İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/94 E. 2020/94 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/94
- Karar No
- 2020/94
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/94 Esas
KARAR NO : 2020/94
DAVA : MENFİ TESPİT (İİK 89. maddesindeki haciz ihbarnamesi üzerine açılan)
DAVA TARİHİ: 04/02/2020
KARAR TARİHİ: 07/02/2020
Mahkememizde görülmekte olan MENFİ TESPİT (İİK 89. maddesindeki haciz ihbarnamesi üzerine açılan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı taraf vekili dava dilekçesi ile özetle; İzmir ... icra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasından alacaklı vekilinin talebi üzerine düzenlenmiş olan 13/01/2020 tarihli üçüncü haciz ihbarnamesinin müvekkili şirket tarafından 21/01/2020 tarihinde tebellüğ alındığını, buna istinaden icra dosya borçlusunun müvekkili şirketten herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığından ötürü borca yönelik itiraz ettiklerini ve yasal süre içinde bu davayı açtıklarını, icra takip borçlusunun müvekkili şirketten herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığından borçlu şirketle mevcut cari ilişki gereği olan borçları müvekkili şirkete yönelik hükmedildiğini 31/08/2018 tarihli konkordato geçici mühlet kararı öncesinde çek ve senet ödemeleri ile gerçekleştirildiğini bu durumun konkordato ön projesi ile sabit olduğunu, müvekkili şirket tarafından dosya borçlusu şirkete teslim edilmiş olan çek ve senetlere yönelik olarak makbuz düzenlendiğini , nitekim kambiyo senetlerinin Ticaret Kanunu gereği birer kıymetli evrak olarak kabul edildiğini, kıymetli evrak olmasından ötürü de senede konu olan hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülebilmesi yada başkalarına devredilebilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle takip alacaklısı tarafından gönderilen haciz ihbarnamesi neticesinde müvekkili tarafından düzenlenmiş olan kıymetli evrakların hacizinin mümkün olmadığını ve haciz ihbarnramesinin teblig tarihi öncesinde takip borçlusuna ödeme gerçekleştirildiğini, üçüncü haciz ihbarnamesi düzenlenmiş icra dosyasından birinci ve ikinci haciz düzenlenilmemiş müvekkili şirkete herhangi bir tebligat ulaşmadığını, müdürlük tarafından usul ve yasaya aykırı olarak üçüncü haciz ihbarnamesi gönderildiğini, müvekkili şirket tarafından tebellüğ alınmış üçüncü haciz ihbarnamesine istinaden icra müdürlüğü dosyasından haberdar olunduğunu, dosya üzerinden gerçekleştirmiş oldukları UYAP ve fiziki incelemde müdürlük tarafından birinci haciz ihbarnamesinin usulsüz olarak tebliğ edildiğini, ikinci haciz ihbarnamesine yönelik tebligat zarfı ve ve tebliğ mazbatasının bulunmadığının tespit edildiğini bu nedenle İzmir ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından memur muamelesini şikayet davası ettiklerini söz konusu davanın neticesinin, dava dosyasındaki sonucunu doğrudan etkileyeceğinden İcra Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davanın bekletici mesele yapılmasını ve fazlaya ilişkin her türlü hak, alacak, dava, şikayet ve sair yasal hakları saklı kalmak kaydı ile İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında düzenlenmiş olan ... haciz ihbarnamesi gereğince müvekkili şirketten talep edilmiş olan 132.358,30 TL 'nin müvekkili şirketin nezdinde olmadığının ve borçlu olmadıklarının tespiti ile davalarının kabulüne ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
HMK.nun 114/c.maddesinde mahkemenin görevi dava şartı olarak sayılmıştır.
Yine HMK.nun 115/1. Maddesi uyarınca "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır."
Bu kapsamda dosya mahkememizin görevli olup olmadığı yönünden incelenmiş aşağıdaki hususlar tespit olunmuştur.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari ava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
Dava:İİK 89. maddesindeki haciz ihbarnamesi üzerine açılan menfi tespit davasıdır.
Dava İİK 89.maddesinden kaynaklanan menfi tespit davası, ticari dava olmayıp, bu davaya bakma görevi genel mahkemelere aittir. Yargıtay 19. HD'nin 2016/3568 esas, 2016/6425 karar sayılı, 12/04/2016 tarihli, Yargıtay 19. HD'nin 2015/7065 esas, 2015/17162 karar sayılı, 17.12.2015 tarihli, İstanbul BAM 16. HD'nin 2017/1812 Esas, 2017/1263 karar sayılı emsal kararlarında, İİK 89.maddesinden kaynaklanan menfi tespit davalarına bakma görevinin genel mahkemelere ait olduğu kabul edilmiştir. İş bu davaya bakma görevi genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca mahkememizin görevsizliğine ve davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,
2- Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK.nun 331/2.maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
4-İş bu kararın taraflara tebliğine,
İlişkin davacı vekilinin ve davalıların yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize verilecek dilekçe ile İzmir Bölge adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/02/2020
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı