Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/764 E. 2026/800 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/764
- Karar No
- 2026/800
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/764 - 2026/800 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/764 KARAR NO : 2026/800
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/03/2025 NUMARASI : 2021/448 ESAS - 2025/222 KARAR
DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 21/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/06/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... ... İnşaat Ulaştırma Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 29/10/2020 tarihinde davalı ... ... İnşaat Ulaştırma Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin maliki olduğu, davalı ...'in sevk ve idaresindeki araç ile davacıya ait motorsiklet arasında meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL. geçici iş göremezlik, 100,00 TL. sürekli iş göremezlik ve 100,00 TL. hastane ve tedavi harcamalarının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... ... .... A.Ş.'den olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 10/07/2024 ve 25/11/2024 tarihli dilekçeleri ile davalılar yönünden maddi tazminat taleplerinden feragat ettiğini bildirmiştir. Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... ... İnşaat Ulaştırma Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 60.000,00 TL manevi tazminatın 29/10/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ... İnşaat Ulaştırma Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, karar davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ...... A.Ş. vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, kısmen kabul kararı sebebiyle davalılar lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, kazada davalının kusuru bulunmadığından doğduğu iddia edilen zarar ile davalının eylemi arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığını, mahkemece maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin düşük olduğunu, henüz yargılama devam ederken ve mahkemece davacının haklılığına dair bir tespit yapılmamışken davadan feragat edilmiş olması nedeniyle AAÜT 13/4 maddesine göre de; "Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." düzenlemesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... ... İnşaat Ulaştırma Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde, davalı şirketin ticari bir şirket olması nedeniyle zorunlu arabuluculuk şartı olmasına rağmen davacı tarafından davalı şirket açısından arabulucuğa başvurulmadığını, davalı ... A.Ş.'nin dava konusu kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru ve sorumluluğu olmadığını, davalı şirketin işleten sıfatını haiz olmadığını, kaza yapan aracın diğer davalı ...'in sorumluluğu ve gözetiminde olması nedeniyle davalı ... AŞ'nin araç üzerinde herhangi bir fiili hakimiyeti bulunmadığını,kaza tarihinde davalı ...’in çalışmadığını ve davalı ...’in aracı davalı şirkete haber vermeden, izin almadan özel işleri için kullanmak üzere aldığını,mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, mahkemece taraflarına düşük vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden,HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf eden tarafların sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup yargılama sırasında maddi tazminat taleplerinden feragat edilmiştir. Somut olayda kaza tespit tutanağı uyarınca, 29.10.2020 tarihinde davalı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki kamyonet ile seyri sırasında kamyonetin sağ arka yan kısımları ile, kavşağa katılan motorlu bisikletin ön kısımlarının çarpışması sonucu meydana gelen kazada her iki sürücünün kural ihlali olduğunun belirlendiği, mahkemece Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'ndan alınan 05/12/2022 tarihli rapor uyarınca kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'in %70 oranında, davacı ...'in %30 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, Eskişehir 6.ASCM’nin 2021/659 Esas nolu dosyasında yapılan yargılamada kusur durumuna ilişkin trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen 20/01/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre; meydana gelen kazada sanığın, yola gereken dikkatini vermediğini, kaza mahalli kavşağı mevcut hızı ile kontrolsüz bir şekilde hızını asgari hadde düşürmeden giriş yaptığı ve kazaya sebebiyet verdiği, 2918 sayılı Yasa'nın 57.maddesi ile Yönetmeliğin 109.maddesi ve yine 2918 sayılı Yasa'nın 84.maddesinin h bendi gereğince "kavşaklarda Geçiş Önceliğine Uymama" kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğunun, müştekinin ise kaza mahallinde görüş mesafesinin açık ve yeterli olmasına rağmen hızını mahal şartlarına göre ayarlamadığı, mevcut hızı ile olay mahalline yaklaştığında 2918 Sayılı Yasanın 52.maddesi ile Yönetmeliğin 102.maddesinin a bendi gereğince; "Aracın hızını, kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken azaltmamak" kuralını ihlal ettiğinden kazanın oluşumunda tali kusurlu olduğunun belirtildiği, neticeten sanığın taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçundan cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, mahkemece Adli Tıp Kurumu 2.Adli Tıp İhtisas Kurulu'ndan alınan 24/06/2022 tarihli rapor uyarınca davacının kaza sonucu sol humerus tuberkulum majusta kırık mahiyetindeki yaralanmasına bağlı olarak tüm vücut engellilik oranının %4 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, mahkemece anılan delillerin değerlendrilmesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamına, toplanan delillere ve mahkeme kararının gerekçesine göre, mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun ceza yargılamasında maddi vaka olarak belirlenen kusur durumu ve olayın oluşu ile uyumlu bulunmasına, buna göre kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'in %70 oranında, davacı ...'in %30 oranında kusurlu olduğunun belirlenmesine, davanın açılmasından önce davalı sürücü ve davalı Sigorta Şirketi aleyhine arabulucuğa başvuru yapıldığı, son tutanağın dosyaya sunulduğu, buna mukabil işleten davalı ...... A.Ş. aleyhine açılan davada davalıların müşterek ve müteselsil sorumluluğuna dayanılmış olması ve davalı işleten yönünden davanın dayanağının haksız fiilden kaynaklanan sorumluluğa ilişkin bulunması nazara alındığında davalı işleten aleyhine açılan davada arabuluculuk başvuru zorunluluğu bulunmadığının anlaşılmasına, davalı ...... A.Ş. nin araç işleteni sıfatıyla meydana gelen zarardan diğer davalılarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ve işleten sıfatının ortadan kalktığına dair somut bir delilin dosya kapsamında bulunmadığının anlaşılmasına, davada maddi tazminata ilişkin dava değerinin 300,00 TL olduğu ve bedel artırımı yapılmadığı nazara alındığında AAÜT 13. maddesi; "(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7'nci maddenin ikinci fıkrası, 10'uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12'nci maddenin birinci fıkrası, 16'ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." uyarınca, davalılar aleyhine hükmedilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına, davacının yaralanmasının mahiyeti,kusur durumu ve sosyal ve ekonomik durum tutanakları nazara alındığında mahkemece davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun bulunduğunun anlaşılmasına, 14/03/2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 25/12/2024 tarihli ve 2024/29 Esas - 2024/226 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile HMK'nın 326/2 maddesinde yer alan; "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmünün manevi tazminat yönünden iptaline ve kararın Resmi Gazetede yayınlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, Anayasa Mahkemesinin bu kararının 14/12/2025 tarihinde yürürlüğe girdiği nazara alındığında karar tarihi itibarıyla mahkemece verilen kararda reddedilen manevi tazminat miktarına ilişkin red vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ...... A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ...... A.Ş. vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davacıdan alınması gereken 732.00 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 615.40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116.60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden davalılar ... A.Ş. ve ...’den alınması gereken 4.098,60TL harçtan bu davalılar tarafından peşin yatırılan (1024,65X2) 2.049,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 2049,30 TL harcın bu davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın davanın taraflarına HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 21/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
*Bu belge 5070 sayılı Kanun maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.