İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/229 E. 2024/647 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/229
- Karar No
- 2024/647
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/229 Esas - 2024/647 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/229 Esas KARAR NO : 2024/647
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 27/03/2023 KARAR TARİHİ : 31/10/2024 GR.KR.YZM.TARİHİ : 08/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; öncelikle müvekkili şirketin müflisten olan alacaklarını alamadığından dolayı zor günler geçirdiğini ve iş yapamaz hale geldiğini, bütün banka hesaplarına haciz konulduğunu, şirket adresine haciz işlemlerinin yapıldığını, iş yapmasını gerektiren bütün yollarının kapatıldığını, bu yüzden çalışan işçilerin maaşlarının ödenemediğini ve işçilerin işten çıktıklarını, yargılama harç ve masraflarını ödeyecek bütçesinin kalmadığını, bundan ötürü yargılama harç masraflarının adli yardım ödeneğinden karşılanmasına karar verilmesini talep ettiklerini, .... Esas iflas dosyasının iflas idaresince taraflarına yapılan ... karar nolu 12.08.2022 karar tarihli, 13.03.2023 tarihinde tarafımıza tebliğ edilen tebligatla, 21.01.2020 tarihli dilekçeleri ekinde sunulan "alacak dayanağı bono senedinin, iflas hukukunun kamusal yapısı gereği alacağın varlığını ispat için yeterli bir belge olmadığı" gerekçesi ile alacak taleplerinin reddedildiğinin bildirildiğini, ancak tebliğ edilen kararın inceleme 4. paragrafında "Başvurunun kambiyo evrakına dayalı olması nedeniyle reddedildiği, temel borç ilişkisine dayanak olan yeni bir başvuru yapıldığında talebin yeniden değerlendirilmesinin mümkün görüldüğü" bildirildiğinden başvuruları ekinde İş Karşılığı düzenlenen 31.05.2018 tarih, ... seri nolu, 280.000,00-TL'lik çek ile, 30.04.2018 tarih, ... seri nolu ve 100.000,00-TL'lik çek ile belirtilen diğer alacakları ile birlikte müvekkilinin alacak toplamının 767.971.00 TL olduğunu, borçlu şirket ile müvekkili arasında kambiyo senetlerinden ve diğer iş ve işlemlerden kaynaklanan ilgili alacaklar bulunduğunu, taraflar arasında ticari bir ilişki olduğunu, borçlu şirket tarafından müvekkili alacaklarının ödenmediğinden müvekkilince icra takibi yapılmak istendiğini, ancak borçlu tarafından.... Esas sayılı dosyası ile açılan davadan ötürü icra takibi yapılamadığını, zaten borçlunun konkordato nedeniyle bütün alacaklıların alacak taleplerinin durdurulduğunu, .... Esas sayılı dosyasına borçlu şirketten alacaklı olduklarına ve buna dair ilgili evrakların sunulduğuna dair ilgili mahkemeye başvurulduğunu, hatta müvekkili tarafından ilgili davanın alacaklılar toplantısına da katılım sağlanıldığını, alacaklarının en azından yarısının kendilerine verilmesi hususunda toplantıda görüş bildirildiğini, sonrasında da İflas masası tarafından açılan masayada kayıtlarının yapıldığını ancak alacak taleplerinin hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğini, davalı ... tarafından konkordato talepli açılan dava nedeniyle başlatılan icra takipleri durdurulduğundan .... Mahkemesi'ne dilekçeleri ile muavin defterlerinde kayıtlı olarak toplam 767.971,00-TL alacak bedelinin taraflarınca konkordato komiserliğine bildirildiğini, borçlu ... tarafından da ilgili alacaklarının olduğu bilinip kabul edildiğini, .... Mahkemesi'nin .... Esas sayılı ve 26/12/2019 tarihli kararı ile davalı borçlu şirketin konkordato talebinin reddine ve fakat şirketin iflasına karar verildiğini, bu kez taraflarınca 20.05.2021 tarihli dilekçe ile alacaklarının iflas masasına kaydı için .... İflas numaralı dosyasına taraflarınca bildirimde bulunulduğunu, iflas idaresinin sıra cetveli ve ikinci alacaklılar toplantısına ilişkin 08.03.2023 tarihli alacaklarının reddedildiğine ilişkin kararın taraflarına bildirildiğini, .... İflas Dosyasında İflas İdaresi tarafından aleyhlerine verilen alacağın reddine dair kararın kaldırılmasına, taraflarınca ilgili hak kaybının olmaması için bununla ilgili gerekli tedbirlerin uygulanmasına, borçlu şirketten ilgili şirket ve kayıtlara göre alacakları olduğu belirtilen 767.971,00 TL (faiz ve masraflar hariç) alacaklarının kabulü ile iflas masasına ve sıra cetveline kaydının yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı ... şirket idaresi vekili cevap dilekçesi ile özetle; dava dilekçesinin taraflarına 16/04/2023 tarihinde e-tebligat olarak gönderildiğini, dosyada taraf olan ... ... A.Ş.’nin .... Mahkemesi’nin 25/12/2019 tarih, .... sayılı ilamı ile iflasına karar verildiğini ve iflas kararının 03/03/2020 tarihinde kesinleştiğini, tasfiye işlemlerinin .... İflas sayılı dosyası ile yürütüldüğünü, 17/03/2020 tarihinde yapılan Birinci Alacaklılar Toplantısında İflas İdaresi memurlarının seçildiğini, ikinci alacaklılar toplantısının ise 11/04/2023 tarihinde .... yapıldığını, nisap sağlanamadığından yeni toplantı için gün verilmek üzere toplantıya son verildiğini, davacı tarafından .... sayılı dosyasına ... No’lu başvurusuyla dilekçe ekinde, .... Şubesi'nin 31.05.2018 keşide tarihli, 280.000-TL bedelli, .... Şubesi'nin 30.04.2018 keşide tarihli 100.00-TL bedelli çek suretleri ibraz edilerek 46.251,62 TL alacak başvurusunda bulunulduğunu, işbu başvurusunun İflas İdare Memurlarının ... numaralı kararında da belirtildiği üzere; "her ne kadar kambiyo senetleri illetten mücerret ise de iflas hukukunun kamusal yapısı gereği alacağın varlığını ispat için yeterli bir belge olarak kabul edilmemektedir. Bu nedenle de temel borç ilişkisi incelenmesi, kambiyo senetlerinin dayandığı borç ilişkisi tereddüte mahal bırakmayacak şekilde anlaşılması gerekmektedir. Tüm bu sebeplerle alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği düşünüldüğünden" reddedildiğini, alacak talebinin kambiyo evrakına dayalı olduğunu, kambiyo evrakının iflas hukukunun kamusal niteliği gereği ispata yeter belgelerden olmadığını, temel borç ilişkisini dayanak alan yeni bir başvuru yapıldığında talebin yeniden değerlendirilmesinin mümkün görüldüğünü ve talebin reddedildiğini, idare memurlarının vermiş olduğu kararı bu yönüyle yasaya uygun olduğunu ve huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, davanın usulden reddinin gerektiğini, iflas neticesinde hazırlanan sıra cetveline itiraz davalarının 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekliliği düşünüldüğünde, birden çok kişinin sıra cetveline ilişkin itirazlarının bu süre içerisinde gerçekleşmek zorunda olduğunu, esasa ilişkin olarak; İflas hukukunun kamusallığı gereği, illetten mücerret bir belge ile iflas masasından alacak talep edilemeyeceğini, bu nedenle kambiyo evrakının, iflas hukukunda alacağı ispat eden bir belge olmadığını, temel borç ilişkisi ortaya konmadan, borç ilişkisinin varlığı tespit edilmeden alacağın masaya kaydedilemeyeceğini, bu nedenle de alacak talebinin reddedildiğini, bununla beraber herhangi bir hak kaybına sebebiyet vermemesi için, alacak talep edenin, temel borç ilişkisini dayanak yapan bir talebinin ulaşması halinde talebinin tekrar değerlendirileceğinin karara işlendiğini, bu çerçevede işbu davada temel borç ilişkisine yönelik bir inceleme yapılmasına olanak olmadığını, zira davacı eğer temel borç ilişkisine dayanarak talepte bulunacak ise; daha kolay yol olarak önce masaya başvurması ve alacağını kaydettirmesinin olası olduğunu, kaldı ki İİK.nun 235. maddesinde yazılı davanın açılması için aranan dava şartlarından birisi de talebin reddi olduğunu, temel borç ilişkisine dayalı talep için cari bir ret kararının bulunmadığını beyan ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER .... Mahkemesi’nin 25/12/2019 tarih, .... sayılı ilamı ile davacısı ... A.Ş.’nin konkordato talebi üzerine yapılan yargılama sonucunda komiserler kurulundan alınan rapora göre konkordato projesinin İİK 302/3 maddesinde aranan çoğunlukla kabul edilmediği ve İİK 305/1 c maddesindeki şartın gerçekleşmediği, ayrıca teklif edilen tutarın borçlunun kayanklarıyla orantılı olması şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla İİK 308 maddesi gereğince konkordato talebinin reddine ve şirketin borca batık olması ve borca batıklığın doğrudan iflas sebebi olması nedeniyle .... numarasında kayıtlı ... Anonim Şirketinin İİK 308 maddesi gereğince iflasına, 26/12/2019 tarih saat 14:17 itibari ile iflasın açılmasına karar verildiği, iflas kararının ise 03/03/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. ....’nün cevabi yazılarında ve eki .... İflas sayılı dosyasında tasfiye işlemlerinin yürütüldüğü, 17/03/2020 tarihinde yapılan birinci Alacaklılar Toplantısında İflas İdaresi memurlarının seçildiğini, ikinci alacaklılar toplantısının ise 11/04/2023 tarihinde .... yapıldığı ve nisap sağlanamadığından yeni toplantı için gün verilmek üzere karar alınmasına karar verildiği, 19.12.2023 tarihinde ikinci alacaklılar toplantısı yapıldığı iş bu davanın 27.03.2023 tarihinde açıldığı, davacı vekili tarafından .... 20.05.2021 başvuru tarihli dilekçesi ile ....Şubesi 31.05.2018 keşide tarihli 280.000-TL bedelli, .... Şubesi 30.04.2018 keşide tarihli 100.00-TL bedelli çek suretleri ibraz edilerek, 48.251,62 TL alacağı olan toplam 767.971.00 TL alacaklarının iflas masasına kaydı talebinin İflas İdare Memurluğu'nun 12.08.2022 tarihli ve ... sayılı kararı ile temel borç ilişkisi incelenmesi, kambiyo senetlerinin dayandığı borç ilişkisi tereddüte mahal bırakmayacak şekilde anlaşılması gerektiği, tüm bu sebeplerle alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği düşünüldüğünde talebin reddine karar verildiği, 13.03.2023 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı tarafça 29.03.2024 tarihli başvuruda -31.05.2018 tarih ve seri ... nolu 280.000,00, 30.04.2018 tarih ve seri ... nolu 100.000,00 TL'lık çek, 270.000,00 TL ..., 120.,000,00 TL ... Ltd. Şti., 100.000,00 TL ... 'ya borçlu şirket tarafından keşide edilen müvekkilce cirolanan verilmiş çek alacakları, 110.481,57 TL .... şantiyesinden dolayı teminat alacağı, 77.490.00 TL .... şantiyesinden dolayı KDV Dahil Kesin Kabul Hak edişi, 90.000,00 TL ... verilen daha sonradan ödemesi ....'nin .... E. Sayılı icra dosyasına yapılan ödemesi ile toplam 767.971,57 TL tutarında alacağı bulunduğu ileri sürülerek iflas masasına kaydının istenildiği, başvuruda bulunduğu görülmüştür. .... sayılı icra dosyasının incelenmesinde, ....' nün .... talimat sayılı 18.06.2018 tarihli yazısında alacaklının ... A.Ş, borçluların ..., ... Ltd.Şti ile ... A.Ş olduğu, borç miktarının 278.400,00 TL olduğunun belirtildiği, 11.12.2023 tarihli icra dosya hesabı raporunda yatan miktarın 0 TL olduğunun belirtildiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, sıra cetveline itiraz niteliğindedir ve uyuşmazlık ... ... A.Ş.’'nin 31.05.2018 tarih ve seri ... nolu 280.000,00, 30.04.2018 tarih ve seri ... nolu 100.000,00 TL'lık çek, 270.000,00 TL ..., 120.,000,00 TL ... Ltd. Şti., 100.000,00 TL ... 'ya borçlu şirket tarafından keşide edilen müvekkilce cirolanan verilmiş çek alacakları, 110.481,57 TL .... ve .... şantiyesinden dolayı teminat alacağı, 77.490.00 TL .... şantiyesinden dolayı KDV Dahil Kesin Kabul Hak edişi,.... E. Sayılı icra dosyasında davacıya borcu olup olmadığı, var ise miktarı ve iflas masasına kaydının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/12/2022 tarih ve .... Karar sayılı kararında iflas ve masa alacaklarına ilişkin ilkeler belirtilmiştir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 184/1. maddesinde; “İflâs açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer” hükmüne yer verilmiştir. Bu maddede ifade edilen “alacaklar” teriminden maksat, aslında yalnız “iflâs alacaklarıdır.” İflâs alacakları, iflâs açıldığı anda müflise (borçluya) karşı hukuken mevcut olan alacaklardır. Başka bir deyimle, müflisin iflâs açıldığı andaki borçlarıdır. İflâs alacağı kavramına, müflisin yalnız muaccel borçları değil, aynı zamanda müflisin müeccel borçları (m. 195), taliki şarta (geciktirici koşula) veya belirsiz bir vadeye bağlı olan borçları (m. 197) ve konusu paradan başka bir şey olan borçları (m. 198) da dâhildir (....).
İflâs alacakları, iflâs kararından önceki dönemlere isabet eden alacaklar olup alacaklılar tarafından masaya yazdırılarak istenebilir ve iflâs kararına kadar olan ... borçlarını gösterir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 235. maddesinde; “Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223 üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nisbette katılması gerektiği konusunda 302 nci maddenin altıncı fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir. İtiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse dava masaya karşı açılır. Muteriz başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasını o alacaklı aleyhine açar. Bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Dava basit yargılama usulü ile görülür. Ancak, itiraz alacağın esas veya miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dair ise şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur” şeklinde sıra cetveline itiraz ve neticeleri düzenlenmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/10/2022 tarih, .... sayılı kararında açıklandığı üzere İspatı gerekli ve önemli olan vakıalar, hâkimin vereceği kararı etkileyen ve hâkimin karar verirken dikkate alması gereken vakıalardır Kural olarak hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme HMK’nın 190. maddesinin birinci fıkrasında, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; HMK'da senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir. Açıklanan bu hususlara Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2021 tarihli ve .... sayılı kararlarında da değinilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/01/2022 tarih, .... sayılı kararında açıklandığı üzere HMK’nın 219/1. maddesi gereğince taraflar, ileri sürdükleri vakıaların ispatına ilişkin sadece kendi ellerindeki belgeleri ibrazı yanında karşı tarafça delil olarak dayanılan belgeleri de ibraz yükümlülüğü altındadırlar. Anılan düzenleme ile ispat yükü üzerinde olmayan tarafın da belirli koşullarda belge ibrazı ile yükümlülük altına alınarak davanın aydınlatılmasına katkıda bulunması sağlanmakta, bu suretle gerçeğe ve hakkaniyete uygun karar tesisine imkân tanınmaktadır. Tarafların mahkemeye ibraz ile yükümlü oldukları belgeler, ileri sürülen hususların ispatı ile ilgili olanlardan ibaret olup bunun belirlenmesi ise HMK’nın 194. maddesi çerçevesinde taraflarca gerçekleştirilecek somutlaştırma faaliyeti ile mümkündür. Bu doğrultuda taraflar, ileri sürdükleri vakıayı ispata elverişli bir biçimde somutlaştırmanın yanında delil olarak dayandıkları belgeleri ve hangi belgenin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıklamakla yükümlüdürler. Anılan yükümlülüğün ifası ile belgenin içerik ve niteliği hakkında bilgi sahibi olunarak ispat konusu vakıaya ilişkin olarak ibrazı istenen belgenin gerekli olup olmadığı yahut belgedeki hangi kısımların gerekli olduğu belirlenebilecektir. Bu sayede ileri sürülen hususların ispatıyla ilgili olmayan belgelerin gereksiz yere ibrazı önlenebileceği gibi HMK’nın 219/2. maddesi gereğince devamlı kullanılan ve içeriği bölünebilen belgelerin tamamı yerine sadece ispat konusu vakıa ile ilgili kısımları belirlenerek tarafların mahkemeye belge ibraz yükümlülüklerinin sınırları tespit edilebilecektir (....) HMK’nun harç ve avans ödenmesi başlıklı 120. maddesinde; "(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl .... çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” hükmü getirilmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde ise: “Madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanunda yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl .... ilân edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yer almıştır. Maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır” ifadelerine yer verilmek suretiyle, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun delil ikamesi için avans başlıklı 324 maddesinde ise “(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3)Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir. Anılan madde gerekçesinde de: “Harç ve avans ödenmesi” başlıklı 125 inci maddede davacının dava masraflarının karşılığı olarak avans ödemesi öngörülmüştür. Bu avans, davacının delillerinin toplanması için yapılması gereken harcamaları da kapsar. Bu maddede ise daha çok davalının delillerinin toplanması için ödenmesi gereken avans düzenlenmiştir. Öte yandan davacının avansı yönünden “Dava şartları” başlıklı 119 uncu maddede hüküm getirilmiştir. Davacının avansı yatırmış olması dava şartlarındandır. Şu hâlde davacı avansının yargılamanın devamı sırasında yetersiz kalması hâlinde, uygulanacak hüküm, bu maddeden ziyade 125 inci madde hükmüdür…” ifadelerine yer verilmek suretiyle, gider avansının davacının dava masraflarının karşılanması amacıyla delil avansının ise daha çok davalının delillerinin toplanması amacıyla getirildiği vurgulanmıştır. 03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde: “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. (2)Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (3)Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. (4)Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” hükmü getirilmiştir. Yönetmeliğin 45. maddesinde gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup, gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, Yönetmelikte gider avansının içinde delil avansı için gerekli giderler de gösterilmiştir. Gider avansının yatırılmaması halinde açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir (Yön. m. 45/3); delil avansının yatırılmaması halinde ise, o delilden vazgeçilmiş sayılır(Yön. m. 45/3). Bu durumda; Yönetmeliğin 45. maddesinin 1. fıkrası ile 4 ve 5 fıkraları arasında uyum bulunmadığından, HMK.’nun 324. maddesi gözetilerek Yönetmeliğin 45. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının öncelikle uygulanması gerekir. (....). Bir davanın açılmasıyla başlayan yargılama faaliyetinde, karara ulaşmak bakımından, mahkeme ve taraflarca yapılması gereken belirli işlemler bulunmakta olup, her işlemin belli bir zaman aralığında yapılması gerekmektedir. Usul hükümleri ile normatif bir değer kazanan bu zaman aralıklarına süre denilmektedir. Böylece usul işlemlerinin yapılması zamansal olarak tarafların ya da mahkemenin arzularına, inisiyatifine bırakılmamış olmaktadır. .... Dairesi'nin 19/10/2022 tarih, .... sayılı kararında belirtildiği üzere, kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hakimin de bağlı olduğu, dolayısıyla hakimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur. Kısaca; ister kanun, ister hakim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nun 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (Benzer ilkelere .... sayılı kararlarında da değinilmiştir.) Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hakim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir. Bilirkişi Asgari Ücret Tarifesi 29.12.2023 tarihli ve 32414 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış, 2024 yılı bakımından Asliye Ticaret Mahkemesi için en az (asgari) 2.200,00 TL olduğu belirtilmiştir. Mahkememizin 18.07.2024 tarihli duruşmasında; Defter ve kayıtlar üzerinde ve uyuşmazlık konularında dosya üzerinde bir mali müşavir/bankacı, bir nitelikli hesap ve bir inşaat bilirkişisinde oluşan bilirkişi kurulunca incelmesi yapılmasına bir mali müşavir/bankacı, bir nitelikli hesap ve bir inşaat bilirkişi bakımından emek ve mesaisi ile yol ücreti dahil 7.500,00’er TL’den 22.500,00-TL ücretin davacı tarafça karşılanmasına, delil avansının ikmali için davacı tarafa iki hafta mehil verilmesine, aksi halde bu delilden vazgeçmiş sayılacağı hususunun hatırlatılmasına, (hatırlatıldı) bilirkişi raporunun taraf sayısından bir fazla örneğinin dosyaya sunulmasına, sunduğunda taraf vekillerine tebliğine, varsa itirazların ve yazılı beyanların sunulması için iki hafta mehil verilmesine, itirazlar bildirildiğinde ve gerektiğinde resen ek rapor alınmasına, dosyanın ek deliller dosyaya bildirme süresi geçtikten sonra bilirkişilere teslimine, bilirkişilere .... Adli Yargı çevresi dahilinde olmak üzere HMK.nun 278/4 madde uyarınca mahallinde inceleme yetkisi verilmesine, mahallinde inceleme gerektiği takdirde taraf vekillerine haber verilerek birlikte veya taraf vekillerinin bilgisi dahilinde inceleme yapılmasına karar verildiği, 31.10.2024 tarihli celsesinde davacı vekili Davacı vekilinden soruldu: Her ne kadar dosyanın bilirkişiye tevdii bakımından masraf yatırılması tarafımıza ihtar edilmiş ise de davacı tarafın ilgili yetkilileri maddi anlamda delil avansını karşılayacak güçlerinin olmadığını, şirket üzerine kayıtlı mallar hacizli olduğunu, bu nedenle masrafı karşılayamadılar ve karşılayamayacaklarını bu nedenle dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte karar verilmesini talep etmiştir. Talep, cevap, iflas ve icra dosyaları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın adli yardım başvurusunun 28.03.2023 tarihli ara karar ile reddolunduğu, davacı tarafça verilen kesin süreye karşın bilirkişi masraflarının mahkeme veznesine yatırılmadığı ve yatırılmayacağının belirtildiği, hakim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edileceği gibi delil avansının tamamlanamayacağının bildirildiği, dava konusu bilirkişi yasal gideri karşılanmadığı, kayıt kabul davası basit yargılamaya usulüne tabi olup, davada ispat yükü kural olarak masaya yazdırılması gereken bir alacağı bulunduğunu iddia eden davacı tarafa ait olduğu, davacı tarafça iddiasına dayanak delillerin de ibraz edilmediği anlaşılmakla mevcut delil durumuna göre ispatlanamayan davanın reddine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu'na göre alınması zorunlu 427,60-TL maktu harçtan, peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.00,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafça yatırılan gider avansından artan kısmın HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde, yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31/10/2024
Başkan .... ¸e-imza Üye .... ¸e-imza Üye .... ¸e-imza Katip .... ¸e-imza