İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1172 E. 2026/649 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1172
Karar No
2026/649
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1172 Esas KARAR NO : 2026/649

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/04/2026 KARAR TARİHİ : 08/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; davalı ile müvekkili arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturalara konu borcun 15/03/2026 tarihinde davalıca ödenmesi gerekirken bugüne kadar taraflarına herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı hakkında ... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... E. sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak 720.000,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını ancak davalı tarafın itirazı ile takibin durduğunu beyanla, işbu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davaya karşı cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Bilindiği üzere Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı ticari davalardır. Ticari davalar ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. Maddesinde sayılmıştır. Maddenin 1. Fıkrasında "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri.." ifadesi ile her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren hususlardan doğan davalar nispi ticari davalar olduğu belirtilmiştir. Davanın nispi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın konusunun her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğması gerekmektedir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle mahkemelerce resen gözetilmesi gereken hususlardandır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık fatura alacağından kaynaklanmakta olup, söz konusu uyuşmazlıklar TTK'nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ticari davalar arasında sayılmamıştır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Tüm bu düzenlemeler ve dosya kapsamı birlikte ele alındığında, somut olayda; mutlak ticari dava olarak kabulü gerektiren bir uyuşmazlık bulunmayıp, bu nedenle ancak her iki tarafın tacir sayılması/ davanın nispi ticari dava niteliğinde olması halinde Ticaret Mahkemelerinin görevli olması söz konusu olabilecektir. Davanın nispi ticari dava olup olmadığı bakımından yapılan incelemede ise; İkitelli Vergi Dairesi'nin 20/04/2026 tarihli cevabi yazısı uyarınca davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu, keza Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde yapılan araştırmada da gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan hususlar karşısında tek başına davacının tacir olması davayı nisbi ticari dava haline getirmeyeceğinden, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla Mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle davanın HMK'nın 114-1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-HMK 20.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nın 20/1 maddesi gereğince, süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması halinde kesinleşme tarihinden veya kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddine ilişkin kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE, 4-HMK 331/2 maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece nazara ALINMASINA, Dair verilen karar; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, taraflardan herhangi birisinin mahkememize başvurusu üzerine gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içerisinde, mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başkaca denk bir mahkemeye verilecek dilekçe ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde karar verildi. 08/09/2026

Katip ... E-imza

Hakim ... E-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1172, K. 2026/649, T. 08.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1172-e-2026-649-k-9e9013ec8e2f