İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1728 E. 2026/688 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1728
- Karar No
- 2026/688
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1728 Esas KARAR NO : 2026/688
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 07/09/2026 KARAR TARİHİ : 29/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'a ait taşınmazın müvekkil şirket tarafından ... numaralı ... Plus Sigorta poliçesi ile sigortalandığını, davalı şahısların 05.02.2025 tarihli kira sözleşmesi tahtında sigortalı konutta kiracı olarak bulundukları sırada yangın çıkmasına sebebiyet verdiklerini, meydana gelen yangın hadisesi sebebiyle sigortalı konutta ağır hasar oluştuğunu, fatura ve yapılan tespitler gereğince 413.111,18 TL tutarındaki sigortalı zararının müvekkil şirket tarafından tazmin edildiğini, Türk Ticaret Kanunu ve poliçe hükümleri gereğince sigortalısının haklarını devralan müvekkilin davalılara rücu hakkının doğduğunu, ticari dava şartı olan arabuluculuk prosedürünün tamamlandığını, arabuluculuk son tutanağının sunulduğunu, 413.111,18 TL tutarındaki rücuen tazminat alacağının ödeme tarihi olan 11/02/2026 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. 26/06/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir. Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir. TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir. Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur. Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez. 01.10.2011 tarihinde yürülüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemeleri diğer dava ve işler bakımından da görevli mahkemedir. 6102 sayılı TTK m. 1472(1) hükmüne göre, Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. Anılan yasal düzenleme gereği halefiyete dayalı açılan davalarda mahkemenin görev ve yetkisi tespit edilirken sigortalının durumuna göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Somut olayda, dava tazminat talebine ilişkin olup ilgili ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne, ...Vergi Dairesi Müdürlüğüne ve...Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevaplarının tetkikinde; davalı ...'ın sadece gayrimenkul kiralanması faaliyetiyle iştigal ettiği, herhangi bir ticari faaliyeti bulunmadığından defter tutma mecburiyetinin olmadığı, esnaf veya tacir sayılmadığı; diğer davalı ...'un ise vergi dairesinde hiçbir mükellefiyet kaydının bulunmadığı, ayrıca İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından gönderilen yazı cevabına göre her iki şahsın da gerçek kişi ticari işletme kaydının yer almadığı ayrıca dava dışı sigortalı ...'ın potansiyel mükellef olduğu, yapılan incelemeler sonucunda tarafların tacir sıfatını haiz olmadıkları, esnaf işletme düzeyini aşarak ticari işletme düzeyinde bir faaliyetlerinin ve gelirlerinin söylenemeyeceği, uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen mutlak ticari davalar arasında da yer almadığı anlaşılmakla; davaya bakma görevi genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olup, mahkememizin görev alanında değildir. HMK 114.maddesinde; mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği açıklanmakla yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK. 4. ve 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK.nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, talep halinde HMK nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanan 331/2.maddesi gereğince yargılama giderleri hakkında karar verilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 29/09/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır