İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/413 E. 2026/468 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/413
Karar No
2026/468
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/413 Esas KARAR NO : 2026/468

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 04/07/2024 KARAR TARİHİ : 23/06/2026

Mahkememizde görülen Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30.03.2023 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracıyla ... kesişimine geldiği esnada yaya başvuran müvekkiline çarpması neticesinde çift taraflı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, iş bu başvuruya konu trafik kazasının meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, dava konusu trafik kazasına sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın, kaza tarihi itibariyle ... (...) Sigorta A.Ş. nezdinde teminat altında olduğunu, müvekkilinin davaya konu trafik kazası neticesinde maruz kaldığı zararlardan sigorta şirketinin olduğunu, müvekkilinin ağır şekilde yaralanması, geçici ve sürekli iş göremezliğe maruz kalması sebebiyle şimdilik 300.000,00-TL maddi tazminatın ve tedavi süresince bakım ihtiyacı doğduğundan şimdilik 4.000,00-TL bakıcı gideri tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalılardan tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla (davalı sigorta şirketinin teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesine, davalı tarafından müvekkilinin hakkını elde etmesini engellemek amacıyla dava konusu aracın ve adlarına kayıtlı malvarlığının üçüncü kişilere devri söz konusu olabileceğinden, davalı adına kayıtlı olması halinde ... plaka sayılı araç üzerine ve UYAP kanalı ile tespit edilecek davalı adına kayıtlı taşınmaz ve araçların uygun görülecek sürede üçüncü kişilere devrinin engellenmesi amacıyla teminatsız olmak kaydıyla ihtiyati haciz kararı verilmese, her türlü yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygı talep ve dava etmiştir. Davalı ...'ın cevap dilekçesinde özetle; otokaporta boyacılığı işi yaptığını, kaza tarihinde müşteri tarafından ... plakalı aracın kendisine bırakıldığını, aracının hasarının bulunduğunu ve tamir ve bakımının yapılacağını, ekperin dükkana gelmediğini, aracı sanayiye götürmesi gerektiğini otokaporta boyacılığı işi yaptığını, kaza tarihinde müşteri tarafından ... plakalı aracın kendisine bırakıldığını, aracının hasarının bulunduğunu ve tamir ve bakımının yapılacağını, ekperin dükkana gelmediğini, aracı sanayiye götürmesi gerektiğinin söylendiğini, bilirkişinin isteği üzerine müşterinin aracını alıp ekspere göstermek üzere yola çıktığını, ... Mahallesinde faaliyet gösteren senko sanayi sitesinin önündeki ... üzerinde araçların park edilmesi yasak olan bir yerde bir aracın park edilmiş olduğunu ve kendisinin normal trafik kuralları içerisinde seyir halinde iken araç ana cadde üzerinde olması nedeniyle park yasağı bulunduğu yerde kendisinin sağ taraftan inmesi gerekirken sol taraftan inmesi sonucunda aracının aynasının davacıya çarptığını ve hafif şekilde yaralandığını, hadisenin meydana geldiği sırada olayın çıplaklığı ile yapılan hasar ve kusur tespitlerinde davacının asli kusurlu olarak tespit edildiğini, ancak daha sonra her nasıl ise yapılan itirazlar sonucunda bu sefer asli kusurlu olarak kendisinin gösterildiğini belirterek; haksız ve yersiz sebepsiz zenginleşme amacı ile açılan davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'ın cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kaza yapan aracın maliki olduğunu ancak işleteni olmadığını, müvekkilinin söz konusu aracı davaya konu kazadan önce 27.03.2023 tarihinde geçirmiş olduğu kaza sebebiyle diğer davalı ...'nın işçisi olduğu ... adında tamirhaneye, aracında meydana gelen hasarın onarımı için teslim ettiğini, söz konusu tamirhane sahibinin müvekkili ile yapılan sözleşme uyarınca kaza tarihinde aracın zilyedi durumunda olduğunu, KTK.3 ve 104. maddeler uyarınca tamirhane sahibi işleten olduğundan, müvekkili açısından davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davacının yaralanmasına sebep olan 30.03.2023 tarihli kazanın müvekkiline ait aracın zilyetliği tamirhanedeyken gerçekleştiğini, müvekkile ait aracın zilyetliğinin tamirhanedeyken gerçekleştiğini, aracın işleten sıfatının tamirhaneye geldiğini, müvekkilinin iş bu kaza sebebiyle ikame edilen dava yönünden hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, malik tarafından tamirhaneye bırakılan araç için işleten sıfatının tamirhane sahibine geçtiği ve malikin işleten sıfatının ortadan kalktığının Yargıtay kararları ile sabit olduğunu belirterek; davacının hukuki dayanaktan yoksun dava talebinin öncelikle usule ilişkin itirazlar nedeniyle olmak üzere, reddine; tüm beyanlar doğrultusunda davacının davasının ve taleplerinin müvekkili yönünden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkili şirkete, ktk’nın 97.maddesi gereğince sigorta şirketine ön başvuru esnasında sunulması zorunlu bilgi ve belgelerden olan kaza ile illiyet bağı içerisinde olan arazları ve maluliyetin sürekli nitelikte olduğunu açıkça belirten, bizzat ve güncel muayene bulgularını içeren bir sağlık kurulu raporu sunulmaksızın ve mezkur mevzuatta tanımlanan usule uygun şekilde müracaat edilmemiş olması ve işbu eksikliğin sonradan tamamlanamaz dava şartı olması sebebiyle huzurdaki başvurunun usulden reddinin gerektiğini, davacının ilk başvuru esnasında sigorta şirketine sunulması zorunlu bulunan evrak ve belgeleri sunmaksızın usule aykırı şekilde başvuru yaptığının belirlendiğini, davacı tarafça mevzuata uygun olarak alınan bir maluliyet raporu sunulmadığından iş bu başvurunun usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafından dosyaya sadece adli muayene raporu sunulduğunu kaza nedeniyle maluliyet oluştuğunu ispatlar nitelikte rapor sunulmadığını belirterek; davanın tüm talepler yönünden reddine, yargılama giderlerinin başvuran uhdesinde bırakılmasına, reddedilen miktar bakımından lehimize vekâlet ücreti takdirine karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce maluliyetin hesaplanması adına Adli Tıp Kurumu Başkanlığından rapor alınmış dosya arasına konulmuştur. Dava: Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat İstemine İlişkindir. Somut uyuşmazlık; 30.03.2023 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracıyla ... kesişimine geldiği esnada davacı asile çarpması neticesinde çift taraflı ve yaralanmalı trafik kazası meydana gelmesi üzerine maddi tazminat istemli dava ikame edilmiştir. Davacının taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle kusur tespitinin yapılması gerekir. Dosya içeriğinde delil avansı yatırılması için ara karar kurulmuşsa da, davacı tarafça delil avansı yatırılmadığı için kusur durumuna ilişkin tespit yapılamamıştır. HMK'nın "Sürelerin belirlenmesi" başlıklı 90. maddesinin "(1) Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. (2) Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler." HMK'nın "Kesin süre" başlıklı 94. maddesinin ise "(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar." hükmünü ihtiva ettiği, buna göre kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yapılması gereken işlemi yapmayan tarafın, anılan yasal düzenlemeler uyarınca artık bu işlemi yerine getirmesine yasal olarak imkan bulunmadığı gibi belirtilen işlemi yapma hakkının da ortadan kalktığının kabulü gerektiği, HMK'nın "Delil ikamesi için avans" başlıklı 324. maddesinde taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda olduğu aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağının düzenlendiği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45/4. maddesinin de aynı yönde olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Delil ikamesi için avans" başlıklı 324. maddesinde "(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır." düzenlemesi bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta; kusur durumunun tespiti neticesinde maddi tazminat miktar hususu tayin edilecek olup, zorunlu olarak bilirkişi incelemesine gerek bulunmaktadır. Gerekli delil avansı yatırılmadığından ispatlanamayan davanın reddi gerekmiştir. Belirtilen açıklamalar ışığında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın REDDİNE, Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harcın peşin yatırılan 1.038,32-TL harçtan mahsubu ile bakiye 306,32-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, Davalılar ... Anonim Şirketi vekili yönünden lehine karar tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden hesap olunan 48.640,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ... Anonim Şirketi'ne verilmesine, Davalıların yapmış olduğu yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran taraflara iadesine, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan davacı asilin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/06/2026

Katip ... E-imzalıdır

Hakim ... E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/413, K. 2026/468, T. 23.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-413-e-2026-468-k-637704106cfd