İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/569 E. 2021/29 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/569
- Karar No
- 2021/29
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/569 KARAR NO : 2021/29 DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/04/2019 KARAR TARİHİ : 14/01/2021 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu dükkanı 15.09.2015 tarihinde ...'dan kiraladığını, kiralarken dükkanın suyu ve elektriği mevcut olduğunu bildirdiğini, ve buna uygun aldığını, bu boş dükkana müvekkilinin 2 adet tuvalet, 1 adet tam teşekküllü mutfak, 1 adet döner tezgahı, 1 adet camekanlı dolap, çeşitli boy ve abatlarda çatal bıçak bardak servis tabakları, 1 adet bahçenin etrafını tamamen cam kaplattırdığını, bahçenin etrafındaki saksılıkları yaptırdığını, taban için fayans döşediğini, elektrik tesisatını yenilediğini, su tesisatını yenilediğini, masa sandalye aldığını, ve dekorunu yaptığını bu iş yeri için reklam tabelası yaptırdığını ve faal bir kafe alanına çevirdiğini, bu işi yapabilmek için ..., ... bankasından kredi çektiğini, müvekkilinin tamirata devam eder iken 10. Ayda elektrik idaresinden görevlilerin geldiğini kullandıkları elektrik saati problemli olduğu için incelemeye alacağız diyerek söküp götürdüklerini masrafının yatırılması üzerine aynı gün getirdikleri yeni saati taktıklarını, ancak Ocak ayı başında Davalı ... A.Ş elamanlarının dükkana geldiklerini, kullanılan bu yeni saatten elektriğin kaçak olduğunu söyleyerek 2.000 TL ceza kestiklerini kaçak elektrik kullanmamasına rağmen müvekkilin bu parayı zar zor bulup ödemeye gittiğini, yanlışlıkla güncel borcu tahsil ettiklerini, ... tan elamanların geldiğini ödemeyi yaptığınız yerin ... elektrik olduğunu, onların ise ... olduğunu, elektrik borcunu ödememişsiniz diyerek elektrik saatini söküp götürdüklerini, üstelik bu işlemi müşteriler varken yaptıklarını, o günden sonra 3 gün boyunca elektriksiz çalışmaya uğraştıklarını ancak elektrikli malzemelerin zorunlu olması nedeniyle yapamadıklarını.3-4 ay kadar kafeyi devretmeye çalıştıklarını, ancak elektrik saatinin olmaması nedeniyle devir edemediklerini bütün malzemeleri hurdacıya 4000 TL karşılığında satmak zorunda kaldıklarını dükkan sahibine de 3-4 ay kadar kira borcunun kaldığını, müvekkilinin maddi zararının kaynağı boş bir dükkanı alarak faal bir kafe alanına çevirmesi bunu yaparken de bankalara ve şahıslara borçlanması olduğunu, açıklanan nedenler ile fazlaya dair tüm talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla iş yerinin dekorasyonu ve çalışır hale getirebilmek için yapılan masraflar, çekilen kredi faizlerine karşılık şimdilik 5.000 TL, mahrum kaldığı kar için 5.000,00- TL toplam maddi tazminat ile davacı müvekkilin uğramış olduğu manevi çöküntü nedeniyle 20.000 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davasıyla müvekkilinin kaçak elektrik kullanımı nedeniyle elektriğinin kesildiğini, müvekkili hakkında mühür bozma ve karşılıksız yararlanma suçundan İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, ancak müvekkilinin beraat ettiğini, gerekli araştırma ve incelemeleri yapmadan gerçekleştirildiğini, iddia edilen bu işlem neticesinde davacının maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, beyan ederek maddi ve manevi tazminat talep ettiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu iddiaların mesnetsiz olduğunu haksız ve yersiz açılan davanın reddinin gerektiğini talep etmiştir. DELİLLER: 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk Numarası, ... nolu dosya numarası arabuluculuk son anlaşamama tutanağı fotokokibisi, 2-Davalı ... Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi nezdinde bulunan davacı ... TC Kimlik numaralı ...'ya ait ...simli işyerine ilişkin abonelik kaydı bulunup bulunmadığı, var ise abonelik kaydının kimin adına kayıtlı olduğu,...tesisat numaralı aboneliğe ilişkin abonelik sözleşmesi, aboneliğe ilişkin olarak düzenlenen kesme iş emri, kaçak/usulsüz kullanım tespit tutanakları, kaçak kullanım faturası, davacı ...'ya ait ... isimli işyerine ilişkin olarak yapılan elektrik saati değişimine ilişkin kayıt ve belgeler, kaçak elektrik cezasına ilişkin tutanak ve sair tüm belgeler, 3-İzmir ...Asliye Ceza Mahkemesini... Karar sayılı dosyası, 4-Davacıya ait ticaret sicil kayıtları, 5-Davacıya ait vergi sicil kayıtları, 6-Davacıya ait esnaf sicil kayıtları, 7-Diğer sair deliller, DAVA KONUSU: Açılan dava, davacı tarafından kiralanan iş yerine ait olan elektrik saatinin kaçak elektrik kullanıldığı iddiası çerçevesinde sökülmesi neticesinde davacının maddi ve manevi varlığında meydana gelen zararların karşılığı olan maddi ve manevi zararların davaya konu haksız fiili gerçekleştirdiği iddia edilen davalı şirketten maddi ve manevi tazminat şeklinde tazmini taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Dava konusunun davacı tarafından kiralanan iş yerine ait olan elektrik saatinin kaçak elektrik kullanıldığı iddiası çerçevesinde sökülmesi neticesinde davacının maddi ve manevi varlığında meydana gelen zararların karşılığı olan maddi ve manevi zararların davaya konu haksız fiili gerçekleştirdiği iddia edilen davalı şirketten maddi ve manevi tazminat şeklinde tazmini taleplerine ilişkin olduğu, davacının gerçek kişi olduğu, taraflar arasındaki işlemlerin davacının işletmesi ile ilgili olup olmadığı, davacının işletmesinin ticari işletme vasfında olup olmadığı ve bu itibarla davacının tacir sayılıp sayılmayacağının tespiti için 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için İzmir Vergi Dairesine, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasına yazılan müzekkere cevaplarında yer alan veriler çerçevesinde davacının 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamadığının anlaşıldığı, müzekkere cevapları kapsamında davacının tacir sıfatının bulunmadığının belirlendiği, dosya muhteviyatı dikkate alındığında davacının tacir olduğunun kabulünün mümkün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 08/10/2019 tarih ve 2019/4302 Esas 2019/5615 Karar sayılı ilamında aynen; ''...Dosya kapsamında, her ne kadar davacı tacir ise de, davalının gerçek kişi olduğu ve tacir olmadığı ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı, takibinin cari hesap extresine dayalı ilamsız takip olmasına göre uyuşmazlığın, asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir...'' denilerek davalının tacir vasfının bulunmaması durumunda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu belirtilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi'nin 12/04/2017 tarih ve 2017/194 Esas, 2017/262 Karar sayılı ilamında da aynen; ''....uyuşmazlık konusu davalı şirkete ait taşınmazlardaki kaba, ince sıva, alçı sıva ve şap dökülmesi işinin davalı şirketin ticari işletmesi ile ilgili olduğu hususunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak davacı gerçek kişi olup, işletmesinin ticari işletme vasfında olup olmadığının ve bu itibarla davacının tacir sayılıp sayılmayacağının tespiti için 6102 Sayılı TTK'nın 11. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Konak Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne Dairemizce yazılan yazıya verilen yanıtta, davacının bina inşaatı yapımı ve sıva işi faaliyetini 30/11/2010 tarihinde terk ettiği, bu nedenle bu belirlemelerin yapılamadığı bildirilmekle, davacının işletmesinin ticari işletme vasfında olduğunun tespiti yapılamadığından, davacının işletmesinin ticari işletme olarak kabulü mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, eldeki davaya bakma görevi 6100 HMK'nın 2.maddesi uyarınca Asliye Hukuk mahkemesine ait olup mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değerlendirme yapılarak davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken görevsiz mahkemece davanın görülerek sonuçlandırılmış olması nedeniyle davacı avukatının istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin HMK'nın 355/(1) ve 353/(1)-a-3 maddeleri doğrultusunda kabulü ile; İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/11/2016 tarih ve ... Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur..." ibarelerine yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde; ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.'' hükmü düzenlenmiştir. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesinde mahkemenin görevli olması da dava şartları arasında sayılmıştır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk Numarası, ... nolu dosya numarası arabuluculuk son anlaşamama tutanağı fotokokibisi, Davalı ... Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi nezdinde bulunan davacı ... TC Kimlik numaralı ...'ya ait ... isimli işyerine ilişkin abonelik kaydı bulunup bulunmadığı, var ise abonelik kaydının kimin adına kayıtlı olduğu,... tesisat numaralı aboneliğe ilişkin abonelik sözleşmesi, aboneliğe ilişkin olarak düzenlenen kesme iş emri, kaçak/usulsüz kullanım tespit tutanakları, kaçak kullanım faturası, davacı ...'ya ait... isimli işyerine ilişkin olarak yapılan elektrik saati değişimine ilişkin kayıt ve belgeler, kaçak elektrik cezasına ilişkin tutanak ve sair tüm belgeler, İzmir ...liye Ceza Mahkemesinin... Karar sayılı dosyası, davacıya ait ticaret sicil kayıtları, davacıya ait vergi sicil kayıtları, davacıya ait esnaf sicil kayıtları ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın davacı tarafından kiralanan iş yerine ait olan elektrik saatinin kaçak elektrik kullanıldığı iddiası çerçevesinde sökülmesi neticesinde davacının maddi ve manevi varlığında meydana gelen zararların karşılığı olan maddi ve manevi zararların davaya konu haksız fiili gerçekleştirdiği iddia edilen davalı şirketten maddi ve manevi tazminat şeklinde tazmini taleplerine ilişkin olduğu, davacının gerçek kişi olduğu, taraflar arasındaki işlemlerin davacının işletmesi ile ilgili olup olmadığı, davacının işletmesinin ticari işletme vasfında olup olmadığı ve bu itibarla davacının tacir sayılıp sayılmayacağının tespiti için 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için İzmir Vergi Dairesine, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasına yazılan müzekkere cevaplarında yer alan veriler çerçevesinde davacının 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamadığının anlaşıldığı, müzekkere cevapları kapsamında davacının tacir sıfatının bulunmadığının belirlendiği, dosya muhteviyatı dikkate alındığında davacının tacir olduğunun kabulünün mümkün bulunmadığı, bu kapsamda davanın ticari dava olduğundan bahsedilemeyeceği, dava şartlarının bulunup bulunmadığı mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlendiği üzere dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunması durumunda asliye hukuk mahkemesi olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu anlaşılmakla, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri nazara alınarak ve takdiren dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-İş bu dosyanın İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... Karar sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize gönderilmiş olduğu anlaşıldığından, Mahkememizce verilen iş bu karşı görevsizlik kararının istinaf yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi durumunda, dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 21/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 22. maddesi gereğince görevli Mahkemenin belirlenmesi için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 3-Yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli Mahkemece dikkate alınmasına, 4-Gerekçeli kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, davacı ve davacı vekilinin yüzlerine karşı, davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/01/2021
Katip ... eimza
Hakim ... eimza