İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/454 E. 2026/771 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/454
Karar No
2026/771
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/454 Esas KARAR NO : 2026/771

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/09/2019 KARAR TARİHİ : 07/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili banka ile davalı borçlu... A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi gereği borçlu şirkete çek taahhüt kredisi, şirket kredi kartı, taksitli ticari kredi, ticari kredili mevduat hesabı açılıp kullandırıldığını, diğer davalının ise müteselsil kefil sıfatı ile sözleşme kapsamında borçtan sorumlu olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek davalılara ihtar çekildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında .... İcra Müdürlüğünün 2018/... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalılarının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davalılar tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; Davalı müvekkillerinin davacı bankadan kullanmış oldukları ... Kredilerine ait taksitlerin ödenmesinde hiçbir gecikme olmadığını, tüm ödemelerin en geç vade tarihinde olacak şekilde yapıldığı, temerrüt oluşmadığından hesap katının ve icra takibinin haksız olduğunu bildirilmiştir. İcra dosya aslı ve dava konusu belgelerin bir örneği dosyamız arasına sunulmuş ve incelenmiştir. Dosyamız bilirkişiye verilerek, kök ve ek rapor alınmıştır. Yapılan incelemede, davacı taraf, davalının hesabını 05/10/2018 tarihinde kat ederek 1.744.495,32TL nakdi ve 16.600,00TL çek teminatının ödenmesini talep etmiş, ihtarname davalılara 11-12 Ekim 2018 tarihinde tebliğ edilmiş, 1.340.958,19 TL üzerinden 20/11/2018 tarihinde takibe geçmiş, itirazın iptali davası ise 19/09/2019 tarihinde açılmıştır. Davacı taraf .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/... D. İş sayılı dosyasından 900.000,00TL üzerinden ihtiyati haciz kararını da alarak icraya koymuştur. Davalı taraf, davacının hesap kat ihtarına verdiği 15/10/2018 tarihli cevabi ihtarda temerrüt ve risk oluşmadığını bildirerek itiraz etmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi kök ve ek raporları ile ödeme tablosundan; icra takip tarihine kadar taksitlerin süresinde ödendiği, kredinin aylık sabit taksitli bir kredi olduğu, takip tarihi itibarıyla bir temerrüt oluşmadığı görülmüştür. Davacı tarafa neden hesabın erken kat edilerek kapatıldığı sorulmuş ancak buna gerekçe olabilir haklı ve somut bir gerekçe sunulmadığı, riske dair bir belge de sunulmadığı, davacı vekilinin 30/03/2022 tarihli beyanında; "sahadan gelen müşteri ziyaretinde davalının faaliyetini durdurduğunun tespit edildiğini ve sözleşmenin 20. Maddesine dayanılarak fesih hakkının kullanıldığını" bildirdiği görülmüştür. İncelenen kredi belgelerinden; 25/06/2018 tarihinde 25 aylık sabit taksitli 1.300.000,00TL miktarlı kredi kullandırıldığı, aylık ödemenin 25/07/2018 tarihinde başladığı ve davalının her ay düzenli ödemesine rağmen hesabın kat edildiği, kattan sonra da ödemelerin yapıldığı ancak davacının icra takibine geçmesi ve ihtiyati haciz uygulaması nedeniyle ödemelerin yapılamadığı anlaşılmıştır. Mahkememizin 29.06.2022 Tarih, 2019/420 Esas, 2022/502 Karar sayılı ilamı ile; "Herkes haklarını kulanırken ve borçlarını öderken dürüst olmak zorundadır. Davalı taraf, yatırım amacıyla aldığı aylık sabit taksitli kredinin geri ödeme planına güvenerek parayı yatırıma yatırmış ve davacı kredinin tamamını geri çağırarak davalı yönünden katlanılamaz bir yük yaratmıştır. Kredinin sabit taksitli ve aylık ödemeli olması, davalının ticareti terk ettiğine dair somut bir bilgi veya belge sunulmaması, icra takibine kadar da ödemelerin devam etmiş olması nazara alındığında, davacının hesap kat ihtarının dürüstlükle bağdaşmadığı değerlendirilmiştir. İtirazın iptali davası takip tarihi itibarıyla geçerli olan koşullara göre değerlendirilecek bir dava olup, davalı sonradan ödemeleri kesmiş ise de davacının icra takibine geçmesinde haklılığı bulunmamakta, davanın hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiştir. Kaldı ki, ihtiyati haciz kararı üzerine zaten davalının ödeme imkanı da elinden alınmaktadır. Bu nedenle davacının haksız olduğu anlaşılmıştır. Davacı takip ve davasında haksız olduğuna göre, davasının reddine karar vermek gerektiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Veriler kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 09.04.2026 Tarih, 2022/1584 Esas ve 2026/680 karar sayılı ilamı ile; " takibe geçilebilmesi için temerrüt şart olmayıp, alacağın muaccel olması yeterlidir. Bu halde öncelikle takibe konu alacağının, takip tarihi itibariyle muaccel olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Davalı tarafça kredi taksitlerinin vadesinde ödendiği ve geciken taksit bulunmamasına rağmen davacı banka tarafından haksız yere kredi hesabının kat edildiğini, davacı banka ise sözleşmede bankayı dilediği anda cari hesap veya kredileri kısmen veya tamamen kesebileceğine, sözleşmeyi feshedebileceğine cari hesap/kredileri muaccel kılmaya, borç bakiyelerinin tamamen ödenmesi halinde dahi bankanın fesih hakkını saklı tuttuğuna ilişkin hükümlerin bulunduğunu ileri sürmüştür. Genel kredi sözleşmeleri, genel olarak önceden hazırlanmış olarak müşterinin imzasına sunulmaktadır. Bu özellikleri sebebiyle genel kredi sözleşmelerinin hükümleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 20/1. maddesinde düzenlenmiş olan genel işlem şartları niteliğindedir. Ancak genel kredi sözleşmesinin hükümlerinin birer genel işlem şartı olması onları tek başına geçersiz hale getirmemektedir. TBK'nın 21/1. maddesi(yürürlük denetimi)’ne göre, bir genel işlem koşulunun sözleşmenin içeriğine dahil, başka bir söylemle muhatap açısından bağlayıcı, olabilmesi için sözleşmenin kurulduğu esnada söz konusu genel işlem koşullarının varlığına ilişkin olarak sözleşmenin muhatabına açıkça bilgi verip bunları açıkça öğrenme imkanının sağlanması ve muhatabın bu koşulları kabul etmesi gereklidir. Kredi alanın tacir olması nedeniyle TTK. m. 18 II’de yer alan basiretli bir işadamı gibi her zaman tedbirli ve tecrübeli olarak davranma yükümlülüğü bulunduğundan kredi sözleşmesi imzalayacak olan tacirin sözleşme koşullarını incelemesi ya da bir uzmana inceletmesi bekleneceğinden banka ile bir kredi sözleşmesi kuracak olan bir tacirin kuracağı sözleşmenin genel işlem koşulu içerdiğini bilmediğini ya da fark etmediğini ileri sürmesi mümkün değildir. BK. m. 21’in gerekçesinde belirtildiği gibi genel kredi sözleşmesi ile bankaya tanınan yetkinin tacir bakımından şaşırtıcı kayıt olarak nitelendirmek mümkün değildir. TBK'nın 23. maddesi(yorum denetimi)'ne göre, genel işlem koşulu niteliğinde olan bir hüküm, açık veya anlaşılır değilse ya da birden fazla anlama geliyorsa bu sözleşme maddesi onu kullanan kişinin aleyhine yorumlanır. Bu kapsamda, genel kredi sözleşmesindeki feshe muacceliyete ilişkin düzenlemeler açık ve anlaşılır niteliktedir. Son olarak TBK'nın 25. maddesi(içerik denetimi)’ne göre, dürüstlük kuralına aykırı olacak bir biçimde, genel işlem koşullarına sözleşme muhatabının aleyhine ve onun durumunu ağırlaştırıcı hükümler konulamaz. Bu denetim yapılırken, somut olayın koşulları ve tarafların somut olaydaki sıfatlarını da dikkate alınarak hangi hükümlerin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edecek bir biçimde sözleşmenin muhatabının durumunu ağırlaştıracağı değerlendirilmelidir. Bu kapsamda bankanın tek taraflı fesih/hesabı kat etme hakkını kullanmasının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmemesi gerekir. Esasen bankaların kredi sözleşmelerinde tek yanlı fesih/hesabı kat etme hakkını saklı tutmasının sebebi kredinin geri dönmesini temin etmektir. Bu bağlamda, ister teminatlı isterse de teminatsız olsun kredi alanın kullanmış olduğu kredinin geri ödenmesinin riske girmesi halinde bankanın sözleşme ile kendisine tanınan hesabı kat etme veya fesih hakkını kullanabilmesi gerekir. Bankaya tek taraflı fesih yetkisi veren sözleşme maddeleriyle ilgili olarak Yargıtay 11. HD'nin 21.11.2022 Tarih ve 2021/4499 E. - 2022/8102 K. Sayılı kararında da benzer hususlar ifade edilmiştir. Somut olayda, davacıya mahkemece verilen süreye istinaden sunulan beyan dilekçesinde, bankanın yasal istihbarat süreçleri işletilerek borçluların mal kaçırmaya yönelik eylemlerde bulundukları ve ticari faaliyetlerini durdurdukları yönünde saha bilgisi edinildiği ve bu nedenle genel kredi sözleşmesinin feshedildiği açıklanmıştır. Bu kapsamda HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin aydınlatma görevi kapsamında davacının fesih sebebi olarak ileri sürdüğü hususların incelemesi gerekir. Buna göre, ilk derece mahkemesince, kredi borçlusu davalı şirketin, vergi ve ticaret sicil kayıtları celbedildikten sonra ticari defterleri üzerinde bilirkişi vasıtasıyla inceleme yapılarak hesabın kat edildiği tarih itibariyle davalı şirketin faaliyetlerinin gelecek döneme yönelik sonraki taksitlere ilişkin kredinin geri ödenmesi bakımından risk oluşturup oluşturmayacağı, davalı şirketin mali durumu ve faaliyeti itibariyle bankanın risk algısının dürüstlük kuralına uygun olup olmadığı tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Hal böyle iken, ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile davanın karara bağlanması yerinde görülmemiştir. Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" karar verilmiştir. İstinaf kararı sonrası gelen dosya mahkememizin 2026/454 esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur. İstinaf kararı sonrası bilirkişi raporu alınmıştır. Alınan 18/06/2026 tarihli son bilirkişi raporunda; "Dosya kapsamında yer alan iddialar, taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi hükümleri, ticari defter kayıtları (muavin defterler), 2018-2019 yıllarına ait Kurumlar Vergisi Beyannameleri, Geçici Vergi Beyannameleri ve Ayrıntılı Bilançolar üzerinde yapılan incelemeler neticesinde elde edilen bulgular ışığında, Davalı şirket, kredinin kat edildiği 04.10.2018 tarihine kadar ve hatta sonrasında taksit ödemelerini düzenli veya vadesinden önce gerçekleştirmiştir. Ancak, şirketin 2018 yılı mali tabloları incelendiğinde; öz kaynaklarının tamamen eridiği (-228.505,78 TL), ticari faaliyetlerinden kâr üretemediği ve "borca batık" duruma düştüğü tespit edilmiştir. Şirketin taksit ödemelerini kendi ticari gelirleriyle değil, 6,6 Milyon TL'ye ulaşan "Ortaklara Borçlar" (ana ortak fonlaması) ile çevirdiği anlaşıldığından; şirketin kağıt üzerindeki bu ağır mali yapısının, gelecek taksitlerin ödenmesi bakımından kesin, somut ve yüksek bir finansal risk oluşturduğu kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davalı şirketin taksit ödemelerinde fiili bir aksama (temerrüt) yaşanmamış olsa da, taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmelerinde yer alan "mali durumun bozulması veya borca batık hale gelmesi" durumları bankaya krediyi erken çağırma hakkı vermektedir. Şirketin 3.000.000 TL olan sermayesini kaybederek iflas eşiğine gelmesi, bankacılık risk değerlendirme sistemlerinde objektif bir alarm sebebidir. Bankanın, alacağını güvence altına almak refleksleriyle sözleşmesel hakkını kullanarak krediyi kat etmesi; keyfi veya kötü niyetli bir işlem değil, matematiksel finansal verilere dayanan, rasyonel ve dürüstlük kuralı ile bankacılık teamüllerine tamamen uygun bir risk yönetimi kararıdır, kanaatine varılmıştır. Şirketin bankaya sunmakla mükellef olduğu ara dönem mizan ve bilançolarını, Vergi dairesine sunulan beyannamelerde açıkça görülen artan zarar trendini, Şirket bilançosunda olağandışı şekilde büyüyen Ortaklara Borçlar bakiyesini, ... (...) ve ... (...) kayıtlarına yansıyan mali rasyo bozulmalarını temel dayanak olarak kullandığı değerlendirilmektedir. Davalı şirket, taksitlerini günü gününe ödediği gerekçesiyle hesap kat işleminin haksız olduğunu iddia etse de; muhasebe kayıtları ve bilançolar şirketin mali yapısının çöktüğünü ve dış fonlama (ortak borcu) ile suni olarak ayakta tutulduğunu göstermektedir. Davacı bankanın, taksitlerin aksamasını beklemek yerine, şirketin içine düştüğü bu ağır mali kriz (borca batıklık) tablosu karşısında sözleşmeden doğan hakkını kullanarak krediyi geri çağırması (hesap kat işlemi) finansal gerçeklerle uyumlu olduğu, kanaatine varıldığı" bildirilmiştir. Sunulan bilirkişi raporu yeterli görülüp itirazlar red edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptaline ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşme, bilirkişi raporları, hesap kat ihtarı ve icra dosyasından, davalının kullandığı kredinin taksit ödemelerinde gecikme olmadığı zamanda davacı bankanın sahadan gelen istihbari riske dayanarak hesabı kat ettiği, bilirkişi raporu ile bu riskin doğrulandığı ve davalının ortaklara borçlanarak ödenen taksitlerin ödemesini gerçekleştirdiği, şirketin borca batık olduğu, bu durumun sözleşmeye göre krediyi geri çağırma hakkı verdiği, davacının hesap katında ve takibinde haklı olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce, ilk karar öncesi alınmış bankacı bilirkişi son ek raporuna göre tespit edilen alacağın tespitine ilişkin yöntemin benimsendiği, raporun dosyaya uygun ve denetlenebilir olduğu, buna göre karar vermek gerektiği, bu rapora göre davalı Şirket yönünden 1.180.250,46 TL asıl alacak olmak üzere BSMV ve faiz dahil toplam 1.221.120,34 TL yönünden, hesap kat tebligatı geç yapılan ve temerrüt faizi geç uygulanması nedeniyle davalı Muaz yönünden 1.133.051,49 TL asıl alacak olmak üzere faiz ve BSMV toplamı 1.153.257,26 TL yönünden itirazın iptaline, sözleşmeye göre temerrüt faiz oranı yıllık ücret 44,40 olup bu oranda faiz uygulanmasına, geri kalan kısma yönelik talebin reddine karar vermek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, ... icra müdürlüğünün 2018/... esas sayılı takip dosyasına yönelik davalı Şirket yönünden 1.221.120,34 TL yönünden itirazının iptaline, bu miktar yönünden devamına, asıl alacak 1.180.250,46 TL ye takipten itibaren yıllık %44,40 faiz uygulanmasına, davalı Muaz yönünden 1.153.257,26 TL yönünden itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, takipten itibaren asıl alacak 1.133.051,49 TL ye takip tarihinden itibaren yıllık ücret 44,40 oranında faiz uygulanmasına, geri kalan kısma yönelik talebin REDDİNE, 2-Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan takdiren %20 üzerinden hesaplanan 244.224,06 TL icra inkar tazminatının; davalı şirket tamamından, davalı Muaz 230.651,45TL'den sorumlu olmak üzere ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 83.414,73 TL harçtan, başlangıçta alınan 16.195,43TL peşin harcın mahsubu ile, eksik kalan 67.219,30 TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı lehine hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 188.956,85TL vekalet ücretinin davalı şirket tamamından, davalı Muaz 178.988,59TL'den sorumlu olmak üzere ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı lehine hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit oranda verilmesine, 6-Davacı tarafından tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti ve sair giderler için sarfedilen toplam 21.795,60 TL yargılama giderinden davanın kabul/ red oranına göre 19.847,79TL'sinin ve davacı tarafça peşin yatırılan 16.239,83 TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/10/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/454, K. 2026/771, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-454-e-2026-771-k-567ee99b1e57