Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/205 E. 2026/1220 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/205
- Karar No
- 2026/1220
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/205 - 2026/1220
T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2024/205 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2026/1220
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I . İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/10/2023 ESAS-KARAR NO : 2023/190 E 2023/643 K
. DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 25/09/2026 YAZILDIĞI TARİH : 22/10/2026
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili, müvekkili ile ile Türkiye ... Bankası arasında 28/02/2011 tarihli Doğrudan Borçlandırma Sözleşmesi imzalandığını ve sözleşme hükümleri kapsamındaki fatura bedellerinin ödenmesi hususunda imzalamış bulundukları 20/12/2019 tarihli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi çerçevesinde garantör sıfatıyla T.C. ... Bankası yetkili kılındığını, ayrıca ilgili sözleşmeler kapsamında, ... Paslanmaz Saç ve Demir Çelik Mamulleri San. ve Tic. Ltd. Şti. firması tarafından düzenlenen fatura bedellerinin ödenmesi için 18/02/2020 tarihli Ödeme Talimatı ve Taahhütnamenin müvekkili ile banka arasında imzalandığını, davalı ... şirketinin müvekkiline KRF2021000000059 nolu ve KDV dahil 53.346,99 TL faturası sunmuşken, bankaya 4.220,77 USD döviz alacağı beyanında bulunduğunu, bankanın, döviz beyanını müvekkiline bildirmesi üzerine müvekkilinin fatura numarası ile içeriğinin uyuşmadığını, asıl faturanın 53.346,99 TL üzerinden kesildiğini, dolar üzerinden sunulan beyanı bankanın kabul etmemesini, kabul etmesi halinde oluşacak farktan müteselsilen sorumlu olacağını, bunun yerine asıl fatura olan TL faturasının ödenmesi gerektiğini bildirdiğini, davalı bankanın müvekkil şirketçe çekilen ödememe ihtarları ve DBS iptal talimatına rağmen usulsüz beyan edilen faturayı TL yerine dolar üzerinden ödediğini, böylece kur farkı adı ile 53.346,99 TL olarak kesilen fatura tutarının yeni bir kur işletilerek müvekkiline 76.541,54 TL'ye mal olduğunu, müvekkili hesabından hukuka, sözleşmeye ve faturaya aykırı bir şekilde fazladan tahsil edilen 23.194,55 TL'nin davalılardan talep edildiğini, ancak davalılarca herhangi bir ödeme gerçekleşmediğini, davalı şirketin haksız bir kazanç elde ettiğini ve muhatap bankanın da müvekkili şirketin her türlü haklarını ve ihtarlarını göz ardı ederek faturayı görmeden ödeme yaptığı için bu haksız kazanca sebep olduğunu belirterek şimdilik 23.194,55 TL bedelin temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanarak davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı banka vekili, davacı ile müvekkili banka arasında 28.02.2021 tarihinde Doğrudan Borçlanma Sistemi Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca ve davacının talebi ile ... Paslanmaz Saç ve Demir Çelik Mamulleri San. ve Tic. Ltd. Şti. firması tarafından düzenlenen fatura bedellerinin ödenmesi amacıyla davacı ile müvekkili banka arasında 18.02.2020 tarihinde ödeme talimatı ve taahhütname imzalanarak ilgili firmanın 0012001H001 abone numarası ile sisteme dahil edildiğini, DBS kapsamında KRF2021000000059 numaralı, 24.08.2022 vadeli 4.220,77 USD faturasının diğer davalı ... şirketi tarafından 08.08.2022 tarihinde sisteme yüklendiğini, 10.08.2022 tarihinde ise davacı tarafından müvekkiline hitaben bir dilekçe yazıldığını ve "Şubeniz nezdinde bulunan hesaplarımızdan ... Paslanmaz Sac ve Demir Çelik Mamülleri San. Ve Tic. Ltd. Şti. Firması ile yapmış olduğumus DBS kredi sözleşmemizin iptal edilerek işlemlere kapatılmasını rica ederiz." şeklinde bir taleple davacı tarafından DBS iptal sürecinin başlatıldığını, iptal süreci başlatılmadan önce limit dahilinde KRF2021000000059 numaralı, 24.08.2022 vadeli, 4.220,77 USD bedelli faturanın sisteme yüklenmiş olduğunun görüldüğünü, müvekkilinin, banka olarak ödemelere yalnızca aracılık ettiğini, bayi ile ana firma arasındaki ihtilaflarda karar verme yükümlülüğü ve esas itibariyle yetkisi de bulunmadığını, müvekkili bankanın yalnızca diğer davalı tarafından kendisine bildirilen bedel üzerinden mer'i mevzuat ve taraflar arasındaki sözleşmeler uyarınca işlem tesis ettiğini, dolayısıyla hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının bir zararı mevcut ise bile bunun sorumlusu ve talebinin muhatabının diğer davalı şirket olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkinin bir yıl kadar sürdüğünü ve bu ticari ilişkinin yıl sonu cari hesaplamasında davacının 31-12-2021 tarihi itibarıyla 4.220,77 USD kur farkı borcu olduğu taraflarca tespit edildiğini ve bu kur farkının ödenmesi için 53.346,99 TL olarak o günkü kurdan 4.220,77 USD davacıya fatura edildiğini, ancak davacının bu faturayı kabul edip defterlerine işlemesine karşılık 8 ay boyunca ödeme yapmamış olduğundan 08/09/2022 tarihinde kur farkı için güncelleme yapıldığını ve oluşan fark için 23.194,58 TL' lik ek fatura keserek davacıya gönderdiğini, daha sonra bu iki fatura ile bankaya müracaat ederek alacağı kur farkı banka tarafından müvekkiline 4.220,77 USD karşılığı ödendiğini, davacının burada ikinci faturayı kabul etmediğini, kur farkının ilk fatura ile kapandığını iddia ettiğini, ancak taraflar arasındaki alım satımın USD fiyatlamalı olup, ödemelerin de ödeme günündeki kurdan yapılacağını, davacının borcu olan kur farkına karşılık kesilen faturayı 8 ay boyunca ödememesi sonucu, USD kurunun arttığı gerçeği karşısında 8 ay sonra kesilen ek kur faturasının da ödenmesi gerektiğini gösterdiğini, davacının, her iki tarafın da imzasını içeren sipariş teyit formu ve davacının defterlerine işleyerek kabul ettiği faturalardaki şartlar ile piyasadaki satış şekli gereği USD üzerinden alım yaptığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından düzenlenip tebliğ edilen ve davalı tarafından kabul edilen fatura ve bilirkişi raporuna göre, davalı tarafından ödeme amacıyla USD olarak düzenlenen faturaların ödeme günü kur TL değerlerine göre hesaplanıp davalı borcundan düşülmesi gerektiği, bu kapsamda davacının TL olarak yaptığı ödemelerin Merkez Bankası döviz alış kuru üzeriden USD' ye çevrilerek davacı borcundan düşülmesi gerektiği ve davalı tarafça bu şekilde düşüm yapıldığı, taraflar arasındaki sözleşmede de kur farkı uygulanacağının belirlenmiş olduğu, taraflar arasındaki ödemelerin de sözleşmeye uygun yapıldığı, bu itibarla davalının fazla tahsilatının bulunmadığı ve bu kapsamda garantör ... Bankasının ödemesinin de yerinde olduğu bildirilerek davanın reddini istemiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İstinaf eden- davacı vekili tarafından; Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesis edildiği, yalnızca davalı ...’a ait kayıtlar incelenmek suretiyle karar verildiği, müvekkiline ait ticari defter ve kayıtların yerinin bildirilmesine karşın karşılıklı inceleme yapılmadığı, müvekkili ile davalı arasındaki ilişkinin TL üzerinden kurulduğu, faturanın da TL üzerinden ödendiği, kur farkına dair TL üzerinden düzenlenen faturanın sonrasında dolar üzerinden talep edilmesi ile müvekkillinin hak kaybına uğradığı, bankanın hatalı işleminin bulunduğu, ayrıca davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığı bildirilerek başvurulmuştur. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık kur farkı alacağının kapsamı ile bankanın sorumluluğu noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, davacı ile davalı ... A.Ş.arasındaki satım sözleşmesi kapsamında davalı ...’nun alacağını fazladan davalı bankanın sözleşme kapsamında sorumluluğuna aykırı davranışları nedeniyle tahsil ettiği iddiasına dayalı alacak davasıdır. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Davalı ... tarafından dosya kapsamına ibraz edilen davacının kaşe ve imzasının bulunduğu, müşteri sipariş formu başlıklı belge fotokopisi kapsamında satım sözleşmesi kurulduğu, yine davacı ile davalı banka arasında doğrudan borçlanma ve genel kredi sözleşmeleri imzalandığı dosya kapsamı ile anlaşılmış olup, davacı yanca davalı bankanın sözleşmeler kapsamında sorumluluğuna aykırı davranarak davacı ile davalı ... A.Ş.arasındaki satım sözleşmesi kapsamında davalı ... A.Ş.’ye fazladan ödeme yaptığından bahisle ... bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bulunan müşteri sipariş formu başlıklı belge fotokopisinin incelenmesinden fiyatların USD bazında gösterildiği, “faturalar, TCMB döviz kurları üzerinden hesaplanacaktır. Ödemeler, satış kontratı döviz cinsinden yapılmalıdır, farklı döviz cinslerinden yapılan ödemeler serbest piyasa satış kuru üzerinden dönülecektir. Satışlarımız USD/EURO para birimi bazında olup, ödeme tarihindeki kur ile fatura tarihi arasındaki kur farkı tarafınıza ve tarafımıza nakit yolu ile ödenmek üzere, hesaplanarak artı KDV fatura edilecektir” ifadelerinin yer aldığı anlaşılmıştır. Mahkemece davalı ... A.Ş.’ye ait ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılarak hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmiştir. Alınan bilirkişi raporunda 31/12/2021 tarihi itibariyle 7.803,53 USD davacı borcunun TL bazında 3 adet çek verilmek suretiyle ödendiği, çeklerin USD karşılıkları belirtilerek 22/02/2022 tarihi itibariyle 4.2020,77 USD davacı borcunun bulunduğu, 31/12/2021 tarihi itibariyle davalı ... A.Ş.’nin kur farkı açıklaması ile 53.346,97 TL bedelli fatura düzenlediği, 25/05/2022 tarihi itibariyle kur farkına ilişkin faturanın döviz kurundaki artış nedeniyle 76.541,55 TL olarak değerlendirilmesi gerektiği ve davacının fazladan bir ödemesinin olmadığı ifade edildiği anlaşılmıştır. Konunun anlaşılması bakımında yabancı para borçlarının çeşitleri ve ifası üzerinde durmak gerekmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 99. Maddesi- "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." düzenlemesini içermektedir. Yabancı para borçları, yabancı paranın mutlaka yabancı para birimiyle ödenmesinin gerekli olup olmadığına göre gerçek – gerçek olmayan yabancı para borçları olarak ikiye ayrılmaktadır. Buna göre yabancı para borçlarında borçlu kural olarak, borcunu borçlandığı yabancı para birimiyle değil, bunun TL karşılığını ödeyerek de borcundan kurtulabilir. Bu hususta bütün ülkelerin iç hukuklarında bu yönde düzenlemeler bulunmaktadır. Fakat borçluya verilen, yabancı para borcunu isterse ifa yerinin milli para birimiyle ödeme biçimindeki seçimlik yetki, emredici bir nitelik taşımaz. Taraflar dilerse, borcun mutlaka kararlaştırılan yabancı para birimiyle ifa edilmesi gerektiğini de kararlaştırabilirler. Mutlaka yabancı para birimiyle ifası gereken, borçlunun ifa yeri milli para birimiyle ödeme yapma yetkisinin bulunmadığı yabancı para borçları, gerçek, efektif yabancı para borçları olarak anılmaktadır. Borçlar Kanununun 99/II hükmünden, yabancı para borcunun, gerçek yabancı para borcu olarak kararlaştırılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. Bu tip yabancı para borçlarında borçlunun TL üzerinden ödeme teklifinde bulunması karşısında, alacaklının bu teklifi reddetmesi, bu davranışın dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı sürece onu alacaklı temerrüdüne düşürmez. Gerçek olmayan bir başka anlatımla mutlaka yabancı para birimiyle ifası gerekmeyen yabancı para borçları yönünden ise ifa 2. ve 3. Fıkralarda düzenlenmiştir. Öncelikle maddenin 2. Fıkrasında geçen "ödeme günü" borcun fiilen ödendiği günü değil, borcun vadesini yani muaccel olduğu günü ifade etmektedir. 2. Fıkra hüküm borçluya, yabancı para borcunu “ödeme günündeki” TL karşılığı üzerinden ödeme biçiminde bir seçimlik yetki vermektedir. Buna göre, borçlu kural olarak yabancı para borcunu dilerse aynen (yabancı para birimiyle), dilerse vade/ muacceliyet tarihi / ödeme tarihindeki TL karşılığı üzerinden ödeyebilir. Alacaklının bu aşamada borçlunun bu kararına karşı çıkma imkanı yoktur. Borçlunun TL ödeme teklifinin alacaklı tarafından reddi, alacaklıyı alacaklı temerrüdüne düşürür. Alacaklının, borcun yabancı parayla ödemesini isteme hakkı ise yoktur. 6098 sayılı yeni Borçlar Kanununun 99/III hükmü gereğince ise “borcun ödeme gününde ödenmemesi” üzerine alacaklının bazı seçimlik hakları ortaya çıkmaktadır. TBK 99/3. Fıkrasında geçen "Borcun ödeme gününde ödenmemesi"nin anlamı üzerinde de durmak gerekmektedir. Doktrinde 818 sayılı Kanunun 83/III hükmünde geçen vadede ödenmeme ifadesi, muacceliyeti değil, temerrüdü ifade eder. Buna göre, alacaklının seçimlik hakkının doğması için, borcun muaccel olması yeterli değildir, aynı zamanda borçlunun temerrüdünün de oluşması gerekir. Zira borcun muaccel olması üzerine ihtarda bulunmadığı için temerrüdün doğumunu sağlamayan alacaklıya, BK. m.83/III’deki ek olanaklarının tanınması gereksizdir. Bu nedenle temerrüt oluşmadığı sürece borçlu, gerçek olmayan yabancı para borcunu muacceliyet tarihindeki kur üzerinden ödeme yetkisini korur. Fakat ihtara gerek olmaksızın temerrüdün oluşacağı durumlarda, diğer koşulları da varsa muacceliyet ile temerrüt aynı tarihte ortaya çıkacaktır. (Yrd. Doç. Dr. .................., Yabancı Para Borçlarının İfası) şu haliyle borçlunun temerrüdü halinde artık TBK 99/3 maddesindeki seçimlik yetkiler alacaklıya geçmektedir. Sonuç olarak her ne kadar TBK 99 hükmü değişik ve birbiri ile çelişkili anlamalara müsait ise de 2, fıkradaki "ödeme günü" vade/muacceliyet tarihini, 3. Fıkradaki “borcun ödeme gününde ödenmemesi" kavramı ise borçlunun temerrüde düşmesini karşıladığı kabul edilmektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 215. Maddesi "1. Bu Kanuna göre tutulacak defter ve kayıtların Türkçe tutulması zorunludur. Ancak, Türkçe kayıtlar bulunmak kaydıyla defterlerde başka dilden kayıt da yapılabilir. Bu kayıtlar vergi matrahını değiştirmeyecek şekilde tasdik ettirilecek diğer defterlere de yapılabilir. 2. a) Kayıt ve belgelerde Türk para birimi kullanılır. Belgeler, Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla, yabancı para birimine göre de düzenlenebilir. Şu kadar ki yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen belgelerde Türk parası karşılığı gösterilme şartı aranmaz." düzenlemesini içermektedir. Bu durumda Türk parası karşılığını göstermek şartıyla yabancı para biriminde göre fatura düzenlenmesinde herhangi bir usulsüzlük ve mevzuata aykırılık yoktur. Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Kur farkı alacağının istenebilmesi için, taraflar arasında kur farkının ödeneceğine ilişkin bir sözleşmenin veya dövize endeksli bir ticari ilişkinin bulunması gerekir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2008/6163 E-2008/7544 K sayılı kararı) Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak Türk Lirası olarak istenebilir. Kur farkı düzenlenen temel ilişkide ise asıl alacak miktarı döviz olarak aynı kalmaktadır. Yabancı para cinsinden olan borcun, TL üzerinden düzenlenen çek ile ödenmesi halinde ise kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edileceğinden alacaklı artık kur farkı isteminde bulunamayacaktır. Ancak taraflar arasında kur farkının ödeneceğine yönelik oluşan teamül gereği kur farkı istenebilir. Bu genel açıklamalardan sonra davacı ile davalı ... A.Ş.arasında satım sözleşmesi bulunduğu, yabancı para cinsinden ticari ilişkini kurulduğu, faturalarında TL karşılığı gösterilerek USD cinsinden düzenlendiği, sözleşmenin ödeme koşullarına ödemenin aynen yapılacağı veya bu anlama gelen herhangi bir ibare bulunmadığı anlaşılmakla borcun gerçek olmayan yabancı para borcu olduğu temerrüde düşmediği müddetçe yabancı para borcunu muacceliyet/vade/ödeme günündeki kur üzerinden ödeme yetkisinin borçluda olduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. maddesi "... (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır...." hükmünü havi olup bu hüküm uyarınca ticari defterlerin delil olabilmesi için her iki tarafın defterlerinin birbirini teyit etmesi ve taraf defterlerinin birbirini doğrulaması gerekir. Somut olayda ise Mahkemece, yukarıda bahsi geçen yasa maddeleri bir bütün olarak değerlendirilerek taraflar arasındaki yabancı para cinsinden kurulan sözleşmenin ifası da bir bütün halinde değerlendirilerek tarafların ticari kayıt ve belgeleri karşılıklı olarak incelenerek davalı ... A.Ş.’nin kur farkı alacağı talep edip edemeyeceği, edebilir ise bu kapsamda ne kadar bir alacak talebinde bulunabileceği belirlenmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesis edilmesi doğru değildir. Mahkemece yukarıda yapılan inceleme sonucunda davalı ... A.Ş.’nin davacıdan kur farkı adı altında fazla bir tahsilat yaptığının belirlenmesi halinde, bankacılık konusunda uzmanlığı olan bir bankacı bilirkişi vasıtasıyla davacı ile davalı banka arasındaki doğrudan borçlanma sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesi, ihtarnameler vs. bir bütün halinde değerlendirilerek banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle davalı bankanın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/190 Esas, 2023/643 Karar ve 26/10/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davacıya İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 25/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."