Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4945 E. 2026/4685 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4945
Karar No
2026/4685
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1848 E., 2024/2071 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 42. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/181 E., 2023/28 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.06.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun geçici 7. ve 11. maddelerine dayalı dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı vekili; eski 15 56... parsel sayılı 103, 29... yüz ölçümlü taşınmazın .. oğlu .. ... (2/4), .. oğlu .. .. (1/4) ve .. oğlu .. .. (1/4) adına nam-ı müstear olarak tescil edildiğini, imar işlemi ile dava konusu 30 44... ve 2 parselin oluştuğunu, 6 parsel sayılı taşınmazın .. .. .. Mescidi .. İmam Olanlara ..Vakfı'ndan icareli olduğu ve tapuda malik olarak görünen .. oğlu ... ..., ..da oğlu .. .. ve .. oğlu .. ..'nin varissiz öldüğü iddiasıyla açılan davada Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.05.1998 tarihli ve 1997/685 Esas, 1998/246 Karar sayılı kararı ile taşınmazın vakfı adına tescil edildiği, eski 15 56... , 7 ve 8 parsel sayılı (ve hatta daha fazlasının) taşınmazların .. iken daha sonra arsa haline geldiğini, taşınmazın 1936 beyannamesinin 8. sırasında, ".. .. .... .. .." olarak kayıtlı olduğunu, 5737 sayılı Kanun'un geçici 7. ve geçici 11. maddeleri uyarınca yapılan başvuruların reddedildiğini, taşınmazın yolsuz tescil ile davalı tarafından temsil edilen vakıf adına tescil edildiğini ileri sürerek 30 44... parsel sayılı taşınmazın 13/17 payının tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, tapu kaydındaki tüm beyan ve şerhlerin terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; taşınmazın hükmen vakfı adına tescil edildiğini, arsa olup sinagog bulunmadığını, davacı Vakıf ile bir ilişkisi olsaydı 1328 tarihli Eşhası Hükmiye Cetvelinde gösterilmesi gerektiğini, muvazaalı bir taşınmaz olsaydı tapu kaydında muvazaa olduğuna dair bir belirtmenin yapılacağını, davacının daha önce açtığı davanın reddedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu taşınmaza ilişkin tescil koşullarının oluştuğu, bilirkişi raporunda da dava konusu yer ile vakfın 1936 beyannamesindeki yerin aynı yer olduğunun tespit edildiği, anılan yasal düzenlemeler gereğince taşınmazın davacı adına tescilinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın davacı Vakıf tarafından verilen 1936 tarihli beyannamenin 8. sırasında kayıtlı taşınmaz olduğunun alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği ancak 5737 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesindeki "halen tasarruflarında bulunma'' koşulunun ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.2. maddesi gereğince kabulü ile, kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; eski 15 56... parsel sayılı 103, 29... miktarlı arsa nitelikli taşınmazın kadastro çalışmalarında 25... yangın harita numarası verildiği halde belediyenin haiz olduğu selahiyete binaen hazırlaması lazım gelen yangın çap tevzii defterini tanzim etmemesi ve hangi gayrimenkule mukabil kime tahsisli ve ayrıca istihkak fazlası sahada olup olmadığının bilinememesi ve bugüne kadar yangın çapı veya belge ibrazı suretiyle hak iddia eden olmaması karşısında mücavir parsellere tatbik edilen tapu kayıtlarından istifade edilerek 25.2.322 tarih sahife 62, sıra 42, muamele 1616, umum 4348 tapu kaydına istinaden 2/4 payının ... oğlu ... ..., 1/4 payının .., 1/4 payının ...adlarına tespit ve tescil edildiği, dayanak kayıtta veya tespitte taşınmazda sinagog olduğuna ilişkin bir kayda rastlanmadığı, taşınmazın 01.02.1999 tarihli imar işlemi ile 30 44... parsel sayılı 1 06... miktarlı arsa nitelikli taşınmaza gittiği, 6 parselden gelen kısmının 13/17 paya isabet ettiği, 3/17 payın İsrail, 7/7 payın ... ve 3/17 payın ... adına oluştuğu, ... (Kapatılan Beyoğlu 2.) 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.05.1996 tarihli ve 1995/449 Esas, 1996/287 Karar sayılı kararı ile kayıt maliklerine ... Defterdarının kayyım tayin edildiği, ... (Kapatılan Beyoğlu 2.) 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.05.1998 tarihli ve 1997/685 Esas, 1998/246 Karar sayılı kararı ile ... tarafından kayyım ve Hazine aleyhine açılan davada 15 56... parsel malikleri bulunmadığı, 24.11.19 97... nolu mahlul kararı alındığı anlaşılmakla kayyımlık kararının kaldırılmasına taşımazın Hasköyde Elhaç Şaban Mescidi Şerifine İmam Olanlara Galle Tevliyeti Meşruta Vakfı adına tesciline karar verildiği, kararın deracattan geçerek 22.09.1999 kesinleştiği, ... (Beyoğlu 2.) 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.07.2000 tarihli ve 1997/734 Esas, 2000/388 Karar sayılı kararı ile davacı Vakıf tarafından ... ve kayyım aleyhine açılan davada, 15 56... parsele ilişkin taşınmazın 1936 beyannamesinde bulunduğu, namı müstear adına tescil edildiğinin iddia edildiği, talebin kadastro öncesi nedene dayalı olduğu gerekçesiyle Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmü uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği, kararın deracattan geçerek 07.02.2002 kesinleştiği, davacı Vakfın dava konusu taşınmaza ilişkin Vakıflar Kanunu kapsamında yaptığı başvuruların 28.12.20 10... sayılı ve 25.03.20 13... sayılı meclis kararları ile reddedildiği, keşfen taşınmaz üzerinde 3 katlı betonarme bina bulunduğu mesken olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 3. maddesinde cemaat vakfı, vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince tüzel kişilik kazanmış, mensupları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkiye'deki gayrimüslim cemaatlere ait vakıfları ifade ettiği; vakfiye tanımının da mazbut, mülhak ve cemaat vakıflarının malvarlığını, vakıf şartlarını ve vakfedenin isteklerini içeren belgeleri belirttiği; 1936 beyannamesinin tanımının ise cemaat vakıflarının 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince verdikleri beyannameyi ifade ettiği açıkça düzenlenmiştir. 5737 sayılı Kanun’un 12. maddesinde vakıfların mal edinebilecekleri, malları üzerinde her türlü tasarrufta bulunabilecekleri belirtilmiştir. 12. maddenin gerekçesinde de vakfın devamlılığının sağlanması açısından mülhak, cemaat ve yeni vakıflara başlangıçta özgülenen mal ve hakların değiştirilebilmesi imkanı sağlandığı, vakıfların sonradan edindikleri malları izin almaksızın yönetim organlarının kararıyla değiştirebileceklerine ilişkin hüküm getirildiği belirtilmiştir.

Anılan Kanun'un Geçici 7. maddesinde ise; “ Cemaat vakıflarının;

a) 1936 Beyannamelerinde kayıtlı olup halen tasarruflarında bulunan nam-ı müstear veya nam-ı mevhumlar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazlar,

b) 1936 Beyannamesinden sonra cemaat vakıfları tarafından satın alınmış veya cemaat vakıflarına vasiyet edildiği veya bağışlandığı halde, mal edinememe gerekçesiyle halen Hazine veya Genel Müdürlük ya da vasiyet edenler veya bağışlayanlar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazlar tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren onsekiz ay içinde müracaat edilmesi halinde Meclisin olumlu kararından sonra, ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat vakıfları adına tescilleri yapılır.” hükmü ile yeni düzenlemeler getirilmiştir.

Bundan başka 5737 sayılı Kanun'a 22.08.2011 tarihli 651 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 17. maddesi ile eklenen Geçici 11. maddesinde ise; “ Cemaat vakıflarının

a) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup malik hanesi açık olan taşınmazları,

b) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup kamulaştırma, satış ve trampa dışındaki nedenlerle Hazine, ..., belediye ve il özel idaresi adına kayıtlı taşınmazları,

c) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup kamu kurumları adına tescilli olan mezarlıkları ve çeşmeleri, tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren oniki ay içinde müracaat edilmesi halinde, Meclisin olumlu kararından sonra, ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat vakıfları adına tescil edilir.

Cemaat vakıfları tarafından satın alınmış veya cemaat vakıflarına vasiyet edildiği veya bağışlandığı halde, mal edinememe gerekçesiyle Hazine veya Genel Müdürlük adına tapuda kayıt edilen taşınmazlardan üçüncü şahıslar adına kayıtlı olanların Maliye Bakanlığınca tespit edilen rayiç değeri Hazine veya Genel Müdürlük tarafından ödenir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.” hükümleri yer almıştır.

Somut olayda ise 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun geçici 7. ve 11. maddelerine dayalı olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunulduğu gözetildiğinde, Bölge Adliye Mahkemesince yalnızca 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun geçici 7. maddesi a bendi uyarınca nam-ı müstear veya nam-ı mevhumlar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazlar yönünden halen tasarruflarında bulunma şartının gerçekleşmediği belirtilerek hüküm tesis edilmesi isabetli değildir.

Öte yandan, Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm kurmaya elverişli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir.

Şöyle ki, dosya arasına alınan 1936 beyannamesinin .. Cemaati Heyeti İdaresi tarafından verildiği, beyannamede 8. sırada ".." şeklinde beyan edildiği anlaşılmakla beyannamedeki isim ile davacı vakfın aynı olmadığı, bu husustaki çelişkinin giderilmediği, taşınmazın beyannamede bahsi geçen yer olduğuna ilişkin hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/734 Esas sayılı dosyasında alınan 08.05.2000 tarihli raporda Beyoğlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/754 Esas sayılı dosyasında beyanname ve eşhası hükmiye cetvellerinin incelendiği 15 66... parselde yangın öncesi Kordova Sinagogu’nun bulunduğunun belirtildiği, 1936 beyannamesi 8. sıradaki taşınmazın dava konusu 6 parsel ile 7 ve 8 parsellere isabet ettiği, .. Mahallesinin .. .. Mahallesi, eski .. .. sokağın yeni .. Sokak olduğunun tespit edildiği, ancak bahsi geçen Beyoğlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/754 Esas sayılı dosyasının dosya arasına alınmadığı, dosyada 19 Ağustos 1336 tarihli 29 adet taşınmazın yer aldığı hangi vakfa ait olduğu açıkça belirtilemeyen cetvelin ise davacıya ait olup olmadığı, dava konusu taşınmazın bu listede mevki ve sokakları belirtilen taşınmazlar arasında bulunup bulunmadığı belirlenmediği gibi, dava konusu taşınmazın beyannamede belirtilen yer olup olmadığının tereddütsüz olarak tespit edilemediği anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; öncelikle sunulan 1936 beyannamesinin davacı Vakfa ait olduğuna ilişkin çelişkinin giderilmesi, Beyoğlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/754 Esas dosyasının dosya arasına alınması, davacı Vakfın eşhası hükmiye cetvelinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, dava konusu 6 parsel ve komşu 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların birlikte değerlendirilmesi suretiyle mahallinde tekrar keşif yapılarak alanında uzman, öncekinden farklı, içinde vakıf konusunda uzman bilirkişilerin de yer aldığı heyetten alınacak rapor ile 1936 beyannamesinde belirtilen taşınmazla dava konusu taşınmazın aynı olup olmadığının belirlenmesi, davacı Vakıf lehine 5357 sayılı Vakıflar Kanunu'nun geçici 11. maddesi şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, taşınmazın hangi vakfa ait olduğunun toplanan ve toplanacak delillere göre belirlenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

Açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin değinilen yönlerden temyiz itirazlarının kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalıdan alınmasına, Dosyanın ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/4945, K. 2026/4685, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-4945-e-2026-4685-k-978aad46b22d