İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/219 E. 2025/289 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/219
Karar No
2025/289
Karar Tarihi

T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/219 KARAR NO : 2025/289

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/04/2023 KARAR TARİHİ : 16/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2025

TALEP: Davacı vekili 27/04/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkilinin 2019/30368, 2021/082389 sayılı markalarının bulunduğunu ve düğün organizasyonu hizmetleri sunduğunu, müvekkilinin markasının izinsiz kullanımlara karşı hukuki haklarını koruduğunu, ve bu kapsamda davalılara davadan önce ihtarname keşide ettiklerini, davalıların müvekkillerin markasını ve hatta isim ve numaralarını dahi kullandıklarını,... .... .... D.iş sayılı dosya kapsamında delil tespit işlemleri yaptıklarını, tespit dosyasında davalılar eylemlerinin ihlale yol açacağının tespit edildiğini, müvekkilinin “...” markasını 2010'lu yıllardan bu yana kullandığını, davalıların “..., ... düğün salonları” şeklinde markasal kullanımlarının tespit dosyasında tespit edildiğini, bu kullanımların davalılar işletmesinin müvekkile ait olduğu zannını oluşturduğunu, davalılar eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet de teşkil ettiğini ileri sürerek, “...”, “... GRUP”, “... DÜĞÜN SALONLARI” ve “BY ...” gibi markasal kullanımlarına 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.7, m.29 ve m.149 vd. maddeleri uyarınca tecavüz ve aynı zamanda Türk Ticaret Kanunu (TTK) 56 vd. gereği haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti, söz konusu tecavüz eylemlerinin bütünüyle men’i ve ref’i, tecavüz konusu tüm ürünlere, ticari reklam, evrak ve tabelalara el konulması, el konulan ürünler üzerindeki markaların silinmesi veya mümkün olmaması halinde ürünlerin imhası, marka hakkına tecavüz eden kişi aleyhine verilen mahkeme kararının, masrafları tecavüz eden tarafından karşılanarak, ilgililere tebliğ edilmesi ve kamuya yayın yoluyla duyurulması, müvekkili bakımından doğan zararların tazmini amacıyla şimdilik 1.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın; arabuluculuk tarihi olan 22.02.2023 tarihinden yürütülecek ticari avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin 2023/001052 ve 2022/142183 sayılı markalarının mevcut olduğunu, ana faaliyet konularının düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri olduğunu, davacının markasının 35/40/25/41. sınıfta yer alan mal ve hizmetleri kapsadığını, tarafların mal ve hizmetlerinin birbirinden farklı olduğunu, davacının adına tescilli “...” markasının, 3. kişiler adına da tescilli olduğunu, bu nedenle davacı markasının korunabilir olmadığını, davacı taraf ile müvekkilleri adi ortaklığın taraflarının arasında imzalanmış bir sözleşme olduğunu, bu sözleşmeye göre ... düğün salonu hizmetlerinin müvekkillerine bırakıldığını, sözleşmede “... aynı adresinde durduğu sürece isim hakkını kullanabilecektir." ibaresi yer aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde husumet ... ile ... ve Ortaklığı'na yöneltilmiştir. Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türkler Borçlar Kanunu (TBK)'nun 620.maddesinde de; "Adi ortaklık sözleşmesi, iki veya daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleşmeyi üstlendikleri sözleşmedir." hükmünü haizdir. Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığı için, davada taraf ehliyeti de yoktur. Bu nedenle, adi ortaklığa ilişkin davalarda, adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri zorunludur. Adi ortaklığa karşı açılan dava, diğer ortakların tümüne karşı yöneltilmelidir. Başka bir anlatımla, aktif ve pasif taraf ehliyeti tüm ortaklara aittir. Adi şirkette aksi karşılaştırılmadıkça işlerlik kazanan mülkiyet düzeni el birliğiyle mülkiyettir. Bu açıdan ortaklar arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. HMK 114/1-d maddesi uyarınca taraf ehliyeti dava şartı olduğundan, re'sen gözetilmesi gerekir. HMK 115/2.maddesine göre "Mahkeme, dava şartı (m114) noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre (md.94) verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder" hükmü mevcuttur. Bu durumda, adi ortaklığı oluşturan kişilerin ayrı ayrı davalı olarak gösterilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması gerektiğinden; davacı vekiline, davalı olarak gösterilen "... ve Ortaklığı" isimli adi şirketin tüm ortaklarını davalı olarak göstermesi için mahkememizin 07/06/2023 tarihli ara kararıyla davacıya HMK 115/2 maddesi uyarınca 2 hafta kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde tüm ortakları ayrı ayrı davalı göstermez ise bu davalı yönünden dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedileceğinin ihtarına karar verilmiştir. Mahkememizce Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı ve İnegöl Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkereler yazılarak, davalı adi şirket ortaklarının kim olduğu sorulmuş ve Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı'ndan alınan müzekkere cevabında; ... ve Ortaklığının adi ortaklık olup, açık kimlik bilgisinin bulunmadığı, ...'nın ortaklığın kurucularından olup, 25/01/2022 tarihinde ortaklıktan ayrıldığı bildirilmiştir. Bunun üzerine, yapılan 19/09/2023 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı vekiline husumet yönünden davayı kime yönelttiği hususu sorulmuş, davacı vekili imzalı beyanı ile davasını ... ve ...'a yönelttiğini beyan etmiş, davalı vekilince de husumet konusunda herhangi bir beyanın bulunmadığı imzalı olarak belirtilmiştir. Böylelikle davada pasif husumet, ... ve ... bakımından görülerek karar verilmiştir.

MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR Davanın; marka hakkına tecavüzden kaynaklı tespit, men, ref, imha, ilan ve haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemlerinden ibaret olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler TÜRKPATENT'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı eylemlerinin, davacının 2019/30368, 2021/082389 sayılı markalarına tecavüz oluşturup oluşturmadığı ve markaya tecavüzün tespiti ve haksız rekabetten kaynaklı talepler ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davalı vekilince yetki itirazında bulunulmuş ise de; 6769 Sayılı SMK'nın 156/3. maddesinde "Sınai Mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir" hükmüne yer verildiği, somut uyuşmazlıkta da davacı tarafın tescilli marka hakkına dayandığı, o halde SMK'nın 156/3 maddesi gereğince, davacı tarafın, kendi yerleşim yerinde, hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yerde dava açmakta seçimlik hakkının bulunduğu, davacının yerleşim yerinin ... olduğu görülmekle, SMK'nın 156/3. maddesi uyarınca davacının markaya tecavüz davasını ...'da açmasına yasal engel bulunmadığından; davalı vekilinin yetki itirazının reddine karar verilmiştir.

İnegöl 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/53 D. İş sayılı dosyasından alınan 26/12/2022 tarihli raporda özetle; "Tespit talepli dilekçede belirtilen ve halen Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde koruma süresi devam eden 2019 / 30368 tescil numaralı “... Luxe” ibareli markanın “düğün organizasyonları düzenleme idare hizmetlerini” de kapsayacak şekilde25, 35, 40 ve 41. Sınıflarda, 2021 / 082389 tescil numaralı “D ... Luxe” ibareli markanın ise “gelinlik, nişanlık, kaftan, abiye, kıyafet, tesettür ve eşarp” emtiaları ve bu emtiaların satış hizmetlerini de kapsayacak şekilde 25, 35 ve 44. sınıflarda ... adına tescilli olduğu, düğün salonu olarak faaliyet gösterdikleri anlaşılan (1) ... .... .... adreslerindeki işyerlerinde “...” ve “by ...” ibarelerinin markasal anlamda kullanılmakta olduğu, aleyhinde tespit talep edilen taraflarca ileri sürülebilecek her takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, bu hali ile aleyhinde tespit talep edilen taraflarca, tespit isteyen ... adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde “düğün organizasyonları düzenleme idare hizmetlerini” de kapsayacak şekilde 25, 35, 40 ve 41. sınıflarda tescilli olan 2019 / 30368 tescil numaralı “... Luxe” ibareli marka ile karıştırılma ihtimaline sebep olunduğu kanaati Sayın Mahkemenize arz olunur." ifade edilmiştir.

Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 01/11/2023 havale tarihli raporda özetle; "- Davalı yanca gerçekleştirilen kullanımların, davacı adına tescilli markalardan doğan hakları ihlal ettiği, - Bu durumun aynı zamanda haksız rekabete de sebebiyet vereceği, - Davacı tarafın dosya kapsamındaki beyanlarında, dava dilekçesindeki tazminat taleplerini 6769 s. SMK m. 151 kapsamındaki hangi seçimlik hakka dayandırdığı konusunda bu aşamada hiçbir açıklamasının mevcut olmadığı, keza dosyada da inceleme yapılmasına uygun hiçbir ticari evrakın bulunmadığı, bu nedenle bu aşamada heyetimizce bir tazminat incelemesi yapılamadığı," ifade edilmiştir.

Belirtilen bilirkişi raporunun dosyaya kazandırılmasıyla; davacı vekilince ihtiyati tedbir talep edilmiş ve Mahkememizce duruşmalı olarak yapılan değerlendirme sonucunda, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne dair 20.000,00 TL nakdi veya gayri nakdi teminatın karşılanması halinde davalının, davacının marka hakkına tecavüz konusu olan "..." ibaresini içerir tüm ürünlere, ticari reklam, evrak ve tabelalara el konulmasına veya yediemine teslimine karar verilmiş; karar davalı vekilince istinaf edilmiş ve ... Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 20. Hukuk Dairesi'nin 2024/1118 E., 2024/1268 K. sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Mahkememizce uzman mali müşavir bilirkişiden alınan 29/04/2024 havale tarihli raporda özetle; "Davalı tarafın defter belge ve vergi beyannamelerini ibraz etmemesi ve dava dosyası içeriğinde de incelenmesi gereken 2022 2023 yıllarında ihlal konusu marka kullanımı ile ilgili davalı tarafın elde ettiği kazancın belirlenebileceği herhangi bir bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle tarafımızdan istenen hesaplama yapılamamıştır. Sayın Mahkeme tarafından 2022 2023 yılına ait davalı defter belgeleri ve vergi beyannamelerinin dosyaya kazandırılması durumunda tarafımıza verilen tazminat hesaplama görevi yerine getirilebilecektir." ifade edilmiştir.

Mahkememizce uzman mali müşavir bilirkişiden alınan 25/06/2024 havale tarihli ek raporda özetle; "Tazminat hesaplaması yapılan 22.09.2022-27.04.2023 dönemi için: Davalı ...’ın 22.09.2022-31.12.2022 döneminde “... ve Ortakları” adi ortaklığından elde ettiği net kazancın 18.209,80 TL olabileceği, Davalı ...’ın 22.09.2022-31.12.2022 döneminde “... ve Ortakları” adi ortaklığından elde ettiği net kazancın 18.209,80 TL olabileceği, “... ve Ortakları” adi ortaklığının 2023 yılında zarar beyanı olduğundan tazminat hesaplaması yapılacak 01.01.2023-27.04.2023 dönemi için hesaplamaya konu herhangi bir kazancın bulunmadığı, Görüş ve kanaatine ulaşılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29 ve 149. maddeleri şu şekildedir: Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.

Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler: MADDE 149- (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması. f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi. (2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir. (3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer. (4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez.

SMK'nın 29. maddesinde önce 7. maddeye gönderme yapılarak, belirtilen maddede sayılan hallerin birer tecavüz olduğu belirtilmekte, devamında ise kısmen tekrar yoluyla marka hakkına tecavüz sayılan diğer haller sıralanmaktadır. SMK'nın 7/2(a) maddesinde "Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması" hali düzenlenirken 29/1(b) maddesinde marka sahibinin izni olmaksızın markayı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek durumu düzenlenmiştir.

Dosya Kapsamında Sunulan Deliller ve Değerlendirilmesi Davacı yana ait 25.03.2019 başvuru tarihli, 2019/30368 sayılı ve "..." ibareli markanın 35 / 40 / 25 / 41. Sınıf mal ve hizmetleri kapsadığı, uyuşmazlığa konu hizmetlerin 41. Sınıftaki “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri. Düğün organizasyonları düzenleme idare hizmetleri (Eğlence)” kapsamında yer aldığı görülmüştür. Davacıya ait 04.06.2021 tarihli 2021/082389 sayılı ve "d ..." ibareli marka kapsamında ise yine 25 / 35 / 44. Sınıf hizmetler yer almaktadır. İnegöl 3. AHM’nin 2022/53 D.iş sayılı dosyasında 26.12.2022 tarihli olarak düzenlendiği görülen bilirkişi raporunda ise "..." ve "... rezervasyon" gibi kullanımlar tespit edilmek suretiyle değerlendirmeler yapıldığı görülmüştür. Davalı yanın, dava dilekçesi ekinde bir adet bila tarihli “Yalçın Ulama – ... – İbrahim Demirtaş – ... Ortaklığının Bitiş Sözleşmesi” başlıklı sözleşme sunulmuştur. Söz konusu sözleşme aslına dosya kapsamında bulunmamaktadır. Bununla birlikte sözleşmenin hangi tarihte düzenlendiği de 01.11.2021 tarihinden önce düzenlenmiş olunduğu değerlendirmesi yapılabilir. Sözleşme incelendiğinde 2. maddesinde “Bu ortaklıkta işletilen ... ve Çırağan Salon İbrahim Demirtaş ile ...’a bırakılacaktır” düzenlemesine, 4. maddesinde “... aynı adresinde durduğu sürece isim hakkını kullanabilecektir. Çıkarsa isim başkası kullanamaz” düzenlemesine, son maddesinde ise “Belediye açılış ruhsatları ... Gold ...ya, Çırağan ve ... ... – İbrahim Demirtaş’a ait olacaktır” düzenlemesine yer verildiği görülmüştür. Sözleşme aslının dosyada mevcut değil ise de taraf vekillerince reddedilmediğinden, dosyada delil mahiyetinde değerlendirilmiştir. Bu durumda, öncelikli olarak belirlenmesi gereken husus sözleşmede adı geçen işletmelerin hangi adreslerdeki işletmeler olduğunun tespitidir. Zira sözleşmedeki hemen her madde tamamen yüzeysel ifadelerle kaleme alınmış, hukuki açıdan belirli ve somut bir çerçeve çizilmemiştir. Ancak, dosyanın tetkikinden, İnegöl 3. AHM’de 2022/53 D.iş sayısı ile yapılan tespitlerde Osmaniye Mah. Altıeylül Cad. No: 10 / A İnegöl / BURSA adresinde tespit edilen işletmenin “...” isimli işletme olduğu görülmüştür. Dolayısıyla sözleşmenin 2, 4 ve 8. Maddelerinde adı geçen “...” işletmesinin bu adresteki işletme olduğu düşünülmüştür. Bununla birlikte davalıların “BY ...” işletme adı altında Ertuğrulgazi Mah. Özkervan Sk. No: 1 / 3 İnegöl / BURSA adresinde ayrıca bir düğün salonu daha işlettikleri tespit edilmiştir. Bu bağlamda davalı tarafça sunulan bu sözleşme dikkate alınsa ve Osmaniye Mah. Altıeylül Cad. No: 10 / A İnegöl / BURSA adresindeki işletmenin sözleşme kapsamında hakları davalılara bırakılan işletme olduğu kabul edilse dahi “Ertuğrulgazi Mah. Özkervan Sk. No: 1 / 3 İnegöl / BURSA” adresinde yer alan ikinci işletmenin, sözleşmede bahsedilen bir işletme olmadığı gibi sözleşmenin 4. Maddesindeki sınırlamayı da ihlal eden nitelikte ikinci bir işletme olduğu görülmüştür. Zira ilgili madde ile davalılara bırakılan hakkın yalnızca Osmaniye Mah. Altıeylül Cad. No: 10 / A İnegöl / BURSA adresindeki “...” isimli işletmenin varlığı ile sınırlandırılmak istenildiği sözleşmenin lafzından anlaşılabilmiştir. Son olarak davalıların 2023/001052 sayılı ve "... premium inegöl" ibareli 43. Sınıftaki “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.”nde tescilli ve 2022/142183 sayılı ve "... düğün salonu" ibareli aynı sınıfta ancak henüz tescil işlemleri tamamlanmamış markalarına dayalı olarak kullanımlarının hukuka uygun olduğunu iddia etmişler ise de SMK m. 155 uyarınca davacı yanın önceki tarihli tescilleri karşısında işbu sonraki tarihli markaların savunma gerekçesi olarak dikkate alınması mümkün olmamıştır.

Marka Hakkına Tecavüz İddialarının Değerlendirilmesi Davalı tarafa ait işletmelerinin “düğün organizasyonlarının düzenlendiği” işletmeler oldukları görülmektedir. Davacı yana ait 2019/30368 sayılı ve "..." ibareli marka tescili kapsamında ise 41. Sınıfta “Düğün organizasyonları düzenleme idare hizmetleri (Eğlence)” hizmetleri yer almaktadır. Bu bağlamda davalı taraf faaliyetlerinin, davacı adına tescilli işbu kapsamındaki bu hizmet grubu ile aynı türdeki hizmetler olduğu tartışmasızdır. Bu çerçevede benzerliği tespit olunan düğün salonu organizasyon hizmetlerinin tüketicilerinin, evlenmek isteyen ve yasal olarak evlenme yeterliliğe sahip tüketicilerce satın alınan hizmetler oldukları, tüketicilerin bu hizmetlerden anlık kararlar ile yararlanmadıkları, mutlaka bir ön araştırma süreci yaşadıkları, bu süreçte birçok kaynaktan bilgi topladıkları, dolayısıyla ilgili tüketici grubunun alelade bir tüketici dikkatiyle hareket eden kimseler olarak değerlendirilemeyecekleri, bununla birlikte ilgili hizmetlerden yararlanarak tüketicilerin toplumun hemen her kesiminden kimseler olabilecekleri, dolayısıyla oldukça geniş bir tüketici grubunu bu skalada yer alacağı, tüketicilerin dikkat seviyeleri nispeten daha yüksek olacak ise dahi bu durumun ilgili tüketici grubunun hiçbir hal ve koşulda yanılgı yaşamayacağı gibi bir sonucu doğurmayacağı değerlendirilmiştir. Davacı yana ait marka "..." şeklinde, şekil ve sözcük unsurlarından oluşan bir markadır. Marka bütünündeki şekil unsurunun, somut bir algı yaratır nitelikte olmadığı, aksine süsleme/dekorasyon nitelikli şekillerden olduğu görülmüştür. Markanın merkezindeki kelimeler ise “...” ve “Luxe” şeklindeki kelimelerdir. Her iki kelime de Türkçe olmamakla birlikte özellikle “luxe” ibaresinin dilimizdeki “...” kelimesini doğrudan çağrıştırdığı, nitekim anılan ibarenin İngilizce’de “..., gösterişli, şatafatlı” gibi anlamlara1 sahip olduğu, dolayısıyla tüketicinin bu kavrama markasal nitelikte güçlü bir doğrudan yüklemeyeceği, zira bu tür kelimelerin (..., gold, delight, süper, mega vs) ayırt edici başkaca sözcüklerle kullanıldığı, esasen o sözcüklerin yanında nitelik/kalite bildirir bir şekilde kullanıldıkları, bu nedenle de ticaret hayatında sıkça karşılaşıldıkları, oysaki “...” kelimesinin “altın renginde olan, altın sarısı” gibi anlamlara geldiği görülmekle bu anlamlarının ortalama tüketiciler tarafından bilinmesinin mümkün olmayacağı, bu nedenle de davacı markalarının esas unsurunun bu sözcük olarak algılanacak olduğu değerlendirilmiştir. Davalıya ait her iki işletmede de, yukarıda görsellerine de yer verildiği üzere, “...” kelimesinin birebir kullanıldığı, bu kelimenin “by ...” ya da “...” şeklindeki kullanımlarının bu algıyı değiştirmeyeceği değerlendirilmiştir. Bu bağlamda davacı yana ait "..." markası ile davalı yanın "by ..." veya "..." gibi kullanımlarının “...” esas ve ayırt edici unsurunu birebir ihtiva etmelerinden ötürü görsel ve işitsel olarak güçlü bir benzerlik ilişkisi içerisinde oldukları, tüketicilerin “...” kelimesinin kavram olarak karşılığını bilmese de her iki taraf kullanımında da bu ibarenin birebir yer almasından ötürü, ortalama bir zeka ile, her iki kelimenin de aynı anlamlarda sözcükler olduğunu algılayabileceği, bu halde taraf markalarının bütünsel algıda birebir aynı izlenimini tüketiciye vererek, iktisadi – idari açıdan aynı işletmenin farklı görsel sunumlar ile işletmelerinde kullandığı markalar olduğu yanılgısına düşmesine yol açabileceği değerlendirilmiştir. Bu çerçevede davalılar kullanımlarının davacı yanın tescilli markaları kapsamındaki hizmetlerde kaldığı gibi davacı adına tescilli markalar ile de iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğu, bu halde davacı tescilli markalarından doğan hakların davalılarca ihlal ettiği, sonuç olarak olağan şartlarda davalı kullanımlarının, davacı adına tescilli 2019/30368 sayılı önceki markanın serisi şeklinde bir izlenime yol açarak tüketiciyi ürünün iktisadi kaynağı noktasında yanılgıya düşürebileceği, daha evvel davacı tarafça sunulmuş hizmetlerden yararlanan tüketicinin, bu hizmete yönelik izlenimlerinden 3. Kişilerin de yararlanmasını istediğinde, 3. Kişilerin aynı şekilde davacı iktisadi kaynağına ulaşmayı amaçlarken, davalılara ait bu kullanımlar ile aynı hizmetlerde karşılaşması halinde, iktisadi kaynağa ulaşmada doğrudan yanılgıya düşebileceği, bu durumun ise SMK 7 ve 29. Maddeleri uyarınca davacı yanın tescilli marka hakkından doğan hakların ihlali olarak yorumlanabilecek olduğu, marka hakkının ihlalinin haksız rekabet teşkil eden eylemlerin özel bir biçimi oluşundan ötürü bu durumun aynı zamanda haksız rekabete de sebebiyet verebileceği kanaatine varılmıştır.

Tazminat Hesabı Yönünden Yapılan Değerlendirme Davacı vekilince yoksun kalınan karın hesabı bölümünden tazminat hesaplamasının SMK 151/2-b hükmü uyarınca; “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç” yönünde seçimlik hak kullanılmış ve davalıların ticari defterleri incelenmiştir. Mahkememizce mali müşavir bilirkişiye verilen yerinde inceleme yetkisi kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda davalı ...’a ulaşılarak temin edilen 2022 ve 2023 yıllarına ait faturalar ve vergi beyannameleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde; Davalılar AYŞE KILIÇOĞLU DEMİRTAŞ ve ...’ın, faaliyet konusu 932902 kodlu “DÜĞÜN, BALO VE KOKTEYL SALONLARININ İŞLETİLMESİ” olan “... ve Ortakları” unvanı altında faaliyet gösteren adi ortaklığın ortakları olduğu ve söz konusu ortaklıktaki hisse paylarının aşağıdaki gibi olduğu belirlenmiştir.

DAVALI ORTAKLAR ... VE ORTAKLARI PAY ORANI (VKN:9290374128) ... 50 ... 50

Adi ortaklıklar 6098 sayılı TBK m. 620 vd. hükümlerinde yer alan adi ortaklığa ilişkin hükümlere tabidir. Adi ortaklıkların tüzel kişiliği bulunmamaktadır ancak işlettikleri ticari işletmeler için belirli bir ticaret unvanı kullanabilmektedirler. Adi ortaklıkların tüzel kişiliği bulunmaması nedeni ile ticaret siciline tescil ettirme zorunluluğu bulunmamaktadır. Tüzel kişilikleri olmayan adi ortaklıkların gelir vergisi mükellefiyeti de yoktur. Adi ortaklıklara sadece katma değer vergisi ve gelir stopaj vergisi açısından ortaklık olarak sorumluluk yüklenmiştir. Gelirin şahsiliği ilkesi gereği ticari faaliyetlerde bulunan adi ortaklıklarda ortakların payına düşen kazançlar, ayrı ayrı ticari kazanç sayılmakta ve ortaklar paylarına düşen kârlarını ve varsa diğer gelirlerini ticari kazanç olarak ayrı ayrı beyan etmektedirler. Dolayısıyla davalıların tazminat hesabı yapılacak dönemde “... ve Ortakları” ortaklığından elde ettiği kazancın tutarını belirlemek için; davalıların şahsi gelir vergisi beyannameleri, ortaklık olarak verilen KDV beyannameleri ve düzenlenen faturalar birlikte değerlendirilmiştir. Tazminat hesaplamasında öncelikle davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin tespit edildiği tarihin belirlenmesi ve bu tarihle davanın açıldığı tarih arasındaki süreye ilişkin hesaplama yapılması gerekmektedir. Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde dosyaya kazandırdığı müvekkilinin 2019/30368, 2021/082389 sayılı markalarının ihlal teşkil eden kullanımına karşı davalılara keşide ettikleri ... 3. Noterliğinin 16859 Yevmiye Numaralı ve 22.09.2022 Tarihli İhtarname, tecavüz teşkil eden eylemlerin tespit edildiği tarih olarak belirlenmiştir. Bu durumda tazminat hesaplaması yapılacak dönem; ihlalin tespit edildiği 22.09.2022 ile davanın açıldığı 27.04.2023 tarihi arasındaki dönem olarak belirlenmiştir.

a. 2022 yılı İçin Yapılan Hesaplamalar Yukarıda ifade edildiği üzere adi ortaklıktan elde ettiği kazanç ve diğer şahsi gelirlerinin ayrı ayrı toplamını beyan eden davalılar ... ve ...’ın 2022 yılı Gelir Vergisi Beyannamelerinin ekinde yer alan “... ve Ortakları” Gelir tablosunun özeti aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

... ve Ortakları (2022) Beyan Edilen Tutar A. Brüt Satışlar 1.037.540,90 1. Yurtiçi Satışlar 1.018.448,72 3. Diğer Gelirler 19.092,18 C. Net Satışlar 1.037.540,90 D. Satışların Maliyeti (-) 979.251,52 Brüt Satış Karı veya Zararı 58.289,38 E. Faaliyet Giderleri 3. Genel Yönetim Giderleri (-) 8.608,58 Faaliyet Karı veya Zararı 49.680,80 Brüt Satış Kar Oranı (Brüt Satış Karı/Brüt Satışlar) 58.289,38 / 1.037.540,90 0,056

Ortaklığın 2022 yılı brüt satış karı oranı 0,056 olarak hesaplanmıştır.

Tablo incelendiğinde brüt satış karından ortaklığın genel yönetim giderleri çıkarılarak net faaliyet(satış) karına ulaşıldığı görülmektedir. Genel Yönetim Giderleri (sabit giderler olarak bilinen amortisman giderleri, sabit nitelikteki bakım onarım giderleri vb.) doğrudan faaliyetle-satışla- ilgili olmayan giderlerdir. Dolayısıyla satışlarla doğrudan ilgisi olmayan genel yönetim giderlerinin tazminat hesaplamasında dikkate alınmaması gerekir. Bu durumda “... ve Ortakları”nın Gelir tablosunda yer alan 58.289,38 TL brüt satış karı, tazminat hesabı yönünden, aynı zamanda net satış karı olmaktadır. Bu durumda net satış karı oranı da 0,056 olacaktır. “... ve Ortakları”nın 58.289,38 TL net satış karı 2022 yılının tümü için elde edilen kazancı ifade etmektedir. Yukarıda ifade edildiği üzere tazminat hesaplaması yapılacak dönem 22.09.2022-27.04.2023 tarih aralığını içermektedir. Bu durumda 2022 yılı için tabloda hesap ettiğimiz 0,056 net satış karı oranını ortaklığın 22.09.2022-31.12.2022 döneminde yaptığı toplam satış tutarlarına uyguladığımızda bu dönemde elde edilen net kazanç tutarına ulaşılabilecektir. “... ve Ortakları” adi ortaklığının 22.09.2022-30.09.2022 kıst döneminde yaptığı satışların fatura dökümü aşağıya alınmıştır.

FATURA NO FATURA TARİHİ FATURA AÇIKLAMA TUTAR KDV TOPLAM GIB2022000000038 24/09/2022 SALON KİRALAMA, HİZMET BEDELİ 16.000,00 TL 1.680,00 TL 17.680,00 TL GIB2022000000039 24/09/2022 SALON KİRALAMA, HİZMET BEDELİ 20.000,00 TL 2.100,00 TL 22.100,00 TL GIB2022000000040 25/09/2022 SALON KİRALAMA, HİZMET BEDELİ 20.000,00 TL 2.100,00 TL 22.100,00 TL TOPLAM 56.000,00 TL

"... ve Ortakları” nın 10-11-12/2022 Dönemi KDV Beyannamelerine göre Satış tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

DÖNEM MAL VE HİZMET SATIŞLARI EKİM 2022 129.650,00 TL KASIM 2022 112.650,00 TL ARALIK 2022 352.050,00 TL TOPLAM 594.350,00 TL

"... ve Ortakları” adi ortaklığının 22.09.2022-30.09.2022 kıst döneminde yaptığı 56.000 TL satış ile Ekim-Kasım-Aralık 2022 döneminde yaptığı 594.350,00 TL satışları toplandığında 22.09.2022-31.12.2022 dönemi Toplam Satış Hasılatı: = 650.350 TL (56.000 +594.350) olacaktır. Toplam satış hasılatına yukarıda hesap ettiğimiz 0,056 net satış karı oranını uyguladığımızda: 650.350 x 0,056 =36.419,60 TL toplam net satış karına ulaşılacaktır. Bu durumda “... ve Ortakları” adi ortaklığının 2022 yılının tazminat hesabı yapılacak dönemi için (22.09.2022-31.12.2022) net satış karının 36.419,60 TL olacağı değerlendirilmiştir.

b. 2023 yılı için yapılan hesaplamalar; “... ve Ortakları” adi ortaklığı 2023 yılında 130.874,57 TL zarar beyan etmiştir. Dolayısıyla tazminat hesaplaması yapılacak 01.01.2023-27.04.2023 dönemi için hesaplamaya konu herhangi bir kazanç bulunmamaktadır. Tazminat hesaplaması yapılacak dönemin 22.09.2022-27.04.2023 tarih aralığı olduğu, “... ve Ortakları” adi ortaklığının 2022 yılının tazminat hesabı yapılacak dönemi için (22.09.2022-31.12.2022) net satış karının: 36.419,60 TL olduğu, “... ve Ortakları” adi ortaklığının 2023 yılında 130.874,57 TL zarar beyan ettiği, dolayısıyla tazminat hesaplaması yapılacak 01.01.2023-27.04.2023 dönemi için hesaplamaya konu herhangi bir kazancın bulunmadığı anlaşılarak 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesi uyarınca taleple bağlı kalınarak, 1.000,00 TL tazminatın 20/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu ibarenin davalı yanca "markasal kullanım" şeklinde kullanılması, davacı ile aynı sektörde faaliyette bulunan ve evvelce aralarında ticari ilişki bulunan davalının, davacı markasını kullanmasının manevi olarak davacının ticari itibarını zedelediği, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, ihlalin etkileri, ihlalin ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü, ibraz olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında; manevî tazminat miktarının 40.000,00 TL olarak saptanmasının hakkaniyete uygun olduğu değerlendirilmiştir.

Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan raporlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, taleple bağlı kalınmış ve davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: 1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, 1-Davalılar eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüz teşkil eder mahiyetteki eylemlerinin men ve ref'ine, 2-Tecavüz teşkil eden "..." ibaresini içerir tanıtım vasıtası dâhil olmak üzere her türlü ürüne el konulması, el konulan ürünler üzerindeki markaların silinmesine veya mümkün olmaması halinde bu ürünlerin imhasına, 3-1.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın 20/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4- Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin masrafı davalılarda alınarak Türkiye'de tirajı en yüksek gazetede bir defa ilânına, 5-"https://www.facebook.com/profile.php?id-100057412429742" ile "https://dugun.com/kina -ve-bekarliga-veda-mekan/bursa/...-dugun-salonu" uzantılı web sayfalarından "..." ibareli içeriklerin çıkarılmasına aksi takdirde belirtilen uzantılara erişimin engellenmesine, II- Fazlaya ilişkin istemlerin REDDİNE, 3-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile 435,50 TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Taraflar aralarında anlaşmamış olmaları nedeniyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-13 ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m.7/3 hükmü uyarınca 3.280,00 TL arabulucuk ücretinin davalılardan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-Kabul edilen maddi nitelikteki talepler yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Kabul edilen maddi tazminat yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 1.000,00TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

7-Kabul edilen manevi tazminat yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

8-Reddedilen manevi tazminat yönünden davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 10.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, 9-Kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak belirlenmesine, davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 10.723,40 TL yargılama giderinden payına düşen 5.361,7‬0 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına,

10-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde PTT aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/09/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Davacı Masraf Dökümü: İlk Masraf 385,40.-TL Posta Masrafı 1.338‬,00.-TL Bilirkişi Ücreti 9.000,00.-TL Toplam 10.723,4‬0.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/219, K. 2025/289, T. 16.09.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-219-e-2025-289-k-a1ce22265c16