Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/736 E. 2026/796 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/736
Karar No
2026/796
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/736 - 2026/796 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/736 KARAR NO : 2026/796

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/02/2025 NUMARASI : 2019/450 Esas - 2025/63 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 21/05/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 15/06/2026

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.11.2012 tarihinde, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan araç sürücüsü ...’ın seyir sırasında direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen tek taraflı trafik kazasında, araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını ve sürekli olarak malul kaldığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusuru olmadığını, davalı sigorta şirketine yapılan ilk başvuru üzerine 08.10.2014 tarihinde davalı Sigorta Şirketi tarafından 24.445,00.-TL ödeme yapıldığını, ayrıca Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2015.E.139379 sayılı dosyası ile 25.12.2015 tarihinde 5.000,00.-TL, 2016.E.11132 sayılı dosyası ile de 38.447,00.-TL tazminata hükmedildiğini, dava öncesinde davalı Sigorta Şirketi tarafından %10 maluliyet oranı esas alınarak ödeme yapıldığını, ancak kaza nedeni ile davacıda oluşan maluliyet oranının yükseldiğini, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi raporu ile davacının maluliyetinin %27 olarak tespit edildiğini, Yargıtay kararları uyarınca da artan maluliyetin talep edilebileceğine karar verilmesi nedeni ile Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapıldığını, Komisyonun 2018.E.25951 K-2018/59375 sayılı kararı ile başvurunun kabulüne ve 157.108,00.-TL tazminatın davalı Sigorta Şirketi'nden tahsiline karar verildiğini, ancak Sigorta Şirketi tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti'nin 2018.İ.9381 2018/İHK-I078I sayılı kararı ile Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, dosyadan el çekilmesine ve başvuru sahibine dava açmakta muhtariyetine karar verildiğini, Hakem Heyeti kararının hukuka aykırı olduğunu, davacının maluliyet oranının arttığını, artan maluliyet oranına tekabül eden zarardan davalı Sigorta Şirketi'nin sorumlu olduğunu, ayrıca davalı Sigorta Şirketi tarafından kaza tarihi itibarıyla geçerli olmayan mevzuata dayalı olarak maluliyet tespiti ve buna dayalı olarak da ödeme yapıldığını, ancak davalı Sigorta Şirketi tarafından yapılan ödeme ile davacının zararının karşılanmadığını, ayrıca daha önce ödeme yapılmış olması halinde de 2918 sayılı Kanun'un 111. maddesi ile zarar görene ibranamenin iptali hakkı tanındığını, davacıya ödenen tutar ile davacının gerçek zararı arasında fahiş fark olduğunu belirterek, 5.000,00.-TL sürekli işgöremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile 157.108,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı Sigorta Şirketi'nden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 19/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava konusu olayın gerçekleşme tarihi nedeniyle zamanaşımından ret kararı verilemeyeceğini, kaza sonucu davacının yaralandığını, kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/1. fıkrasında düzenlenen ve taksirle yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylemle ilgili ceza davasının Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin (e) fıkrasına göre 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf eden tarafın sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda kaza tespit tutanağı uyarınca, 10.11.2012 tarihinde davacının ... plakalı araç içerisinde yolcu olarak bulunduğu sırada sigortalı araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkmasıyla kazanın meydana geldiğinin belirtildiği, kaza tarihi itibariyle aracın davalı sigorta şirketi nezdinde KZMMS'sinin düzenlendiği, davacı tarafından dosyaya sunulan ve İzmir Katip Çelebi Hastanesi tarafından hazırlanan 17/10/2017 tarihli maluliyet raporunda, davacının kaza sonucu %27 oranında malul kaldığının belirtildiği, mahkemece İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu’ndan alınan 08/11/2023 tarihli raporda, davacının kaza sonucu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %24 oranında meslekten kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, mahkemece aktüer bilirkişiden alınan 27/03/2024 tarihli raporda, davacının talep edebileceği bakiye sürekli işgöremezlik tazminatının 2.136.831,04.-TL olarak hesaplandığı, bakiye poliçe limitinin ise 157.108,00.-TL olduğu, Sigorta Hakem Heyeti dosyası içeriğinden davacı tarafın maluliyet artışına dayalı bakiye tazminat talepli başvuru dilekçesinin 06.02.2018 tarihinde davalı Sigorta Şirketi'ne tebliğ edilmiş olduğu, mahkemece bu tarihin esas alınması halinde temerrüt tarihinin tebliğden itibaren 8 iş günü sonrası olan 19.02.2018 tarihi temerrüt tarihi olarak belirlendiği, sigortalı aracın “hususi araç” niteliğinde olması nedeni ile temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğinin belirlendiği, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamına, toplanan delillere ve mahkeme kararının gerekçesine göre, eldeki davanın kısmi dava mahiyetinde olduğu ve davacının sürekli iş göremezlik tazminat talebini içerdiği, mahkemece hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile davacının söz konusu trafik kazası nedeniyle talep edebileceği tazminat miktarının tespit edildiği, davacı tarafından 18/04/2024 tarihinde ıslah dilekçesinin sunulduğu ve davalı tarafından zamanaşımı definde bulunulduğu, olay tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı KTK’nın 111. maddesi uyarınca tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmaların veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebileceğinin belirtildiği, kazadan sonra davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 08.10.2014, 25.12.2015, 26.07.2016 tarihlerinde ödeme yapıldığı, dava tarihi itibarıyla anılan hükümde düzenlenen 2 yıllık sürenin dolduğu, yine 6098 sayılı TBK’nın 49. maddesi ve 72. maddesi uyarınca haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun belirtildiği, 2918 sayılı KTK’nın 109/1. maddesinde, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörüldüğü, maddenin 2.fıkrasında ise fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağının belirtildiği, eldeki davada kaza sonucu davacının yaralandığı, kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/1. fıkrasında düzenlenen ve taksirle yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylemle ilgili ceza davasının Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin (e) fıkrasına göre 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun belirlendiği, kazanın 10/11/2012 tarihinde meydana geldiği, davanın 07/08/2019 tarihinde açıldığı, bu kapsamda ıslah tarihi olan 18/04/2024 tarihinde gerek uzatılmış zamanaşımı süresi olan 8 yıllık süre gerekse nihai süre olan 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunun anlaşılmasına, dava artan maluliyet iddiasına dayalı olarak açılmış ise de mahkemece hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından dosyaya sunulan 08/11/2023 tarihli raporda, davacının 10/11/2012 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı kot kırıkları, akciğer kontüzyonu, hemotoraks, L2 ve L4 transvers proces kırıkları, pelvis kırıkları, dalakta laserasyon, splenektomi saptandığı, Manisa Devlet Hastanesi'nin 27/05/2014 tarihli raporunda, splenektomi nedeniyle %10 özür oranı takdir edildiği, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin Adli Tıp Anabilim Dalının raporlarında, 13/10/2017’de yaptıkları muayene sonuçlarına göre, splenektomi, pelvis ve kaburga kırıkları nedeniyle %27 Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı oranı takdir edildiği, kurulun 08/11/2023 tarih, 17797 karar nolu mütalaasında; İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 24/05/2023 ve 29/05/2023 tarihli raporları değerlendirilerek, splenektomi ve lomber vertebra transvers proces kırıkları nedeniyle %24 Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı takdir edildiği, özürlülük kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin, farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceği, kişi hakkında düzenlenmiş raporlar arasındaki farklılıkların raporlara dayanak olan muayene farklılıklarından ve bazı arazların farklı maddelerde değerlendirilebilmesi nedeniyle yaklaşım farklılığından kaynaklandığı, bunun yeni gelişen tıbbi bir durum olmadığı, artan veya azalan maluliyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin açıkça belirlenmiş olması karşısında davacının artan maluliyetinin de bulunmadığının anlaşılmasına, bu kapsamda mahkemece ıslaha konu edilen tazminat miktarının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun denetime elverişli bulunmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU açık olmak üzere 21/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/736, K. 2026/796, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-736-e-2026-796-k-f84860e89627