İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/35 E. 2026/561 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/35
- Karar No
- 2026/561
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/35 Esas KARAR NO : 2026/561
DAVA :6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Tazminat) DAVA TARİHİ : 09/09/2025 KARAR TARİHİ : 22/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... ("Müşteri") müvekkili bankanın müşterisi olduğunu, müşteri adına kayıtlı ... numaralı GSM hattı, kendisinin bilgisi, rızası ve başvurusu olmaksızın, 26.12.2020 tarihinde saat ... A.Ş. operatöründen davalı ...A.Ş.operatörüne usulsüz bir şekilde taşındığını, bu hukuka aykırı numara taşıma işlemi neticesinde, müşteri ...'in kullanımında olan SIM kartı iptal edildiğini, ve aynı numaraya sahip yeni bir SIM kart, kimliği belirsiz dolandırıcıların eline geçtiğini ve dolandırıcılar tarafından hesabın boşaltıldığını, davalı bayiinin kimlik kontrolünü ya hiç yapmadığını ya da son derece özensiz bir şekilde yaparak sahte bir belgeyle işlem tesisine olanak tanıdığını, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kesinleşen ilamı uyarınca, alacaklı ... tarafından ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili banka aleyhine ilamlı icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibi neticesinde doğan borcun tamamını 22.10.2024 tarihinde ... Bankası T.A.O. aracılığıyla icra dosyası hesabına ödediğini, toplam borç 652.146,64 TL olup, karşı tarafa ödenecek vekalet ücretinden yapılan KDV tevkifatı ve gelir vergisi stopaj kesintisi ile birlikte ödemenin toplam tutarı 628.178,03 TL'nin ödendiğini, davalının kusuru ve sorumlu olduğu tazminat tutarı yapılacak yargılama neticesinde belirlenebileceğinden davanın belirsiz alacak davası olarak görülmesini, davanın kabulü ile fazlaya dair hak saklı kalmak kaydı ile zararın şimdilik 1.000,00TL'nin davalıdan tahsili talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı banka ile yapılan sözleşme kapsamında müvekkili şirket ifa yükümlülüğünü yerine getirmediğini, elektronik bankacılık davacı bankanın faaliyetinde olduğu, bankalar, internet bankacılığı işlemlerinde gerekli tüm özeni göstermekle yükümlü olduklarını, borçlar kanunu hükümleri uyarınca tazminat talep edilebilmesi için zarar ile fiil arasında illiyet bağı olması, rücuen tazminat talebi için ise rücu edilen kişi ile müteselsil sorumluluk olması gerektiğini, davalı müvekkili şirkete karşı açılan davanın öncelikle husumet nedeniyle usul yönünden reddini, dava konusu olayda davalı müvekkil GSM şirketi açısından, rücuen tazminata hükmedebilmek için aranılan yasal şartlar mevcut olmadığından haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın tüm talepler ile birlikte esas yönünden reddini savunmuştur. ... 22. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve 2026/18 Karar sayılı kararı ile;"...Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, tazminat istemine ilişkindir. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu Birinci Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile; Finans ile ilgili açılacak davalara bakacak mahkemeler nezdinde ihtisas mahkemelerinin belirlenmesi hususu görüşülerek; 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceği düzenlenmiştir. Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir. Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir. Bu itibarla; 1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden, 3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. maddesinde düzenlenenler hariç), 4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan, 5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan, 6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan, 7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan, Kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere; a) İki veya üç asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 2 numaralı, b) Dört veya beş asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 4 numaralı, c) Altı veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 numaralı, d) On veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 ve 7 numaralı, e) On dört veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7 ve 8 numaralı, f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına, (Örneğin asliye ticaret mahkemelerine bu kapsamda gelecek dava ve işlere; a) Kayseri’de iki asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 2 numaralı, b) Konya’da dört asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 4 numaralı, c) İzmir’de yedi asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6 numaralı, d) İstanbul Anadolu’da on üç asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6 ve 7 numaralı, e) Ankara’da on dört asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7 ve 8 numaralı, f) İstanbul’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına) Bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, 15.12.2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine, 25.11.2021 tarihinde karar verildiği, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu Birinci Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile ... tarihli ve ... sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan, kaynaklı tüm davalarda yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemeleri ihtisas mahkemesi olarak belirlenmiş olup derdest davaların bu mahkemelere gönderilemeyeceği, 15.12.2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin bu tarihten sonra açılan davaların anılan mahkemelere tevziine karar verileceği düzenlenmiştir. Bu haliyle eldeki davada tarafların kusur durumunun değerlendirilmesi gerektiği ve bu haliyle bankacılık iş ve işlemlere uygun bir işlem tesis edilip edilmediğinin değerlendirileceğinden davanın... tarihli ve ... sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklı açılan hukuk davalarından olması, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu Birinci Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile; 15.12.2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine karar verildiği, dosyanın Mahkememize sehven tevzi edildiği anlaşılmakla İstanbul 6,7,8 ve 9 nolu Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmek üzere dosyanın İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi bürosuna gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dosyamızın niteliği itibari ile İstanbul 6,7,8 ve 9 nolu Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmek üzere dosyanın İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi bürosuna gönderilmesine..." kararı verildiği bu nedenle Mahkememizin 2026/35 Esas sayılı dosyasına kaydı yapıldığı görüldü. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 02/09/2026 tarihli bilirkişi raporuna göre; "...Dosya kapsamında numara taşıma işleminin hangi başvuru ve kimlik doğrulama süreci sonucunda gerçekleştirildiğine ilişkin bilgi ve belge bulunmadığından, davalı TT Mobil'in numara taşıma işlemi sırasında gerekli kimlik kontrolünü yerine getirip getirmediğinin teknik olarak tespit edilemediği; dava dışı ...'in söz konusu işlemin bilgisi ve rızası dışında gerçekleştirildiği yönündeki beyanı esas alındığında numara taşıma işleminin yetkisiz kişilerce gerçekleştirildiğinin kabul edilebileceği,Bununla birlikte, söz konusu operatör değişikliğinin davacı Banka sistemleri tarafından tespit edildiği ve 26/12/2020 tarihinde SIM blokesi uygulandığı, dolayısıyla taraflar arasındaki ...hizmeti kapsamında öngörülen numara taşıma bildirim ve bloke mekanizmasının çalıştığı,SIM blokesinin daha sonra davacı Bankanın ... sistemi üzerinden yeterli ve birbirinden bağımsız kimlik doğrulama bileşenleri kullanılmaksızın kaldırıldığı, akabinde farklı bir mobil cihazda bankacılık uygulamasının aktive edilmesine ve dava konusu para transferlerinin gerçekleştirilmesine imkan sağlandığı,Bu itibarla numara taşıma işleminin olay zincirinin başlangıcını oluşturduğu, ancak bankacılık sistemi tarafından tespit edilerek bloke uygulanmış olması karşısında tek başına parasal zararın meydana gelmesine yeterli olmadığı; zararın fiilen gerçekleşmesine imkan sağlayan kritik güvenlik aşamalarının davacı Bankanın kendi bilgi sistemleri ve kontrol alanında gerçekleştiği,Mevcut dosya kapsamındaki teknik veriler itibarıyla dava konusu 367.940,89 TL tutarındaki zararın meydana gelmesinde davacı Bankanın güvenlik süreçlerinin belirleyici ve doğrudan etkili olduğu; davalı ...'in ise numara taşıma işlemi sonrasında üzerine düşen SIM değişikliği/numara taşıma bildirim mekanizmasını işletmiş olması karşısında, dava konusu parasal zararın meydana gelmesi bakımından TT Mobil'e atfedilebilecek doğrudan ve belirleyici bir teknik kusurun tespit edilemediği..." sonuç ve mütalaa edildiği anlaşıldı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı tarafından dava dışı müşterisi ...’ in telefon hattının davalı tarafından usulsüz bir şekilde taşındığı, numara taşıma işlemi neticesinde, müşteri ...'in kullanımında olan SIM kartının iptal edildiğini ve aynı numaraya sahip yeni bir SIM kartın, kimliği belirsiz dolandırıcıların eline geçtiği, dava dışı ...'in hesabı üzerinden 26/12/2020 tarihinde mobil bankacılık vasıtasıyla gerçekleştirilen EFT işlemleri nedeniyle taraflarınca dava dışı iş bu kişiye ödeme yapıldığı, dolandırıcılık eyleminin davalı GSM operatörünün ağır kusuru nedeniyle ortaya çıktığı iddiasıyla banka müşterisine ödenen bedelin rücuen tahsili için huzurdaki davanın ikame edildiği anlaşıldı. Davalı tarafından ise dolandırıcılık eyleminde kusurlarının bulunmadığı, tarafları ile davacı banka arasındaki Tek Kullanımlık Şifre (OTP) Gönderimli Kısa Mesaj (SMS) Hizmetine ilişkin esaslar düzenlendiğini, taraflarının sorumluluğu kapsamında numara taşıma işleminin ardından sim karta bloke koyularak kendilerinden beklenebilecek tüm yükümlülükleri gereği gibi yerine getirildiği, banka ile yapılan sözleşme uyarınca ifa yükümlülüğünün yerine getirildiği, dava konusu olayda oluşan zarardan dolayı bankanın sorumlu olduğu iddiası ile davanın reddinin talep edildiği anlaşıldı. Dosya kapsamı ve toplanılan tüm deliller incelendiğinde, davacı ile davalı arasında yapılan anlaşmada Tek Kullanımlık Şifre (OTP) Gönderimli Kısa Mesaj Hizmeti Başvuru Formu uyarınca elektronik haberleşme işletmecisinin, bankaca yapılan sorgulamada son 90 gün içerisinde SIM kart değişikliği veya numara taşıma işlemi bulunduğunu tespit etmesi halinde şifreli SMS gönderimini engelleyerek Bankaya bu yönde bilgi vermesinin öngörüldüğü; buna karşılık değişikliğin tespit edilmesi halinde Bankanın ilgili işlemi şüpheli kabul ederek durdurmayı ve müşteriyle gerekli güvenlik soruşturmasını gerçekleştirmeyi taahhüt ettiğine ilişkin kayıt olduğu, somut olayda operatör değişikliğinin Banka sistemi tarafından tespit edilerek SIM blokesi uygulanmış olması, taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen numara taşıma/SIM değişikliği bildirim mekanizmasının çalıştığı, sonrasında bankacılık hizmetlerinin yeniden kullanılabilir hale getirilmesi, SIM blokesinin kaldırılması ve yeni cihazın mobil bankacılık uygulamasına tanımlanması süreçleri davacı Bankanın bilgi sistemleri ve güvenlik altyapısı içerisinde gerçekleştiği, dosya kapsamında numara taşıma işleminin hangi başvuru ve kimlik doğrulama süreci sonucunda gerçekleştirildiğine ilişkin bilgi ve belge bulunmadığından, davalı ...’in numara taşıma işlemi sırasında gerekli kimlik kontrolünü yerine getirip getirmediğinin teknik olarak tespit edilemediği, operatör değişikliğinin davacı Banka sistemleri tarafından tespit edildiği ve 26/12/2020 tarihinde SIM blokesi uygulandığı, dolayısıyla taraflar arasındaki OTP/SMS hizmeti kapsamında öngörülen numara taşıma bildirim ve bloke mekanizmasının çalıştığı, SIM blokesinin daha sonra davacı Bankanın ... sistemi üzerinden yeterli ve birbirinden bağımsız kimlik doğrulama bileşenleri kullanılmaksızın kaldırıldığı, akabinde farklı bir mobil cihazda bankacılık uygulamasının aktive edilmesine ve dava konusu para transferlerinin gerçekleştirilmesine imkan sağlandığı, dolandırıcılık eyleminde numara taşıma işleminin olay zincirinin başlangıcını oluşturduğu, numara taşımanın bankacılık sistemi tarafından tespit edilerek bloke uygulanmış olması karşısında tek başına parasal zararın meydana gelmesine yeterli olmadığı; zararın fiilen gerçekleşmesine imkan sağlayan kritik güvenlik aşamalarının davacı Bankanın kendi bilgi sistemleri ve kontrol alanında gerçekleştiğinin bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, davalı tarafın davacı ile aralarındaki anlaşma uyarınca yükümlülüğünü yerine getirdiği, ancak akabinde yapılan işlemlerin davacının sorumluluğunda olduğu, dava konusu 367.940,89 TL tutarındaki zararın meydana gelmesi bakımından davacı bankanın uhdesinde bulunan mevduatı koruma ödevi nedeniyle, telefon hattını işleten GSM şirketinin mevduat bakımından davacıya karşı numara taşıma bildirim mekanizmasını işletmesinden dolayı kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın REDDİNE, Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 4.600,00 TL ücretin tamamının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin(e-duruşma vasıtası ile) yüzüne karşı kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır
* Bu evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.