İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/567 E. 2026/553 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/567
Karar No
2026/553
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/567 Esas KARAR NO : 2026/553

DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak) DAVA TARİHİ : 31/07/2025 KARAR TARİHİ : 22/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ticari alandaki faaliyetleri kapsamında ödeme aracı olarak mudisi olduğu ... Şubesi ve ...Bankası ... Şubelerinden ayrı ayrı çek defteri aldığını ve ticari faaliyetlerinde kullandığını, bir kısım çeklerin alacaklı firma-şahıslarca yazdırılmasına rağmen herhangi bir hukuki takibat olmadığını ayrıca yine karşılığı ödenen bir kısım çeklerin ise yazdırılmamakla birlikte müvekkile verilmemesi nedeniyle davalı bankalara iadelerinin söz konusu olamaması nedeniyle müvekkilinin kredibilitesi yönününden oluşan olumsuzluğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle birlikte müvekkilinin adına davalı bankalar tarafından ... Risk Merkezi ve diğer bankacılık sicillerine yapılan olumsuz risk merkezi kayıtlarının tamamen silinmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ...Bankası A.Ş vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle;davacının talepleri zamanaşımına uğramış olduğundan davanın reddine karar verilmesini, müvekkili banka, davacı tarafından iddia edilen vakıada sorumlu taraf olmadığını davanın pasif husumet yönünden reddi gerektiğini, somut olayda, keşidecinin hem çek keşide ettiğini hem de bedeli haricen borçluya ödediğini beyan ettiğini, bahsedilen olayın lehtara iki defa ödeme yapılması niteliğinde olduğunu çekin keşide etme mantığıyla bağdaşmadığını, ilgili borç ilişkisinde keşidecinin lehtara borcu ödediği bir iddiadan ibaret olduğunu, dava dilekçesi ile birlikte davaya konu olayda borcun haricen ödendiğine dair herhangi bir mahkeme kararı olmaması bir yana adi nitelikte bir belge dahi sunulmadığını, davacı tarafın, Mahkememizde veya müvekkili bankadan hangi somut delile dayanarak müvekkili bankanın kayıtlarının değiştirmesi gerektiğini talep ettiğinin taraflarınca anlaşılamadığını, davacı tarafından sunulan delillerden başka delil sunulmasına muvafakatimiz bulunmadığını, davacı tarafın çek keşide ettikten sonra lehtara haricen ödeme yapması ve çeklere karşılıksız işlemi yapılmasında müvekkili bankanın hiçbir kusurunun bulunmadığını, huzurdaki dava ile düzeltilmesi talep edilen kayıtların gerçeği yansıtacak şekilde tutulması müvekkili banka sorumluluğunda olduğunu, işbu kayıtların tutulmasında herhangi bir yanlışlık bulunmadığını, müvekkili bankanın usul ve yasaya uygun şekilde hareket ederek yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirterek işbu usul ve yasaya aykırı davanın esas incelemesine geçilmeden usulden reddine, mahkememiz aksi kanaatte olur ise davanın esas incelemesine geçilerek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın tümden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı... A.Ş. vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğimi, davacı tarafın müvekkili şirket aleyhine işbu davayı açmasında hukuki menfaati bulunmadığını, davanın “basit yargılama” usulüne tabi olması nedeniyle davacı tarafından cevaba cevap dilekçesi sunulmasına da muvafakatları bulunmadığını, aksi takdirde bu durum iddianın/delillerin genişletilmesi yasağına aykırılık oluşturacak olduğunu, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin yersiz olduğunu, mahkeme tarafından verilen ret kararı yerinde bir karar olduğunu müvekkili şirket’e tebliğ edilmemiş olan davacı delillerini kabul etmediklerini, dava dilekçesinde yer verilen müvekkili şirket adresinin hatalı olduğunu, hatalı adrese itiraz ettiklerini, dava dilekçesinde yer alan ve ne olduğu anlaşılmayan, belirsiz hukuki nedenlere itiraz ettiklerini, müvekkili şirket bilgi alışverişi kuruluşu sıfatıyla çek bilgilerini toplamamakta olduklarını, gerek kendi nam ve hesabına yürüttüğü bilgi alışverişi kuruluşu faaliyetleri gerekse risk merkezi’ne vekaleten yürüttüğü operasyonel faaliyetler açısından işbu dava konusu uyuşmazlık ile ilişkisi bulunmamaktadır.davacı’nın dilekçesinde risk merkezi kayıtlarında bulunduğunu iddia ettiği “çek yasaklı” kaydı dosyada bulunmamakta olduğunu, bir iddiadan öteye geçmediğini ve bu yönde bir kayıt olsa dahi konunun müvekkili şirket ile ilgisi bulunmadığını, davacı’nın dilekçesinde yer verdiği belirsiz ifadelerin açıklanması gerektiğini, davacı tarafın kredi başvurularının değerlendirilmesi, dava dışı bankaların tamamen kendi takdirinde olan hususlar olduğunu davacı tarafın, dava konusu talepleri ile ilgili olarak müvekkili şirket ile iletişime geçmediğini, bu durumun dahi davaya konu taleplerin müvekkili şirket ile ilişkili olmadığını gösterdiğini, basiretli bir tacir olarak davranması beklenen davacı’nın, dava konusu çeklere dair neredeyse 9-10 yıl sonra aksiyon almış olması anlaşılamadığını belirterek davacının haksız ve mesnetsiz davasının öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... T.A.Ş. vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde; 10 adet çeke ait ödemelerin alacaklılara hariçten yapıldığını, lehdarlar tarafından çek asıllarının kendilerine iade edilmediğini, keşide edilen ve karşılığı ödenen çeklerin bu sebeple bankaya iade edilemediğini ve ödemeler sonrası bu 10 adet çekin bankaya ibraz edilerek karşılıksız işlemi yapıldığını, davacı ikrarından çok açık bir şekilde anlaşılacağı üzere; davacı tüzel kişi tacir olmasına rağmen kendisine müvekkili banka tarafından teslim edilen çekleri basiretli bir tacir gibi kullanamadığını, keşide ettiği çeklere ait ödemleri usulsüz bir şekilde yaptıklarını, usulsüz yapılan ödemelere ilişkin olarak çek asıllarını geri istemediği gibi karşı taraftan yaptığı ödemelere ilişkin makbuz bile temin etmediklerini, davacının ödediğini ve sonrasında bankaya ibraz edildiğini iddia ettiği çekler tamamen kambiyo işlemleri ve Çek kanunu kapsamında hamiller tarafından müvekkili bankaya ibraz edildiğini, karşılıksızdır işlemi yapılarak yasal çek bedellerinin müvekkili banka tarafından hamillere ödendiğini, davaya konu çeklerin ibraz tarihlerinde çek hesabı bakiyesinin yetersiz olduğu davacının da kabulünde olduğunu müvekkili bankanın söz konusu çek bedellerine ait yasal yükümlülük bedellerini ödediği taraflar arasında ihtilafsız olduklarını, müşterinin düzenlemiş olduğu çeklerin karşılık bedellerini ibraz tarihinde çek hesabında bulundurma yükümlülüğü tamamen kendi sorumluluğunda olduğunu bu hususun 5941 sayılı Çek Kanununda düzenlenmiş olduğu gibi sözleşmeyle de hüküm altına alındığını, davacı vekili müvekkili banka tarafından tahsis edilen çeklere ilişkin olarak en son 2016 yılında keşide edildikleri, bu çeklere ilişkin olarak bu tarihten beri herhangi bir takip yada dava söz konusu olmadığından bahisle çeklere ilişkin her türlü zaman aşınımın dolduğunu ileri sürdüklerini, davacı firma müvekkili banka tarafından ödenen çek yükümlülük bedellerini ödemeye hazır olduğunu bildirdiğini, fakat bugüne kadar bankalarına yapılan bir müracaat bulunmadığını, öyle olsaydı çeklerin karşılıksız yazılmasına müteakip olarak davacı firmanın basiretli bir tacir gibi ilgili banka şubesine müracaat ederek Düzeltme Hakkını kullanabileceğini, çeklerin karşılıksız işleminin devamında düzeltme hakkını kullanmayan, çok uzun süreler müvekkili bankanın ödediği çek sorumluluk bedellerini karşılamayan, önce zamanaşımı öne süren davacının sonrada bu bedelleri karşılamaya hazır olduğunu bildirmesi hiç bir şekilde hüsnüniyetle karşılanabilecek samimi bir tutum olmadığını, davacı 2016 yılında verilen çek karnesinde, keşide edilip karşılıkları ödenen, 10 adet çekin bankaya iade edilmemesi ve aradan geçen 8 yıl nedeni ile, 5941 sayılı çek kanunun İbraz, ödeme, çekin karşılıksız olduğunun tespiti ve gecikme cezası başlıklı madde 3/9 kapsamında 5 yıllık süreninde geçtiği, 5941 sayılı çek kanunun 3/3 maddesi uyarınca müvekkil bankanın bir zarar veya riskinin olmadığını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalılar ...Şirketi ve Ortak Varlık Yönetim Anonim Şirketi vekillerine yapılan usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamışlardır. ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas ... karar numaralı kararı ile"...Dava; davacının kredi kullanımına engel olan blokajın iptali ve bankacılık sicilinin düzeltilmesinin tespiti istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesine göre; “Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.” HMK'nın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine ilişkin 2/2 maddesinde ise; “Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça...” ifadesine yer verilerek, HMK'da yer alan mahkemelerin görevine ilişkin genel düzenlemelere ancak yine HMK'daki diğer düzenlemelerle veya diğer kanunlardaki göreve ilişkin düzenlemelerle istisnalar getirilebileceği hükmü mevcuttur. 6102 sayılı TTK'nın 5/1 maddesine göre; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi tarafından, adlî yargı ilk derece mahkemelerinde ihtisas mahkemelerinin belirlenmesine ilişkin “ihtisas kararları” ... tarihli ve ... sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Anılan ihtisas kararlarının 15/12/2021 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanacağı da ilgili Resmi Gazete'de yayımlanarak duyurulmuştur. HSK Birinci Dairesinin “Finans ile ilgili açılacak davalara bakacak mahkemelerin belirlenmesine ilişkin” ... karar tarihli ve ... sayılı kararına göre; “26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceğinin düzenlendiği, Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağının değerlendirildiği, Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlendiği, Bu itibarla; 1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden, 3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndan (142. maddesinde düzenlenenler hariç), 4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'ndan, 5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'ndan, 6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'ndan, 7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun'dan, kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere; ... f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına, ... örneğin f) İstanbul'da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına, bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, ancak 15/12/2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine karar verilmiştir. ... tarihli ve ... sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un "Hukuk Mahkemelerinin Kuruluşu" başlıklı 5. maddesinin...tarihli ve ... sayılı kanunun 10. maddesiyle değişik beşinci fıkrası hükmüne göre; "İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazetede yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır." Görüldüğü üzere, yukarıdaki madde hükmünde açıkça bir yerdeki birden çok aynı tür mahkeme arasındaki iş dağılımından bahsedilmiş, iş dağılımını belirleme yetkisi ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu'na verilmiş, dairelerin belirlenen iş dağılımına göre tevzi edilen davalara bakmak zorunda oldukları hükme bağlanmıştır. Buna göre; bir yerde birden fazla asliye ticaret mahkemesi var ise bunlar arasındaki ilişki “görev ilişkisi değil”, “iş dağılımı ilişkisi”'dir. Bir başka ifade ile mahkemeler arasındaki “iç ilişki” niteliğindedir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 29/03/2021 tarihli, ... E. ve ...K. sayılı ilamı da açıkça vurgulandığı üzere; bir yerde aynı mahkemeden birden fazla sayıda bulunması halinde, bu mahkemeler arasındaki ilişki “görev veya iş bölümü ilişkisi olmayıp”, “iş dağılımı ilişkisi”'dir. Somut olayda; mahkememize (İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesine) açılmış olan dava dosyasının, “Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu tarafından yukarıda belirtilen HSK (Hâkimler ve Savcılar Kurulu) kararı gereğince dosyaya bakacak finans konusunda uzman mahkemeler olan İstanbul 6, 7, 8 ve 9. Asliye Ticaret Mahkemeleri dışında başka bir mahkemeye (mahkememize) atanmış olması durumu hiçbir şekilde davacı tarafın hatası olmadığı gibi, eldeki davanın davacı tarafça görevli olmayan bir mahkemede açıldığının iddia edilmesi de hukuken mümkün değildir. Bilindiği üzere; davanın görevli olmayan (yani görevsiz) bir mahkemede açılması halinde, davanın açıldığı mahkemece “görev dava şartı yokluğu nedeniyle” verilen “usulden ret kararı”, 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca farklı sonuçlar doğurmaktadır. Anılan maddede belirlenen sürelere uyulmamasına bir takım kesin sonuçlar bağlanmakta ve davacı tarafa bazı sorumluluklar yüklenmektedir. Bu nedenle, görevli bir mahkeme nezdinde açılan eldeki davada tevzi bürosunun hatalı işleminden dolayı görevsizlik kararı verilerek, davacı yana bazı sorumluluklar yüklenmesi hakkaniyete uygun olmadığı gibi yasal da değildir. Yukarıda değinilen mevzuat hükümleri ve açıklamalardan da anlaşıldığı üzere; İstanbul 6, 7, 8 ve 9. Asliye Ticaret Mahkemeleri ile mahkememiz (... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi) arasında “görev ilişkisi değil”, “iş dağılımı ilişkisi” bulunduğundan eldeki uyuşmazlığın TTK 4/1-f bendi kapsamında kaldığı dikkate alınarak uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin yukarıda değinilen yasal düzenleme ve HSK kararı gereğince İstanbul 6, 7, 8 ve 9. Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğu, öte yandan İstanbul 6, 7, 8 ve 9. Asliye Ticaret Mahkemeleri ile mahkememiz arasındaki ilişki görev ilişkisi olmayıp, iş dağılımı ilişkisi olduğundan ve bu durumda görevsizlik kararı da verilemeyeceğinden, aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...Esas,... Karar sayılı kararı). KARAR : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-6102 sayılı TTK'nin 5/2. maddesi ve HSK Birinci Dairesi’nin ... karar tarihli ve ... sayılı kararı uyarınca dosyanın “iş dağılımı nedeni ile” İstanbul 6, 7, 8 ve 9. Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE..." kararı ile Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasına kaydının yapıldığı görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, bankacılık kredi siciline hukuka aykırı şekilde eklenen olumsuz risk merkezi kayıtlarının (çek yasaklı/müşterek sorumlu gibi görünen kaydın) silinmesi, olumsuz kayıt nedeniyle uğranılan zararlar için maddi ve manevi tazminat talepleri ile kredi kullanımına engel olan blokajın iptali ve bankacılık sicilinin düzeltilmesine ilişkindir. Davacı tarafından ticari alandaki faaliyetleri kapsamında ödeme aracı olarak mudisi olduğu .... Şubesi ve ...Bankası ... şubelerinden ayrı ayrı çek defteri alarak ticari faaliyetlerinde kullandığı bir kısım çeklerin alacaklı firma-şahıslarca yazdırılmasına rağmen herhangi bir hukuki takibat olmamasının yanında ayrıca yine karşılığı ödenen bir kısım çeklerin ise yazdırılmamakla birlikte taraflarına verilmemesi nedeniyle davalı bankalara iadelerinin söz konusu olamaması nedeniyle davacının kredibilitesi yönünden oluşan olumsuz kaydın kaldırılması, olumsuz kayıtların düzeltilmesi, blokajlarının kaldırılması ile eski hale getirme talep edildiği anlaşıldı. Davalı ...i Bankası tarafından ise davacı tarafın çek bedellerinin ödendiğinden/ödeneceğinden bahisle karşılıksızdır kaydının silinmesi talebinin söz konusu kaydın değiştirilebilmesi için çek aslının Banka'ya ibrazı ya da Mahkeme tarafından verilen kesinleşmiş bir çek iptali kararı gerektiği , taraflarının usul ve yasaya uygun şekilde hareket ettiği, bedeli ödendiği iddia edilen çeklerin kaydının değiştirilmemesinden sorumlu olunmadığu, davacının kendi ihmalinden ve ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemesinden sorumluluğunun taraflarına yüklenemeyeceği iddiası ile davanın reddinin talep edildiği anlaşıldı. Davalı ... tarafından ise mahkememizin yetkisine ilişkin itirazda bulunulduğu, ayrıca davanın davacının banka veya finansal kuruluşlarla arasındaki ilişkiden kaynaklanmakta olduğunun belitrilerek taraflarına husumet yönlendirilemeyeceği iddia edilmiş ve ayrıca esastan da davanın reddinin talep edildiği anlaşıldı. Davalı ... tarafından ise, Davaya konu çeklerin ibraz tarihlerinde çek hesabı bakiyesinin yetersiz olduğu taraflarınca söz konusu çek bedellerine ait yasal yükümlülük bedellerinin ödendiği, çeklerin karşılık bedellerini ibraz tarihinde çek hesabında bulundurma yükümlülüğü tamamen davacının sorumluluğunda olduğu, davanın haksız olduğu iddiası ile davanın reddinin talep edildiği anlaşıldı. Davalı ... vekilinin mahkememizin yetkisine ilişkin itirazının davalıların birinin ikamet mahkemesinin de yetkili olacağı hususu dikkate alınarak mahkememizin yetkili olduğu kanaati ile itirazın reddine karar verildiği anlaşıldı. Dosya kapsamı ve toplanılan tüm deliller incelendiğinde; davacı tarafın ödenen bir kısım çeklerin ise yazdırılmamakla birlikte taraflarına verilmemesi nedeniyle davalı bankalara iadelerinin söz konusu olamaması nedeniyle davacının kredibilitesi yönünden oluşan olumsuz kayda ilişkin iddialarına ilişkin banka kayıtları ve tüm dosya kapsamında davacı tarafınca ödendiği iddia olunan çeklere ilişkin borcunun olup olmadığı, iddiaya konu karşılıksız işlemleri tarihlerinin tespiti ve iddiaların yerindeliğine ilişkin bilirkişi incelemesinin hasıl olduğu, mahkememizce 3 no'lu celse 2 no'lu ara karar uyarınca bilirkişi ücreti takdiri ile davacı vekiline ihtaratlı kesin süre verildiği, ve tebliğ sureti ile ihtarın yapıldığı, iş bu kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, ispat yükümlülüğünün davacı tarafa ait olduğu, davacı tarafın iddiasını ispatlayamadığı, üzerine düşen yükümlülüğü yerine getiremediği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın REDDİNE, Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin yokluğunda davalı ... vekili , davalı ... vekili, davalı ... vekili, Davalı ...vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/09/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

* Bu evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/567, K. 2026/553, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-567-e-2026-553-k-1cf7b65591d7