İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/639 E. 2026/291 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/639
Karar No
2026/291
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/639 KARAR NO : 2026/291

BAŞKAN : Dr. ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... -.... VEKİLLERİ : Av. ... - .... Av. ... - ....

DAVA : Genel Kurul Kararının Geçersizliği / 1163 Sayılı KK Kaynaklanan DAVA TARİHİ : 20/02/2015 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 KARAR Y.TARİHİ : 05/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan "Genel Kurul Kararının Geçersizliği" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğu, bir kısım aidatlarını ödemediğinden bahisle ortaklıktan çıkarma işleminin uygulandığının bildirildiği, işlemin yasa ve ana sözleşmeye açıkça aykırı olduğu, bunun yanında davalı kooperatif tarafından .... nolu dairenin müvekkiline ait olmasına, davalı kooperatifin 21.05.2011 tarihli genel kurul toplantısında tasfiye kararı alınmasına rağmen çıkartma işlemi uygulandığı, çıkartma işleminin 1163 Sayılı kanunun 81. maddesine aykırı olduğu, gönderilen ihtarname ve içeriğinde bildirilen borç miktarına itiraz ettikleri, fahiş miktarda gecikme faizi işletildiği, gönderilen ihtarnameler ve çıkartma kararının usulsüz olduğu ihraca ilişkin söz konusu yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine, ihraç kararının iptaline, davalı kooperatifin müvekkiline teslim edecek dairesi bulunamaması halinde emsal daire değerinin hesaplanarak kur’a tarihinden işleyecek reeskont faiziyle müvekkiline ödenmesine, aidat miktarına yönelik muarazanın giderilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 09.08.2011 tarihinde tebliğ aldığı .... yevmiyeli ihtarnamesi ile kooperatiften ihraç edildiği, süresi içinde bu karara karşı dava açmadığı, dolayısıyla çıkarma kararının kesinleştiği, dilekçe ekinde ihraç kararma karşı yasal süresi içinde dava açmayan davacı ...’in açtığı genel kurul kararının iptali davasında üyeliğinin sona erdiği ve aktif dava ehliyetinin bulunmadığına ilişkin .... sayılı kararını sundukları, aynı sebeple artık ortaklık iddiasında bulunamayacağının açık olduğu, emsal daire bedeli istemi yönünden harç ikmalinin gerektiği, davacının ortaklıktan çıkarılmasında 1163 Sayılı yasanın öngördüğü tüm şekil şartlarının yerine getirildiği, aradan 3,5 yıl geçmesine rağmen davacının hiçbir aidatını ödemeden işbu davayı açmasının iyi niyetle açıklanamayacağını, kur’anın çekilmiş olmasının ferdi mülkiyete geçildiği anlamına gelmediği, ferdi mülkiyete davacının ihraç edildiği 2011 yılında değil, 2013 yılında geçildiği, ortakların tapularının 2013 yılında teslim edildiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Tarafların ileri sürdüğü, üzerinde anlaştıkları ve çekişme konusu olmaktan çıkan her hangi bir vakıa bulunmadığı anlaşılmaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Uyuşmazlığın; i. Davacının kooperatif üyeliğinin yönetim kurulu kararı ile sona erip ermediği, ii. Yönetim kurulu kararı ile üyeliği sona erdirilen üye hakkında Genel Kurul Kararı ile yeniden üyeliğinin sona erdirildiği yönünde karar alınmasının çıkartılan üyeye itiraz davası hususunda yeni bir hak oluşturup oluşturmayacağı, iii. Davacının üyelik sıfatının devam ettiğinin kabulü halinde 21.05.2011 tarihli Genel Kurulun davacının çıkartılmasına yönelik kararının geçersiz olup olmadığı, iv. Davacıya özgülenen taşınmazın devredilmiş olması halinde rayiç değerinin davacıya ödenmesi talebinin kabul edilip edilemeyeceği, edilebilir ise hangi tutarda ödenmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5. Dosyaya sunulan mevcut belgelerin incelenmesinden anlaşıldığı üzere; davacı taraf 17/08/2016 tarih ve 24 sayılı yönetim kurulu kararı ile kooperatif ortaklığına kabul edilmiştir. A.... konutun isabet ettiği ve şerefiye belirlendiği anlaşılmıştır. 6. Davalı kooperatife ait 21/05/2011 tarihli Genel Kurul Tutanağının incelenmesinde; gündemin 5. Maddesi ile kooperatifin tasfiye haline geçmesine oy çokluğu ile karar verildiği, 6. Maddede; yönetim kurulu ve tasfiye kurulunun fesih edilerek, yerine tasfiye kurulu oluşturulmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir. 7. Davacı tarafın, kooperatife olan aidat ve diğer borçlarını ödemediği gerekçesi ile ... İhtarnamesi ile 58.850,00 TL asıl borç ve 20.282,50 TL gecikme cezası olmak üzere toplam 79.132,50 TL'nin 10 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin usulüne uygun şekilde 09/06/2011 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. 8. Borcun ödenmemesi nedeni ile davacı adına ... İhtarnamenin tebliğine rağmen süresinde ödenmeyen borcun ödenmesi için 1 ay süre verildiği, ihtarnamenin 28/06/2011 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Gönderilen 1 ve 2. İhtarnamenin sonuçsuz kalması üzerine, davalı kooperatif tasfiye kurulunun, 31/07/2011 tarih ve 18 sayılı kararı ile yasal yükümlülükleri yerine getirmeyen davacının ihracına karar verilmiş olup, bu ihraç kararı 03/03/2012 tarihli genel kurul gündemine getirilmiş olup, genel kurul oy birliği ile ihraç kararını kabul etmiştir. 9. .... tarihinde dava konusu kooperatifin 21/05/2011 tarihli genel kurul kararının iptali için dava açıldığı, mahkeme tarafından yapılan yargılama sırasında davacının kooperatif üyeliğinin sona erdiği gerekçesi ile açılan davanın aktif dava ehliyeti yokluğu sebebi ile reddine karar verildiği, verilen bu kararın temyiz edilmesi üzerine Y...., sayılı kararı ile onandığı anlaşılmıştır. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 10. Dava, Kooperatif Genel Kurulunda alınan ihraç kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ile tahsis edilecek daire bulunmaması halinde rayiç değerinin tahsili istemine ilişkindir (1163 KK m. 10, 16, 51, 53). 11. Mahkememizin 21.09.2016 tarih, ....Karar sayılı kararında, davacı hakkında verilen kooperatiften ihraç kararının usulüne uygun şekilde davacıya tebliğ edildiği, buna yönelik herhangi bir dava açılmadığı, ihraç kararının usulüne uygun şekilde kesinleştiği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu, istinaf incelemesi sonucu .... sayılı kararı ile Mahkememiz kararının kaldırıldığı görülmüştür. 12. ....sayılı kararı özetle; "...davalı kooperatifin 03.03.2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı sonucu alınan kararın 8. maddesi ile “oybirliği ile ortaklıktan çıkarılmalarına” karar verildiği, ortaklıktan çıkarma konusunda son kararı verme yetkisine sahip bulunan ve en yetkili organ olan genel kurul tarafından verilen söz konusu ihraç kararının da davacıya tebliği gerektiği, anılan genel kurul kararının davacıya tebliğ edildiği iddia ve ispat edilmediği, bu durumda davanın açıldığı 20.02.2015 tarihi itibariyle yasal dava açma süresinin henüz başlamadığı, zira, davalı kooperatifin 03.03.2012 tarihli genel kurulunda davacının itirazı olmaksızın ihraç kararının yeniden görüşülerek onanması ihraç kararını genel kurulun tasarrufu haline getirmiş olacağı, mahkemece, davanın yasal sürede açıldığının kabulü ile işin esasına girilerek, ihraç kararına dayanak ihtarların usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediğinin ve istenen borcun gerçek borcu yansıtıp yansıtmadığının ve buna göre verilen ihraç kararının yerinde olup olmadığının tarafların bildirdikleri deliller toplandıktan ve değerlendirildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği..." şeklindedir. 13. Kaldırma kararı üzerine yapılan yargılamada Mahkemenizin 06/02/2019 tarih.... Karar sayılı kararında; davanın kabulüne, davacının ihracına ilişkin tasfiye kurulunca verilen 31/07/2011 tarih ve 18 sayılı karar ile bu kararın onaylanmasına ilişkin 03/03/2012 tarihli genel kurul gündeminin 8. maddesinin davacı ortak yönünden iptaline dair karar verildiği, verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu, istinaf incelemesi sonucu .... ... sayılı kararında özetle; "...Somut olayda davacı vekili genel kurul kararının iptali ile birlikte kendisine isabet eden taşınmazın teslimini, bunun mümkün olmaması halinde tazminat istemiştir. Ne var ki mahkemece bu kısım istem harçlandırılmamış ve bu konuda hüküm kurulmamıştır. Bu durumda mahkemece Harçlar Kanunu'nun 30 ve 32'nci maddeleri gözetilerek dava değerinin belirlenmesi, harcın tamamlatılması ve varılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken bu hususun gözden kaçırılması yukarıda gösterilen yasal düzenlemeye aykırı olmuş, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve anılan eksikliğin giderilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesi ile Mahkememiz kararı kaldırılmıştır. 15. Somut olayın değerlendirmesine geçilmeden önce 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu gereğince organlarından olan Genel Kurul tarafından alınan kararların hükümsüzlüğüne ilişkin düzenlemelere değinmekte yarar görülmektedir. 16. Öncelikle Kooperatifler Kanununda genel kurul tarafından alınmış olan kararların yokluğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte kooperatif kararlarında da yokluk söz konusu olabilecektir. Kooperatif işlem ve kararlarında yokluğu, kooperatif organlarının, işlem yapma hukuki gücüne sahip olmamaları veya işleme ilişkin yasal bir faaliyet söz konusu değilken, yasal faaliyet mevcutmuş gibi işlem yapmaya kalkışmaları nedeniyle, işlemin hukuken varlık kazanmaması şeklinde tanımlanabilir. 17. Buna karşın kooperatifin organlarının, hukuki işlem yapma gücüne sahip olmalarına veya işlemle ilgili yasal faaliyete karşın, hukuka aykırı işlem yapmaları mümkündür. Bu durumda, kooperatifin işleminde yokluğun gerçekleşebilmesi olanağı yoktur. Belirtilen durumda ancak işlemin hukuka aykırılığı söz konusudur. Kooperatifin işleminin hukuka aykırı olabilmesi, işlemin hukuki varlığına bağlıdır. Dolayısıyla, işlemin hukuka aykırılığı, işlemin yokluğundan bu yönüyle ayrılmaktadır. 18. Kooperatif işleminin hukuka aykırılığı, işlemin ana unsurlarında olabileceği gibi, ikincil unsurlarında da olabilir. Hukuka aykırılık, işleme uygulanacak normun niteliğine göre de farklı olabilir. Emredici normdaki aykırılık, sonuçları itibariyle, diğer aykırılıklardan ağır olacaktır. Kesin hükümsüzlükte, işlemin ana unsurlarında ve emredici norma aykırılıkta, mutlak butlan söz konusudur. 19. Kooperatif işleminde mutlak butlan (kesin hükümsüzlük), işlemin, başta Kooperatifler Kanunu, Ticaret Kanunu ile ilgili kanunların emredici hükümlerine aykırı bulunmasıdır (TBK m. 27). Bu nedenle, kooperatifin işlemi, hukuki varlık kazanmamıştır, yaygın ifadeyle ölü doğmuştur. Mutlak butlanla geçersiz kooperatif işlemi, hukuki sonuç doğurmayacaktır. Genel kurala göre, işlemdeki mutlak butlanın, mahkemece tespiti gerekir. 20. Diğer yandan, kooperatif işlemindeki hukuka aykırılık, işlemin ana unsurlarında değil, ikincil unsurlarında ise, kanunun emredici hükümlerine aykırılık söz konusu olmayacaktır. Genel kurala göre, kooperatif işleminin ikincil unsurlarına aykırılık, nispi butlandır ve işlemin iptali nedenidir. Bu nedenle, nispi butlanla sakat kooperatif işleminin, mahkeme kararıyla iptali gerekir. İşlem, mahkeme kararıyla iptal edilmedikçe, hukuken geçerli bir işlem gibi, hukuki sonuçlarıyla uygulanacaktır (.... 21. Nitekim 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesinde genel kurul kararlarının iptali ve şartlarına ilişkin düzenleme yapılmış olup sözkonusu maddde uyarınca, genel kurulda alınan kararların, oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrılmama, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak etmesi iddiaları dışında, yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, toplantıya katılan üyenin red oyu vermesi ve karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi ve davanın bu iddiaların tümü bakımından toplantıyı izleyen bir ayın içinde açılması gerekmektedir. Aynı madde hükmü uyarınca, genel kurulda alınan kararların, yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu iddiasıyla, toplantıda bulunan ortaklar red oyu kullanıp, alınan kararlara muhalif kalarak, keyfiyeti tutanağa geçirdikten sonra kararın iptali için toplantıyı kovalıyan günden başlamak üzere bir ay içinde dava açabilir. 22. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27. ve davalı kooperatif anasözleşmesinin 14/2. maddelerinde parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen kooperatif üyelerinin ihracı prosedürü düzenlenmiş olup, bu tür davalarda, mahkemece öncelikle, aidat borcunun ödenmesi için üyeye iki ihtarın gönderilip gönderilmediği ve bu ihtarların usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği, ilk ihtarnamenin ödemesi 30 gün geciktirilmiş borcu içerip içermediği, böyle bir borcun ödenmesi için birinci ihtarda 10 gün, ikinci ihtarda 1 aylık sürenin verilip verilmediği, bu süre içerisinde ödememe halinde müeyyidenin ne olduğunun ve ödenmesi istenen borcun miktarının ve neye ilişkin olduğunun açık ve anlaşılır olarak belirtilip belirtilmediği tespit edilmelidir. Tüm bu aşamalarda bir eksiklik bulunmaması halinde ihtarlarda istenen borcun gerçek borç olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. 23. 1163 sayılı Kanun'un “Ortaklıktan Çıkarılma Esasları ve İtiraz” başlıklı 16. maddesi; “Kooperatif ortaklığından çıkarılmayı gerektiren sebepler anasözleşmede açıkça gösterilir. Ortaklar anasözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar. Ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifi ile genel kurulca karar verilir. Anasözleşme, çıkarılanın genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak üzere, bu hususta yönetim kurulunu da yetkili kılabilir. Çıkarılma kararı gerekçeli olarak tutanağa geçirileceği gibi, ortaklar defterine de yazılır. Kararın onaylı örneği, çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere, on gün içinde notere tevdi edilir. Bu ortak tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açabilir. Tebliğ edilen karar, yönetim kurulunca verilmiş ise ortak, üç aylık süre içinde genel kurula da itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkı saklıdır. Üç aylık süre içinde, genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmiyen çıkarılma kararları kesinleşir. (Ek: 6/10/1988 - 3476/4 md.) Haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz. Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder.” düzenlemesini içermektedir. 24. Yine, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun "Ortakların ödev ve sorumlulukları" başlığı altında "I –Süre ve ortaklığın yok olması:" başlıklı 27. maddesi "Ortakların yüklendikleri paylar için ödeyebilecekleri para tutarını anasözleşme belirtir. Kooperatif, sermaye yüklemlerinde borçlu veya sair ödemelerle yükümlü bulunan ortaklarından elden yazılı olarak veya taahhütlü mektupla, bu husus mümkün olmazsa ilanla ve münasip bir süre belirterek yükümlerini yerine getirmelerini ister. İlk isteğe uymayan ve ikinci istemeden sonra da bir ay içinde yükümlerini yerine getirmeyenlerin ortaklığı kendiliğinden düşer. Ortaklığın düşmesi alakalının, anasözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmez" hükmünü içermektedir. Bu hüküm gereğince ortağa bildirilen borç miktarının kişisel ve gerçek borç miktarını yansıtması gerekmekte olup aksi halde ortak, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 16. ve 27. maddesi hükümlerine uygun şekilde temerrüde düşürülmüş olmayacaktır. 25. Yapılan açıklamalar kapsamında somut olay incelendiğinde, Kooperatifin 21.05.2011 tarihli olağan genel kurul toplantısının; 5. maddesinde; kooperatifin tasfiyesine karar verilmiştir. 6. maddesinde; yönetim ve denetim kurullarının feshedilerek yerine tasfiye memurlarının seçilmesine karar verilmiştir. Aynı genel kurulun 13. maddesinde; Kooperatife borcu olan ve aidatlarını ödemeyen ortaklar hakkında kanuni işlem yapılmasına karar verilmiştir. Kooperatifin tasfiyesine ilişkin karar 01.06.2011 tarih 7827 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinin 256. sayfasında yayınlanmıştır. 26. Tasfiye kurulunca Genel Kurul'da alınan karar gereğince ödemekle yükümlü olduğu borçlarını ödememesi nedeni ile davalıya karşı ihraç prosedürünü başlatmıştır. Buna göre; 27. 1. İhtarname: Kooperatif tarafından davacı ortak adına düzenlenen.... yevmiyesinde kayıtlı 1. ihtarnamede; Davacının 2010 Ekim ayından itibaren mali yükümlülüklerini yerine getirmediğinden dolayı Mayıs 2011 sonu itibariyle kooperatife olan 58.850,00.-TL anapara ve 20.282,50.-TL gecikme cezası olmak üzere toplam 79.132,50.-TL borcunu 10 gün içerisinde ödemesi gerektiği, aksi takdirde anasözleşmenin 14/2. maddesi gereğince ortaklıktan çıkarılacağı bildirilmiştir. İhtarname 09.06.2011 tarihinde muhatabın daimi işçisinin imzasına tebliğ edilmiştir. 28. 2. İhtarname: Kooperatif tarafından davacı ortak adına düzenlenen ....yevmiyesinde kayıtlı 2.ihtarnamede; 09.06.2011 tarihinde tebliğ edilen 1.ihtarnamede verilen 10 günlük sürede borcunu ödemediğinin anlaşıldığı, kooperatifler kanununun 16.maddesi ile anasözleşmenin 14/2.maddesi gereğince, Mayıs 2011 sonu itibariyle kooperatife olan 58.850,00.-TL anapara ve 20.282,50.-TL gecikme cezası olmak üzere toplam 79.132,50.-TL borcunu 1 ay içerisinde ödemesi gerektiği, aksi halde ortaklıktan çıkarılacağı bildirilmiştir. İhtarname 28.06.2011 tarihinde muhatabın daimi işçisinin imzasına tebliğ edilmiştir. 29. İhraç Kararı: Gönderilen iki ihtarnameye rağmen parasal yükümlülükleri yerine getirmeyen davacının, 31.07.2011 tarih ve 18 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile ihracına karar verilmiş olup, ihraç kararı 09.08.2011 tarihinde muhatabın daimi işçisinin imzasına tebliğ edilmiştir. Davacının, çıkarılma kararının tebliğ tarihinden itibaren üç aylık süre içinde, çıkarma kararına karşı genel kurula ya da mahkemeye başvurduğuna dair herhangi bir kayıt bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. 30. Görüldüğü gibi davalı Kooperatif Genel Kurul kararı ile Yönetim Kurulunca yükümlülüklerini yerine getirmeyen üyelere ilişkin olarak yukarıda belirtilen Kanuni düzenlemeler uyarınca yerine getirilecek prosedürün işletilmesi neticesinde üyenin ihracına karar verilebilecektir. Bu Yönetim Kurulu kararına karşı ise yine başvuru yollarına gidilmemesi halinde ihraç kararı kesinleşmiş olacaktır. 31. Davacı yönünden de somut uyuşmazlıkta yukarıda yer verilen Yönetim Kurulu kararı ile ihraç kararı verilmiş olup davacı yanca bu karara karşı süresi içerisinde her hangi bir şekilde Genel Kurula ya da Mahkemeye itiraz yoluna başvurulmamıştır. Bu bakımdan davacının ihraç kararı kesinleştiğinin kabulü gerekmektedir. Zira davacı ... tarafından davalı kooperatif aleyhine açılan 21.05.2011 tarihli genel kurul kararının iptaline ilişkin dava sonucu ....K, sayılı kararında; davacının kooperatif üyeliğinin sona erdiği gerekçesi ile açılan davanın aktif dava ehliyeti yokluğu sebebi ile reddine karar verilmiş, verilen bu kararın temyiz edilmesi üzerine .... Karar, sayılı kararı ile onanarak, bu durum kesinleşmiştir. 32. Yargıtay denetiminden geçen bu kesinleşme kararına karşın davacının üyelik statüsünün tartışılmasının imkanı kalmadığı Mahkememizce değerlendirilmiştir. Öte yandan konut yapı kooperatiflerinin ana sözleşmesinin 14. maddesi uyarınca ortak hakkında verilen ihraç kararına karşı hak düşürücü süre olan 3 ay içerisinde dava açma veya verilen karar yönünden genel kurula itiraz yoluna gidilebilmektedir. Bu süre içerinde dava açılmaz veyahut genel kurula itiraz edilmez ise yönetim kurulu tarafından üye hakkında verilen ihraç kararı kesinleşir. Genel kurulun herhangi bir talep olmaksızın ihraç kararını gündeme alıp onaylaması üyeye yeni bir hak bahşetmemektedir (.... 33. Bu anlamda Mahkememizce davacının ihraç kararının kesinleştiği değerlendirilmiş ve sözkonusu hukuki değerlendirme neticesinde davacının davasının usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. 34. HMK m. 353/1-a bendinde sayılan ve 6. bendinde düzenlenen "uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması" hallerinde kararın esası incelemeksizin kaldırılmasına karar verilebilecektir. 35. Ancak eksik olduğu belirtilen delillerin toplanması neticesinde ilk derece mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesinin hukuki değerlendirmesi ile bağlı olduğu söylenemeyecektir. Toplanan deliller kapsamında yapacağı değerlendirme neticesinde bir karar verecektir. 36. Bu anlamda Bölge Adliye Mahkemesinin toplanması gerektiğini düşündüğü deliller Mahkememizce toplanmış, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca somut olayın özelliklerine uygun olarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 37. Bu kapsamsa Bölge Adliye Mahkemesince, Mahkememiz değerlendirmesinden farklı bir değerlendirme yapılarak, somut olayda davacının halen üyeliğinin devam ettiği ve ihraç kararının geçersiz olduğu neticesine varılması halinde yaptırılan bilirkişi incelemesi yeterli görülmesi halinde Mahkememiz kararının aksine bir karar verilebilecektir. 38. Açıklanan nedenlerle kooperatifin tasfiyesine ilişkin olarak yapılan genel kurulda Tasfiye Kuruluna verilen yetkiye dayalı olarak, davacının ihracına yönelik yukarıda yer verilen prosedüre uygun olarak karar verilmiş ve bu karara karşı öngörülen kanun yollarına başvurmaması neticesinde ihraç kararı kesinleşmiş olmasına karşın, ihraç kararının Genel Kurulda tekrar oylanması ve ihraç yönünde alınan kararın, davacıya karara karşı yeniden bir hak sağladığını kabul ederek Mahkememiz kararı kaldırılmış ise de, davacının bizzat kendisinin açmış olduğu genel kurul kararının iptaline yönelik davada davacının kooperatif üyeliğinin ihraçla sonlandığı gerekçesi ile verilen karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine yukarıda yer verilen Yargıtay onama kararı kararı karşısında, davacının ihraç edilmiş olması vakıasının kesinleştiğinin kabulü gerekmekte olup aynı hukuki duruma ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesinin yapmış olduğu hukuki yorumun benimsenmesi Yargıtay ilamı ile kesinleşen vakıaya ilişkin olarak aksine bir sonuç ortaya çıkartacaktır. 39. Sonuç olarak, Tasfiye Kurulunun ihraç yönünde karar alabileceği, Yönetim Kurulu olarak alınan bu karara karşı süresinde 3 ay içerisinde dava ya da Genel Kurula itiraz yoluna gidilmediğinden artık davacının ihraç kararının kesinleşmiş kabul edilmesi gerektiği, Genel Kurul tarafından bu hususta yeniden karar alınmasının davacıya dava hakkı tanımayacağı gibi davacı hakkında yürütülen yukarıda bilgilerine yer verilen bir başka yargılamada Mahkememiz yargılamasına konu olan ihraç kararına dayalı olarak davacanın kooperatif üyeliğinin ihraç ile sona erdiğinin kabul edilerek Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği de dikkate alındığında, iş bu davada davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığının kabulü gerekmiştir. 40. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı hususu, kesinleşen çıkarma kararı ile sabit olduğundan, davanın taraf sıfatı yokluğu (aktif husumet yokluğu) nedeniyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1-Davanın HMK m. 114/2 ve 115/2 hükümleri uyarınca USULDEN REDDİNE, Karar ve İlam Harcı 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın, peşin ve tamamlama harcı ile alınan 6.859,60.-TL harçtan düşümü akabinde fazla alınan 6.127,60.-TL harcın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde yatırana iadesine, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 3- Yargılama sırasında yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca depo edilen varsa gider avansı ile delil avansından bakiye tutarların karar kesinleştiğinde HMK m. 333 ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 207 hükümleri uyarınca ilgilisine iadesine, Vekalet Ücreti 5-Reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya ödenmesine,

Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/04/2026

Başkan ... E-İmza Üye ... E-İmza Üye ... E-İmza Katip ... E-İmza

BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/639, K. 2026/291, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-639-e-2026-291-k-68f642e1032e