İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/230 E. 2025/862 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/230
- Karar No
- 2025/862
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/230 Esas - 2025/862 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/230 Esas KARAR NO : 2025/862
...
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/03/2023 KARAR TARİHİ : 25/11/2025 GER. KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ TALEBİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirket arasında ... değişik yerlerinde davalı tarafından üstlenilen yapım işlerinin alt yüklenici olarak davacı şirketin üstlendiği, yıllardır süren bir ilişki söz konusu olduğunu, bu kapsamda davalı şirketin iş sahibi ... ilçeleri muhtelif tesis işini 2019 ve 2020 yıllarında yapmış olduğu alt yüklenicilik sözleşmeleri alt yüklenici olarak davacı şirketin üstlendiğini, bu kapsamda; 18.04.2019 tarihli ...) leşme, 13.04.2020 tarihli (.... sözleşmelerin imzalandığını, Tüm sözleşmelerin NAKİT TEMİNAT başlığı taşıyan 17.maddesinde; "Taşeronun hak edişlerinden — toplam 96 10 Geçici Kabul kesintisi, 96 5 kesin kabul kesintisi oranında nakit teminat kesilir. Sözleşme süresi sonunda Taşeronun müteahhide herhangi bir borcu kalmaması, yaptığı işlerin iş sahibi tarafından geçici kabulünün yapılması halinde hak edişlerinden kesilen nakit teminatının ?6 50 si iade edilir. Kesin kabulün yapılmasından sonra, taşeron tarafından ... ve ilgili Vergi Dairesinden ilişiksiz borçsuz belgesinin getirilmesi halinde kalan 96 50 nakit teminatı iade edilir" düzenlemesine yer verildiğini, Davacı şirket tarafından yapılan tüm işlerin süresi içerisinde tam ve eksiksiz olarak bitirilip davalı tarafa teslim edildiğini, taraflarca düzenlenen hak edişlerde 17. Madde gereğince toplam 9 10 oranında kesinti yapıldığını ve bu kesintilerden sonra hak ediş ödemeleri gereğince düzenlenen faturaların davalı tarafça ödendiğini, davacı şirket tarafından iş bitirilip teslim edilmesine ve iş sahibi dava dışı ... tarafından teslim alınmış olması nedeniyle davacı şirket tarafından 17. madde kapsamında kesintilerin iadesi amacıyla iade faturaları kesildiğini ve davalıya gönderilmesine rağmen bugüne kadar bu fatura bedellerinin davalı tarafça ödenmediğini, Bu kapsamda davacı şirketten hakediş ödemelerinde madde 17 gereğince 2019 yılında yapılan kesintilerden bakiye :103.648.00 TL “nin davacı şirkete iade edilmediğini, 2019 yılında bir kısım kesinti iade edildiğini, iade edilen ve edilmeyen kesintilerin ekli tabloda gösterildiğini, 2020 yılında düzenlenen hakediş ödemelerinden davalı tarafından madde 17 kapsamında kesilen ve iade edilmeyen nakdi teminat kesintisi tutarının ise, 59.623,75 TL olduğunu, yine sözleşmeler kapsamında verilen teminat senedinin edilmesi gerekirken bu senetlerin de iade edilmediğini, Bu şekilde 2019 ve 2020 yıllarına ait hakediş ödemelerinden kesilen ve davacı şirkete iade edilmeyen nakdi teminat tutarı toplamının 163.271,75.TL olduğunu, davacı şirket tarafından tüm iyiniyetli girişimlerin davalı tarafından kabul edilmediğini ve bugüne kadar davacı şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu kapsamda davacı şirket adına arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak, 02.03.2023 tarihli arabuluculuk görüşmesinden bir sonuç alınamadığını ve anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, Davacı şirket tarafından üstlenilen tüm yapım işi bitirilip davalıya teslim edilmesine ve dava dışı iş sahibince iş teslim alınmasına rağmen davacı şirketten kesilen nakdi teminatın iadesi amacıyla iş bu davanın açılması yoluna gidildiğini, Dava konusu uyuşmazlığın, taraflar arasında imzalanan ve eser sözleşmesi kapsamında kalan 18.04.2019 (iki iş ayrı ayrı ) ve 13.04.2020 (iki iş için ayrı ayrı) tarihli sözleşmeden kaynaklandığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin, bu haliyle Türk Borçlar Kanunu 470-486 maddelerinde düzenlenen bir "eser sözleşmesi" niteliğinde olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 470'de eser sözleşmesi; “yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak tanımlandığını, Yukarıda açıklanan ve re'sen nazara alınacak tüm nedenlerle; Taraflar arasında imzalanan alt yüklenicilik sözleşmesi kapsamında kesilen %10 oranında nakdi teminat kesintisi olan toplam: 163.271,75 TL nin fazlaya ilişkin her türlü, dava, ıslah, değer artırımına dayalı tüm hakları saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL'sinin kesinti tarihlerinden (ayrı ayrı) itibaren ticari işlere uygulanan en yüksek ticari avans faizi ile davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine, teminat olarak verilen ve halen davalının elinde bulunan senetlerin iadesine, yapılan yargılama giderleri ve masrafların davalı üzerine bırakılmasına, davacı şirket yararına vekalet ücreti takdir edilmesine hususunda gereğinin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin dilekçesinde davalı şirket ile ticari ilişkisinin 4 sözleşmeye dayandığını belirtmiş olmasına karşın talebini 2019 ve 2020 yılı olarak ayırdığını ve yıllara göre talepte bulunduğunu, oysa ki davacının hangi sözleşmeden ne kadar talepte bulunduğunu somut olarak belirtmesi gerektiğini, davacının teminat senetlerinin iadesi talebini de somutlaştırmadığını, verdiğini iddia ettiği senetlerin niteliklerini belirtmediğini, davacının talep sonucunu, vakıaları ve delillerini somutlaştırma lülüğünü yerine getirmesi gerektiğini, davacının somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmesi ve dayandığını belirttiği kanıtları taraflarına tebliğ ettirmesi için kesin süre verilmesini talep ettiklerini,Talep ve vakıalar somutlaştırılmadan, delillerin mahkemeye sunulmadan ve taraflarına tebliğ edilmeden savunma yapılmasının mümkün olmadığını, bunun aynı zamanda hukuki dinlenebilirlik ilkesine de aykırı olduğunu, bu bakımdan herhangi bir hak kaybına meydan vermemek için sadece dava dilekçesinden anlaşıldığı ölçüde cevaplarını sunabildiklerinden cevap verme haklarını saklı tuttuklarını ve talep ve vaktalar somutlaştırıldıktan, deliller taraflarına tebliğ edildikten sonra cevap süresinin başlatılmasını talep ettiklerini, Dava dilekçesinde, davacının sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayandığını belirttiğini, Mahkemede bu kanaate olması halinde zaman aşımı def'inde bulunduklarını, bu durumda zaman aşımı nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, davacının 2019 yılı için herhangi bir alacağı kalmadığını kabul ve beyan ettiğini, davacı ile davalı arasında 18.04.2019 tarihli 2 adet ... Anlaşma başlıklı sözleşmelerin 5. maddesinde aynen; "Taşeron, 2019 yılı Sözleşme ve Ek Protokol şart ve bedellerine ilişkin Müteahhit' den herhangi bir hak ve alacağı kalmadığını kabul ve beyan eder." hükmü bulunduğunu, Davacının el yazısıyla "iş bu sözleşmenin tüm maddelerini 5. Madde okudum anladım ve kabul ettim" yazdığını ve 5. maddenin ne anlama geldiğini bildiğini ve anladığını ifade ettiğini, ibranın, ihtilafı sona erdiren bir irade beyanı olduğunu, tacir olan davacının davalıyı bilerek ve isteyerek 2019 yılına ilişkin olarak ibra ettiğini, bu ibra karşısında 2019 yılına ilişkin talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, Davacı şirketin 2019 yılı için davalıyı ibra ettiğini, açıklamalarının 2020 yılına ilişkin olduğunu ancak, 2019 yılı alacaklarının ibra edilmediği varsayımında dahi bu açıklamalarının 2019 yılı için de geçerli olduğunu, Davacının taahhüt ettiği işi süresinde tamamlamadığını, eksik bıraktığını ve kusurlu yaptığını, davacının işi süresinde bitirmediğini, işi eksik bıraktığını, yapmış olduğu işleri de kusurlu yaptığını, sözleşme gereğince davacının yükümlülüğünde olan işlerin bir kısmının davacının muvafakati ile, bir kısmının ise sözleşmeden kaynaklanan nam ve hesaba yapma yetkisi çerçevesinde davalı şirket tarafından yapılmış/yaptırıldığını, davacının eksik bıraktığı ve kusurlu yaptığı işlerin davalı şirket tarafından giderildiğini, bu işler için yapılan masrafların davacı tarafından karşılanmadığından, davacının kalan teminatından mahsup edileceğini, yukarıda alıntı yapılan Sözleşmenin 76.4. maddesi, bildirimde bulunulmamasının bir haktan feragat anlamına gelmediğini düzenlediğini, davacının Sözleşmenin Özel Şartlar bölümünün 11. maddesinde belirtilen hususları yerine getirmediğini, bu hususları yerine getirdiğini ispat külfetinin davacıda olduğunu, davalının da 11. maddede belirtilen cezaları talep hakkı söz konusu olduğunu, bu cezaların da davacının kalan teminatından düşülmesi gerektiğini, Davalı şirketin kanunen davacının garantörü olduğu davalar nedeniyle riski olduğunu, sözleşmenin Genel Şartlar bölümünün 12. maddesi uyarınca davalının, bu iş ile veya taraflar arasındaki diğer işler nedeniyle doğan riskleri nedeniyle teminatı alıkoyma ve davalının bir yükümlülüğünün doğması halinde davacının teminatından karşılama hakkı bulunduğunu, Nitekim davacı işçileri tarafından .... sayılı dosyaları ile işçilik alacaklarının tahsili talepli dava açıldığını, bu davalarda işçilerin ihbar tazminatının yanı sıra fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ücret talep ettiklerini, bu davalarda işçilerin haklı çıkması halinde davacının işçilere ücret ödemediğinin ortaya çıkacağını, Bilindiği üzere mamelekten çıkmayan bir bedelin tazmini talep edilemeyeceğini, işçilerin haklı çıkması halinde davalı şirketin davalarda hükmedilen bedelleri ödemek durumunda kalabileceğini, bu durumda davalı şirketin mükerrer ödeme yapma durumu ile karşılaşılabileceğini, bu bakımdan ... İş Mahkemesi'ndeki davaların sonuçlanmasına kadar teminatın iadesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla .... E. sayılı dosyası ile de davalı aleyhine dava açtığını, davada davacının yapmış olduğu eksik ve kusurlu işlerin, işi süresinde tamamlamaması nedeniyle doğan cezai şart ve tazminatlar, nama ifa nedeniyle doğan alacaklar, sigorta bedeli vb. hususlarda davalının talep hakları bulunduğu iddia ve ispat edildiğini, bu davanın yargılamasından çıkan sonucunda teminatın iadesinin gerekip gerekmediği hususunu etkileyeceğini, bu davanın da bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, davacının ... E. sayılı dosyası ile de davalı şirket aleyhine dava açtığını, bu davanın da bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, Sözleşmenin Genel Şartlar bölümünün 12. maddesi sadece davalı şirkete açılan davaları değil aynı zamanda ...' a bu iş nedeniyle açılan davaları da kapsadığını, bu bakımdan dava konusu işlerin yapımı kapsamında dava açılıp açılmadığının ...' tan sorulmasını talep ettiklerini, davacının teminatlarının iade koşulları oluşmadığını, yukarıda yapılan alıntılardan da anlaşılacağı üzere, Sözleşmenin 7. ve 17. Maddesinde kesilmesi öngörülen teminat oranı ile iade koşullarının belirtildiğini, bu maddelerde nakit teminatların aşamalı olarak iadesi öngörüldüğünü, iadenin tam olarak yapılabilmesi için kesin kabulün yapılması ve ...ile Vergi Dairesinden ilişiksiz belgesi getirilmesi gerektiğini, davacının bu hususları yerine getirmediğini, dolayısıyla bir alacak olduğu varsayımında dahi, Nakit teminatın ödenmesini gerektiren bir durum bulunmadığını, davacının tahsil ettiği bedel için kestiği ve davalı şirkete verdiği faturaların sahte çıktığını, bu nedenle davalının, 257.611,03.- TL KDV ve Kurumlar Vergisi zararına uğradığını, Davacı hakkında Vergi İnceleme Raporu düzenlendiğini ve davacının davalıya kestiği KDV'yi de içeren faturaların sahte olduğu bildirildiğini, bunun üzerine bu faturaların Vergi Dairesi'nin talebi üzerine düzeltme beyannamesi verilerek gider olarak gösterilemediğini, bu Nedenle KDV iadesi alınamadığını, Kurumlar Vergisi matrahından düşülemediğini, bu nedenle şirketin uğradığı KDV zararının 257.611,03 TL olduğunu, davacının kestiği faturanın nedeniyle kullanılamaması sonucunda .... Vergisi matrahından fatura miktarı düşülemediğini, gider yapıldığı halde bu miktarın kâr olarak kayıtlarda yer aldığını ve fazla kurumlar vergisi ödeme zorunluluğuyla karşılaştığını ayrıca, sürekli kamu kurumlarıyla iş yapan davalı şirketin, davacının naylon faturası yüzünden itibarının da sarsıldığını, Kurumlar Vergisi matrahına etkisinin ise, şu an için taraflarınca bilinmediğini, bu hususun bilirkişiler tarafından davalı şirket kayıtları üzerinde yapılacak inceleme ile tespitini talep ettiklerini, Sözleşme bedeline dahil olan ve davacı yükümlülüğünde olduğu halde davalı şirket tarafından karşılanan sigorta bedellerinin de teminattan düşülmesi gerektiğini, Sözleşmenin Genel Şartlar bölümünün 22. maddesinde her türlü sigorta giderlerinin sözleşme bedeline dahil olduğu düzenlendiğini, sigorta giderlerinin sözleşme bedeline dahil olduğu halde davacının yükümlülüğündeki payın davalı şirket tarafından ödendiğini, sözleşmenin Genel Şartlar bölümünün 24. maddesi uyarınca taşeron adına yapılacak ödemelerin taşeron alacağından düşülmesi gerektiğini, Davalı şirketin cari hesapta alacaklı olduğunu, tarafların ticari defterleri incelendiğinde davacının herhangi bir alacağı olmadığı ortaya çıkacağını, davacının faiz talep edemeyeceğini, teminat kesintilerine kesinti tarihlerinden itibaren ticari işlere uygulanan en yüksek ticari avans faizi uygulanmasını talep ettiğini ancak, açıklandığı üzere iade koşulları oluşmayan bir "alacak" için faiz talep edilemeyeceğini, açıklanan nedenlerle; Davacının davasını somutlaştırması ve dilekçesinde ek olarak sunduğunu belirttiği ancak sunmadığı kanıtları sunması için davacıya kesin süre verilmesine, davacı davasını somutlaştırdıktan ve kanıtlar tarafımıza tebliğ edildikten sonra cevap verme süresinin başlatılmasına, davacı teminatlarının iade koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddine, davacının teminatlarının iade edilebileceği varsayımında dahi, davacının ikleri müvekkil tarafından yerine getirildiğinden, müvekkile karşı açılan davalardaki risk devam ettiğinden ve müvekkilin alacakları davacı teminatından daha fazla olduğundan davanın reddine, müvekkilin alacaklarının teminat kesintisinden daha az çıkması durumunda davacı alacaklarından takas ve mahsubuna,...Sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına, davacının faiz talebinin reddine, Mahkemenizin de davanın sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayandığı nitelendirmesinde bulunması halinde davanın zaman aşımı nedeniyle reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE DEĞERLENDİRME: Dava taraflar arasında imzalanmış eser sözleşmeleri kapsamında davalı iş sahibinin yapmış olduğu teminat kesintilerinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, tarafların sunmuş oldukları deliller toplanmıştır. Dosya kapsamından; taraflar arasında 18/04/2019 ve 13/04/2020 tarihli 4 adet muhtelif tesis yapım işine ilişkin sözleşmelerin imzalanmış olduğu anlaşılmaktadır. Davacı sözleşmeler gereğince üstlenmiş olduğu işleri tamamladığını, işlerin geçici ve kesin kabulünün asıl iş sahibi olan dava dışı .... Tarafından yapılmış olduğunu ileri sürmektedir. Davacı 03/07/2023 tarihli dilekçesi ile talebini açıklamış ve hangi sözleşme için ne kadar teminat kesintisi iadesi istediğini belirtmiştir. Uyuşmazlığı çözümü teknik bilgiyi gerektirmekte olduğundan mahkememizce konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınmıştır. 31/05/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; davacının 2019-2022 yıllarına ait ticari defterlerini ibraz etmediğinden bu yıllara ait defter tasdikine yönelik tespit yapılamadığı 2020 2021 ve 2023 yılı ticari defterlerinin ise yasal süresi içerisinde açılış kapanış tasdiklerinin yapıldığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2019 yılında başladığı davacı şirketçe davalı cari hesabının ... hesap kodları ile takip edildiği buna göre davacı şirketin 2022 yılı sonu itibariyle alıcılar hesabından 662.079,52-TL borç 320/ satıcılar hesabından 137.807,84-TL alacak bakiyesi oluştuğu ve buna göre 524.271,68-TL tutarında cari alacak bakiyesi oluştuğu ancak davacı şirketin muhasebe hesapları detaylı tutulmadığından davalı tarafından hak edişlerden yapılan nakdi teminat kesintilerinin iade edilip edilmediği davacının nakdi teminat kesintisi alacağı olup olmadığı yönünde tespit yapılamadığı; davalı şirketin 2019,2020.2021.2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defterlerinin e defter olduğu ve yasal süresi içerisinde beraatlarının alındığı, her ne kadar depozito ve teminatlar hesabında 78.528,40-TL tutarında bakiye gözüküyor ise de davalı şirketin davacı adına yapmış olduğu ..., vergi ve dava dosyalarına yapılan ödemeler görülmekle davalı şirketin 31/12/2023 tarihi itibariyle 403.319,92-TL tutarında davacı şirketten alacaklı olduğu .... Tarafından gönderilen müzekkere cevabında kendilerinde taraflar arasında gerçekleşen ödeme ve hak edişlerin tespitini sağlayacak herhangi bir veri bulunmadığı... Mahkemesindeki dosyalar nedeniyle davalının 12/03/2024 tarihinde toplam 509.026,90-TL ödeme yaptığı mütalaa edilmiştir. Anılan rapora davacı tarafça itiraz edilmesi üzerine heyete nitelikli hesaplamalar konusunda uzman bir bilirkişi eklenmiş ve ek rapor alınmıştır. 20/01/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; sözleşme kapsamında taraflar arasında yapılmış olan hak edişlerin sunulması halinde nakit kesintilerinin tespit edilebileceği, davacının vermiş olduğu teminat senetlerine ilişkin belge sunması gerektiği bu belgelerin sunulması sonrasında davalı tarafın belirttiği eksik ayıplı işler varsa tespiti yapılıp yapılmadığının davacıya ihtarda bulunulup bulunulmadığının ve iş veren tarafından davalıya ceza uygulanıp uygulanmadığının tespiti gerektiği mütalaa edilmiştir. Ek rapor üzerine davacı tarafça kendileri alt yüklenici olduklarından hak edişlerin davalı firma bünyesinde olduğu, kendilerine verilmediği belirtilmiş ve kesilen hak ediş faturalarının davalı firmanın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu bu durumun mali müşavir bilirkişi tarafından tespit edildiği ileri sürülmüştür. Anılan itirazın değerlendirilmesi bakımından da mali müşavir bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenmiş 21/07/2025 tarihli bilirkişi raporu ile davacı tarafın sunmuş olduğu 12/03/2020 tarihli "hak ediş-GK iade" açıklamalı 80.793,68-TL ve 11/10/2021 tarihli "Bloke iade hak ediş bedeli" açıklamalı 32.666,43-TL bedelli 2 adet toplam 113.490,11-TL tutarındaki faturaların davacı ve davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu mütalaa edilmiştir. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur. (...ı) ... Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; eğer faturalar tebliğ edilmiş ise taraflar arasında kurulduğu kanıtlanan eser sözleşmesinde bedelde anlaşma yok ise yüklenici tarafından yapılan işler ile ilgili fatura düzenlenip iş sahibine tebliğ edilip iş sahibince 6100 sayılı TTK.nın 21/2.maddesi gereğince 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde içeriği ve fatura içeriğine dahil bedel kesinleşeceğinden ayrıca mahalli piyasa rayiçleri ile iş bedeli tespitine gerek olmayacaktır. (...) Somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki sözleşmeye konu işlerin geçici ve kesin kabulünün dava dışı asıl iş veren tarafından yapılmış olduğu davacının nakit teminat kesintilerine ilişkin düzenlediği faturanın davalı alt iş veren tarafından kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş olduğu bu haliyle davacının davaya konu alacak bakımından iddiasını usulüne uygun delillerle kanıtladığı kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan nedenle davacının 12/03/2020 tarihli 80.793,68-TL tutarlı fatura ile 11/10/2021 tarihli 32.666,43-TL faturalardan kaynaklı olmak üzere toplam 113.460,11-TL tutarında davalıdan alacaklı olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Davacı tarafın 03/10/2025 tarihli ıslah dilekçesi de gözetilerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulüne, 113.460,11-TL'nin dava tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gerekli 7.750,46-TL karar ve ilam harcından peşin alınan toplam 179,90-TL peşin harç ve 1.767,00-TL ıslah harcının mahsubu ile kalan 5.803,56-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir yazılmasına, 3-Davacı tarafından yapılan 179,90-TL başvuru harcı,179,90-TL peşin harç, 315,75-TL tebligat, posta masrafı ve 22.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 23.175,55-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 5-Dava öncesi zorunlu ara buluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir yazılmasına, 7-HMK 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Mahkememize ... Dairesine gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/11/2025
...