İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/591 E. 2021/21 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/591
Karar No
2021/21
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/591 KARAR NO : 2021/21 DAVA : Alacak (Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 19/10/2020 KARAR TARİHİ: 14/01/2021 Mahkememizde görülmekte olan Alacak ( Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı taraf vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkilinin davalı şirketten ... Nolu 05.06.2020 tarihli fatura uyarınca 1228 adet iş pantolonu satın aldığını, müvekkilinin almış olduğu bu iş pantolonlarının ihracatını gerçekleştirmeden önce kutuları açıp baktığında 1228 adet iş pantolonun neredeyse tamamına yakınında ayıpların olduğunu tespit ettiğini, pantolonların bir kısmının enine doğru esnemekte olduğunu, bir kısmında dikim hataları olduğunu, bir kısmında farklı kumaşlardan yapılmış yamalar olduğunu, bir kısmında boya hataları,bir kısmında delikler gibi farklı ayıpların mevcut olduğunu, bu durumu görür görmez müvekkilinin davalı şirket yetkililerine derhal haber verdiğini ancak davalı şirket yetkililerinin ürünleri geri alamayacaklarını belirttiklerini, bunun üzerine müvekkilinin adına ... dosya numaralı arabuluculuk görüşmesini yaparak ürünlerin iadesinin sağlanması ve müvekkili tarafından ödenen 97.810,20 TL'nin müvekkiline iadesi teklifinde bulunduklarını, arabulucuda yapılan ilk görüşmede davalı şirket yetkilisi ...'nin bağımsız bir ... atölyesinde tarafların da katılımı ile inceletip ayıplı olan ürünleri alacağını kabul ettiğini, ancak kendisininde bizzat katıldığı ... atölyesinde yapılan incelemede pantolonların durumunu görünce bu teklifinden vazgeçerek anlaşmama yoluna gittiğini, daha sonra müvekkilinin bu ürünleri Amerika'da bulunan ... şirketine teslimatını yapamadığı için ve geç teslimden dolayı 15.000$ cezai şart ödemek zorunda kaldığını, davaya konu iş pantolonları sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu zararın tazmini için Mahkemeye başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu,bu nedenle davanın kabulü ile; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL ayıplı iş pantolonların fatura tarihi 05.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, müvekkili tarafından ödenen 15.000 $ cezai şartın tazmini ile 1228 adet ayıplı iş pantolonun iadesine, Tespit Giderleri Dahil Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı taraf vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davacı tarafından açılan davanın kısmi talepli olarak 1.000 TL ile 15.000 USD'nin davalıdan tahsili amacıyla ikame edildiğini, ancak 15.000 USD'nin karşılığı Türk Lirası üzerinden yatırılması gereken harcın davacı yanca yatırılmamış olduğunu, Harçlar Kanunu 32.maddesi gereği eksik harcın ikmalinin yasal zorunluluk olduğunu ilgili harç ikmal edilmeden sonraki işlemlere geçilemeyeceğinin yasada açıkça belirtildiğini ve mahkemece bu hususta davacıya ihtaratlı kesin süre verilmesini talep ettiklerini, davacının tekstil işiyle iştigal ettiğini ve tacir olduğunu, davacının tam ünvanının "...-..." olduğunu, öte yandan Ticaret Kanunu 23. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürelerin (2 gün- 8 gün) hilafına açılan bu davanın süre yönünden reddinin gerektiğini, müvekkili-davalı şirketin, Türkiye'de son derece önemli firmalara personel / iş kıyafeti imalatı yaptığını, davalının Bursa'da tekstil işiyle iştigal ettiğini, e-fatura kayıtlarında davacının tam ünvanının "...-..." olduğunu, davacının, ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanarak iş bu alacak davasını açtığını, davacı tarafın, yurt dışına ihraç etmek istediği iş pantolonları imalat işi için davalı şirket ile temasa geçtiğini ve bizzat İzmir'e gelerek yaptığı görüşmeler sonucunda iş pantolonu imalatı konusunda tarafların anlaştıklarını, anlaşma sonrasında davacı tarafından davalı hesaplarına 10.03.2020 tarihinde 50.000,00 TL ön ödeme gönderilmiş olduğunu, imalatın tamamlanması sonrasında davacının bizzat İzmir'e tekrar gelerek ürünleri kontrol ettiğini ve de dava dilekçesinde de değinildiği üzere 05.06.2020 tarihli bakiye ödemesini yaptıktan sonra ürünleri aynı tarihte davalıdan teslim aldığını, davacının yurt dışına ihraç etmek istediği dava konusu ürünlerin, dünya genelinde yaşanan pandemi sebebiyle gerçekleşmediğini, dava dilekçesinde belirttiği hususların gerçekliği yansıtmadığını, teslim aldığı ürünleri davalıya iade etmek istediğini, ancak bu talebin, teslim edilen ürünlerin davacı tarafından farklı işlemlerden geçirilmiş olması sebebiyle kabul edilmediğini, siparişe konu ürünleri 05.06.2020 tarihinde bizzat kontrol ederek teslim alan davacının yasa maddesindeki sürelere riayet etmediğini, iddia ettiği ve gerçekliği bulunmayan hususların ise, tekstil sektöründe olmayan herhangi bir kişi tarafından dahi kolaylıkla tespit edilebilecek konular olduğunu, davacının yasa gereği ihbar hükümlerine uymadığı gibi teslim aldığı tarihten iki buçuk ay sonra (14.08.2020 tarihinde) arabuluculuk yoluna başvurduğunu, bu sürecin 22.09.2020'de sonlanmasından ise bir ay sonra iş bu davayı ikame ettiğini, davacının bizzat İzmir'e gelerek ve kontrol ederek teslim aldığı ürünlerin ayıplı olduğundan bahisle ücret iadesi istemesinin açıkça dürüstlük kurallarına da aykırı olup kötüniyetli bu taleplerin kabulünün mümkün olmadığını, öte yandan davalıdan tamamen bağımsız bir şekilde davacının 3. kişilere ödediği tutardan davalının sorumlu olduğunun ileri sürülmesinin de hukuken anlaşılabilir olmadığını, davacının tanık deliline dayanmasına muvaffakatlerinin olmadığını, davacının açtığı davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE: Esnaf - Tacir araştırması : Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı Nilüfer Vergi Dairesi Müdürlüğünün, Bursa Esnaf Odaları Başkanlığı'nın ve Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün cevabi yazılarından; davacı ...'un 07.10.2019 - 29.06.2020 tarihleri arasında Gerçek Usulde Ticari Kazanç mükellefi olduğu , İşletme Hesabı Esasına göre defter tuttuğu ve bu nedenle İkinci Sınıf tacir olarak sınıflandırıldığı, esnaf kaydının bulunmadığı, ticaret sicil kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Dava, satış sözleşmesinen kaynaklanan ayıba karşı tekeffül nedeniyle sözleşmeden dönme ve bedel iadesi davasıdır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari ava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Dosya kapsamından, davacının ... ünvanlı işyerinin maliki ve işleticisi olduğu, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, ticaret sicilde şahıs işletme kaydının bulunmadığı, dolayısıyla davacının esnaf olduğu, tacir sıfatını haiz olmadığı, taraflardan birinin tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Yargıtay 20. HD:'nin 2015/10410 esas, 2015/1025 kara sayılı, 03/11/2015 tarihli, 2015/15241 esas, 2016/788 karar sayılı, 25/01/2016 tarihli yargı yeri belirleme kararlarının, Yargıtay 19. HD'nin 2015/15811 esas, 2016/5002 karar sayılı, 21/03/2016 tarihli kararının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE, 2- Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK.nun 331/2.maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, ilişkin, taraflar vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/01/2021 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2020/591, K. 2021/21, T. 14.01.2021, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-591-e-2021-21-k-5844cac76c96