İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/174 E. 2026/831 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/174
- Karar No
- 2026/831
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/174 Esas KARAR NO : 2026/831
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/11/2024 KARAR TARİHİ : 22/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; ... plakalı 08.03.2024 tarihinde bir kazaya karıştığını ve 09.03.2024 tarihinde tamir işlemi yapılmak üzere ... ... ... Şirketi'ne ait servise bırakıldığını, tamir işleminin eksiksiz bir şekilde tamamlandığını, söz konusu mal/hizmetin karşılığının öncelikli olarak davalının sigorta şirketi olan ... ... Sigorta Şirketi'nden tahsili, hasarın poliçe kapsamı dışında olması ya da başkaca bir yasal engel doğması halinde hasar onarım bedelinden müvekkili şirkete karşı borçlunun şahsen sorumlu olacağı ve bu bedeli müvekkili şirkete ödeyeceği, yine poliçede muafiyet uygulanması halinde de bakiyenin davalı tarafça ödeneceğinin yazılı olarak akit altına alındığını, bu kapsamda müvekkili şirketin fatura bedelinin ödenmesi için ... Sigortaya başvurduğunu ve sigorta şirketi tarafından kullanım şekli klozu gerekçe gösterilerek % 80 oranında muafiyet uygulandığını, davalının da borcu ödemekten imtina ettiğini, bunun üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... E. Sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlunun itiraz ederek takibi durduğunu, ticari dava şartı olan arabuluculuk sürecinin anlaşmazlık ile sonuçlandığını , alacağın muaccel olduğunu ve rehin ile teminat altına alınmadığını, ihtiyati haciz yönünden yaklaşık ispatın sağlandığını ve diğer koşulların da oluştuğunu, beyanla; öncelikle teminatsız olarak, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise münasip bir teminat karşı- lığında borçlunun malvarlığının ihtiyaten haczine, yargılama sonunda borçlunun .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... E. sayılı dosyasına vaki kötü niyetli, haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile takibin aynen devamına, borçlunun %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Müvekkiline ait ... plakalı aracın 08.03. 2024 tarihinde, davalının sigortalı çalışanı X'in sevk ve idaresinde iken maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını , müvekkilinin işbu kazaya binaen 15.03.2023 tarihinde ... ... Şirketi ile tanzim etmiş olduğu ... poliçe numaralı kasko poliçesi gereğince, ... ... Şirketi'ne başvurduğunu, ilgili sigorta şirketince müvekkilinin davalı yanın servisine yönlendirildiğini, araçta oluşan hasar bedelinin taraflarınca karşılanacağı, aracın tamirinin davacının servisinde yapılması gerektiğini belirttiklerini, müvekkilinin aracının kaskolu olması, ayrıca sigorta şirketinin direktif ve yönlendirmeleri ile aracını davacının servisine bıraktığını, davacı ... ... Şirketi ile anlaşmalı bir servis olup aracın tamiratını kasko sigortası kapsamında yaptığını ve çıkan faturayı sigorta şirketine gönderdiğini, davacının sigorta şirketi görüşmeleri sırasında aracın yapım işleminin tamamlandığını ve aracın davacı tarafça müvekkiline teslim edildiğini, araç teslim edilirken müvekkilinden hiçbir talepte bulunulmadığını, hasar bedelinin ... Sigorta Şirketi'nce karşılanacağının belirtildiğini, ancak Davacı yanca, ... ... Şirketi ile yapılan görüş- meler sonucunda, sigorta şirketinin 23.05.2024 tarihli mail ile;" İşbu poliçede sigortalı araç, hiçbir şekilde kiralık araç (rent a car), uzun süreli kiralık araç, servislerin müşterilerinin kullanımına tahsis ettikleri ikame araç veya test sürüşü aracı, taksi / dolmuş olarak, kargo / kurye taşımacılığında, mobil uygulamalar / internet aracılığı ile yolcu/yük taşımacılığında veya bunların dışında kalan taşımacılıklarda kullanılamaz. Sigortalı aracın kısa veya uzun süreli araç kiralama hizmetlerinde kullanılıyor olduğunun veya sigorta ettiren/ sigortalı/ruhsat sahibinin bu işlerle iştigal ettiğinin veya servislerin müşterilerine ikame araç veya test sürüşü aracı olarak tahsis ettiğinin, aracın taksi/dolmuş ya da korsan taksi olarak tabir edilen taşımacılıkta, kargo / kurye taşımacılığında, mobil uygulamalar / internet aracılığı ile yolcu/yük taşımacılığında kullanıldığının tespit edilmesi durumunda, Kasko Sigortası Genel Şartları'nın C.2. ve C.3. maddelerinde yer alan hükümlerin uygulanması hakkı saklı kalmak üzere, her hasarın %80'i, sigortalının kendisi tarafından karşılanmak üzere tazminat bedelinden indirilir. Unvanında kiralama geçen şirketlere veya şahıs şirketi olduğu halde kiralama faali- yetinde bulunanlara ait araçlar sadece sigortalı, eşi, annesi, babası, çocukları, şirket ortağı ve bu şirkette bordrolu çalışan personel tarafından kullanılabilir. Sigortalı araç bu kişiler dışında üçüncü şahıslar tarafından kullanılırken hasar oluşursa, her hasarın %80'i, sigortalının kendisi tarafından karşılanmak üzere tazminat bedelinden indirilir. " denildiğini ,bu kapsamda ... ... Şirketi'nce davacı yanca fatura edilen 152.387,53-TL tamirat bedelinin % 20'si olan 30.477,51 TL'nin davacıya ödendiğini, davacı sigorta şirketinin ödemesini yapmadığı kısım için müvekkili aleyhine icra takibi başlatmış ise de; işbu borcun müvekkilin önce ... Sigorta Şirketi'nden tahsilinin gerektiğini, sigorta şirketinin müvekkiline ve anlaşmalı olduğu davacı yana karşı hukuka aykırı olarak borçlarını yerine getirmekten kaçındığını, müvekkilinin işbu borçtan sorumlu olmadığını, Müvekkilinin aracını ticari olarak kullandığını, aracın arkasında buzdolabı bulunduğunu, bu durumun aracın ruhsatında da belirtildiğini, ... Sigorta Şirketi, poliçe de bulu- nan Kullanma Şekli Klozu'na dayanarak davacı yana hasar bedelinin %20'lik kısımını ödemiş geriye kalan kısmını ise ödemeyeceğini bildirmiş ise de, Kullanma Şekli Klozu'nun son kısmının "Unvanında kiralama geçen şirketlere veya şahıs şirketi olduğu halde kiralama faaliyetinde bulunanlara ait araçlar sadece sigortalı, eşi, annesi, babası, çocukları, şirket ortağı ve bu şirkette bordrolu çalışan personel tarafından kullanılabilir. Sigortalı araç bu kişiler dışında üçüncü şahıslar tarafından kullanılırken hasar oluşursa, her hasarın %80'i, sigortalının kendisi tarafından karşılanmak üzere tazminat bedelinden indirilir." şeklinde olduğunu, şahıs şirketi olduğu halde kiralama faaliyetinde bulunanlara ait araçların bu şirkette bordrolu çalışan personel tarafından kullanılabileceğini, sigortalı araçlar bu kişiler dışında üçüncü şahıslar tarafından kullanılırken hasar oluşursa, her hasarın %80'i sigortalının kendisi tarafından karşı- lanacağını, işbu kaza gerçekleşirken aracın müvekkilinin sigortalı çalışanı olan ...'un kontrol sevk ve idaresinde iken kazaya uğradığını, müvekkilinin aracına kaskosunu yaptığını ve bu bedeli de ödediğini, hal böyle olunca davacının muhatabının müvekkili değil dava dışı sigorta şirketi olduğunu, müvekkilinin aracının ... marka, 2022 Model ... Kamyonet ve kullanım amacının yük nakli-ticari olduğunu, müvekkilinin ticari bir faaliyet yürüttüğünü gizlemediğini, zaten aracın ruhsatında da kullanım amacının açıkça görüldüğünü; ... Sigorta Şirketi'nin bu hususu bilmediği hususunun gerçek durumu yansıtmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla , kazayı gerçekleştiren ...'un da kaza sonucu oluşan maddi hasar bedelinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olup tarafların arasındaki rücu ilişkisi gereği şirket çalışanı ...'un da davaya davalı olarak eklenmesi ve davanın kendisine ihbar edilmesinin gerektiğini, diğer yandan davacı yanca araçta oluşan hasar nedeniyle yapılan işçilik, parça ve değişim bedelleri piyasanın çok üzerinde olup adeta şişirilme bir tutar olduğunu, sadece kaldırıma çıkmış bir araçta 152.387,53-TL maddi hasar oluştuğunun kabul edilemeyeceğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkememizin ... karar sayılı 18/02/2025 tarihli kararı ile; "uyuşmazlığın davacı tarafından davalıya verilen araç tamir işleminden kaynaklanan alacağın tahsili isteminden kaynaklandığı, iş bu davanın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, davalı tarafın tacir olduğuna ilişkin hiçbir emare bulunmadığı anlaşılmakla bu yönde bir iddia bulunmadığı anlaşıldığından davalının bu hukuki işlem içerisinde tüketici konumunda olduğu, davalı tarafından araç tamir hizmetinin alındığı anlaşılmakla taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tüketici işlemi olduğunun kabulü gerekir. Bu itibarla uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevli olduğu kanaatiyle davanın görev şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. " gerekçeleriyle; Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine, 6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına, karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 3. Hukuk Dairesinin 2025/1296 Esas, 2026/305 Karar sayılı 05/02/2026 tarihli ilamı ile kaldırılmıştır. Kaldırma ilamında özetle; "Mahkemece davalının tacir olup olmadığı araştırılarak esnaf işletmesinde kalıp kalmadığı, vergi kayıtları, vergi matrahları, ticaret sicil ve esnaf oda kayıtları getirerek, hangi usule göre defter tutuğu araştırılarak, Bakanlar Kurulunca çıkartılan esnaf-tacir arası ayrıma dair kararnamedeki gelir sınırı dosyaya alıp, iş yerinin esnaf mı tacir mi olduğu kesin olarak belirlendikten sonra, aracın ticari niteliği nedeniyle tüketici mahkemelerinin görevli olmadığı da nazara alınarak esnaf sınırında kalması durumunda asliye hukuk mahkemelerine görevsizlik kararı verilmesi, tacir olması durumunda da yargılamaya devam edilerek bir hüküm kurulması gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile karar HMK 353/1a-6.madde gereği kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesine" gerekçesi ile mahkememiz hükmünü kaldırmıştır. Mahkememizce kaldırma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir. Somut olaya gelindiğinde, mahkememizce istinaf ilamı doğrultusunda müzekkereler yazılmış sonuç olarak bu davanın 6102 sayılı TTK'nun 4 ve 5. maddelerinde tarif edilen ticari davalardan sayılmadığı dolayısıyla davanın mutlak ticari davalardan olmadığı, görev hususunun re'sen göz önüne alınması gerektiği, dosya içeriğinin incelenmesinde davalının tacir olduğuna dair bilgi ve belge de bulunmadığı, mahkememizce yazılan müzekkere cevaplarında davalının tacir kaydının bulunmadığı, işletme esasına göre defter tuttuğu, Vergi Usûl Kanununun 177. Maddesinde belirtilen limitleri aşmadığı anlaşılmış olup tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla esnaf sınırları içerisinde olan davalı aleyhine açılan iş bu davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir. Bu nedenlerle davanın görev şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. Her ne kadar mahkememizce sehven dosyanın Tüketici Mahkemesine gönderilmesi şeklinde hüküm kurulmuş ise de istinaf ilamında açıkça tüketici mahkemesinin görevli olmadığı, davalının esnaf sınırında kalması halinde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olacağı belirtildiği, sehven hüküm fıkrasında tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçeli karar yazım aşamasında fark edilmiş ancak hükümden sonra gerekçeli kararda değişiklik yapılamayacağından hüküm fırkası muhafaza edilmek durumunda kalınmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2- 6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına, 3- 6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır