Diğer ·

2026/1374 E. 2026/921 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2026/1374
Karar No
2026/921
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BAM

8. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/1374

KARAR NO : 2026/921

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 24/10/2025

NUMARASI : 2021/646 Esas - 2025/773 Karar

DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/05/2026

İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;

K A R A R

Görülmekte olan dava; davacı adına kayıtlı ... plakalı araç ile davalı nezdinde ... Poliçesi kapsamında sigortalı ... plakalı aracın karıştığı 26/07/2020 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde, davacının aracında oluşan değer kaybı bedelinin ve eksper ücretinin tahsili istemine ilişkin olup,

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; "....davacıya ait aracın 26.07.2020 tarihinden önce 6 adet maddi hasarlı trafik kazasına karıştığı, 26.07.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının aracında değer kaybı oluştuğunun ispat yükünün davacıda olduğu, davacı vekilinin, 15.04.2025 tarihli bilirkişi ek raporuna itiraz dilekçesi ile dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette daha önce dosyaya rapor sunmayan bir başka bilirkişiden rapor alınması talebinde bulunduğu, buna rağmen 24.10.2025 tarihli celsede bilirkişi delil avansını yatırmayacaklarını beyan ederek tahkikatın sonlandırılmasını talep ettiği, bu durumda davacının aracında değer kaybı meydana geldiği iddiasının ispat edilmediği..." gerekçesiyle,

a-davacının davasının reddine,

b-karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcının 59,30 TL peşin harç, 55,63 TL tamamlama harcından harçtan mahsubu ile noksan kalan TL 500,47 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,

c-davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

d-davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

e-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına karar verilmiş,

Davacı vekili tarafından; yerel mahkemenin 2021 yılında açılmış bir davayı senelerce sürüncemede bırakarak ve davacı müvekkilini sürekli yargılama gideri ödemek zorunda bırakarak açıkça adil yargılanma hakkına, usul ekonomisine ve yargıda hedef süre kriterine aykırı davrandığı, dosyada 08.08.2022 tarihli heyet raporu, 17.03.2023 tarihli ATK raporu, 24.05.2023 tarihli bilirkişi raporu, 01.02.2025 tarihli bilirkişi raporu, 25.10.2023 tarihli ek rapor, 26.03.2025 tarihli ek rapor olmak üzere taoplam 4 tane kök, 2 tane de ek rapor alındığı, mahkeme tarafından da resen raporlar aldırıldığı, bu raporlardan 17.03.2023 tarihli ATK raporu ile müvekkilinin dava konusu kazada kusursuz olduğunun tespit edildiği, 24.05.2023 tarihli bilirkişi raporuna istinaden de 3.358,00 TL' ye taleplerini artırdıkları, 20.11.2023 tarihli rapora itiraz dilekçesinde kök raporun esas alınarak ıslah doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesinin talep edildiği, ancak mahkemece haksız şekilde davanın reddine karar verildiği, AAÜT hükümlerine aykırı olacak şekilde müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedildiği belirtilerek, istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Dosyada yapılan incelemede;

Davacı tarafça, ... plakalı araç ile davalı nezdinde ... Poliçesi kapsamında sigortalı ... plakalı aracın karıştığı 26.07.2020 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde, davacının aracında hasar ve bu hasara bağlı olarak değer kaybı oluştuğu belirtilip, (-davanın HMK'nın 107.maddesi kapsamında açıldığı, yada belirsiz alacak davası olduğu yönünde bir beyanda bulunulmaksızın-) fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, araçta oluşan değer kaybı bedelinin ve değer kaybı bedelinin belirlenmesi için katlanılmak zorunda kalınan eksper ücretinin tahsili istemi ile görülmekte olan davanın açıldığı,

Oluşa ve dosya kapsamına uygun, diğer bilirkişi raporlarının irdelendiği, hükme esas alınmaya elverişli ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 17/03/2023 tarihli raporunda belirtildiği üzere, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, kazanın oluşumunda davacıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı,

Gerekçeli ve denetime elverişli 24/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, kaza neticesinde davacıya ait araçta 3.358,00-TL değer kaybı meydana geldiği,

Bilirkişi incelemesi yaptırılmasını müteakip sunulan bilirkişi raporu gereğince davacı tarafça 16/06/2023 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile, davanın HMK'nın 107.maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıldığı açıklanarak, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle değer kaybı tazminatı bakımından 100-TL olan dava değerinin 3.358,00-TL'ye artırıldığı belirtilerek, bu miktarın 07/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, toplam 531,00-TL'nin karşı tarafa yükletilecek yargılama giderlerine dahil edilmesine karar verilmesinin talep edildiği,

Dava değerinin artırılması talebini içeren dilekçenin davalı vekiline 24/06/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından 07/07/2023 UYAP kayıt tarihli dilekçeyle, ıslah dilekçesinde artırılan talep yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu belirtilerek, yasal süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunulduğu,

İcra olunan 07/06/2024 tarihli duruşmada, davacı vekili tarafından ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi talebinde bulunulduğu,

Mahkemece; yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, müteakip bilirkişi incelemesi için gerekli olan giderlerin karşılanmaması ve bu suretle davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Öncelikle belirtilmelidir ki; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/03/2016 tarihli 2014/15-439 Esas ve 2016/207 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, hakim, kısmi dava olarak açılmış bir davayı belirsiz alacak davası olarak nitelendiremeyeceği gibi, belirsiz alacak davası olarak açılan davaya da kısmi dava olarak devam edemez. Bundan ayrı yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/03/2021 tarih 2017/432 Esas ve 2021/184 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, ıslah dilekçesi ile davanın türü değiştirilemez.

Bilindiği üzere, HMK'nın 107.maddesi kapsamındaki belirsiz alacak davalarında, dava açanın; bir bedel artırım dilekçesi ve bir defa da ıslah dilekçesi sunma hakkı bulunmaktadır. Ayrıca belirsiz alacak davalarında, alacağın tamamı yönünden davanın açıldığı tarih itibariyle zamanaşımı kesilir.

HMK'nın 109.maddesi kapsamındaki kısmi alacak davalarında ise, dava açanın yalnızca davada ıslah talebinde bulunma hakkı mevcut olup, ayrıca bedel artırım dilekçesi sunma hakkı bulunmamaktadır. Bununla birlikte kısmi davada zamanaşımı süresi davanın açılması ile birlikte dava edilen alacak yönünden kesilir. Dava konusu edilmeyen alacak yönünden ise zamanaşımı süresi işlemeye devam eder.

Olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nın 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de, haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu belirtilmiştir.

Buna karşılık 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, TBK'nın 72 ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Yani yalnızca maddi hasarlı trafik kazalarında zamanaşımı süresi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıldır.

Açıklama ve tespitlerden sonra somut olaya gelince;

Davacı vekili tarafından davanın kısmi dava şeklinde açıldığı, belirsiz alacak davası olarak HMK'nın 107.maddesi kapsamında açıldığının açıkça belirtilmediği, dava açıldıktan sonra, davacının 16/06/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile açmış olduğu davayı HMK'nın 107/2.maddesi kapsamında belirsiz alacak davasına dönüştüremeyeceği, mahkemece de davanın belirsiz alacak davası olarakta kabul edilemeyeceği gözetilerek,

Davanın HMK'nın 109.maddesi kapsamında kısmi dava olduğu, davacı vekilinin 16/06/2023 tarihli dilekçesi ile davayı ıslah ederek ıslah ile artırılan bedele hükmedilmesi talebinde bulunduğu, davalı vekilinin yasal süresi içerisinde ıslah ile artırılan miktar yönünden zamanaşımı definde bulunulduğu, kazanın 26/07/2020 tarihinde gerçekleştiği, ıslahın dilekçesinin ise 16/06/2023 tarihinde 2 yıllık zamanaşımı süresinden sonra verildiği ve davalı vekilinin süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunduğu gözetilerek, davanın 100,00-TL değer kaybı yönünden kısmen kabulüne ve 531,00-TL nin yargılama giderleri kapsamında davalıdan tahsiline, bu suretle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, dava sanki belirsiz alacak davasıymış ve davada ıslah yapılmamış gibi ıslah talebini takiben yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasının istenilmesini müteakip masrafların karşılanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi, kabule göre de, dava değerinin çok üzerinde ve AAÜT'ye açıkça aykırı biçimde 30.000,00-TL vekalet ücretine hükmedilmiş olması hatalı olmuştur.

Hal böyle olunca da, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması, HMK'nın 353/1-b/2.maddesi hükmü gereğince esas hakkında yeniden karar verilmesi gerekmiştir.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,

1/İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2025 tarih, 2021/646 Esas, 2025/773 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, (HMK.m.353/1-b/2)

2/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından yatırıldığı anlaşılan 732,00-TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine,

3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,

4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin takdiren yapan üzerinde bırakılmasına,

5/İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2025 tarih, 2021/646 Esas, 2025/773 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kaldırılmasına,

6/Davanın kısmen kabulüne, 100,00-TL değer kaybı bedelinin 07/01/2021 tarihinden itibaren (davacı tarafça belirtilen sigorta şirketine başvuru tarihi olan 28/12/2020 tarihini müteakip 8 iş günü sonrası- temerrüt tarihi) yasal faiziyle (aracın hususi olması nedeniyle) davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ıslah ile artırılan fazlaya ilişkin talep yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine,

a/Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar harcından 59,30-TL peşin harç ve 55,63-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 114,93-TL'nin düşülmesi ile bakiye kalan 617,07-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,

b/Davacı tarafından yapıldığı anlaşılan 2.710,90-TL posta masrafı ve 5.900,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.610,90-TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 242,01-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

c/531,00-TL eksper ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

d/Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden belirlenen 100,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

e/Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca; davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinden fazlasına hükmedilemeyeceğinden 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

3/Taraflarca yatırılan gider avanslarından arta kalanının; kararın kesinleşmesini müteakip ilgilisine iadesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.25/05/2026

Atıf: Diğer, E. 2026/1374, K. 2026/921, T. 25.05.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2026-1374-e-2026-921-k-1c479a558fd6