Diğer ·

2025/104 E. 2026/220 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/104
Karar No
2026/220
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/104 Esas KARAR NO : 2026/220

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/05/2025 KARAR TARİHİ : 29/09/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketc 04.08.1998 tarihinde ...’da kurulduğunu, araç kiralama sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, davacı, yalnızca menşe ülkesinde değil, uluslararası alanda da marka portföyüne sahip olduğunu, markasının Suudi Arabistan, Fas, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Bahreyn, Ürdün, Lübnan, Umman ve Yemen’de tescilli olup, tanınmış bir marka olduğunu, Türkiye’de de tanınmış marka korumasından yararlanması gerektiğini, Davacı, ... ve ... ibareli markalarını uzun yıllardır ticaret unvanı ve markası olarak kullandığını, özellikle Sınıf 39 kapsamındaki araç kiralama ve taşımacılık hizmetlerinde geniş bir bilinirliğe sahip olduğunu, Davacı markası ile davalı markası aynı/ayırt edilmeyecek düzeyde benzer olduğunu, davalı adına tescilli... numaralı “...” markası ile davacı adına tescilli ... ve ... markaları görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan birebir aynı olup, karıştırılma ihtimali çok yüksek derecede olduğunu, dava konusu marka, davacıya ait marka tescillerinde ve davacıya ait ...adresli resmi web sitesinde kullanılan marka ile renk ve şekil unsurları bakımından da birebir aynı olduğunu, davacı markasının ayırt edici unsuru olan ... ibaresi, davalı markasında da aynen yer almakta ve eklenen “...” ibaresi, araç kiralama sektöründe jenerik ve tanımlayıcı nitelikte olduğundan, herhangi bir ayırt edicilik yaratmamakta olduğunu, davacı adına tescilli ... ve... markaları ile davalı adına tescilli ...numaralı “...” markası, her ikisi de esas olarak Nice Sınıflandırması kapsamında 39. sınıf altındaki taşıma ve araç kiralama hizmetlerini kapsamakta olduğunu, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeksizin, davalıya ait ... web sitesi ve diğer ilgili dijital kanallar üzerindeki kullanımın bilişim uzmanı tarafından incelenerek, mevcut içeriklerin ve ekran görüntülerinin alınmasını, davalının davacı markasını kullandığı alanların detaylı biçimde kayıt altına alınmasını, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne (... numaralı “...”) ve “...” alan adına yönelik iptal kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, müvekkili şirketinin marka başvuru tarihi olan 2017 yılından önce "..." markasının Türkiye’deki araç kiralama sektöründe, Türk tüketicileri tarafından bilindiğini ispat etmek zorunda olduğunu, oysa dava dosyasına sunulan belgeler incelendiğinde, davacının Türkiye’ye yönelik herhangi bir reklam harcaması, Türkiye’deki pazar payı, Türk medyasında yer alan haberleri veya Türk tüketicisine yönelik operasyonel faaliyetlerine dair tek bir somut delil bulunmadığını, müvekkili olan şirketin, "..." markasını Türkiye’de tescil ettirirken tamamen dürüst hareket ettiğini, Türkiye sınırları içerisinde tescilli olmayan ve fiili kullanımı bulunmayan bir ibareyi, kendi ticari yatırımlarının bir parçası olarak hukuka uygun şekilde tescil kapsamına aldığını ve müvekkilinin, markayı tescil ettirmekle kalmamış, "..." alan adını tesis ederek dijital altyapısını kurmuş ve Türkiye pazarında bu marka altında hizmet vermek üzere hazırlıklarını tamamlamış olduğunu, davacının sunduğu belgeler incelendiğinde, bu belgelerin çoğunun müvekkilinin tescil tarihinden (2017) sonraki tarihleri taşıdığıının görüldüğünü, Davacının, Türkiye pazarında tanınmadığını ve unvanını burada markasal ya da unvansal anlamda kullanmadığı için, müvekkilinin tescilli markası karşısında SMK m. 6/6 anlamında bir "öncelik hakkı" veya "unvan koruması" iddiasında bulunamayacağını, "..." ibaresinin, araç kiralama hizmetleri için doğrudan tanımlayıcı olduğunu ve SMK m. 5/1-c bendi uyarınca tek başına tescili dahi mümkün olmadığını, dolayısıyla, davacının bu ibare üzerinden bir benzerlik veya iltibas iddiası kurgulamasının hukuken geçersiz olduğunu, ..." kelimesi üzerinden yapılacak bir değerlendirmede de iltibas (karıştırılma) tehlikesinin oluşmadığını, davacı tarafın, müvekkili adına tescilli ... numaralı “...” markasına yönelik ve “...” alan adına yönelik iptal talebinin reddine, davacının kötü niyet, tanınmışlık ve öncelik hakkı iddialarının, markaların ülkeselliği ilkesi ve ispat külfetinin yerine getirilememesi nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmalık; ; Davalı adına ...tescil nolu markanın hükümsüzlüğü, ayrıca davalıya ait alan adının terkini talepleri ile açıldığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur. HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi ... 15/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "...” internet sitesinin güncel olarak yayında olmadığı, ancak Alan Adının (Domain) güncel olarak aktif olduğu ve alan adının, 01.11.2017 tarihinde kayıt altına alındığı, alan adının kayıtlı sahibinin gerek whois sorguları gerekse BTK müzekkere cevabı uyarınca “.... Şti.” isimli firma olduğu , Geçmiş Kullanım Analizi İncelemeye konu “...” internet sitesinin güncel olarak yayında olmaması nedeniyle web arşiv sistemi üzerinden yapılan sorgulamada, internet sitesinin 2018 yılından 15 Haziran 2025 tarihine kadar aktif kullanımda olduğuna dair arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ,Arşiv kayıtlarına göre davaya konu internet sitesi, bu süre boyunca “..." adı ve logo kullanımı ile “Araç Kiralama Hizmetleri” kapsamında faaliyet göstermiş olduğu tespit edildiği" bildirilmiştir. Bilirkişiler...., ...ve ... 19/06/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Hükümsüzlüğü talep edilen ... başvuru numaralı “...” ibaresini ihtiva eden markasının SMK 6/3, 6/4, 6/5, 6/6,6/9 hükümleri kapsamında hükümsüzlük oşullarının oluşmadığını bildirilmişlerdir. Davacı vekili yeni bir inceleme yada ek rapor talep etmişse de itiraz sebepleri hukuki nitelikte olduğundan keza 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 inci maddesinde belirtilen "hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle yeniden bir inceleme yapılması talepleri itiraz sebeplerinin hukuki nitelikte olması nedeniyle kaldi ki bilirkişilerin ve uzmanların görüşü hakim için bağlayıcı olmayıp HMK'nın 282. maddesinde uyarınca hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği hususu yasal düzenleme ve yüksek yargı uygulamaları ile sabit olduğundan davacının yeni bir inceleme yapılması yönündeki talebi usul ekonomisi de gözetilerek yerinde görülmemiştir. Öte yandan tamamı hukuki nitelikte olan gerçek hak sahipliği, kötüniyet, tanınmışlık, unvan üzerindeki üstün hakka dayalı hükümsüzlük sebeplerinin tamamının değerlendirilmesi hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek nitelikte olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararında da işaret edildiği üzere hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak HMK 266 madde kapsamında sunulan rapor ve deliller nihai olarak takdiri Mahkememizce yapılmış olup, sunulu delillere göre yapılan incelemede: Türk Patent ve Marka Kurumundan celp edilen marka tescil belgelerinin incelenmesinde; Davalı adına ... tescil nolu ... şekil ibareli markanın ...sınıf için 24.10.2017 tarihinden itibaren tescil edildiği anlaşılmıştır. GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ İDDİASI KAPSAMINDAKİ HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ (SMK 6/3) Hukukumuzda asıl olarak tescil sistemini benimsenmiş, ancak tescilden önce gerçekleşen kullanıma da değer atfedilmiştir. Kural olarak tescil ile marka hakkı doğar; ancak söz konusu işaret ilk Tescilden önce kullanılmak suretiyle piyasada maruf hale getirilmişse, marka hakkı sahibi, işareti tescilden önce kullanarak piyasada maruf hale getirendir. Bu kişiye “gerçek hak sahibi” denilir. Bu bakımdan, SMK’nın 7/1 maddesinde yer alan “Bu kanunla sağlanan marka koruması tescil ile elde edilir” biçimindeki hüküm açıkça tescil ilkesinin kabul edildiğini gösterirken, buna karşılık SMK’nın 6/3 maddesinde tescile rağmen başkasının hak sahibi olabileceği, markayı ilk kez ihdas eden, kullanan kişinin de korunacağı düzenlenmiştir. Ancak gerçek hak sahipliği incelemesi yapılırken davacı yan tarafından sunulan deliller arasında sunulan ilgili kullanımların Türkiye’de yapılmış olması ve ülkemize sirayet edecek şekilde markanın ciddi kullanım ile marufiyet kazanılmış olması önem arz edecektir. Türkiye’de yapılmamış veya yapıldığı tespit edilemeyen kullanımlar değerlendirme kapsamına alınamayacaktır. Gerçek hak sahipliği incelemesi yapılırken önemli olan kıstaslardan birisi de tarih unsurudur. Davalıya ait ... başvuru numaralı markanın başvuru tarihi 24.10.2017 tarihi olup Davacının bu tarihten önce ülkemizde markasını ciddi olarak kullandığını ispat etmesi ve tanınmış olduğunu ispat etmelidir. Zira varsa ancak önceki kullanımlar değerlendirme kapsamına alınacaktır. Hükümsüzlüğü talep edilen ... başvuru numaralı “...” ibaresini ihtiva eden markasının başvuru tarihi 24.10.2017 olup davacı yanın delillerin sadece yurt dışı tescil belgelerinden ibaret olduğu görülmüştür. Davacı yanın gerçekleştirdiği kullanımlar ile ülkemiz sathında davacının markasına dava konusu markanın başvuru konusu edildiği tarihten önce marufiyet kazandırdığını gösterir nitelikte olmadığı, hal böyle iken ... başvuru numaralı “...” ibaresini ihtiva eden markanın SMK m.6/3 bakımından hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır. TANINMIŞLIK İDDİASINA DAYALI HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ Davacı kendisine ait markanın tanınmış marka olduğu iddiasında bulunmuştur. 6769 sayılı SMK'da ve taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus Özel Dairenin bozma kararında belirtildiği üzere konu mahkeme içtihatları ve öğretiye bırakılmıştır. Nitekim Özel Daire ... tarih ve .... s. bir kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" biçiminde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi, ilişkin olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tespiti cihetine gidilmektedir. Doktrinde konuyla ilgili yapılan bir başka tanıma göre ise; "Bir ülkenin bir veya birkaç yöresinde tutunma markalar değil, dünya çapında olmasa bile, yurt içi ve yurt dışında ilgili çevrelerce bilinen, Paris Sözleşmesine üye devletlerden birinin yurttaşına veya o ülkelerden birinde yerleşik olan ya da ticari veya sınai işletmeye sahip kişilere ait bulunan markalar" tanınmış markalardır (Bkz. Ünal Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku, 2012, s. 411). SMK m.6/5'te yer alan "Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi" ibaresine temel teşkil eden düzenleme Paris Konvansiyonunun 1. mükerrer 6. maddesi hükmüdür. Bu hükümde tanınmış marka kavramına yönelik olarak verilen kriter "herkesçe bilindiği mütalaa edilen" kavramıdır. Markanın tanınmış olup olmadığının tespitinde 1997 tarihli WIPO kriterlerinden faydalanılır. WIPO tarafından ortaya konulan kriterler şu şekildedir; Markanın tescilinin ve kullanımının süresi ,Markanın tescilinin ve kullanımının yayıldığı coğrafi alan ve kapsam. Markanın üzerinde kullanıldığı mal ve/veya hizmetin piyasadaki yaygınlığı, pazar payı, yıllık satış miktarı ,Markaya ilişkin promosyon çalışmalarının (özellikle de Türkiye'deki promosyon çalışmalarının) özellikleri, (Promosyonun süresi, devamlılığı, yayıldığı coğrafî olan, kapsam, promosyona harcanan para, promosyonun niteliği (TV reklamı, yerel gazete ilanı, sadece çocuk sahiplerine yönelik yapılan tanıtım vs.) , Reklam niteliğinde olmayan ancak markanın tanıtımına faydalı olabilecek nitelikte faaliyetler var mıdır? (Gazete, dergi, TV vb. medya organlarındaki yayınlar, markalı ürünlerin fuarlarda teşhiri vb.) Markanın tanınmışlığını gösteren bir mahkeme kararı var mıdır veya marka sahibinin markasını koruma yolundaki etkin çabaları nelerdir? (Tanınmışlık kararı dışında, verilmiş mahkeme kararları, hâlen devam etmekte olan marka, haksız rekabet davaları, itiraz sayıları vb.), Marka ne derece orijinaldir, markanın ayırt edicilik niteliği nedir?,Markanın tanınmışlığına ilişkin yapılmış kamuoyu araştırmaları varsa bunların sonuçları ,Markanın sahibi firmaya ilişkin özellikler (firmanın büyüklüğü, çalışan sayısı, ödenmiş sermayesi, cirosu, kârı, yurt çapında ve yurtdışında sahip olduğu dağıtım kanalları; şubeleri, bayilikleri, servis ağı, ödediği vergi, ihraç miktarları, piyasasına hâkimiyeti vs., Marka üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetle özdeşleşiyor mu? Marka kelime veya şekil olarak görüldüğü anda refleks olarak belli bir ürünü çağrıştırıyor mu? Marka üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetle ilgili olarak belli bir kaliteye veya statüye işaret ediyor mu? , Markayı taşıyan ürüne veya marka sahibi firmaya ilişkin olarak alınmış belgeler, ödüller , Markayı taşıyan ürünlerin dağıtım kanalları ( marka sahibi firmanın kendine ait dağıtım kanallarının dışında) ve söz konusu ürünlerin ithalat ve ihracat olanakları nelerdir? , Eğer marka bir satışa konu olmuşsa, marka üzerinde kıymet takdiri yapılmışsa markanın parasal değeri nedir? ,Markanın parasal değeri, marka sahibinin yıllık bilançosunda gösterilmiş midir? ,Marka tescillerinin kapsadığı mal ve/veya hizmet portföyünün genişliği nedir? ,.Marka halk nezdinde tanınan bir marka ise bu tanınmışlık düzeyini ne kadar süredir korumaktadır,.Markanın tanınmışlığından ötürü, bu niteliğine yönelik tecavüz fiilleri var mıdır? Marka üçüncü kişilerce taklit ediliyor mu? (Markaya benzer başvuruların yoğunluğu, markanın piyasada haksız yere üçüncü kişilerce kullanılıp kullanılmadığı vs.). Marka üçüncü kişilerce kullanılmakta ise bu kullanım, şekil ve üzerinde yayıldığı coğrafi ve ticari olan itibariyle tanınmış marka sahibine zarar veriyor mu? Marka, üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetin niteliği itibariyle veya potansiyel ve fiili kullanıcı kitlesinin niteliği itibariyle tecavüze açık mı, değil mi? ,gibi kriterler belirlenmiştir. Ancak markanın tanınmış marka olarak belirlenmesinde, markanın ilgili toplumun ilgili kesiminde sahip olduğu yüksek bilinirlik düzeyi dikkate alınması gereken kriterlerden biridir. Her somut olayda hakim tarafından sunulu delillere göre takdir edilmesi gereklidir. Bu kapsamda somut olaydaki deliller incelendiğinde; Davacı yanın markasının yurtdışında tescilli olduğu hususu ifade edilmiştir. Ancak “Tescillerin Küresel Genişliği” tanınmışlık için tek başına bir gösterge değildir. Öğretide ve uygulamada WIPO kriterlerine özgü tanınmışlık kriterleri ile birlikte dikkate alınmalıdır. Davacı tarafından sunulan söz konusu bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının yurtdışı tescil belgeleri dışında hiçbir delil sunmadığı görülmektedir. Dolayısıyla yurtdışı tescilleri , tek başına davacının “tanımış marka hâline getirdiğini ispata yeterli değildir. Davacının markasının Türkiye’de tanınmış olduğuna dair davacı yanca sunulu deliller kanaat oluşturmak için Wipo kriterlerine göre hiçbir veri içermediğinden tanınmışlık iddiasına dayalı hükümsüzlük istemlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. SMK m. 6/6’KAPSAMINDA UNVANA DAYALI HÜKÜMSÜZLÜK İDDİALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ SMK m. 6/6 uyarınca “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını çermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir”. Bu hüküm çerçevesinde bir markanın hükümsüzlüğünün talep edilebilmesi için hedef kitle nezdinde tescil konusu marka ile ticaret unvanının sahibi şirket arasında bir iltibasın söz konusu olması gereklidir. Aksi halde tacirleri birbirinden ayırmak için kullanılan ticaret unvanının, mal ve hizmetleri birbirinden ayırmaya yarayan markalara göre öncelik sağlanması yasanın aradığı bir düzenleme değildir. SMK m. 6/6’ya dayanan tarafın ticaret unvanının, Türkiye’deki belirli bir tanınmışlık kazanması halinde Türkiye’deki hedef kitlenin tescile konu markayı ticaret unvanı sahibiyle ilişkilendirilecek olması gerekir. Aynı ilkeler, alan adı bakımından da geçerlidir. Davacı yan tarafından, ...ibareli ticaret unvanının Suudi Arabistan Krallığında 1998 yılında tescilli olduğuna ilişkin belge sunulduğu görülmüştür. SMK m.6/6 kapsamında yurt dışında tescilli ancak Türkiye de tescilli olmayan bir ticaret unvanına dayanarak hükümsüzlük talep edilmesi mümkündür, ancak bu talep ‘ülkesellik ilkesi’ nedeniyle otomatik olarak kabul görmemektedir. Yargıtay’ın yerleşik uygulaması uyarınca, bu tür durumlarda Paris Sözleşmesi’nin 8. maddesinin sağladığı korumanın, genellikle karşı tarafın “kötüniyetli” olması (MK m.2, SMK 6/9 )veya davacının Türkiye ile olan ciddi ticari bağlantısı/girişimleri ile desteklenmesi halinde geçerli olacağı yönündedir. Davalı yanın hükümsüzsüzlük talep edilen markasının esaslı unsuru olan “... “ ibaresi davacı firmanında yurtdışında ticaret unvanın ana unsurudur. Ancak davacının dayanmış olduğu ticaret unvanı veya alan adının, bu anlamda Türkiye’de davalının müktesep hakkına göre üstünlük sağlayan bir kullanıma sahip olduğuna yönelik herhangi bir kanıt sunulmadığı gibi davalının kötüniyetli olduğu yönünde de davacı yanca delil sunulmamıştır. Yani davacının markasal olarak ülkemizde ciddi bir ticari faaliyeti bulunmadığı, ticaret unvanının konu ve amacının ne olduğu hususunda ve ülkemizde hangi alanda faaliyet gösterdiği hususunda delil olmadığı, dolayısıyla tescilli ticaret unvanına ait sicil kaydındaki faaliyet konuları ile davalı markasının tescilli olduğu mal ve hizmetlerinde karıştırılmasının mümkün olmadığı, SMK m.6/6 kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır. KÖTÜNİYETLİ TESCİL İDDİASININ İNCELENMESİ SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir amir hükmünü düzenlemiştir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Çünkü bu düzenlemeler, esasen, TMK'nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir. HGK’nın 29.06.2022 tarih, ...E., ...K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, gerek 556 sayılı KHK’da gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Asıl olan iyi niyet olduğu için tescilin kötü niyetli olduğunu iddia edenin bunu ispatlaması gerekmektedir. Ancak bu olgu spesifik bir tespit olduğundan her somut olayda mahkemece takdir edilmesi gereklidir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmelidir. Buna göre somut olayda davalının kötüniyetli olduğu iddiası davacı yanca ispat edilmediğinden SMK 6/9 maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin reddi gerekmiştir.Her ne kadar kötüniyete dayalı hükümsüzlük istemlerinde 5 yıllık süre geçtikten sonra da dava açılabilmekteyse de; somut olayda davalının kötüniyetli olmadığı ve davacının da 8 yıl geçtikten sonra huzurdaki davayı açtığı anlaşılmıştır. Toplanan deliller, HMK 266 madde kapsamında dosyadaki deliller ile uyumlu ve Marka hukuku ilkelerine göre hazırlanmış bilirkişi raporu, marka tesciline dair davacının marka tescil belgesi, davacı yanca sunulu yabancı menşeili ticari sicil kaydı, davacı yanca Ortadoğu ülkelerindeki tescillere ilişkin Türkçe tercüme kayıtları , alan adı oluşturma tarihleri bir bütün olarak incelendiğinde hükümsüzlük istemlerinin( SMK 6/3-4-5-6-9-) hiç birinin somut olayda gerçekleşmediği , gözetilerek sübut bulmayan davanın reddine dair hüküm oluşturulması gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın REDDİNE, 2-732 TL ilam harcının yatırılan 615,40-TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davanın reddi sebebiyle, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 29/09/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2025/104, K. 2026/220, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-104-e-2026-220-k-ccb097921939