kaldırma ve yeni hüküm gerekçesi gözetilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerilmiştir. Dairemizce ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurularak Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9300 sayılı dosyası yönünden istemin kısmen kabulüne, Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/10306 sayılı dosyası yönünden istemin kabulüne karar verilmiş ise de; Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/10306 sayılı icra takip dosyası yönünden esasa dair bir değerlendirme yapılmaksızın takip hukuku kuralları nedeniyle kabul kararı verilmiş olması ve konuya ilişkin İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 20/01/2023 tarihli içtihadı birleştirme kararının takip tarihinden sonraki tarihli olduğu gözetilerek bu takip dosyası nedeniyle davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmemiştir. Öte yandan eldeki menfi tespit davasının, dava tarihi itibariyle dava şartı olan (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olmadığı, bu nedenle Devlet tarafından ödenen arabuluculuk ücretine, zorunlu olmadığı ve gerekmediği halde arabulucuya başvurmak suretiyle davacı tarafın sebep olduğu gözetilerek, arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle, davacı borçlu aleyhine tahsile tekerrür olmamak kaydıyla davaya konu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılamayacağı ve Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9300 sayılı icra takip dosyasında davacıdan 157.955,81 TL fazla talepte bulunulduğu anlaşılmakla davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kararın kaldırma ve yeni hüküm gerekçesine göre davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A-)Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, B-)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/04/2023 tarih 2020/610 Esas 2023/286 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile; a-Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/10306 sayılı icra takip dosyası yönünden menfi tespit isteminin kabulü ile davacının borçlu olmadığının tespitine, b-Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9300 sayılı icra takip dosyası yönünden menfi tespit isteminin kısmen kabulüne; -Davacının söz konusu takip dosyası nedeniyle 133.142,62 Kurumsal Finansman Desteği Asıl Alacağı, 23.713,68 TL ... Desteği Asıl Alacağı ve 350,74 TL Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti, 261,15 TL tazmin edilen gayri nakdi finansman desteği alacağının Gecikme Tazminatı/Kar Payı Mahrumiyeti ve 487,62 TL %3 komisyon olmak üzere toplam 157.955,81 TL borçlu olmadığının tespitine, -işleyecek kar mahrumiyeti oranınına ilişkin menfi tespit istemi yönünden, takip talebinde takip tarihinden itibaren; kurumsal finansman desteği asıl alacağına takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık % 42,79 kar mahrumiyeti oranı yönünden, 144.919,17 TL'lik kısma ilişkin 16,69 oranında, 80.440,35 TL'lik kısma ilişkin % 15,79 oranında, ... desteği asıl alacağına takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık % 36.86 kar mahrumiyeti oranı yönünden, 5.669,55 TL'lik kısma ilişkin % 5.06 oranında borçlu olmadığının tespitine, 4-Davacı vekilinin koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine, 5-Alınması gerekli 69.622,77 TL harçtan 54,40 peşin harç ve 17.388,95 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 17.443,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 52.179,42 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL peşin harç, 17.388,95 TL ıslah harcı ve 54,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 17.497,75 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 2.100,00 TL bilirkişi ücreti ve 85,50 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 2.185,50 TL yargılama giderinin davanın kabul/red oranına göre hesaplanan 1.325,00 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı vekil ile temsil edildiğinden karar tarihindeki AAÜT gereğince Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9300 sayılı icra takip dosyası yönünden kabul edilen 157.955,81 TL üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Davalı vekil ile temsil edildiğinden karar tarihindeki AAÜT gereğince Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9300 sayılı icra takip dosyası yönünden 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 10-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13) maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 11-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, C-) 1-Davalıdan alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 2-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 4-Davacı tarafından karşılanan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacının istinaf aşamasında yaptığı 234,00 TL posta ücretinden ibaret istinaf yargılama giderinin 141,87 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/09/2026

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1603, K. 2026/1207, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1603-e-2026-1207-k-4058975ee483