İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2017/687 E. 2018/1070 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2017/687
Karar No
2018/1070
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/687 KARAR NO : 2018/1070 DAVA : Dava dışı şirketin yöneticisi ve ortağı olan davalı ... 'nin yöneticilikten azli/müdürlükten azli ve 10.000-TL maddi tazminat talebine ilişkindir. DAVA TARİHİ: 16/06/2017 KARAR TARİHİ: 24/10/2018 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ... vekilinin 16.06.2017 harç tarihli dava dilekçesiyle; davalı ...'ye karşı açmış olduğu davada, tarafların 691.900,00-TL sermayeli ... Şti.'ne yarı yarıya ortak olduklarını, her iki ortağın münferit yetkili müdür olduğunu, 2016 yılı Şubat/Mart aylarında taraflar arasında anlaşmazlık çıkmasıyla şirketin fiili yönetiminin ... 'ye bırakıldığını, şirket hisselerinin devri konusunda herhangi bir işlem yapılmadığını ve defter ve kayıtlarının incelenmesine izin verilmediğini, davalının 01.12.2015 tarihli ortaklar kurulu kararı ile (14.12.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen) sadece kendisini münferit yetkili müdür olarak atadığını, müvekkilinin 28.04.2017 tarihinde davalıdan defter ve kayıtların incelenmesine ilişkin ihtarat gönderilmesine rağmen herhangi bir işlem yapılmadığını, şirketin son 2 yılda hiç kar etmemiş olmasının kabul edilemeyeceğini, davalının 05.05.2017 tarihli cevabı ihtarına rağmen müvekkiline defter ve kayıtları incelemeye sunmadığını, davalının şirketin içini boşaltmaya çalıştığını, dava dışı ... Şti.'nin davalının bu eylemlerinden dolayı 100.000,00 TL zarara uğradığını, 6102 Sayılı TTK m. 644 atfıyla 553 ve 555. maddeye göre davalının bu zarardan sorumlu olduğunu, ancak davalının şirkete verdiği tam zararın bilinemediğinden şimdilik 10.000,00 TL üzerinden dava açıldığını, bu zararın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve şirkete ödenmesini talep ettiklerini, ayrıca 6102 Sayılı TTK m. 630 'a atfı ile TTK 245 ve 255. maddelerine göre davalının idare ve temsil yetkisinin kaldırılmasını istediklerini belirterek talepte bulunmuştur. Davalı ... vekilinin 05.09.2017 tarihli cevap dilekçesinde; Davacının iddialarının yerinde olmadığını, 02.12.2015 tarihinde yapılan toplantı ile şirket müdürlüğüne müvekkilinin atandığını (Genel Kurul Toplantı Tutanağı 6.madde), müvekkilinin şirket özen ve bağlılık yükümlülüğünü yerine getirdiğini, şirketin her türlü işlemini kendisinin yaptığını, davacının herhangi bir emek sarf etmediğini, şirketin Kemeraltı 'nda Kuyumcular Çarşısında bulunup, iş yerinin bulunduğu yerde rekabetin yüksek olduğunu ve zarar ettiğini, davacının maddi tazminat talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekilinin 22.09.2017 tarihli beyan dilekçesinde; Davalının 10 yıl süreyle müdür olarak seçildiğini, davalının müvekkilinin şirket ile ilgisini kestiğini belirterek davanın kabulünü talep etmiştir. Dava; Dava dışı şirketin yöneticisi ve ortağı olan davalı ... 'nin yöneticilikten azli/müdürlükten azli ve 10.000,00 TL maddi tazminat talebine ilişkindir. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. Şirket ana sözleşmesi, ticaret sicil kayıtları incelenmiş ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Dava basit yargılama usulüne göre (TTK m. 1460) görülmekte olan davadır. Davacının talebinin şirket yönetim kurulu üyesi davalının şirketin malvarlığını kötüleştiren davranışları, ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zarar görmesine yol açar. Ortaklık malvarlığını azaltan her fiil hisseleri oranında ortakları etkiler. Fakat eğer bu eylemler sonucunda alacakları tam olarak karşılanamıyorsa bundan birinci derecede alacaklılar ve ortaklar da etkilenir. Ortaklığın gördüğü doğrudan doğruya bir zarar, ortaklar ve alacaklılar açısından dolayısıyla bir zarar teşkil eder. Ortaklığın malvarlığının eksilmesinden dolayı ortaklar zarar göreceklerdir. Somut olayda da davacı taraf ortaklığın iyi idare edilemediğini, yöneticinin tedbirli bir yönetici olarak hareket etmediğini, şirketin malvarlığını azalttığını, belirtmiştir. Ortaklar yönünden meydana gelen zarar dolayısıyla meydana gelen bir zarardır. Bu zarar borçlunun yani şirketin ödeme gücünü azaltmaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu işlemleri, ortaklık malvarlığında meydana gelen eksilmeler, alacaklıların haklarını almaları ihtimalini azaltmaktadır. Bu halde TTK m. 644/1-a atfı ile TTK m. 553/1 ve TTK m. 555'e göre davanın sonucunda ödenecek tazminatın şirkete ödenmesi kaydıyla açılması mümkündür. Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin ... Esas - ... Karar sayılı 22.09.2014 tarihli kararında “…1- Dava, tazminat istemine ilişkin olup, davacı, dava dışı limited şirketin kötü yönetilmesi sebebiyle alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağın davalı şirket müdüründen tahsilini talep ve dava etmiş, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde (yTTK m. 644) hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi (karşılığı yok) uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi (karşılığı yok) yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi (yTTK m. 553, 555, 556, 560) uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir. Somut olayda da davacı iddiası, davalının şirketi iyi yönetememesi sebebiyle şirketi zarara uğrattığına yönelik olup, dolaylı zarara ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine (yTTK m. 553, 555, 556, 560) dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir. Yukarıda açıklanan ilke uyarınca davacı alacaklının dava hakkının bulunduğunun kabulü zorunlu ise de, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere böyle bir davada davacının dava sonunda hükmedilecek tazminatı şirket yararına istemiş olması gerekmektedir. Oysa somut olayda, davacı alacağın kendisine ödenmesini talep etmiş olup mahkemece bu husus nazara alınarak davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir..” hükmü yer almaktadır. Buradan da anlaşılacağı üzere davacının somut olaydaki talebinde doğan zararın tespiti ile birlikte yasal faizi ile birlikte şirkete ödenmesini talep ettiği görülmektedir. Mahkememizce bilirkişilerden alınan 09.03.2018 ve 27.09.2018 tarihli raporlarda; dava konusu şirketin defter ve kayıtlarının incelendiği, açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu şirketin 18.06.2004 tarihi itibariyle davacı ... ile davalı ... tarafından 10 yıl süreyle şirketi temsilci oldukları, 08.12.2015 tarihinde ise davalı ...'nin 10 yıl süreyle temsilci olarak atandığı, şirketin ortaklarından ...'nin şirkete 62.922,40 TL borç verdiği, şirketten alacaklı olduğu, şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesiyle şirket gelirlerinin 2004 yılından itibaren,2006-2007-2009-2010-2013-2014- 2015 yılında ve 2016 yılında da zararının bulunduğu, 2008 - 2011 -2012 yıllarında ise küçük karlar elde ettiği, şirketin satışlarına göre aylık ortalama 11.000,00 TL cirosunun bulunduğu ve şirketin kaydi olarak mal varlığında da azalma olduğu, şirketin 13 yıllık dönemde 184.356,09 TL zararının bulunduğu, dağıtılacak karının bulunmadığı, kuyumcu bilirkişinin yapmış olduğu incelemede Kemeraltı çarşısında satışların azaldığı, son yıllarda AVM lerde toplumun bulunduğu ve Kemeraltına gelmediği, gelirlerinin azaldığı, aylık 13-16.000,00 TL satış ortalamısının bulunabileceği, böylece şirketin kötü yönetildiği ve zarara uğratıldığı iddiasının ispatlanamadığı, şirketin dağıtalıcak karının bulunmadığı, şirketinin yöneticisinin sorumluluğu için haklı sebebin bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmeler, toplanan deliller dikkate alındığında, davalının davacıyla birlikte dava konusu şirketi 2004-2015 arasında birlikte yönettikleri, 2016-2017 yılından itibaren şirket yönetiminin münhasıran davalıya geçtiği, bu tarihten öncede şirketin 2004-2015 yılları arasında 7 yıl zarar ve 3 yıl kar ettiği, şirketin ortalama satış hasılatının 11.000,00 TL civarında olduğu, davalının sorumluluğunu gerektirecek ve müdürlükten azlini gerektirecek iddiaların ispatlanamadığı, aksine davalının şirkete 62.922,00 TL borç vererek şirketin devamını sağladığı, davacının şirkete bu anlamda bir katkısının bulunmadığı tespit edildiiğdnen, davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; Davacının davasının REDDİNE, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 35,90 TL harcın dava açılışında alınan 139,37 TL'nin mahsubu ile fazla alınan 103,47 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerine bırakılmasına, Davalı tarafından yargılama gideri olarak yapılan yazışma ve tebligat gideri 15,50 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT'nin 13/1. maddesine göre belirlenen 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile vekili yararına davalıya verilmesine, HMK m. 333 gereği gider avansından artanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/10/2018 Başkan ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Katip ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2017/687, K. 2018/1070, T. 24.10.2018, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2017-687-e-2018-1070-k-1f1046fe2986