İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/21 E. 2024/661 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/21
Karar No
2024/661
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/21 Esas - 2024/661 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/21 Esas KARAR NO : 2024/661

DAVA : Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi) DAVA TARİHİ : 10/01/2024 KARAR TARİHİ : 03/10/2024 GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 01/11/2024

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirketin % 20 oranında pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 28/12/2023 tarihli, 2022 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı öncesinde 27/12/2023 tarihinde şirket merkezinde TTK 437.maddesi uyarınca inceleme hakkını vekili vasıtasıyla kullandığını, bu inceleme neticesinde cezai ve hukuksal açıdan sorumluluk doğurabilecek bir takım usul ve yasaya aykırı işlemlerin müşahede edildiğini, bağımsız denetçi raporunda yer alan bilgilerin güvenilirliğinin sorgulanabilir nitelikte olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle ilgili genel kurul toplantısında davacının TTK 438.maddesi uyarınca özel denetim yapılması ve denetçi ataması yapılması yönünde genel kurulda istemde bulunulduğunu ancak bu talebin genel kurulda oy çokluğu ile reddedildiğini belirterek, TTK 439.maddesi uyarınca davalı şirketin zarara uğratıcı işlemlerinin engellenmesini sağlamak amacıyla "1.a- .... A.Ş. firmasının devralmasıyla ilgili toplamda yatırım teşvik belgesiyle 67 milyon liralık bir sabit yatırım yapılmasının planlandığı ve bu plana ilişkin verilere raporda yer verilmesine rağmen bu yatırımların yerindenliği ve uygunluğu hakkında somut bir belirlemeye dayalı değerlendirme olmadığı, 1.b- Raporun yaklaşık 40 sayfalık kısmının “Finansal Tabloların Sunumuna İlişkin Esasları”n aktarımından oluştuğu, raporun toplamda ise yaklaşık 65 sayfalık kısmının sadece tanımlama ve usul ve esas aktarımından oluştuğu, bu haliyle şirket ve şirketin bağlı, ilgili ve iştiraki olduğu şirketlere yönelik somut ve detaylı bir aktarım yapılmamış olduğu, 1.c- 2022 yılı gelirlerinin %93,68’lik kısmının ana faaliyet konusu olan elektrik satışlarından, kalan %6,32’lik kısmının (2021 yılında ise yaklaşık %95’e %5) tıbbi atık toplama ve bertaraf ile ilgili diğer gelirlerden oluştuğu belirtilmesine rağmen, giderlerdeki artışların gelirlerle orantılı ve ilişkili şekilde artıp artmadığı yönünde bir değerlendirme bulunmadığı, 1.d- İlgili ve ilişkili şirketlerin alımlarının birbirleri arasındaki alımlar açısından transfer fiyatlaması ve alım tutarlarının farklılık arzetmesi konusunda da bir açıklamanın yapılmamış olduğu, Örneğin; ... firması ilgili şirketlerin en yüksek alımın yapıldığı firma olup, 586.925,594 TL firmadan alımın olmasına karşılık bu denli bu firmadan diğer firmaların alım yapma neden ve gerekçelerinin açıklanmamış olduğu, 1.e- Özellikle giderler açısından da alınan yönetim ve genel kurul kararlarına atıf yapılarak giderlerin uygunluğunun değerlendirilmemiş olduğu, Örneğin; 2022 yılında 2.830.318,32 TL tutarında huzur hakkı ödemesi, 2021 yılında ise 2.020.063 TL huzur hakkı ödemesi yapılmasına karşılık ödemelerin hangi kararlara istinaden yapıldığı ve bu kararlara göre uygun ödeme gerçekleşip gerçekleşmediğinin somut aktarımlarla değerlendirilmediği, 1.f- Ana ve ilgili şirketlerin bankalarda bulunan varlıklarının şirketin lehine olarak kullanılıp kullanılmadığının da değerlendirmeye tabi tutulmadığı, şirket yönetiminin bu konuda zaafının bulunup bulunmadığının da değerlendirmeye tabi tutulmadığı Örneğin; Bankalar hesabında bulunan 2022 yılında 148 milyon TL, 2021 yılında ise 121 milyon TL tutarlarının neden gelir getirebilecek şekilde kullanılmak yerine (veya kullanılmış ise nasıl kullanıldığı) nakit tutulduğunun değerlendirmeye tabi tutulmadığı, 1.g- Ödemeler ve tahsilatlarda, 213 sayılı VUK kapsamında tevsik zorunluluğuna uygun hareket edilip edilmediği, banka hesap hareketlerinin yasal defter kayıtlarıyla uyumlu olup olmadığının belirlenmediği, bu haliyle finansal verilerin bir bütün olarak incelemeye tabi tutulmadığı, 1.h- Yatırımın başlangıçta elde etme maliyeti ile muhasebeleştirildiği ve sonrasında bu tutarın yatırım yapılan işletmenin net varlıklarında yatırımcı işletmenin payına düşen kısmı yansıtacak şekilde düzeltildiği özkaynak yöntemiyle değerlendirme şeklinde değerlendirmesi yapılan iştiraklerin bu değerlendirmelerin hesaplamalarının doğru yapılıp yapılmadığına dair somut bir veriye dayalı değerlendirme yapılmamış olduğu, Örneğin; ... A.ş: %50, ... A.Ş. %40 pay ile iştirak edilmiş ve özkaynak yöntemiyle değerlendirme yapılmış olup, 2021 yılında 9 milyon, 2022 yılında ise 6 milyon hesaplama gerçekleştirilmesine rağmen bu hesaplamaların doğruluğu konusunda somut verilere dayalı değerlendirme ve tespit yapılmamış olduğu, 1.ı- 2021-2022 yılı arasında 276 milyona yakın bir makine, tesis ve cihaz alımı olmasına rağmen bu hususta denetim raporunda hangi alanlarda ve hangi faaliyetlerin yürütülmesiyle ilgili yatırımın yapıldığına dair aktarım gerçekleştirilmemiş olduğu ve bu haliyle yatırımların verimliliği ve etkinliği konusunda da raporun değerlendirme ihtiva etmediği, 1.j- Finansal tablo verileri incelendiğinde, bağımsız denetim raporunun konsolide finansal durum tablolarındaki rakamlar ile detayının aktarıldığı ifade edilen kısımlar arasında farklılıkların olduğu, bu farklılıkların kaynağının da raporda açıklanmadığı tespit edilmiş olup, bu haliyle raporun incelenmesinin kalemler bazında anlaşılırlığının ve incelenebilirliğinin engellenmiş olduğu, Örneğin; denetim raporunun 7. Sayfasında yer alan uzun vadeli yükümlülüklerin rakamsal büyüklüğü 2021 yılında 431.470.536,00 TL, 2022 yılında ise 460.059,428,00 TL gösterildiği, aynı verilerin raporun 57. Sayfasında sırasıyla 2021 yılı açısından 434.015,032,00 TL, 2022 yılı açısında ise 460.193,789,00 TL olarak gösterildiği, ancak raporda çelişkinin gerekçelerinin açıklanmamış olduğu, aradaki farkın 7. Sayfada uzun vadeli yükümlülükler kısmında diğer borçlar, şeklinde belirtilmesine karşılık, 57. Sayfasında Kiralama yükümlülüğü adı altında yer alan tutarlardan kaynaklandığı anlaşılmakta ise de, bu yükümlülüklerin anlaşılır kılanabileceği şekilde raporda açıklamalarının aynı giderle ilgili olduklarının belirtilmemesinden ötürü finansal tabloların ve bu yolla denetim raporunun anlaşılırlıktan uzak bir yaklaşım tarzıyla düzenlendiğini gösterdiği, 1.k- Raporun 63. Sayfasında net dönem karlarının her yıl %5 yasal yedek çıktıktan sonra %5 lik kısmının ortaklara pay dağıtımının en az yapılması gerektiği belirtilmesine rağmen, bu dağıtımın yapılmadığı gibi, bu hususta denetim raporunda, herhangi bir değerlendirmede yapılmamış olduğu, 1.l- Denetim raporunda giderler açısından detaylı bir tespitlerinde yapılmadığı gibi, çıplak gözle dahi görülür nitelikte olan bazı gider kalemlerindeki bariz oransal artışın dahi değerlendirmeye tabi tutulmadığı, Örneğin; raporun 64. Sayfasında 2021 yılında genel yönetim giderleri 56.399,769 TL olduğu, bu tutarın 2022 yılında yaklaşık %100 artışla 110.364.438,00 TL’ye çıktığı, bu yükselişe yönelik analiz yapılmadığı gibi, gider türlerinin ayrıntısı açısından Bakım onarım giderlerinde 1.337.384,00 TL olan 2021 yılı tutarının 2022 yılında 3.942.037,0= TL gibi yaklaşık %300 artış göstermesi, diğer gider olarak normal süreçte tanımlanamayan bir kısım küçük giderlerin yer aldığı hesabın 2021 yılında 4.141.491,00 TL gibi çok yüksek olmasına karşılık, 2022 yılında ise 8.238.489,00 TL gibi %100’ün üzerinde ciddi bir artış gösterdiği, Diğer Olağandışı Gider ve Zarar tutarı 2021 yılında 46.960.733,00 TL iken, 2022 yılında yaklaşık %500 artış ile 212.869.278,00 TL’ye yükseldiği, bu artışın kaynağının ve gerekçelerinin de irdelenmediği, bu haliyle giderler açısından bilgilendirici ve açıklayıcı raporun bilgi içermediği görülmüş olup, sonuç olarak Bağımsız Denetim Raporunun ana ve ilişkili firmaların mali durumunu detaylı aktarır yönünün olmadığı, aktarılan örneklerden de birçok hususta TCK kapsamında suç niteliği arzedecek eylemlerde bulunulmuş olma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu ve müvekkilin ortağı olduğu davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin ve bağımsız denetçinin hukuki sorumluluklarının olduğu anlaşıldığından şirket yönetim kurulu ile bağımsız denetçinin ibra edilmemesi yönünde müvekkil muhalif oy kullanmıştır." hususlarında şirkete özel denetçi atanmasını, atanan özel denetçinin TTK 441.maddesi kapsamında tam yetki ile görevlendirilmesini ve TTK 442.maddesi uyarınca yukarıda belirtilen hususlarda ayrıntılı bir rapor tanzim etmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili mahkememizin 03/10/2024 tarihli celsesinde; "İlgili Genel Kurul Toplantısından 1 gün önce .... yer alan bilirkişiler eşliğinde davalı şirkette bilgi ve belgelerin incelemesini gerçekleştirdik. Hali hazırda elimizde 2019 ve 2020 yılları bağımsız denetim raporları bulunduğu için incelemeye hazırlıklı gidilmişti. İlgili Genel Kurul Toplantısına müvekkilimi temsilen Av. .... olarak bizzat katıldım. Genel Kurul gündem maddelerinin görüşülmesine geçmeden önce söz alarak beyanda bulunduk. Özel Denetçi atanması talebimizin içeriğine ilişkin beyanda bulunduğum sırada divan başkanı söz alarak şimdi özel denetçi atanması talebinin gündeme alınmasının oylanmasına, devamında talebimizin yazılı olarak zapta geçirilebileceğine yönelik teklifte bulundu. Bu teklif tarafımızdan kabul edilerek özel denetçi atanması talebinin gündeme alınmasının oylanmasına geçildi. Toplantı sona erdikten sonra benim divan başkanına atmış olduğum mail içeriği toplantı tutanağına benim de bulunduğum ortamda geçirilmiştir. Mailin gönderildiğine dair çıktıyı mahkemenize sunarız. Mail eki şuan yanımda değildir ancak mail içeriği aynen tutanağa aktarılmış ve yazımız kesilerek tutanağa yapıştırılmıştır. Davalı şirket büyük karlılık rakamlarına ulaşmış olup müvekkil şirket iş ve işlemlerinden bilinçli olarak uzaklaştırılmak istenmektedir. Buna karşın müvekkile yöneltilen bu tutumdan sonra şirket nezdinde yeni proje ve saha oluşturulmamıştır. Sunduğumuz rapor kapsamında TTK 439 Anlamında ikna edicilik şartının bu şekilde gerçekleştiğini mahkemenizin taktirine sunarız. Müvekkilin 2018 yılında davalı şirketten ayrılmasından sonra davalı şirketin gerçekleştirdiği güncel proje ve saha bulunmadığı için ticari sır vasfında bir bilginin bulunmasınında mümkün olmadığını mahkemeniz takdirine sunarız." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 28/12/2023 tarihli 2022 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında gündemin 3.maddesinden sonra diğer maddelerin görüşülmesine geçilmeden önce davacının vekilinin söz alarak olağan genel kurul toplantısı gündeminde yer alan, henüz görüşülmemiş diğer tüm maddelere ilişkin peşin muhalefette bulunduğunu ve bu peşin muhalefet şerhi içerisinde özel denetçi tayini talep ettiğini, yapılan genel kurul oylamasında ise özel denetçi tayini talebinin koşulları oluşmadığından genel kurul tarafından talebin reddine karar verildiğini, davacının TTK 438.maddesi gereği özel denetçi tayini talebi öncesinde yapılması gereken bilgi alma ve inceleme hakkını önceden kullanmadığını, öte yandan davacı tarafça genel kurula peşin muhalefet uygulandığından geçerli bir oyun kullanılmadığını, davacının dava dilekçesi ve ekinde yer alan özel mütalaada iddia ettiği hususların soyut ve gerçeğe aykırı olduğunu, TTK 438.maddesindeki şartları taşımadığını, davacının haksız ve kötü niyetli olarak şirketin yönetimsel ve mali anlamda bilgi ve belgelerini el geçirerek, aynı konuda faaliyet gösteren şirketlerinde, ticarisel niteliğindeki bu bilgileri kullanmak amacında olduğunu belirterek, davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddini, mümkün olmadığı taktirde davanın esastan reddini savunmuştur. Davalı vekili mahkememizin 03/10/2024 tarihli celsesinde; "Özel denetçi atanması talebi ile davacı taraf Genel Kurul Toplantısına katılmış ancak bundan önce bilgi alınmak istenen konularda şirkete soru yöneltilmemiştir. Bu halde bilgi edinme hakkının gereği gibi kullanılmadığı kabul edilmelidir. Öte yandan davacı vekilinin beyanının aksine özel denetçi talebi gündeme alınmış, oylanmış ve özel denetçi atanmamasına karar verilmiştir. Bağımsız denetime tabi şirketimizde düzenli olarak bağımsız denetim raporları alınmaktadır. Davacının şirketten uzaklaştırılması tek başına özel denetçi atanmasına sebep değildir. Davacı vekilinin bahsettiği üzere şirketimiz karlılık gösteren bir şirket olup bu halde kötü yönetimden bahsedilmesi mümkün değildir. Davacının 2018 yılında davalı şirket yönetiminden ayrılmasını takiben aynı sektörde faaliyet gösteren başka şirketler kurması nedeniyle talep edilen evrakların ticari sır kapsamında değerlendirilebileceğini mahkemeniz taktirine sunarız." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı şirket temsilcileri mahkememizin 03/10/2024 tarihli celsesinde; "Genel Kurul Toplantısında yaklaşık 17 gün önce şirketimiz tarafından davacının incelemesi için tüm evraklar hazır edilerek davacıya bildirildi. Kanımızca kendileri uygun olmamış olacak ki Genel Kurul Toplantısından 1 gün önce şirket merkezinde ilgili evrakları şirket mali müşaviri ile birlikte incelediler. Genel Kurul Toplantısında davacı özel denetçi atanması talebinde bulundu. Genel Kurul'da şirketimize yöneltilen bir soru bulunmamaktadır. Nitekim %80 ortak olarak ibra edilmedik ve devamında eldeki dava açıldı." şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun 438 ve 439 maddeleri uyarınca özel denetçi atanması istemine ilişkindir. Taraflarca usulüne uygun dayanılan deliller toplanmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun 438.maddesi uyarınca her pay sahibi, pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olduğu takdirde ve bilgi alma veya inceleme hakkı daha önce kullanılmış olmak kaydıyla, belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulmasını, gündemde yer almasa bile, genel kuruldan isteyebilir. Türk Ticaret Kanunu'nun 439.maddesi uyarınca genel kurulun özel denetim istemini reddetmesi halinde sermayenin en az onda birini oluşturan pay sahibinin üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atamasını istemesi mümkündür. Bu halde özel denetçi atamasını isteyen talep sahibinin; kurucuların veya şirket organlarının, kanunun veya esas sözleşmeyi ihlal ederek şirketi veya pay sahiplerinin zarara uğrattıklarını ikna edici bir şekilde ortaya koymaları gereklidir. Somut olay yönünden Türk Ticaret Kanunu'nun yazım sistematiği içerisinde yapılan değerlendirmede; davacının, sermayenin en az onda biri pay sahibi olması, genel kurul tarihinden önce bilgi alma ve inceleme hakkını kullanması, belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulmasını istemesi, bu talebinin genel kurul tarafından reddedilmesi, bu ret kararından itibaren üç ay içerisinde şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atamasının istemesi ve talep dilekçesi ile iddialarını ikna edici bir şekilde ortaya koyması gerekmektedir. Türk Ticaret Kanunu 438.maddesi .... gerekçesinde izah edildiği üzere mahkemenin, azlığın talebi üzerine özel denetçi atayabilmesi için 438.maddedeki şartların somut olayda var olup olmadıklarının incelemesi yanında ikinci fıkrada yer alan iddianın ikna edici bir şekilde ortaya konulması şartını da araması gerekmektedir. Bu kapsamda öncelikle Türk Ticaret Kanunu'nun 438.maddesindeki şartların somut olayda var olup olmadığı yönünde yapılan incelemede; davacının genel kuruldan önce bilgi alma ve inceleme hakkını usulüne uygun olarak kullandığı, buna karşın genel kuruldan belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulmasını istemesi gerektiği halde, davacının genel kurulda belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulmasını istemediği anlaşılmaktadır. Kanun metninde yer alan belirli olaylar ifadesinden ne anlaşılması gerektiği yönünde ... gerekçesi incelendiğinde; belirli kavramının olay bağlamında tanımlanabilen içeriği ve sınırları belirli olan, genel nitelik taşımayan anlamına geldiği, buna göre özel denetimin konusunu belirli olayların oluşturduğu, bu belirli konunun şirketin herhangi bir işi, işlemi, kararı, finansal durumu, finansman ihtiyacı, hakim şirketin (işletmenin) kararları veya şirkete verdiği kayıplar olabileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda davacının davalı şirketin 28/12/2023 tarihli genel kurul toplantı tutanağına aktarılan özel denetçi ataması talebi incelendiğinde davacının bir kısım tespitlere yer verdiği, buna karşın özel denetçi tayin talebine hangi belirli olaylar yönünden istediğini açıklamadığı, bu açıklamayı ancak mahkememize sunduğu dava dilekçesi ile yapmış olduğu görülmüştür. Bu kapsamda davacının özel denetim talebine konu belirli olayları açıklaması yönünde genel kurulda kendisine yeterli imkan tanınıp tanınmadığı yönünde yapılan incelemede; davacı vekilinin mahkememizin 03/10/2024 tarihli celsesinde özel denetçi tayin talebine ilişkin beyanı hakkında divan başkanına göndermiş olduğu elektronik posta içeriğinin aynen tutanağa aktarıldığı şeklinde beyanda bulunması üzerine, davacı tarafa genel kurulda talebini açıklaması için gerekli ve yeterli imkanın sağlandığı kabul edilmiştir. Bu açıklamalar karşısında davacının 28/12/2023 tarihli genel kurulunda yeterli paya sahip, genel kuruldan önce bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmış ortak olarak özel denetim talebinde bulunduğu, ancak özel denetim talebinin konusunu oluşturan belirli olayları genel kurula bildirmediği, bu haliyle Türk Ticaret Kanunu'nun 438.maddesinin aradığı ikinci maddi şartın somut olayda gerçekleşmediği, Türk Ticaret Kanunu'nun aradığı anlamda usulüne uygun özel denetim isteminde bulunulmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 30.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra, yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kesin olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 03/10/2024

Başkan .... e-imza Üye .... e-imza Üye .... e-imza Katip .... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/21, K. 2024/661, T. 03.10.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-21-e-2024-661-k-6e6f33b05c6b