İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/645 E. 2025/846 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/645
Karar No
2025/846
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/645 Esas - 2025/846

TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/645 Esas KARAR NO : 2025/846

...

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/09/2024 KARAR TARİHİ : 21/11/2025 GEREKÇELİ KARAR TARİH : 21/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin davacıdan 2 adet ... kodlu Rezistans termometre, 4 adet .... hizmet kodlu Rezistans Termometre ve 10 adet ...kodlu Mineral İzoleli Termokupl malzemeleri satımı konusunda anlaştığını, davalı tarafın 20.03.2024 tarihinde ilgili malların sevkiyatını yaptığını ve tesliminin gerçekleştiğini, e- fatura olan ilgili mallara ilişkin 82.228,80.-TL tutarlı 15.03.2024 Tarihli .... numaralı faturanın tanzim edildiğini ve ilgili faturanın e - fatura olması nedeniyle davalı şirketin sistemine düştüğünü ve taraflarınca da ayrıca gönderildiğini, satım konusu malların kargo ile Gönderi Belge Numarası ...Gönderi Kodu ile önce ...şahıs adına gönderildiğini, daha sonra faturanın ... Madenciliğe gönderildiğini, teslim alan kişinin ...Tc kimlik no ile teslim aldığını, davacı şirket tarafından ödeme konusunun defalarca hatırlatıldığını ancak, davalı şirket tarafından ekonomik sıkıntılar bahane gösterilerek ödeme konusunda davacı şirketin oyalandığını, taraflarca yapılan görüşme sonrasında ödeme gecikmesi nedeniyle davalı şirketin kur farkı faturasının kesilmesini kabul ettiğini, buna ilişkin olarak da davacı şirket tarafından 15.085,04.-TL 25.07.2024 tarihli .... numaralı vade farkı faturası tanzim edildiğini ancak, davalı şirketin satım konusu olan malların bedelini ve geç ödeme nedeniyle kur farkı faturası bedelini buna rağmen halen ödemediğini, davalı/borçlunun, borcunu ödemediği için hakkında ....Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi açılmış olup icra takibine karşı, borçlu/davalı tarafından itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, dava konusu malların davalıya teslim edildiğini, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle, davalı/borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı/borçlunun takip konusu alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, dava dilekçesinde faturalardan bahsettiğini ve alacağını ona dayandırdığını, aleyhe kabul anlamına gelmemekle birlikte, iki taraf arasında bir ticari ilişkinin varlığı kabul edilse dahi burada davalı şirket ile takip alacaklısı davacı arasında cari işleme dayalı bir ticari ilişki söz konusu olacağını, davacının yaptığı gibi belirli faturaların alacak kalemleri içerisinden çekilerek takibe konu edilmesinin mevcut ticari ilişkinin olağan akışına aykırı olduğunu, davalı şirket tarafından davacıya çeşitli ödemeler yapıldığını, söz konusu ödemelere ilişkin kayıtların ticari defterlerde bulunmakta olup, ticari defter ve kayıtların bilirkişi vasıtasıyla incelenmesi neticesinde bu hususların ortaya konulacağını, bu nedenle, anılan ödemelerin cari hesaptan düşülüp düşülmediği, faturaların hangi tarihte ve kim imzasına teslim edildiği, faturaların içeriği ve fatura karşılığı yapıldığı iddia edilen mal veya hizmet tespitine ilişkin bilgi bulunmadığı ve bu doğrultuda net bir cari hesap bakiyesi ortaya konulamadığından takibe konu borca itiraz zarureti hasıl olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle, öncelikle davanın usul ve esas yönlerinden reddine, tüm beyanlar doğrultusunda davacının davasının ve taleplerinin reddine, vaki takibin iptaline, davacı aleyhine takip konusu alacağın % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER -... Esas sayılı takip dosyası, -BA/BS formları, -Ticari defter, -Talimat mahkemesince aldırılan bilirkişi raporu, -Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Davalının icra takip dosyasına ve Mahkememiz dosyasına yapmış olduğu yetki itirazının incelenmesinde; HMK'da belirtilen yetki kuralları İİK 50 madde uyarınca ilamsız icra takiplerinde de uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesine yetkisine yönelik itirazlar öncelikle incelenmelidir. HMK'nun 6. maddesine göre ilamsız icra da genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Bu durumda alacaklı kendi yerleşiminde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir. (...) Yukarıdaki bilgiler ışığında; davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacının yapmış olduğu satıma ilişkin fatura düzenlendiği ve bedelinin ödenmediği belirterek iddia olunan alacağın tahsiline yönelik takip başlatmıştır. Davalıya ilamsız icra takibine dayanan örnek:7 ödeme emri gönderilmiştir. Davacı tarafça sunulan dava dilekçesi, davalı tarafça sunulan ödeme emrine yönelik itiraz dilekçesi ve dosyadaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki akdi ilişkinin inkar edilmediği anlaşılmakla ve açıkça sözleşmenin ifa edileceği yer belirtilmediğinden davacı kendi yerleşim yeri olan icra dairesinde de takip yapabilecektir. İş bu nedenle davalı tarafça sunulan yetki itirazının dosya kapsamına uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim faturaya dayalı para alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takiplerine yönelik itirazın iptali isteminin alacaklının ikametgahı mahkemesinde görülebileceği .... sayılı ilamlarında da belirtilmiştir. Açıklanan nedenlerle davalının yetkiye yönelik itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalının borca, faiz oranı ve işlemiş faize itirazlarının incelenmesinde; Davacı vekilince açılan dava ile, taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisinden kaynaklı olarak tanzim edilen faturalar ve cari hesap nedeniyle davalı tarafın satın aldığı mallardan ötürü 82.228,80 TL ve 15.085,04.-TL bedelli 2 adet faturadan kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine davalı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığı, ancak davalının haksız şekilde icra takibine itiraz ettiği belirtilerek itirazın iptali talepli işbu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.

Takibe konu faturalardan birinin kur farkı nedeniyle oluşturulan fatura olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, benzer bir dosyada .... Karar sayılı emsal ilamında; "...Mahkemece, taraflar arasında kur farkı talep edilebileceğine yönelik bir anlaşma veya fiili uygulama bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm Dairemizin 09/09/2015 gün ..... Sayılı ilamı ile 'Dosyaya ibraz edilen satım konusu mallara ilişkin bazı faturaların bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere bedellerinin öncelikle yabancı para cinsinden gösterildiği ve Vergi Usul Kanunu'ndaki zorunluluk nedeniyle Türk Lirası üzerinden düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafın bu faturalara itiraz ettiğine yönelik bir savunmasına rastlanılmamıştır. Bu durumda bedeli yabancı para olarak gösterilen faturalar yönünden akdi ilişkinin yabancı para cinsinden kurulduğunun kabulü gerekir. Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın istenebilmesi için uygulama yada teamül aranmaz..." gerekçesine yer verilmiştir. Şu halde mahkeme tarafından sipariş formu ile taraflar arasında kurulan ticari ilişkinin yabancı para üzerinden kurulmuş olduğunun kabulü ile bilirkişi raporunda tespit edilen 213.933,69 TL alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi gerekir iken dosya kapsamına uymayan gerekçelerle sipariş formu değerlendirilmeksizin verilen karar isabetli görülmemiş, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir." hükmüne yer verilmiş olup, buna göre Mahkememiz dosyasında davacı tarafça sunulan sipariş mailleri ve sipariş sözleşmeleri dikkate alındığında yabancı para üzerinden ticari ilişkinin kurulmuş olduğu değerlendirilerek davalı tarafça süresi içerisinde ödeme yapılmaması halinde davacının kur farkına ilişkin fatura düzenleyebileceği kanaatine varılmıştır. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış olup talimat mahkemesince aldırılan 09/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafça düzenlenen 15.03.2024 ve 25.07.2024 tarihli iki fatura (toplam 97.313,84 TL) davalının yevmiye ve kebir defterlerine işlendiği, bu faturaların karşılığında herhangi bir ödeme kaydına veya mahsup kaydına ulaşılamadığı, kur farkı faturasına ilişkin sözleşmesel ya da yazılı bir mutabakat kaydı bulunmamakla birlikte, faturanın kayıtlara geçmiş olmasının taraflar arasında bu kalem konusunda fiili bir kabul olduğuna işaret ettiği, Defterler, Vergi Usul Kanunu ve TTK hükümlerine uygun biçimde elektronik olarak düzenlendiği ve zamanında oluşturulduğunun görüldüğü, bu haliyle, davacının, davalıdan 97.313,84 TL tutarında bir alacağının bulunduğu ve bu alacağın ticari kayıtlara yansımış olduğu, açıklanan nedenlerle 97.313,84 TL tutarındaki alacak kaleminin cari hesapta mevcut olduğu belirtilmiştir. Mahkememizce aldırılan 07/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda ise özetle; Davada, davacı şirket ile davalı arasında ticari nitelikte mal satım sözleşmesi bulunduğu, davalı tarafın malları teslim almasına rağmen bedelini ödemediği, asıl alacak yanında taraflar arasındaki sözleşme gereği vade farkının da ödenmesi gerektiği ileri sürülerek itirazın iptali davasının açıldığı, davacı şirketçe, ....Numaralı vade farkı faturasına ilişkin alacak talebinden ibaret olduğu, davacı şirket ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı şirketin 2024 yılına ait ticari defterlerinin E- Defter olduğu ve yasal süresi içerisinde beratlarının alındığı, davacı şirket tarafından davalıya 2 adet toplam 97.313,84.-TL tutarında fatura düzenlendiği ve ilgili faturaların davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirketin davalıdan yaptığı herhangi bir tahsilata rastlanmamakla, davacı şirketin (14/08/2024 takip tarihi) itibari ile 97.313,84.-TL tutarında davalı şirketten alacaklı olduğu, davalı şirket ticari defter ve kayıtlarına göre ise davacı tarafça düzenlenen 15/03/2024 ve 25/07/2024 tarihli 2 faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturaların karşılığında herhangi bir ödeme kaydına veya mahsup kaydına ulaşılamadığı, davalının 97.313,84 TL tutarında davacı şirkete borçlu olduğu, bu borcun davalının ticari kayıtlarına da yansımış olduğu taraflar arasında gerek dava ve takip konusu faturalar, gerek ödeme/tahsilat, gerekse de cari borç/alacak yönünden uyuşmazlık bulunmadığı, taraf ticari defterlerinin birbirini doğrular nitelikte olduğu belirtilmiştir.

Davacının icra inkar tazminatı talebi hakkında, benzer bir dosyada.... K sayılı kararında "....İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (... sayılı ilamında bu husus; "...Likid alacak bakımından aranan “borçlunun, talep edilen alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmesi veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda olması; bu bağlamda alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmaması, diğer bir anlatımla borçlunun, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması” ölçütü birçok tartışmayı sona erdirmekle beraber, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesinin, alacağın likid olup olmadığı ile ilgili başlı başına bir kıstas olarak kabul edilmesi de doğru değildir. Çünkü mahkeme uygulamasında “hesap işi”, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerden olduğundan borçlunun, kendi başına hesaplayabilecek durumda olduğu asıl alacak ve temerrüt faizine itiraz etmesi hâlinde, mahkemenin, alacaklının alacağının miktarını, bizzat tespit etmeyip bilirkişi vasıtasıyla belirleyeceğinden, likid olan bir alacağın sırf bilirkişi incelemesi yapıldığı gerekçesi ile likid sayılmaması doğru olmayacaktır (.... Karar sayılı kararı)." şeklinde açıklanmıştır. Takibe konu alacak davacı tarafından verilen hizmete ilişkin faturaya dayalı likit bir alacak olup davalı vekilinin bilirkişi incelemesi yapılmış olması nedeniyle alacağın likit olmadığı yönündeki itirazları yerinde görülmemiştir." denilmiştir. Bu durumda, taraflar arasındaki ticaretin 2024 yılında başladığı, davacı tarafın 2024 yılında 2 adet KDV dahil toplam 97.313,84 TL tutarında fatura düzenlediği, davalı tarafından davacıya yapılan herhangi bir ödemeye rastlanılmadığı, bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere davacı tarafın davalıdan takip tarihi itibariyle toplam 97.313,84 TL alacaklı bulunduğu, haksız görülen itiraza binaen davacı yararına icra inkar tazminatı verilmesi gerektiği, fakat davalının icra takibinden önce temerrüte düşürüldüğü belgelendirilmediğinden davacının temerrüt faizi isteminin yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile, davalı borçlunun.... Esas sayılı takip dosyasındaki itirazının 97.313,84 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağın likit olduğu anlaşılmakla hükmedilen 97.313,84 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 19.462,77 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden alacağın mevcudiyeti ve miktarı yapılan yargılama sonucunda belirlendiğinden ve davacının kötü niyeti ispat ve tespit edilemediğinden davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı borçlunun .... Esas sayılı takip dosyasındaki itirazının 97.313,84 TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Alacağın likit olduğu anlaşılmakla hükmedilen 97.313,84 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 19.462,77 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, 3-Reddedilen kısım yönünden yasal şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 4-Kabul edilen 97.313,84 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 6.647,50 TL karar ve ilam harcından, başta alınan 1.962,20 TL peşin harcın düşümü ile bakiye 4.685,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı ve 1.962,20 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.389,40 TL harcın davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafından yapılan 150,00 TL posta ve tebligat gideri ile 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.650,00 TL yargılama giderinin, kabul oranına göre hesaplanan 6.480,00 TL'sinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, bakiye kısmın DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/1. uyarınca kabul edilen 97.313,84 TL üzerinden takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2. uyarınca reddedilen 17.585,44 TL üzerinden takdir edilen 17.585,44 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, 9-Arabuluculuk ücreti olarak suç üstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul oranına göre hesaplanan 3.049,01 TL'sinin davalıdan, bakiye 550,98 TL'sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 10-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/11/2025

...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/645, K. 2025/846, T. 21.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-645-e-2025-846-k-008fbc47cc29