Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2087 E. 2026/1638 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2087
Karar No
2026/1638
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2023/2087

KARAR NO:2026/1638

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:30/03/2023

NUMARASI:2018/1240 Esas - 2023/292 Karar

DAVA:İtirazın İptali

DAVA TARİHİ:31/12/2018

İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/10/2026

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı ... AŞ ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili, davalı ... AŞ'nin ihraç ettiği ve müvekkili şirketin yönettiği fonun elindeki tahvillerin kupon ve anapara ödemelerinin, yeniden yapılandırma sonucu ötelenen vadelerde de yapılmadığını, borçlu şirkete Beyoğlu .. Noterliği'nin 21/09/2018 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle 15/12/2016 ve 14/06/2018 tarihlerinde ödemeyi taahhüt ettiği 2.003.395,70-TL anapara ve kupon faizi borcunun ihtar edildiğini, borç ödenmeyince İstanbul 37. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını ve davalıların icra takibine itiraz ettiğini , davalı şirketin ... AŞ kayıtlarına rağmen kesin borcuna gerekçesiz ve delilsiz itiraz ettiğini, kefalet sözleşmesini imzalayan davalı ...'nün 2.003.395,70-TL borcun tamamından sorumlu olduğunu, takipteki faiz oranının da davalı şirketin ilan ettiği oranlara ve muvafakatnameye uygun olduğunu ileri sürerek davalıların yetki itirazı ve takibe itirazlarının iptaline,davalıların icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı ... vekili, davacının dava konusu tahvillere hâlâ sahip olup olmadığının ... AŞ ve ... AŞ'ye yazı yazılarak araştırılması gerektiğini, kefaletin geçerli olması için asıl borcun belirlenebilir ve muaccel olması gerektiğini, davalı şirket kupon ödemelerini öteleyip bunu ...'a bildirdiği için alacağın muaccel hâle gelmediğini, asıl borçlunun borcu kesinleşmeden kefilin sorumluluğunun doğmayacağını, takipte yapılan ödemelerin düşülüp düşülmediğinin ve faizin neye göre ve hangi tarihten hesaplandığının belli olmadığını, uyuşmazlık yargılamayı gerektirdiği için icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... AŞ vekili, müvekkili şirketin doğalgazdan elektrik ürettiğini, sektördeki dalgalanmalar ve zorlaşan ekonomik koşullar nedeniyle üretimi geçici olarak durdurduğunu ve bunu 27/11/2015 ile 31/12/2015 tarihlerinde KAP'ta duyurduğunu, nakit yaratma imkânı kalmamasına rağmen Aralık 2016 dönemine kadar ödemelerini yaptığını, 30.000.000-TL nominal değerli tahvilin sahipleriyle yeniden yapılandırma konusunda mutabakata varıldığını ve alınan muvafakatnamelere göre tahvillerin yapılandırıldığını, varlık satışı yapılamadığı ve faaliyete yeniden başlanamadığı için ödemelerin aksadığını, müvekkiline kötü niyet atfedilemeyeceğini, faiz oranı ve tutarı ile yapılan ödemelerin düşülüp düşülmediği belli olmadığından gerçek borç miktarının yargılamayla belirlenmesi gerektiğini ve bu nedenle icra inkâr tazminatı istenemeyeceğini belirterek davanın reddine ve davacının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece, itirazın iptali davasının takip talebindeki alacak kalemleri ve miktarlarıyla bağlı olduğu, alınan bilirkişi kurulu raporlarına göre tahvilin 1.600.000 TL nominal kısmının takip ve dava tarihinde davacının yönettiği fonun mülkiyetinde bulunduğu, muvafakatnamenin 6. ve 7. maddelerine göre 15/12/2017 tarihinde ödenmesi gereken anaparanın 1/3'üne isabet eden 533.333,33-TL'nin muaccel olduğu, kalan 1.066.666,67-TL'nin ise 14/12/2018'de, yani takip tarihinden sonra muaccel olacağından takip tarihinde talep edilemeyeceği ve bu eksikliğin yargılama sırasında giderilemeyeceği, işlemiş akdi faizin davacının HMK'nın 31. maddesi kapsamında verdiği 15/12/2022 tarihli açıklama dilekçesi ve KAP duyuruları esas alınarak birinci bilirkişi kurulunun 04/01/2023 tarihli ek raporuna göre 294.219,65-TL olarak belirlendiği, ikinci bilirkişi kurulu takip talebiyle bağlı kalmadığı için bu rapora itibar edilmediği, 45.327,60-TL gecikme faizinin hangi anaparaya göre hesaplandığı açıklanmadığı ve denetlenemediği için bu kaleme yönelik itirazların haklı olduğu, davalı ...'nün kefalet sözleşmesini el yazısıyla ve yasal şekil şartlarına uygun olarak imzaladığı için müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, davalı şirketin ödeme yaptığına ve ödemelerin düşülmediğine ilişkin savunmasının soyut kaldığı, itiraz haksız olduğundan kabul edilen miktar üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davacının takipte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin yerinde olmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, İstanbul 37. İcra Dairesi'nin .... sayılı dosyasında 533.333,33-TL asıl alacak ve 294.219,65-TL işlemiş akdi faiz olmak üzere toplam 827.552,98-TL'ye yönelik itirazların iptaline ve takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, 827.552,98-TL'nin %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin ve davalı şirketin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:1-Davalı ... AŞ vekili; müvekkili şirketin yaptığı itfa ve kupon ödemeleri dikkate alınmadan karar verildiğini, iki bilirkişi kurulu raporunun faiz hesabında çeliştiğini ve mahkemenin üçüncü bir kuruldan rapor almak yerine iki rapordan birini seçtiğini, kabul edilen tutara hesaplanan faizin takip tarihinde muaccel olmayan alacağı da kapsadığını, alacak likit olmadığı hâlde icra inkâr tazminatına hükmedildiğini, davacı muaccel olmayan alacak için takip yaptığı için kötü niyetli olduğundan kötü niyet tazminatı talebinin yeterince değerlendirilmediğini ve reddedilen anapara yönünden maktu değil nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını, davanın tümden reddine, bu kabul edilmezse icra inkâr tazminatının kaldırılmasına ve maktu vekâlet ücretinin nispi olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2-Davalı ... vekili özetle; delillerin hatalı değerlendirildiğini, kararın hatalı ve eksik bilirkişi raporlarına dayandığını, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, faizin fazla hesaplandığı hâlde ek rapor alınmadığını, 2.036.266,20-TL üzerinden açılan davada 827.552,98-TL'ye hükmedilmesinin alacağın ancak yargılamayla belirlenebildiğini gösterdiğini ve bu nedenle icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini, hükmedilse bile tazminatın yalnızca asıl alacak üzerinden hesaplanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, tahvilden doğan kupon ve anapara alacağı ile kefaletten kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, davalıların takip tarihinde borçlu olup olmadığı, bilirkişi raporları arasında giderilmesi gereken bir çelişki bulunup bulunmadığı, hükmedilen işlemiş faizin muaccel olmayan anaparayı kapsayıp kapsamadığı ile icra inkâr tazminatı, kötü niyet tazminatı ve vekâlet ücretine ilişkin hükümlerin yerinde olup olmadığıdır.Dosya kapsamına göre her iki bilirkişi kurulu raporunda da, 1.600.000-TL tutarındaki tahvil anaparasının 15/12/2017 tarihi itibariyle 1/3 oranına isabet eden 533.333,33-TL'lik kısmının vadesinin dolduğu ve ödenmediği, kalan 2/3 oranındaki 1.066.666,67-TL'nin vadesinin ise 14/12/2018 tarihinde, yani 17/10/2018 takip tarihinden sonra dolacağı ve bu kısmın takip tarihi itibariyle talep edilebilir olmadığı tespit edilmiştir.Bilirkişi kurullarının, temerrüde düşülen borcun tamamının 1.600.000-TL olduğu ve faizin bu tutar üzerinden yürütülmesi gerektiği yönündeki değerlendirmesi ise hukuki nitelendirmeye ilişkin olup, muacceliyeti muvafakatnamedeki itfa planına bağlı olan bir borçta, takip tarihinde vadesi gelmemiş anapara yönünden takip yapılamayacağı ilkesi karşısında kabul edilemez. Bu nedenle mahkemece takip tarihi itibarıyla muaccel olan kısım yönünden itirazın iptaline karar verilmiş olması doğru olmuştur.Faiz kalemleri ve takip talebiyle bağlılık yönünden, takip talebinde 390.938,00-TL işlemiş (kupon) faiz ile 45.327,60-TL gecikme faizi ayrı kalemler hâlinde ve ayrı miktarlarla talep edilmiştir. Birinci bilirkişi kurulunun 19/10/2022 tarihli ek raporunda, kök raporda ayrıştırılmadan hesaplanan toplam faiz bu kez ayrıştırılarak takip tarihi itibariyle 367.327,03-TL kupon faizi ve 31.997,21-TL gecikme faizi olmak üzere toplam 399.324,24-TL olarak hesaplanmıştır. İkinci bilirkişi kurulunun 08/11/2022 tarihli raporunda da aynı şekilde takip tarihi (17/10/2018) itibariyle kupon faizi 367.327,08-TL, gecikme faizi 31.997,21-TL, faiz toplamı 399.324,24-TL, vadesi gelen anapara 533.333,33-TL ve toplam alacak 932.657,57-TL olarak belirlenmiştir. Böylece, iki heyet arasında faiz kalemlerinin dayanağı ve niteliği yönünden ileri sürülen çelişkinin, ek raporlarla giderildiği ve her iki heyetin takip tarihi itibariyle aynı faiz miktarlarında birleştiği anlaşılmaktadır. Hesaplanan kalemlerin her biri takip talebinde talep edilen karşılık kalemlerin altında kaldığından, takip talebiyle bağlılık ilkesine de aykırılık bulunmamaktadır. Davalılar vekilleri, bilirkişi raporlarının çeliştiğini ve üçüncü bir heyetten rapor alınması gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkeme işlemiş akdi faizi, davacı vekilinin HMK'nın 31. maddesi kapsamında belirsizliği gideren açıklamasına ve bununla uyumlu KAP duyurularına göre belirlemiştir. Hükme esas alınan 294.219,65-TL, ikinci bilirkişi heyetinin davalıların lehine hesapladığı tutardır.Gecikme faizi talebi ise denetime elverişli olmadığı gerekçesiyle davalılar lehine reddedilmiştir. Bu durumda raporlar arasındaki farkın davalıların aleyhine bir sonucu da bulunmamaktadır. Kupon faizi, ihraççının tahvil anaparasının tamamını kullanmasının karşılığıdır. Bu nedenle anaparanın itfa takviminden bağımsız olarak, her kupon döneminin sonunda muaccel olur. Takip tarihine kadar vadesi gelen kupon faizlerinin talep edilmesi, müeccel alacağa faiz yürütülmesi anlamına gelmez. Bu nedenle üçüncü bir heyetten rapor alınmasına gerek görülmemiş; davalıların bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalıların ödemeler ve mükerrerlik savunması yönünden, yapılan tespitlere göre davalı ihraççının, ihraç sırasında taahhüt edilen ödeme planına uygun ödemeleri eksiksiz yerine getirmediği, alacaklının verdiği muvafakatname gereği 15/12/2017 tarihinde yapılması gereken kısmi anapara ve faiz ödemeleri ile 14/06/2018 tarihli kupon ödemesinin yapılmadığı ve muvafakatname koşullarının ihlal edilerek temerrüde düşüldüğü belirlenmiştir. Yapılan ödemeler hesaplamada gözetilmiş olup, hesaba dâhil edilmemesi gereken bir kalemin dâhil edildiğini ispat yükü bu iddiayı ileri süren davalı tarafta olduğu hâlde, davalılar mükerrerlik iddialarını somutlaştırıp ispat edememiştir. Buna dair istinaf sebepleri yerinde değildir.Kefilin sorumluluğu yönünden, davalı ..., 15/12/2016 tarihli sözleşme ile 1.600.000-TL limitle müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğundan, hüküm altına alınan alacak kefalet limiti içinde kaldığı ölçüde bu davalının da müteselsilen sorumlu tutulması doğru olmuştur.İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatı için alacağın likit olması gerekir. Likit alacak, borçlunun takip tarihinde bilebileceği şekilde belirli veya belirlenebilir olan alacaktır. Somut olayda kupon ve anapara ödeme tarihleri ile tutarları muvafakatname ve KAP duyurularıyla önceden belirlenmiştir. Alacak bu nedenle likittir. Alacağın bir kısmının reddedilmesi ya da miktarın bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi, kabul edilen kısmın likit niteliğini ortadan kaldırmaz. Tazminatın, takip talebinde gösterilen asıl alacak ve takip tarihine kadar kupon faizinden (işlemiş faizden) oluşan kabul edilen miktar üzerinden hesaplanması da yasaya uygundur.Davalılar vekillerinin icra inkâr tazminatına yönelik istinaf sebepleri bu nedenle yerinde değildir.Aynı şekilde davacının vadesi gelmemiş anaparayı da takibe konu etmiş olması, tek başına takipte haksız ve kötü niyetli olduğunu göstermez. Davalıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmamaktadır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 18/02/2022 tarihli, 2019/5 E. ve 2022/1 K. sayılı kararına göre ifa zamanı gelmemiş bir alacak için açılan dava, hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilmelidir. Mahkeme, takip tarihinde muaccel olmayan 1.066.666,67-TL anapara yönünden talebi bu kapsamda hukuki yarar yokluğundan reddetmiş ve davalılar lehine AAÜT uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmetmiş olması isabetli olduğundan vekalet ücretine dair istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir husus da tespit edilmediğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı ... AŞ ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 56.530,14-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 28.265,06-TL harcın mahsubu ile kalan 28.265,08-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan 220-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2087, K. 2026/1638, T. 06.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2087-e-2026-1638-k-08a63bff4719